iv
ÖZ
Bu tez slam Tarihinde ortaya çkan ilk ihtilaflar ve bu ihtilaflarn mezhep-
lemedeki rolünü, Kemaleddin ükrü’nün “slam Tarihinde Nifak: Ali” adl eseri
çerçevesinde ele alan bir çalmadr.
Tezimiz bir giri üç bölüm ve bir sonuçtan olumaktadr. Girite çalmann
konusu, amac, metodu ve Kemaleddin ükrü’nün hayat ele alnmtr. Birinci bö-
lümde Hz. Peygamber zamannda Müslümanlar arasnda ortaya çkan ilk ihtilaflar ele
alnmtr. kinci Bölümde Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman dönemlerinde
Müslümanlar arasnda zuhur eden nifak hareketleri ele alnmtr.
Üçüncü bölümde ise Kemaleddin ükrü’nün söz konusu eseri çerçevesinde
Hz. Ali’nin hilafeti esnasnda ortaya çkan dinî-siyasî iç çekimeler ve bu çekimele-
rin sebep olduu ihtilaflarn mezheplemedeki rolünden bahsedilmitir. Bu bölümde
ayrca Haricilik, îa ve Ehl-i Sünnet’in douuna ksaca deinilmitir. Tez, çalma-
lar neticesinde elde edilen bilgiler dorultusunda yaplan deerlendirmelerin yer al-
d bir sonuç ile tamamlanmtr.
v
ABSTRACT
This study has taken up comprehensively first disunions that emerged in Is-
lamic History and these disunions’ effects on Muslim’s fractionalization, within the
limits of Kemaleddin Shukru’s book that its name “In Islamic History Faction: Ali”.
Our study has consisted of one introduction and there section. In the introduc-
tion we inform about the subject, the purpose, the method and biyografi and books of
Kemaleddin Shukru.
In the first chapter we have discussed first factions that emerged among Mus-
lims in prophet hood life of the Prophet Muhammad. In the second chapter we have
revealed that factions came about among Muslims in the caliphate life of Abu Bakr
and Omar and Osman.
As for the last chapter, we have mentioned in terms of In Islamic History
Faction: Ali book, religious and political civil strifes and factions that occurred in the
caliphate period of Caliph Ali b. Ebî Tâlib and impact of this disorders on the fac-
tions of Muslims. Also in this chapter we refer briefly to emerging and origin of the
Khawaric and the Shi’a and the Ahl al-Sunne. In the final, we have mentioned briefly
that our opinion that we have reach in the end of this study.
vi
ÖNSÖZ
nsanolunun ayn durum veya olay karsnda farkl düünce ve tutumlar
sergilemesinde dinî, siyasî, toplumsal ve ekonomik bir takm nedenlerin önemli rol
oynad bilinmektedir. Bu nedenler, bir taraftan insanlar farkl görüler etrafnda
kümelenmeye sevk ettii gibi dier taraftan da oluan bu kümeleri birbirine zt kla-
bilmektedir.
slam Tarihinde bata Hz. Peygamber dönemi olmak üzere Hulefâ-i Raidîn
döneminde meydana gelen bir takm dinî, siyasî, içtimaî ve iktisadî ihtilaflar, Müs-
lümanlarn arasna fitne tohumlarn ekmi ve bu ihtilaflar, baz münafklarn da gay-
retleriyle zamanla ümmeti tefrikaya düürmütür. Bu balamda slam'n ilk yllarnda
en önemli süreci Osman b. Affan dönemi oluturmaktadr. Zira Hulefâ-i Raidîn dö-
neminde Hz. Osman’n ehit edilmesiyle nifak hareketleri yeni bir boyut kazanmtr.
Hz. Ali döneminde meydana gelen Cemel ve Sffîn vakalaryla, ihtilaflar daha da de-
rinlemi ve slam tarihinde Müslümanlar arasnda ortaya çkan anlamazlklar ilk
defa bu derecede derin ayrlklar meydana getirmitir. Nitekim söz konusu durum k-
sa sürede Müslümanlar iç savalara sürüklemi ve nihayet ilk bölünmeler gerçek-
lemi; Müslümanlar çeitli görüler etrafnda toplanmaya balamtr. Bu durum
bata Havariç ve îa gibi bir takm mezheplerin ortaya çkn hazrlayan nedenler
olarak tarihteki yerini almtr.
Bu ihtilaflardan yaklak 13 asr sonra, Cumhuriyet Dönemi müelliflerinden
Kemaleddin ükrü ORBAY, slam Tarihinde Nifak: Ali adl eserinde dinî-siyasî iç
çekimeleriyle birlikte Hz. Ali dönemi ve olaylar yeniden ele alp, yorumlamtr.
Biz de çalmamzda, Hz. Peygamber’in salndan Hz. Osman’n ehit
edilmesine kadar geçen süreçte Müslümanlar arasnda ortaya çkan ilk problemleri
inceledikten sonra özellikle Kemaleddin ükrü ORBAY’n bakyla Hz. Ali Dönemi
mezheplemeye etki eden iç siyasî ihtilaflar ve bu ihtilaflarn mezheplerin douun-
daki rolünü slam Mezhepler Tarihi metodolojisi çerçevesinde inceledik.
vii
Hem Asr- Saadet ve dört halife döneminde meydana gelen siyasi çekimele-
rin Müslümanlarn bölünüp frkalamasndaki rolünü incelemek, hem de çeitli alan-
larda 30’dan fazla eser ve makale kaleme alm olan Kemaleddin ükrü ORBAY’n
bu eserinde ortaya koyduu görüleri deerlendirmek için böyle bir tez hazrlamay
uygun gördük.
Çalmamz bir giri, üç bölüm ve sonuçtan olumaktadr. Birinci bölümde
Hz. Peygamber’in hayat esnasnda, ölürken ve öldükten hemen sonra ümmet arasn-
da ortaya çkan ilk ihtilaflar ve bu ihtilaflarn frkalamadaki önemini ele aldk. Hz.
Peygamber’in salnda, münafklarn ve müriklerin slam Dini karsndaki tutum-
larn ve mezheplemeye etki eden hareketlerini anlattk. Ölüm hastal esnasnda
ise Krtas Hadisesini ve Üsâme ordusu meselesini ve bu meselelerdeki iî düüncele-
ri aktardk. Ölümünden hemen sonra ise, Rasûlullah’n öldüüne inanlmamas, ne-
reye gömülecei ve mâmetin kime verilmesi gerektii hususlarnda sahabiler arasn-
da çkan ihtilaflar ve mezheplemedeki rolünü ele aldk. lk Üç Halife Döneminde
Ortaya Çkan htilaflar balkl ikinci bölümde ise Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz.
Osman döneminde Müslümanlar arasnda ortaya çkan, frkalamaya etki edebilecek
problemleri ve kargaalar ele aldk. Hz. Ebû Bekir döneminde Hz. Peygamber’in
miras ve Fedek Arazisi meselesindeki tartmalar, Zekât vermeyenlere kar nasl
davranlmas gerektii hususundaki ihtilaf ve îa’nn bu husustaki görülerini ele al-
dk. Hz. Ömer döneminde, birtakm fkhî meselelerde ortaya çkan ihtilaflar, Hz.
Ömer’in suikasta urayp öldürülmesini, ûrâ Olayn ve Hz. Osman’n halife seçil-
mesini ve bunlarn frkalamadaki önemini aktardk. Hz. Osman döneminde ise, hali-
fenin valilerle ilgili güttüü tayin politikasnn, Sahabilere ve Umeyyeoullarna kar-
tutumunun, birtakm iktisadî politikalarn, dinî hususlardaki baz uygulamalarnn
ve Abdullah bn Sebe’nin nifak faaliyetlerinin isyanlara etkisini, Hz. Osman’ isyan-
lar neticesinde feci bir ekilde ehit edilmesini, bütün bu ihtilaflarn Mürcie’nin do-
uuna ve Harici zihniyetinin olumasna olan etkisini ayrntl bir biçimde ele aldk.
Üçüncü bölümde ise Kemaleddin ükrü Orbay’n “slam Tarihinde Nifak: Ali” adl
eserinde ele ald Hz. Ali dönemini, kaleme ald çerçeve içerisinde, fikirlerini kla-
sik dönem müelliflerin fikirleriyle kyaslayp eserindeki bilgileri dipnotlandrarak
naklettik. Bu balamda Hz. Ali’nin halife seçilmesindeki ihtilaflar, Cemel Vakas ve
viii
Sffîn Sava’n, Haricilerin douunu, Haricilerle yaplan mücadeleleri ve Hz.
Ali’nin öldürülmesini ve bütün bu ihtilaflarn etkisiyle îa ve Ehl-i Sünnet’in dou-
unu ele aldk. Sonuç ksmnda ise aratrmalar neticesinde varlan yarg ve deer-
lendirmelere yer verdik.
ix
ÇNDEKLER
ÖZ ------------------------------------------------------------------------------------------------- iv
ABSTRACT ------------------------------------------------------------------------------------- v
ÖNSÖZ ------------------------------------------------------------------------------------------- vi
ÇNDEKLER ---------------------------------------------------------------------------------- ix
KISALTMALAR ------------------------------------------------------------------------------- xi
GR
ARATIRMANIN KONUSU, ÖNEM, AMACI, METODU VE SINIRLARI
1. ARATIRMANIN KONUSU VE ÖNEM ---------------------------------------------- 2
1.1. Aratrmann Konusu ------------------------------------------------------------------ 2
1.2. Konunun Önemi ------------------------------------------------------------------------ 2
2. ARATIRMANIN AMACI, METODU VE SINIRLARI ----------------------------- 4
2.1. Aratrmann Amac -------------------------------------------------------------------- 4
2.2. Aratrmann Metodu ve Snrlar ---------------------------------------------------- 6
3. KEMALEDDN ÜKRÜ ORBAY’IN HAYATI VE ESERLER ------------------ 7
3.1. Kemaleddin ükrü’nün Hayat ------------------------------------------------------- 7
3.2. slam Tarihinde Nifak: Ali Adl Eseri ----------------------------------------------- 8
3.3. Dier Eserleri --------------------------------------------------------------------------- 9
BRNC BÖLÜM
ASR-I SAADETTE ORTAYA ÇIKAN HTLAFLAR
1. ASR-I SAADETTE ORTAYA ÇIKAN HTLAFLAR FIRKALAMALARA
ETKS ------------------------------------------------------------------------------------------ 13
1.1. Hz. Peygamber’in Salnda Zuhur Eden htilaflar ---------------------------- 13
1.1.1. Zü’l-Huveysra et-Temîmî Olay------------------------------------------- 14
1.1.2. Kaza-Kader Balamnda Tartmalar ve Frkalamaya Etkisi --------- 15
1.2. Hz. Peygamber’in Vefat Esnasndaki htilaflar Ve iîlerin Ana kitleden
Ayrlmasndaki Etkisi ---------------------------------------------------------------------- 19
1.2.1. Krtas Hadisesi ve îa’nn Ayrlna Etkisi ------------------------------ 19
1.2.2. Üsâme b. Zeyd’in Sefere Çkmas Hadisesi ve Frkalamaya Etkisi - 22
1.3. Hz. Peygamber’in Vefatndan Hemen Sonra Ortaya Çkan htilaflar ---------- 24
1.3.1. Hz. Peygamber’in Vefat ---------------------------------------------------- 25
1.3.2. Hz. Peygamber’in Defnedilecei Yer ------------------------------------- 26
1.3.3. mâmet Meselesi ve Frkalamadaki Rolü -------------------------------- 27
KNC BÖLÜM
LK ÜÇ HALFE DÖNEMNDE ORTAYA ÇIKAN HTLAFLAR
(FTNE HAREKETLER VE ZÜMRELEMELER)
1. HZ. EBÛ BEKR DÖNEMNDE ORTAYA ÇIKAN HTLAFLAR VE
GRUPLAMALARA ETKS --------------------------------------------------------------- 36
1.1. Fedek Arazisi Meselesi --------------------------------------------------------------- 36
1.2. Ridde Olaylar ve Zekât Vermeyenlerin Durumu --------------------------------- 38
x
1.3. Hz. Ömer’in Halifelie Tayini ve iî Zihniyetin Olumasndaki Yeri -------- 41
2. HZ. ÖMER DÖNEMNDEK HTLAFLAR ------------------------------------------ 43
2.1. Hz. Ömer’in slam Hukukunda Baz Meselelerle lgili çtihatlar ------------- 43
2.2. ûrâ Olay ve iâ’nn Douundaki Rolü ------------------------------------------ 45
3. HZ. OSMAN DÖNEMNDEK HTLAFLAR VE MEZHEPLEMELERE
ETKS ------------------------------------------------------------------------------------------ 50
3.1. Valilerle lgili Tutumu Nedeniyle Ortaya Çkan htilaflar ---------------------- 51
3.2. Ümeyyeoullar’na Kar Tutumu ve Ekonomik Politikalar -------------------- 54
3.3. Sahabe ile ilgili Tutum ve Davranlar -------------------------------------------- 60
3.4. Halifenin Dini Hususlarla ilgili Baz Uygulamalar ------------------------------ 63
3.5. Abdullah b. Sebe’nin Faaliyetleri ve Müslümanlarn Ayrmasna Etkisi ---- 64
3.6. Hz. Osman Dönemi htilaflarn Frkalamalardaki Rolü ------------------------ 66
3.7. Hz. Osman’n ehit Edilmesi ve Mürcie’nin Douu ---------------------------- 67
3.7.1. Hz. Osman’n ehit Edilmesi ----------------------------------------------- 67
3.7.1. Osman b. Affan Dönemi Olaylar ve Mürcie’nin Douu ------------- 69
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
KEMALEDDN ÜKRÜ’YE GÖRE HZ. AL DÖNEMNDE ORTAYA ÇIKAN
NFAK HAREKETLER VE BU HAREKETLERN MEZHEPLEMEYE
ETKLER
1. AL B. EBÎ TALB DÖNEMNDEK HTLAFLAR VE BU HTLAFLARIN
HARC-Î-SÜNNÎ AYRIMASINDAK ROLÜ -------------------------------------- 77
1.1. Hz. Ali’nin Hilafete Seçilmesi ve Mezheplemedeki Rolü ---------------------- 77
1.2. Cemel Vakas ve Frkalamadaki Yeri --------------------------------------------- 83
1.3. Sffîn Vakas ve Hariciliin Douu ------------------------------------------------ 90
1.3.1. Sffîn Vakas: ----------------------------------------------------------------- 90
1.3.2. Hariciliin Douu ve Siyasî Faaliyetleri --------------------------------- 95
1.4. Hz. Ali’nin ehit Edilmesi ve Frkalamadaki Rolü ---------------------------- 101
1.5. lk Dönem htilaflar Çerçevesinde îa’nn Douu ---------------------------- 102
1.5.1. îa ve Douu ---------------------------------------------------------------- 102
1.5.2. lk Dönem htilaflarn îa’nn Douuna Etkisi ------------------------ 105
1.6. Ana Kitle: Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat --------------------------------------------- 108
SONUÇ ---------------------------------------------------------------------------------------- 112
KAYNAKÇA --------------------------------------------------------------------------------- 116
xi
KISALTMALAR
a.g.e. : Ad Geçen Eser
a.g.m. : Ad Geçen Makale
a.g.md. : Ad Geçen Madde
a.y. : Ayn Yer
AÜF : Ankara Üniversitesi lahiyat Fakültesi
Bkz. : Baknz
Bs. : Basm
Bsk. : Bask
C./c. : Cilt
çev. : Çeviren
der. : Derleyen
DA : Diyanet slam Ansiklopedisi
ed. : Editör
h. : Hicrî
haz. : Hazrlayan
ilv. : lave
SAM : slam Aratrmalar Merkezi
Kr. : Kartrnz
Nr. : Nereden
OMÜF : Ondokuz Mays Üniversitesi lahiyat Fakültesi
red. : Redaktör
s. : Sayfa/Sayfalar
t.y. : Basm Tarihi Yok
TDK : Türk Dil Kurumu
TDV : Türkiye Diyanet Vakf
Thk. : Tahkik Eden
trc. : Tercüme Eden
tsh. : Tashih Eden
v.d. : Ve Devam
v.di. : Ve Dierleri
y.y. : Basm Yeri Yok/Yaymc Yok
Yay. : Yaynlar
1
GR
ARATIRMANIN KONUSU, ÖNEM, AMACI, METODU
VE SINIRLARI
2
1. ARATIRMANIN KONUSU VE ÖNEM
1.1. Aratrmann Konusu
Aratrmamzn konusunu, Asr- Saadetle birlikte ilk halifeler döneminde
Müslümanlar arasnda ortaya çkan ilk ihtilaflar ve Kemaleddin ükrü Orbay’n s-
lam Tarihinde Nifak: Ali eserine göre Hz. Ali’nin halifelii döneminde Müslümanlar
arasnda zuhur eden ihtilaflarn slam mezheplerinin oluumundaki rolünü tekil et-
mektedir. Konu üç önemli süreci içermektedir. Öncelikle asr- saadette ortaya çkan
ihtilaflar, ikinci olarak ilk üç halife dönemi ihtilaflar üçüncü ve son olarak da Ali b.
Ebî Tâlib döneminde ortaya çkan anlamazlklar bu süreçlerin temel sorunlardr.
Ayrca bu sorunlarn mezheplemeye etkisi ve tarihsel süreç içerisinde ortaya çkan
mezheplerin söz konusu ihtilaflar kullanma ekilleri, baka bir ifade ile Müslüman-
lar arasnda ortaya çkan ilk görü ayrlklarnn mezheplemeye etkisi de aratrma-
mzn temel konusunu oluturmaktadr.
Aratrmamz ilk dönem slam corafyasnda ortaya çkan gruplarn veya si-
yasî-dinî oluumlarn ortaya çk sebeplerine k tutabilecek bir çalma olup, ayn
zamanda Kemaleddin ükrü Orbay’n Hz. Ali Döneminde Müslümanlar arasnda
meydana gelen siyasî ve dinî ihtilaflara bak açsn ve düüncelerini yanstmaktadr.
1.2. Konunun Önemi
slam Tarihinde ashabn ve tabiinin birbirleriyle mücadele ettii, kaoslarn
birbiri ardnca devam ettii, ortaya çkan problemlerin çözümünün neredeyse imkân-
szlat ve bu sorunlarn birçok yeni problemin ve frkann ortaya çkmasna sebep
olduu bilinmektedir. Bu kaos döneminin en önemli devresini, üphesiz, Hz. Os-
man’n ehit edilmesinden balayp Hz. Ali’nin ehit edilmesine kadar olan süreç
oluturmaktadr. Nitekim klasik slam Tarihi ve slam Mezhepler Tarihi eserleri dik-
kate alndnda bu düünceye ulamak mümkündür.
Hz. Peygamber’in salnda ve özellikle ilk üç halife döneminde, Ali b. Ebî
Tâlib zamannda ortaya çkan nifak hareketlerinin tohumlar saçlm ve kaosa zemin
hazrlanmtr. Daha dorusu, her bir olay kendisinden sonra ve kendisinden daha
büyük bir baka olayn çkmasn tetiklemitir. Hz. Peygamber devrinde Müslüman-
3
lar arasna fitne sokmak için büyük bir çaba harcayan münafklar ve mürikler; Mü-
minleri dinden soutmak ve Hz. Peygamber’in davasna engel olmak amacyla Müs-
lümanlarn birleip çoalmalarnn önüne geçmek için ellerine geçen her frsat de-
erlendirmekten asla geri durmamlardr. Onlarn bu çalmalar birçok ihtilaf bera-
berinde getirse de Hz. Peygamber’in hayatta oluu bu problemlerin bazlarnn geçici
olarak çözümünü, bazlarnn ise tamamen ortadan kaldrlmasn salamtr. Çünkü
Ashab karlat sosyal, siyasî, dinî vb. her türlü meselede Hz. Peygamber’e müra-
caat ediyor, ondan ne yaplmas ve nasl hareket edilmesi gerektiine dair öütler al-
yordu. Ancak özellikle geçici olarak bastrlan ihtilaflar, daha sonraki dönemlerde
ayn ya da benzer artlarn vuku bulmas durumunda tekrar zuhur etmitir.
Hz. Peygamber’in vefat esnasnda ve hemen sonrasnda ortaya çkan ihtilaf-
lar da Müslümanlar arasnda ayrmaya neden olmutur. Bu ihtilaflarn bir ksm yine
mevcut sahabe otoritesi tarafndan geçici olarak çözülmü, bir ksm ise çözülmeden
braklmtr. Hz. Ebu Bekir devrinde ise Hz. Peygamber’in miras meselesi ve Ridde
savalar Müslümanlarn huzurunu bozduu gibi, daha sonralar ortaya çkacak baz
ihtilaflarn da nedeni olmutur.
Hz. Ömer’in halifeliinde ise onun sert mizacnn ve adaletinin ar basmas,
büyük siyasi kargaalarn, ekonomik ve askeri ihtilaflarn vuku bulmasn engelle-
mitir. Kazanlan savalar, hzla genilemekte olan topraklar, halkn dikkatini içerden
çok darya yöneltmitir. Fakat buna ramen, bu dönemde birtakm fkhî uygulama-
larda anlamazlklar çkmtr ancak bu gayet tabiidir. Çünkü yeni yerlerin fethedil-
mesi; farkl rklarn ve kültürlerin slam corafyasna katlmas; slamî düünce sis-
teminin farkl düünce sistemleriyle kar karya kalmas ve devletin zenginleme-
siyle sosyal ve ekonomik artlarn giderek deimesi slam Hukuku’nda da birtakm
ihtilaflarn domasna sebep olmutur. Bu anlamazlklarn bazlar kalc olarak ba-
zlar ise geçici olarak Hz. Ömer’in içtihatlaryla çözüme kavuturulmutur.
Hz. Osman’n halifelii bütün bu ihtilaflarn yava yava zirveye ulat bir
dönemdir. Bir yanda Hz. Osman ve asabiyet duygularyla hareket eden
Umeyyeoullar, dier yanda ise Hz. Osman’a muhalif olan kesim birbirlerine kar
amansz bir mücadele içindeydiler. Evvela sözlü olarak balayan aykrlklar, giderek
artm ve fiilî bir hal almtr. Bütün bu olumsuz koullar, Osman b. Affan’n sonunu
getirmi ve evinde canice katledilmitir.
4
Osman b. Affan’n ehit edilmesi, problemlerin sonu olmaktan öte, Cemel
Vakas, Sffîn Sava gibi daha büyük sorunlarn balangc olmu ve ihtilaflarn çö-
zümünü imkânsz hale getirmitir. Bu açdan bakldnda Hz. Ali’nin halifelii
problemlerin zirveye ulat ve aralksz devam ettii en kark dönemdir. Bu dö-
nemde artan nifak hareketleri bir takm dinî siyasi oluumlar meydana getirmi ve
bu oluumlarn neticesinde Hz. Ali de ehit edilmitir.
Yüzlerce-binlerce sahabenin ve tabiinin kan, yine sahabe ve tabiin tarafndan
dökülmütür. Bu ölümler birtakm yeni ihtilaflara da kap aralamtr: “Ölenlerin du-
rumu ne olacakt? ehit mi deil mi? Öldürenlerin durumu ne idi? Ebedi cehennem-
lik mi deil mi? Hakl kimdi? Haksz kimdi? Bu savalarn ve dökülen kann müseb-
bibi kimdi?”
Bütün bu meselelerin bata Haricîlik olmak üzere, birbirinden farkl düünen
ve farkl hareket eden bir takm frkalarn domasna ne derecede sebep olduu
önemli bir sorundur. Böylesine siyasi, dini, askerî, ekonomik, sosyolojik ve psikolo-
jik yönden kark olan bir dönemi incelenmesi elbette oldukça önemlidir. Ortaya ç-
kan meselelerin ve sebeplerinin neler olduunu, bu meselelerin hangi problemleri te-
tiklediini ve hangi frkalarn olumasna sebep olduunu, zaman-mekân, sebep-
sonuç ilikileri çerçevesinde; tarafszlk ilkesi dorultusunda frkalamalardaki etki-
sini tespit etmek slam Mezhepleri tarihi açsndan önemli olduu kadar günümüz
Müslümanlarnn mezhep savalarndan uzak durmas açsndan da hayati bir önem
arz etmektedir.
2. ARATIRMANIN AMACI, METODU VE SINIRLARI
2.1. Aratrmann Amac
Tarih dinî, siyasî, kültürel ve ekonomik birçok etkinin oluturduu sebepler
zincirinden ibarettir. Öyle ki bu sebepler zinciri geçmite yaanm olsa bile gelecek-
te de tekerrür edebilmektedir. Tarihi anlamak, farkl bak açlaryla bu sebepler zin-
cirinin çeitli yaplardan oluan her bir halkasn tek tek incelemekle mümkündür. s-
lam Mezhepleri Tarihinde de Mezheplerin ve alt frkalarnn douunda dorudan
veya dolayl olarak etkili olan bütün vakalar tarihsel gerçeklere uygun bir biçimde
5
ortaya koymak, sebepler zincirinin her bir halkasn farkl bak açlaryla inceleyip
anlamakla mümkündür.
Hz. Peygamber, 73 Frka Hadisi adyla mehur olan bir rivayette “Yahudiler
71 frkaya bölündü, Hristiyanlar 72 frkaya… Ümmetim ise 73 frkaya bölünecek.
Biri hariç hepsi atetedir. Kurtulan frka ise benim ve ashabmn yolundan gidenler-
dir.”1 buyurmutur. Söz konusu rivayette ifade edilen bir realite vardr ki o da Tari-
hin her dinde olduu gibi slam dininde de vuku bulan bir takm bölünmelere ve fr-
kalamalara ahitlik ettiidir. Dier dinlerin ümmetlerinde olduu gibi slam Toplu-
munu da ayrmaya ve mezheplemeye götüren sebepler zincirinin halkalarn olutu-
ran ihtilaflarn neler olduunu aratrmak “tarihsel düünme” açsndan büyük önem
arz etmektedir. Bu balamda Mezhepler Tarihi’nin temel amac slam Tarihinde be-
lirli dönemlerde çeitli nedenlerden dolay ortaya çkan bu oluumlarn dou sebep-
lerini; mevcut din, siyaset, tezahür ettii toplum ve corafyayla olan ilikilerini, top-
lumun dinî ve siyasî hayatndaki olumlu ve olumsuz etkilerini aratrarak, tarihi va-
kalara ve gerçeklere uygun bir biçimde, tarafsz olarak yanstmaktr.2 Tezimizi, slam
Mezhepler Tarihi’nin çizdii bu snrlar ve belirledii bu amaçlar çerçevesinde,
Mezhepler Tarihi biliminin misyonuna hizmet edecek ekilde oluturduk.
Bu balamda aratrmamzn amac; slam Mezhepler Tarihi’nde Müslüman-
lar arasnda mezheplemeye etki eden ilk ihtilaflar; bu ihtilaflarn ortaya çk süre-
cini ve Hz. Ali’nin halifelii dönemindeki dinî-siyasi kargaalara olan etkilerini;
Kemaleddin ükrü Orbay’a göre Ali b. Ebî Tâlib’in halifelii srasnda ortaya çkan
ihtilaflar ve bu ihtilaflarn frkalamadaki rolünü; kronolojik olarak, mezkûr sebepler
zincirine riayet etmek suretiyle, tarafsz bir biçimde aratrp ortaya koymaktr.
Ayrca Orbay’n “slam Tarihinde Nifak: Ali” adl eseri bu balamda deer-
lendirdik ve nitekim çalmamzn üçüncü bölümünü Kemaleddin ükrü’nün mezkûr
eserindeki görülerine ve onun bak açsyla Ali b. Ebî Tâlib döneminde mezhep-
1 Ebû Abdullah Muhammed b. Yezid er-Rebei el-Kazvini bn Mâce (273/887), Sünen-i bn
Mâce, thk. B. A. Ma’rûf, Beyrut, Dâru’l-Cîyl, 1998, Fiten 17; Süleyman b. E’as b. shak el-
Ezdi Ebû Davud es-Sicitânî (275/889), Kitabu’s-Sünen: Sünen-i Ebû Davud, 1. Bsk., Riyad,
Darü’s-Selâm, 1999, Sünnet 1; Ebû sa Muhamed b. sa b. Sevre es-Sülemî Tirmîzi, (279/892),
Sünenü’t-Tirmîzî, thk. Ahmed Muhammed akir, y.y., t.y., man 18.
2 Ayrntl bilgi için bkz: Sönmez Kutlu, Mezhepler Tarihine Giri, 1. Bs., st., Deerler Eiti-
mi Merkezi Yay., 2008, s. 11-13.
6
lemeye dorudan ve dolayl olarak etki eden siyasî, dinî ve toplumsal kargaalara
ayrdk.
2.2. Aratrmann Metodu ve Snrlar
Bir çalmann bilimsel olmas, ulalan bilgilerin nasl bir yöntemle ortaya
konulduuyla yakndan ilgilidir. Aratrmalarn iyi bir yöntemle kaleme alnmas ise
bilgilerin sistemli ve düzenli bir biçimde anlatlmasyla mümkündür. Elde edilen bil-
giler ve yaplan deerlendirmelerin metodu ne kadar iyi olursa, çalmann deeri ve
önemi de o derece iyi olur. Özellikle tarihle ilgili çalmalarda yöntem, içerii ve an-
latm oldukça etkilemektedir. Tarihî olaylarn iyi bir metotla, sistematik ve kronolo-
jik bir ekilde anlatlmas, sebep-sonuç ve fikir-hadise irtibatlarn daha güzel ortaya
koymakta ve metne anlam kazandrmaktadr. Bu kurgulama ise slam Mezhepleri Ta-
rihi aratrmalar açsndan hayati bir önem tamaktadr.
Çalmamzda Tarihi olaylar ele alrken, olaylar vuku bulduu dönem içeri-
sindeki sosyal, siyasî ve kültürel artlar dorultusunda, aralarndaki sebep-sonuç ili-
kilerini deerlendirerek, kronolojik sraya göre aktarmaya gayret ettik. Ayrca ara-
trmamzda oldukça önemli bir yeri olan slam Tarihinde ortaya çkan ilk ihtilaflar
“Fikir-Hadise rtibat” esasna uygun olarak deerlendirmeye çaltk. slam Mez-
heplerini ve Frkalarn ele alrken ise bata E’arî ve ehristânî olmak üzere birçok
mezhepler tarihçisinin kullandklar bir yöntem olan “Tarihsel-Betimleyici Metot”u
kullanmaya çaltk.
Uyulmas gerçekten zor olan nesnellik ilkesi, slam Mezhepler Tarihi çal-
malarnda da önemli bir meseledir. Aratrmaclarn bu kural ihlal etmesi halinde
mezhepler hakknda birçok ayia ortaya çkabilmektedir. Çünkü tarihî çalmalarda
gerçee uygunluk ve nesnellik bir ölçü olarak alnmadnda, hisler ve inançlar dev-
reye girmekte ve bu durum tarihçileri tek yönlü yaklamlara sevk edebilmektedir.
Dolaysyla çalmamza bilimsel bir boyut kazandrabilmek için, olaylar aktarrken
bütün fikirlere ve düünce sistemlerine kar mümkün olduunca mesafeli bir duru
sergileyip; dini hassasiyetlerimizi, inançlarmz ve hislerimizi bir kenara koyarak, ta-
rafszlk ilkesine dorultusunda hareket etmeye çaltk. Yararlandmz kaynaklar-
da da buna oldukça dikkat ettik.
7
Çalmamzda her konuyu ele alrken vakalar naklederken slam Mezhepleri
Tarihi bilminin belirledii snrlar içerisinde hareket etmek için olaylarn tarihsel sü-
reçte nasl gelitiini ayrntlaryla ele almaktan öte sadece bilim dalmzla ilgili olan
konular ve ayrntlar aktarmakla yetindik. Özellikle üçüncü bölümde bu hassasiyete
daha çok dikkat etmeye çaltk. Çünkü Yazar eserinde genellikle yapt nakillerde
tarihi olaylar ayrntl bir biçimde ele alm, tarihi ayrntlara çokça yer vermitir.
Fakat biz olaylara, Mezhepler Tarihi Metodolojisi açsndan yaklap, her ayrnt ve
her olay nakletmeden sadece ilgi alanmza giren konular ele aldk.
3. KEMALEDDN ÜKRÜ ORBAY’IN
HAYATI VE ESERLER
3.1. Kemaleddin ükrü’nün Hayat
Hangi tarihte nerede doduu bilinmemekle beraber 1890’l yllarda stan-
bul’da doduu tahmin edilmektedir. Kalelizade künyesi ile de mehur olan
Kemaleddin ükrü, Soyad Kanunu zamannda ise “Orbay” soyadn almtr. yi de-
recede Arapça ve Franszca bilen Kemaleddin ükrü’nün; Edebiyat, Tarih, slam Ta-
rihi ve Biyografi gibi alanlarda makalelerinin haricinde, 30’dan fazla eseri mevcut-
tur. Eserlerinden bir tanesini ise Franszca kaleme almtr. Ne yazk ki bu çalmala-
rn bir ksm günümüze ulaamadan kaybolmutur. Türkiye’deki önemli kütüphane-
lerin arivlerinde dijital ortamda aratrma yaparak ulaabildiimiz eserleri derledik,
ulaamadklarmzn ise sadece isimlerini alarak aada zikrettik.
Eserlerini daha çok 1918 ile 1935 yllar arasnda kaleme alan Kemaleddin
ükrü; Ahmed Cevat’n 1930’lu yllarda stanbul’da çkard ve Reat Nuri, Mah-
mut Yesari gibi mehur yazarlarn makalelerinin yaynland Yeni Muhit Aylk Aile
Mecmuas’nda 1930 ylnda Tahrir Müdürlüü yapmtr. Orbay, ayn dönemde,
Ahmet Cevat’n bamuharrirlik yapt bu mecmuada birçok makale de kaleme al-
mtr. Vecihi Timurolu, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyat Sempozyumu’nda
8
yaynlanan bir makalesinde Kemaleddin ükrü Orbay’n 1968’de öldüünü kaydet-
mektedir.3
3.2. slam Tarihinde Nifak: Ali4 Adl Eseri
176 sayfadan oluan bu eser, Hz. Ali’nin halifelii devrinde vuku bulan dini-
siyasi ihtilaflar konu edinmektedir. stanbul’da 1918’de Necm-i stikbal matbaasnda
bastrlm Eserde konusal balklandrma açsndan sistematik bir dizili bulunma-
maktadr. Kendi balklar çerçevesinde izah edilecek olursa mukaddime hariç,
Cemel Vakas, Sffîn Vakas, Msr’n Muaviye Tarafndan Zabt ve ehadet Facias
olmak üzere dört ayr bölüm ihtiva etmektedir.
Yazar mukaddimesinde Hz. Osman’n ehit ediliini, onun ehit edilmesinden
sonra vuku bulan olaylar ve Hz. Ali’ye olan biatin nasl gerçekletiini, ardndan ise
hzlanan nifak hareketlerinin geliim süreçlerini ayrntl bir biçimde ele almaktadr.
Cemel Vakas adl ilk bölümde Cemel Vakasn hazrlayan sebepleri, bu se-
beplerden kaynaklanan olaylar, Cemel Vakas’nda cereyan eden olaylar, sava ta-
raflar arasndaki diyaloglar, Hz. Aie’nin, Talha’nn ve Zübeyr’in durumunu, Hz.
Ali ile Muaviye arasnda geçen çekimeli siyasetin ayrntlarn, Amr b. el-As’n
Muaviye’nin safnda bulunmasnn sebeplerini tarihî rivayetler çerçevesinde, baz s-
lam Tarihi Klasiklerinden faydalanarak aktarmaktadr. Sffin Vakas adl ikinci bö-
lümde ise yazar, Sffîn savan hazrlayan sebepleri, bu sebeplerin sava hazrlama-
sndaki rolünü, Sffin Sava esnasnda vuku bulan diyaloglar ve sava sahnelerini,
Tahkimnamenin hazrlanmasn, Sffin’den dönüü ve Hariciliin douunu hazrla-
yan sebepleri ve Haricilerin ortaya çkn, Hakemlerin nihai karar açklamalarn
ayrntl bir biçimde ele almtr. Msr’n Muaviye Tarafndan Zabt adl üçüncü bö-
lümde ise Msr halknn Hz. Ali’ye biat etmemelerini frsat bilen Muaviye b. Ebî
Süfyan’n Amr b. el-As komutasndaki alt bin askerle Msr’n nasl ele geçirildiini
anlatmaktadr. ehadet Facias adl dördüncü bölümde ise Hz. Ali, Muaviye ve Amr
3 Vecihi Timurolu, “1923–1940 Yllar Arasnda Ekinimizin ve Yaznmzn Kaynaklar”,
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyat Sempozyumu, Yayna Haz. Hüseyin Ataba-Aydn
imek-Devrim Dirlikyapan, Ankara, Edebiyatçlar Dernei Yay., 1998, s. 63.
4 Kalelizâde Kemaleddin ükrü Orbay, slam Tarihinde Nifak: Ali, Necm-i stikbal Matbaas,
stanbul 1928.
9
b. el-Âs’a düzenlenen suikast ve bu saldr sonucunda Hz. Ali’nin yaralanp, ehit
edilmesini ayrntl bir biçimde anlatmaktadr.
Yazar eserde tarihsel-betimleyici-öyküleyici bir üslup kullanmtr. Mukad-
dimesinde, eserini kaleme alrken güvenilir slam Tarihi kitaplarndan ve Tarihi kay-
naklardan yararlandn ileri sürmekte, ancak bu kaynaklar belirtmemektedir. Biz
bu eserden naklettiimiz ksmlar slam Tarihi, slam Mezhepleri Tarihi ve Tabakât
kitaplarn kartrarak kaynak olarak kulland eserleri ve yerleri tespit edip ve
dipnotlandrmaya çaltk.
3.3. Dier Eserleri
Kemaleddin ükrü bata tarih ve biyografi olmak üzere farkl alanlarda bir-
çok eser kaleme almtr. Bu eserlerin bazlar risale denilebilecek kadar küçük ha-
cimlidir. Eserlerin bazlar günümüze kadar ulam bazlar ise kaybolmutur. Ula-
abildiimiz eserleri öyle sralayabiliriz:
slam Tarihinde Nifak: Kerbelâ Hasan-Hüseyin: 68 sayfalk bir eserdir.
Basm 1928’de stanbul’da Matbaa-i Amidi tarafndan yaplmtr. Hz. Ali’nin ölü-
münden Hz. Hüseyin’in ehit edilmesine kadar geçen sürenin ayrntl bir biçimde ele
alnd bir kaynaktr.
Tevfik Fikret’in Hayat ve iîrleri: 157 sayfadan ibarettir. stanbul’da
Kanaat Kütüphanesi tarafndan 1931 ylnda basm yaplmtr.
Namk Kemal Hayat Eserleri: 160 sayfalk bir eserdir. stanbul’da Ka-
naat Kütüphanesi tarafndan 1931 ylnda bastrlmtr.
Vie de Nasreddine Hodja: Nasreddin Hoca’nn biyografisinin anlatld,
Franszca kaleme alnm, 185 sayfalk bir eserdir. Yine Kanaat Kütüphanesi tarafn-
dan stanbul’da bastrlmtr.
Nasreddin Hoca: 1934 ylnda Kanaat Kütüphanesi tarafndan bastrlm-
tr.
Nasreddin Hoca ve Temirlenk: 1930 ylnda Kanaat Kütüphanesi tara-
fndan basm yaplan, 47 sayfalk bir eserdir.
Nasreddin Hoca: htiyarlk ve Kadlk Hayat: 80 Sayfalk bir eserdir.
1930 ylnda Kanaat Kütüphanesi tarafndan baslmtr.
10
Nasreddin Hoca: Gençlii ve Medrese Hayat: 1931 ylnda Kanaat Kü-
tüphanesi tarafndan batrlm, 80 sayfalk bir çalmadr.
Ebû Ali Sîna: 1930 ylnda Kanaat Kütüphanesi tarafndan bastrlm bir
biyografi eseridir.
Napoleon Bonapart: 1932’de Kanaat Kütüphanesi tarafndan bastrlm
olan 80 sayfalk bir biyografi eseridir.
Kristof Kolomp: Kanaat Kütüphanesi tarafndan 1931 ylnda bastrlm,
80 sayfalk bir biyografi eseridir.
Büyük Fransz htilali: Kanaat Kütüphanesi tarafndan 1931 ylnda bas-
trlm 80 sayfalk bir eserdir.
Mütareke Aclar: Selâmet Matbaas tarafndan stanbul’da 1930’da bas-
trlm 200 sayfalk bir eserdir.
Bozkurt: Kanaat Kütüphanesi tarafndan 1932’de bastrlm 30 sayfalk
bir çalmadr.
Ouz Han: Kanaat Kütüphanesi tarafndan 1932’de bastrlm 37 sayfalk
küçük bir çalmadr.
Hatemtay: 1930 ylnda bastrlm olan 79 sayfalk bir eserdir.
Venedikli Köle: Tarihî Roman: 1931 ylnda yaynlanm 66 sayfalk bir
romandr.
Türk nklâb: Albüm tarznda bir çalmadr.
Tevfik Fikret: Albüm tarznda bir çalmadr.
Abdurrahman Emevî: 37 sayfadan olumaktadr. stanbul’da Kanaat Kü-
tüphanesi tarafndan 1932’de baslmtr.
Mûsa bin Nasr ve Tark b. Ziyad: 37 sayfadan olumaktadr. stan-
bul’da Kanaat Kütüphanesi tarafndan 1932’de baslmtr.
Puvatya Muharebesi: stanbul’da Kanaat Kütüphanesi tarafndan
1932’de baslmtr. 36 sayfadan ibarettir.
Sivastopol: stanbul’da Kanaat Kütüphanesi tarafndan 1932’de baslm-
tr. 32 sayfalk bir çalmadr.
Turgut Reis: stanbul’da Kanaat Kütüphanesi tarafndan 1932’de basl-
mtr. 44 sayfadan ibarettir.
11
Barbaros Kardeler: stanbul’da Kanaat Kütüphanesi tarafndan 1932’de
baslmtr. 44 sayfadan ibarettir.
Harunreid: stanbul’da Kanaat Kütüphanesi tarafndan 1932’de basl-
mtr. 52 sayfadan ibarettir.
Kemal ve Burak Reisler: stanbul’da Kanaat Kütüphanesi tarafndan
1932’de baslmtr. 30 sayfadan içermektedir.
Sultan Cem: 44 sayfadan ibarettir. stanbul’da Kanaat Kütüphanesi tara-
fndan 1932’de baslmtr.
Plevne: stanbul’da Kanaat Kütüphanesi tarafndan 1932’de baslmtr. 46
sayfadan ibarettir.
Klç Ali Paa: stanbul’da Kanaat Kütüphanesi tarafndan 1932’de basl-
mtr. 32 sayfadan ibarettir.
Öz Türkçe Adlar ve Sözler: stanbul’da Hilmi Kütüphanesi tarafndan
1935’te baslm, 80 sayfadan ibarettir.
12
BRNC BÖLÜM
ASR-I SAADETTE ORTAYA ÇIKAN HTLAFLAR
13
1. ASR-I SAADETTE ORTAYA ÇIKAN HTLAFLAR
FIRKALAMALARA ETKS
Kaynaklarda zikredildii üzere Hz. Peygamber hayattayken, vefat esnasnda
ve vefatndan sonra ümmet arasnda birçok ihtilaflar vuku bulmu, bu ihtilaflardan
bazlar günümüze kadar süregelmi ve problem olma özelliini korumutur. Bütün
bu meseleler Hz. Peygamber’in vefatndan sonra Müslümanlar belirli görüler etra-
fnda toparlayarak, ana çizgiden saptrm ve mezheplemeye götürmütür.
1.1. Hz. Peygamber’in Salnda Zuhur Eden htilaflar
Klasik slam Tarihi Kaynaklarnda, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamberlik
hayat, Hicretten Önce (Mekke Dönemi) ve Hicretten Sonra (Medine Dönemi) olarak
iki fasl halinde ele alnmaktadr. Mekke Dönemi, Hz. Peygamber’in Allah tarafndan
risaletle vazifelendirilmesiyle balayan iman-küfür mücadelelerinin yaand; ehl-i
imann mürikler tarafndan sürekli dinî, siyasî ve iktisadî basklara maruz brakld-
; nazil olan ayetlerin pratie dökülmesinden öte okunmasna bile müsaade edilme-
dii bir dönem olduundan, kaynaklarda bu dönemde müminler arasnda herhangi bir
nifak vuku bulmadn nakletmektedir.1
slam tarihinde ilk nifak hareketleri Medine Dönemi’nde ortaya çkmtr. Ni-
tekim Kur’an- Kerim’de, münafklarla ilgili nazil olan ayetlerin tamamnn Hicretten
sonra nazil olmas, nifak hareketlerinin Mekke döneminde deil de Medine döne-
minde baladn ifade etmektedir. Çünkü devletleme yönündeki ilk hareketler Me-
dine döneminde ortaya çkm, Müslümanlar orada bileerek gerçek güçlerini ortaya
koymutur. Müminlerin bu siyasî, dinî hatta iktisadî birliini bozmak için, daha Hz.
Peygamber’in salnda birçok münafk ortaya çkmt. te bu münafklarn bir
ksm, Müslümanlar arasnda nifak sokmak ve onlarn iç ilerini örenmek için mü-
min olduunu iddia edip, Müslümanlarla beraber hareket etmi, dier bir ksm ise
sadece kendi kiisel çkarlar dorultusunda hareket etmitir.
1 Ayrntl bilgi için bkz: Seyyid b. Kutub b. brâhim Seyyid Kutub (1386/1966), Fî Zilâli’l-
Kur’ân, Trc. B. Karlga-. H. engüler-Emin Saraç, 16 c., stanbul, Hikmet Yaynlar, 1970, I,
s. 57 v.d.; Ahmed Sezikli, Hz. Peygamber Devrinde Nifak Hareketleri, Ankara, TDV Yay.,
2001, s. 29-30.
14
Özetle farkl fikirler etrafnda toplanp frkalamann tohumlar Hz. Peygam-
ber daha hayattayken balamt. Nitekim aada aktaracamz olaylar, Hz. Pey-
gamber salnda vuku bulmu ve Müslümanlarn bölünüp frkalama sürecinde
bizzat rol oynam olaylardr.
1.1.1. Zü’l-Huveysra et-Temîmî Olay
Hadis kaynaklarnda deiik ekillerde yer alan bu rivayete göre2 Hz. Pey-
gamber hicretin 8. ylnda, Huneyn Sava sonrasnda elde edilen ganimetlerin taksi-
mini yaparken, Zu’l-Huveysra et-Temîmî adnda bir kii yanna gelmi ve ona: “Ey
Muhammed! Adaletli davran. Adil davranmadn. Bu Allah’n rzas gözetilerek yap-
lan bir taksim deildir.” demiti. Hz. Peygamber ise onun bu kaba hareketi karsn-
da hem üzülüp hem de kzarak: “Yazklar olsun sana! Ben adalet göstermemisem
kim gösterir? Ben isyan edersem Allah’a kim itaat eder? Allah bana yeryüzünde ya-
ayan insanlar hakknda güvenirken siz nasl olur da bana güvenmezsiniz? Ben ada-
let göstermemisem o halde sen adil olmayan bir imama tâbi olmakla hüsrandasn.”
buyurmutu. Bu srada orada bulunan bir sahabe, Hz. Peygamber’den bu adam öl-
dürmesi için izin istemi ancak Rasûlullah o sahabiye müsaade etmemi ve öyle bu-
yurmutu: “Bu adamn soyundan öyle bir kavim türeyecek ki Kur’an’ okuyacaklar
fakat grtlaklarn geçmeyecek, Müslümanlar öldürecekler fakat putlara tapanlar
brakacaklar. Onlar okun yaydan çkt gibi dinden çkacaklardr.”3
Zu’l-Huveysra’nn bu davran hem imam hem de nebi konumunda olan Hz.
Peygamber’e kar bir isyan niteliindeydi. Bu olay mezheplemeye etki eden olay-
lar arasnda zikreden ehristânî’nin ifadesine göre; eer bir kimse hak üzere olan bir
imama kar isyan ettiinde Harici olarak kabul edilecek olursa, Hz. Peygamber’e is-
2 Ebû Abdullah Ahmed b. Muhammed e-eybanî Ahmed bn Hanbel (241/855), el-Müsned,
thk. Muhammed Abdülkadir Ata, Beyrut, Daru’l-Kütübi’l-lmiyye, 2008, III, s. 73; Ebu Abdul-
lah Muhammed b. smail Buhârî (256/870), Sahihu’l-Buharî, Riyad, Mektebetü Dâru’s-
Selam, 1999, Menâkb 25, Megâzî 62; Ebu'l-Hüseyin el-Kueyri en-Nisaburi Müslim b. el-
Haccâc (261/875), Sahîh-i Müslim, Riyad, Mektebetü Dârü’s-Selam, 2000, Zekât 142-144,
147, 148, 154, 156, 159; Ebû Davud, Sünne 28; Tirmizi, Fiten 24; Ebû Abdurrahman Ahmed
b. Ali b. uayb en-Nesâî (303/915), es-Sünenü’l-Kübrâ, 1. Bsk., Beyrut, Müessesetü’r-Risâle,
2001, Zekât 81.
3 Ebu'l-Feth Taceddin Muhammed b. Abdülkerim ehristânî (548/1153), el-Milel ve’n-Nihal:
Dinler Mezhepler ve Felsefi Sistemler Tarihi, çev. Mustafa Öz, ed. Mehmet Dalklç, st.,
Litera Yay., 2008, s. 33; Ebü'l-Fida maduddin smail b. Ömer bn Kesîr (774/1373), el-Bidâye
ve’n-Nihâye, çev. Mehmet Keskin, 14 c. st., Çar Yay., 1994, VI, s. 475; Adnan Demircan,
Haricilerin Siyasi Faaliyetleri, stanbul, Beyan Yay., 1996, s. 35.
15
yan eden evleviyetle Harici olarak saylabileceinden, bu zat Harici zihniyetin ilk
temsilcisi saylmalyd.4 Hz. Peygamber’e nispet edilen yukardaki rivayetin son
ksmndaki söz ile Hariciler kastedildii açktr. Sonuç olarak, konuyu ehristânî’nin
bak açsyla deerlendirdiimizde, Harici zihniyetinin izlerinin Hz. Peygamber za-
mannda bile zaman zaman tezahür ettiini görmemiz mümkündür.
1.1.2. Kaza-Kader Balamnda Tartmalar ve Frkalamaya Etkisi
ehristânî’nin naklettii gibi Hz. Peygamber zamannda baz müriklerin ve
münafklarn “kaza ve kader” ile ilgili söyledii baz sözler de frkalamay etkileyen
unsurlardand.5 Nitekim Hz. Peygamber’den sonra, kaza ve kader mevzuu üzerinde
yaplan tartmalar neticesinde Cebriye, Kaderiyye ve Mu’tezile gibi mezheplerin or-
taya çkt bir gerçektir. Bu tartmalar temelde iki eksen üzerinde incelememiz
mümkündür:
Uhud Sava’nda Münafklarn ve Müriklerin Tutumu: Hicretten sonra
Müslümanlarn Hz. Peygamber eliinde girdii en büyük savalardan biri muhakkak
ki 625 ylnda yaplan Uhud Sava idi. Savan balangcnda Müslümanlar yirmiden
fazla müriki öldürmü, galip durumdayd. Ancak bu galibiyeti yakndan hisseden
baz sahabiler, müriklerin bozguna uradn görünce, bulunduklar stratejik mev-
kileri terk etmi; bunu frsat bilen Mekke mürikleri de Müslümanlara tekrar saldra-
rak, Müslümanlar için lehte olan sava onlarn aleyhine çevirmiti. Netice itibari ile
Uhud Sava Müslümanlar için aclarla, skntlarla ve zorluklarla dolu yenilgiyle ne-
ticelenmi bir savat.6
Kaynaklarda belirtildiine göre Uhud Sava Müslümanlarn aleyhinde neti-
celenince baz münafklar ve Yahudiler kendi aralarnda savan Müslümanlar için
büyük bir yenilgi olduunu konuup, bununla elenmekteydi. Bazlar Müslümanlar
küçümsemek ve dinden soutmak için “Muhammed eer peygamber olsayd hezime-
te uramazd. Muhammed sadece krallk peinde kouyor. Hiçbir peygamber böyle
4 ehristânî, a.g.e., s. 33.
5 ehristânî, a.g.e., s. 33.
6 Bu hususta ayrntl bilgi için bkz: Ebû Muhammed b. Ali b. Ahmed b. Saîd ez-Zâhirî bn
Hazm (456/1064), Cevâmiu’s-Sîre: Siyerin Özü, çev. M. Salih Ar, st., Çra Yay., 2004, 156-
164; bn Kesîr, a.g.e., IV, s. 21-94; Ebu'l-Hasan zzeddin Ali b. Muhammed b. Abdülke-
rim bnü’l-Esîr (630/1233), el-Kâmil fi’t-Tarih, 13 c. Beyrut, Dâru’s-Sadr, 1979, II, s. 156-
157.
16
bir sonla yüzlememitir. Hem kendisine hem de arkadalarna büyük darbe vurul-
du.” demekteydi. Bazlar ise Hz. Peygamber’le birlikte ayn safta olan arkadalarn,
akrabalarn ve kardelerini ayplayp knayarak; “Eer onlar bizimle beraber olsa-
lard, ölmeyecek, öldürülmeyecek ve yaralanmayacaklard.” diyorlard.7 Müslüman-
larn arasnda bulunan baz münafklar ise kendi aralarnda “O zaman bir karar yet-
kisine sahip miydik? Eer bir karar yetkimiz olsayd burada öldürülmü olmazdk.”8
diye söylenmekteydi.9
Uhud Sava sonrasnda Abdullah bn Ubey10 hal ve hareketleriyle dikkat çe-
ken önemli münafk simalardan biri idi. Kaynaklarda zikredildiine göre, Hz. Pey-
gamber savatan önce, baz hususlar görümek için ashabla baz toplantlar düzen-
lemiti. Bu toplantlarda müminlerin bir ksm Medine’nin dna çkarak müriklerle
savamay isterlerken, bn Ubey ve Hz. Peygamber’in de içinde bulunduu dier bir
ksm Medine’de kalmak istiyordu. Fakat Rasûlullah çounluun görüüne uyarak
sava için Medine dna çklmasna karar verip klcn kuanm ve askerlerle bir-
likte yola çkmt. Rivayetlere göre ordu Medine ile Uhud arasnda bir mevkîye gel-
diinde, bn Ubey savamaktan vazgeçmi orduda bulunan 300 askerle birlikte geri
dönmütü. Hz. Peygamber’in kendi sözünü dinlemeyip de dierlerinin sözünü dinle-
dii için geri döndüünü müminlere iddia etse de, onun ölümden korktuu için geri
döndüü açktr. Zira onun için müriklere meydan okurcasna üzerlerine gidilerek
balayacak olan bu savatan sa kurtulmak imkânszd ve dolaysyla burada göz gö-
re göre ölüme gitmek gereksizdi. Eer kendi dedii gerçekleseydi direkt savaa git-
mekten öte Medine’de kalnp dümanlarn üzerlerine gelmesini bekleyeceklerdi. Sa-
va ise meydan savandan öte bir savunma sava olacakt.11 Onun bu tutumlarndan
7 ehristânî, a.g.e., s. 33; Ayrca ayrntl bilgi için bkz: Martin Lings, Hz. Muhammed’in Ha-
yat, çev. Nazife iman, st., nsan Yay., 2006, s. 220-222.
8 Âl-i mrân Suresi 3/154.
9 ehristânî, a.g.e., s. 33. Münafklarn savalardaki tutumlaryla ilgili ayrntl bilgi için bkz:
Adnan Demircan, “Rasûlullah’n Münafklarla likileri”, slam’da nsan Modeli ve Hz. Pey-
gamber Örnei (Kutlu Doum Haftas Sempozyumu 1993), Ank., TDV Yay., 1995, s. 145-
151.
10 bn Ubey’in ve dier münafklarn Uhud Sava’ndaki nifak hareketleriyle ilgili ayrntl bilgi
için bkz: Sezikli, a.g.e., s. 64-97; Demircan, a.g.m., s. 144-148.
11 Muhammed b. Ömer b. Vakd el-Eslemî Vâkdî (207/823), Kitâbu’l-Megâzi, thk. Marsden
Jones, 3 c., Beyrut, Â’lemu’l-Kütüb, 1966, I, s. 299; Ebû Muhammed Cemaleddin Abdülmelik
Ebu Muhammed Cemaleddin Abdülmelik bn Hiâm (213/828), es-Sîretu’n-Nebeviyye, thk.
Mustafa es-Sakkâ, trc. Hasan Ege, 4 c., st., Kahraman Yay., 1985, III, s. 68-69; bnü’l-Esîr,
a.g.e., II, s. 150-151.
17
olmaldr ki, Hz. Peygamber çarpmadan sonra kaçan Mekke müriklerinin ardndan
gitmek için yola çkaca zaman Abdullah b. Ubey kendisiyle beraber gitmek istedi-
ini söylemi fakat Hz. Peygamber buna müsaade etmemiti. Savatan sonra ise her
yerde “Tanrya and olsun ki sonuç tam tahmin ettiim gibi oldu. Eer öldürülenler
bizimle beraber geri dönmü olsalard öldürülmezlerdi.” diye söylenmekteydi.12
Uhud Savandan sonra, Münafklarn ve Müriklerin bu tutumu üzerine; Hz.
Peygamber’e ve müminlere bir teselli; müriklere ve münafklara ise bir cevap niteli-
inde u ayetler nazil olmutu:
“Ey man edenler" Dini inkâr edip de Allah için seferde ölen veya gazalarda öl-
dürülen arkadalar hakknda ‘Bizim yanmzda olsalar ne ölürler ne de öldürü-
lürlerdi.’ diyenler gibi olmayn. Allah bunu, onlarn gönüllerinde bir hasret, bir
yürek yaras olarak braksn diye yapt.” 13
“Bir ksmnz ise can derdine dümü bir halde Allah hakknda Cahiliye devrin-
dekine benzer gerçek d eyler düünüyorlar, ‘Bu iin kararlatrlmasnda bi-
zim yetkimiz mi var? Ne gezer"’ diye söyleniyorlard. De ki: ‘Bütün karar ve
yetki Allah’ndr.’ Onlar aslnda içlerinde, sana kar aça vuramadklar bir
eyler saklyor ve kendi aralarnda: ‘Bu emir ve komuta iinde bir paymz ol-
sayd, imdi burada olmaz, öldürülmezdik.’ diyorlard.”14
Baz Müriklerin Kaderle lgili Sözleri: Hz. Peygamber’in “Allah’a kulluk
edin. Tauttan uzak durun.”15 çarsn iiten baz mürikler kiisel irade özgürlüü-
nü inkâr ederek bunun sorumluluunun Allah’a ait olduunu savunurcasna öyle di-
yorlard: “Eer Allah dileseydi, hem biz hem de atalarmz, ondan baka hiçbir eye
kulluk etmezdik. O’nun emri olmadan hiçbir eyi haram klmazdk.”16 Onlar bu söz-
leri ile ahireti ciddiye almadklar gibi, iledikleri çirkinliklerden kendilerinin sorum-
lu olmadn, suçun Allah’a ait olduunu kastetmekteydiler. Yine onlar, Hz. Pey-
gamber, “Allah’n size lütfettiinden siz de muhtaçlar için harcayn.” emr-i ilâhiyi
onlara ilettiinde, müminlere, “Allah’n diledii takdirde doyuraca kimseleri biz mi
12 Ayrntl bilgi için bkz: Lings, a.g.e., s. 221-222; Celaleddin Vatanda, Hz. Muhammed’in
Hayat ve slâm Daveti Medine Dönemi, 4. Bsk., st., Pnar Yay., 2007, s. 176-177; Ayrca
Abdullah b. Ubeyy hakknda baknz: Ebû Abdullah Muhammed b. shak b. Yesar bn shak
(150/767), Sîret-i bn shak, thk. Muhammed Hamidullah, 2. Bsk., Konya, Hayra Hizmet
Vakf Neriyat, 1981, s. 295-296.
13 Âl-i mrân Suresi 3/156.
14 Âl-i mrân Suresi 3/154.
15 Nahl Suresi, 16/36.
16 Nahl Suresi, 16/35.
18
doyuraca z?”17 diyorlard. Fakat Allah Teâlâ Kur’an- Kerim’de onlara cevaben:
“Bunlardan! öncekiler! de! böyle! söylemi,! böyle! yapm lard .! Buna! kar l k! olarak!
peygamberlere!aç k!bir!tebliden!baka!bir!ey!düer!mi?”!buyurmutur.18
Bu iddialarn tamam, Hz. Peygamber’in üzerinde tartlmasn bile yasakla-
d, son derece hassas bir konu olan, kader inancyla çelitii açktr. Hz. Peygamber
henüz sa iken yaplm olan bu gibi itirazlar, özde onun faaliyetlerine, düüncelerine
ve Allah’n emirlerine kar bir direni ve saldr niteliindeydi. ehristânî bu husus-
ta, onlarn bu sözlerle apaçk bir cebir düüncesi ortaya koyduklarn ve neticede bi-
rer tohum mesabesinde olan bu itirazlardan yetiip gelien bitkiler gibi, daha sonra
birçok büyük üphe ve kukular filizlenip ortaya çktn nakletmektedir.19 Netice
itibariyle baz Yahudilerin, Münafklarn ve Müriklerin kaderle alakal bu söylemle-
ri, slam Tarihi’nin ilerleyen safhalarnda özellikle Emevîlerin ilk yllarnda frka-
lamada Kaderiye ve Mu’tezile gibi frkalarn ortaya çkmasnda büyük rol oynam-
tr. Baz Münafklarn ve Müriklerin Kaza-Kader balamnda Hz. Peygamber’e yap-
tklar itirazlarda kullandklar akli metotlar sonraki yllarda, Cebriye, Kaderiye ve
Mu’tezile’nin kendi kelâmî görülerini oluturmak için kulland açktr. Kaynak-
larda zikredildiine göre kader hususunda cebri görüün öncüsü Cehm b. Safvan’dr.
Ona göre Allah’tan baka hiçbir fail bulunmamaktadr. Fail sadece Allah’tr. nsanla-
ra ise fiiller mecazen nispet edilir. nsan fiiller hususunda mecburdur. Kudreti de,
iradesi de ihtiyari de yoktur. te bu fikir Hicretin ikinci asrnda ortaya çkan Cebri-
ye’nin temelini oluturmaktadr.20
Mabed el-Cühenî ve onun takipçisi Gaylan ed-Dmekî ile özdeleen,
Emevîler!zaman nda!ortaya!ç kan21 Kaderiye frkasna göre ise Allah insanda tam ve
eksiksiz bir fiil yapma gücü/kudreti var etmitir. nsann fiilleri ise tamamen kendisi-
ne braklmtr. nsana güç verilen hususta Allah’n kudreti bulunmamaktadr. Dola-
17 Yâsîn Suresi, 36/47.
18 Nahl Suresi, 16/35.
19 ehristânî, a.g.e., s. 33-34
20 ehristânî, a.g.e. s. 85-86.
21 Ayrntl bilgi için bkz: Mahmut Ay, Mu’tezile ve Siyaset, 1. Bs., stanbul, Pnar Yay., 2002,
s. 101-106.
19
ysyla insann fiilleri Allah tarafndan takdir edilmi ve yaratlm deildir, bizzat in-
sanlar tarafndan takdir edilmi ve yaratlmtr.22
Kaderiyye ayn zamanda siyasi olarak Emevî idaresine kar bir bakaldr
niteliinde olduu için Emevîler’in güttüü siyaset neticesinde ortadan kaldrlmtr.
Ancak Abbasiler zamannda Kaderiyye’nin kaderle ilgili görüleri Mu’tezile ile ye-
niden vücud bulmu ve devam etmitir. Mutezililerin kelamî görüleri usul-i hamse
adnda be esasla ifade edilmektedir ki bu esaslarn ikincisi olan Adl’in içerisinde ka-
der konusuna yer verilmektedir. ehristânî’nin naklettiine göre onlar, kulun ister
hayr olsun ister er bütün fiillerinin yaratcsnn bizzat kendisi olduuna inanmakta-
dr.23
Görüldüü gibi Kaderiyye ve Mu’tezile’nin kader ideolojisi, Hz. Peygamber
zamanndaki kaza-kader tartmalarnda müriklerin ve münafklarn öne sürdüü id-
dialarla paralellik arz etmektedir. Dolaysyla durum bu açdan deerlendirildiinde,
daha Hz. Peygamber hayattayken yaplan kaza-kader tartmalar Kaderiyye ve
Mu’tezile’nin nüvelerini oluturduunu söylememiz mümkündür.
1.2. Hz. Peygamber’in Vefat Esnasndaki htilaflar Ve iîlerin Ana kit-
leden Ayrlmasndaki Etkisi
Hz. Peygamber daha ölüm döeindeyken iki ayr ihtilaf vuku bulmu, üm-
met bu ihtilaflarn neticesinde de fikren ikiye bölünmütü. Bunlardan biri Krtas ola-
y, dieri ise Üsâme ordusunun sefere çkp çkmamas meselesidir.
1.2.1. Krtas Hadisesi ve îa’nn Ayrlna Etkisi
Buhârî, Müslim ve bn Hanbel’in bn Abbâs’tan rivayet ettii bu olay
ehristânî’ye göre Mezhepler Tarihindeki frkalamalar açsndan büyük önem arz
etmektedir.24 Rivayetlere göre Hz. Peygamber, hastal iddetlendii bir anda, ölüm
döeindeyken, etrafnda bulunan ashaba: “Bana kât ve kalem getirin de size bir
yaz yazdraym ki benden sonra yolunuzu hiç armaynz” buyurmutu. Bunun
üzerine orada bulunanlar istenenleri getirip getirmeme hususunda ihtilafa düüp tar-
22 Kasm Turhan, Kelâm ve Felsefe Açsndan nsan Fiilleri: Âmirî’nin Kader Risalesi ve
Tercümesi, ed. Hüseyin Kader, 2. Bs., st., Marmara Üniversitesi lahiyat Fakültesi Vakf
Yay., 2003, s. 51.
23 ehristânî, a.g.e., 57-58.
24 ehristânî, a.g.e., s. 34.
20
tmaya balamlard. Hz. Ömer’in de içinde bulunduu bir grup Rasûlullah’n has-
talnn artk iyice arttn ve Kur’an’n müminlere zaten yeteceini söylüyordu.
Bazlar ise hemen bir kât-kalem (krtas) getirilmesi gerektiini, Hz. Peygamber’in
belki de müminleri kurtaracak ve onlar doru yoldan ayrmayacak bir vasiyetname
yazacan iddia ediyordu. Bazlar ise “Peygamberin hali nedir? Acaba hastaln-
dan dolay m sayklad? Kendisine bu yaz yazma isteini iyice sorun da anlayn.”
diyor ve ardndan ne istediini iyice tespit etmek amacyla, söyledii sözü ona tekrar
ettirmeye çalyordu. Bu ihtilaflar bir karklk haline gelmi ve gürültü gittikçe
artmt. Bunun üzerine Hz. Peygamber müminlerin bu tavrna üzülerek öyle bu-
yurmutur:25
“Benim yanmdan kalkn gidin. Beni kendi halime brakn. Benim yanmda çe-
kimeniz doru deildir. Benim u içinde bulunduum hal, sizin bana istediimi
tekrar ettirmeye çalmanzdan daha hayrldr.”
Kaynaklar bn Abbas’n bu hadisi naklettikten sonra öyle diyerek aladn
nakletmektedir:
“O ne büyük musibettir ki, o musibet Rasûlullah ile onlara yazmak istedii o ya-
z arasna engel oldu. Bunun sebebi orada bulunanlarn aralarnda ihtilaf etmeleri
ve seslerini yükseltmeleriydi.”26
bn Abbâs’tan rivayet edilen ve Hz. Peygamberi rahatsz edecek dereceye ka-
dar varan tartmalar neticesinde sonuçsuz kalan bu olay, Hz. Peygamber’in vefatn-
dan sonra îa ve dier frkalar arasnda büyük tartmalara ve ayrlklara sebebiyet
vermitir. Daha sonra îa bu hususta “Eer oradakiler Rasûlullah’n bu yazy yaz-
masna izin verseydiler, Rasûlullah kâda, vefatndan sonra Ali b. Ebî Tâlib’i halife-
lik makamna getireceini yazacakt.” iddiasnda bulunmutur. Dier frkalar ise
Kur’an- Kerim’in tamamlanmasyla yazlacak bir ey kalmadn ifade edip, “te
bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladm. Sizin için
din olarak slam’ beendim”27 anlamndaki ayeti buna delil olarak göstermitir.28
25 Ebû Bekr Abdürrezzâk b. Hemmam es-San'ani Abdurrezzak (211/827), el-Musannef, thk.
Habîburrahman el-A’zamî, 12 c., 1. Bsk., Beyrut, Mektebu’l-slâmî, 1972, V, 438-439; Buhârî,
lim 39, Cihâd 176, Megâzî 84; Müslim, Vasiyye 21, 22; bn Hanbel, I, 325.
26 Abdurrezzâk, a.g.e., V, 439; Buhârî, lim 39, Cihâd 176, Megâzî 84; Müslim, Vasiyyet 20; bn
Hanbel, I, 325.
27 Maide Suresi, 5/3.
28 Ethem Ruhi Flal, “Mezheplerin Douuna Tesir Eden Sebepler”, slam limleri Enstitüsü
Dergisi, A.Ü..F. No: 4, Ank., 1980, s. 127.
21
Yani iîler çeitli varyantlarla rivayet edilen “Krtas Olay”n slam tarihin-
deki mezhepleme sürecinde olayn gerçeklemesinden yllarca sonra siyasi bir mal-
zeme yapmtr. Bu nedenle söz konusu olay mâmetin “vasiyet” nazariyesine, Sün-
netten delil olarak sunmu ve bu olayn Hz. Ali’nin hilafetiyle ilgili olduunu ispat-
lamak amacyla birçok batnî yorumlara gitmitir. iî anlaya göre, Hz. Muham-
med’in Ali b.Ebî Tâlib’i halife tayin etmek için kât ve kalem istemesi bata Hz.
Ömer olmak üzere Kureylileri endielendirmitir. Zira onlara göre Hz. Peygam-
ber’in ne vasiyet edeceini iyi bilen Hz. Ömer ve dier ashab isteklerin yerine geti-
rilmesini engellemilerdir.29 Bu yüzden îa hilafetin, Hz. Ali’nin elinden haksz ola-
rak “gasb” edildiini ileri sürmütür. Hatta daha da ileri giderek Krtas hadisesinden
dolay ashabn kahir ekseriyetini Allah Rasûlünün emirlerine uymadklar gerekçe-
siyle zalim, gaspç, kâfir ve mürted olduklarn iddia etmilerdir. Zira onlara göre
mâmet Allah’n tayin etmesiyle gerçekleir.30 Bu tayini ise ancak Allah ve Rasûlu
yapabilir. Tayinin gerçekleme ekli ise sadece nass ve Rasûlullah’n bilindirmesiyle
mümkündür. Böylelikle îa devlet bakanl gibi siyasi bir olay dini naslara dayan-
drmak suretiyle kendi siyasi emellerine ulama yolunu Krtas olayn kullanmak su-
retiyle bulmutur.
iîlere göre Krtas olayndanki tutumlarndan dolay ashaptan Hz. Ömer, Hz.
Ebû Bekir, Hz. Osman’n suçlar affedilecek türden deildir. Zira onlar Allah’n ta-
yin ettii ve Hz. Peygamber’in bildirecei imam kabul etmemilerdir. Bu yüzden
bata onlar olmak üzere bu duruma itirak eden bütün ashab küfre ve irtidada dü-
mekle suçlamlardr. Böylece bata Hulefâ-i Raidin’den üçü olmak üzere ilk Müs-
lüman neslin neredeyse tamamna yaknndan teberrî edip onlara dümanlk besle-
mi, sadece Ali b. Ebî Tâlib, arkadalar ve Ehl-i Beyte tevellî etmilerdir. Hâlbuki
Sünnîler, ashabn tamamna sayg göstermekte kusur etmezler.31
29 Bu hususta Hz. Ömer’e yöneltilen îa zihniyeti eletiriler hakknda ayrntl bilgi için bkz: Al-
lâme Seyyid Muhammed Hüseyin b. Muhammed et-Tabtabâî (1402/1981), slam’da îa, çev.
Kadir Akaras-Abbas Kazimli, y.y., Kevser Yay., ty. s. 50.
30 Üstad Ali Asker Rzvânî, Kur’an ve Sünnet Inda Ehl-i Beyt Mektebi, çev. Ebulfez
Kocada, y.y., Kevser Yay., t.y. 158.
31 Muhammed Rza el-Muzaffer, îa nançlar: Akâidu’l-mamiyye, terc. Abdülbaki
Gölpnarl, stanbul, Zaman Yay., 1978, s. 50, 57-58.
22
îa’nn iddia ettii mâmet nazariyesini deerlendiren Sönmez Kutlu öyle
demektedir:
“mametin genelde Haimîlerde veya Alioullarndan Hasan veya Hüseyin'in so-
yundan her hangi bir Ehl-i Beyt mensubunda devam ettiini savunan kiiler veya
gruplarn her birisi iî bir frka olarak Makâlât eserlerinde yerini ald. Öyle ki bu
soydan her birinin imametini iddia için birden çok frka ortaya çkt. Bunlar, ait
olduklar daha önceki din, felsefe ve kültür havzalarna ait motifleri devreye so-
karak tabi olduklar imamlarn merulatrma yoluna gittiler. Böylece vâsilik,
Mehdilik, ilahi nur, hulûl, karizmatik liderlik (masumiyet), Recat, beda, takiyye
gibi baz ar fikirler gelitirildi. Sonunda mamlar, yar ilahi bir varla bürün-
dürülerek bunun ispatna çalld. Bu miras devralan Onikiimamiyye îa'snn
önde gelen müfessirleri de harekete geçerek, “Ehl-i Kisa” rivayetini* ayetin**
ini sebebi olarak gösterdiler ve ayetteki Ehl-i Beyt'in, Hz. Peygamber, Hz.
Fatma, Ali, Hasan ve Hüseyin'i kapsadn iddia ettiler. Bu sürecin bir devam
olarak iî yazarlar, siyasi bakmdan imamlara, sefirlere ve naiplere itaati meru-
latrmak için, dier baz ayetlerle Peygamber'e nisbet edilen baz rivayetleri esas
alarak onun soyundan gelen Oniki mam Ehl-Beyt kapsamna almlardr. Onlar,
yeni ve yapay bir tarihin inas için üretilen krtas olay, sakaleyn hadisi, Gadir
Hum ve daha pek çok rivayetlerle Hz. Ali'nin vasi olduu, ondan sonra da baba-
dan oula geçerek Oniki mamda devam ettii eklinde bir mâmet nazariyesi
gelitirdiler.”32
1.2.2. Üsâme b. Zeyd’in Sefere Çkmas Hadisesi ve Frkalamaya Etkisi
Hz. Peygamber, hastal henüz iddetlenmeden evvel, Zeyd b. Harise, Câfer-
i Tayyâr ve Abdullah b. Revâhâ’nn ehit dütüü am’n Belka nahiyesi yaknlarna
bir yere sefere göndermek üzere bir ordu hazrlatmt.33 Ordunun bana da Üsâme
b. Zeyd’i komutan olarak tayin etmi ve “Üsâme ordusunu hazrlayn. Ondan döne-
32 iî mâmet düüncesinin geliimi konusunda daha geni bilgi için bk. Sönmez Kutlu, “Ehl-i
Beyt Sembolik Kapitalinin Tarihi Süreç çinde Semerelendirilmesi”, slamiyat Dergisi, C. III,
No: 3, 2000, s. 99-120.
* Kaynaklarda rivayet edildiine göre bu hadis öyledir: “Ümmü Seleme’nin evinde Hz. Pey-
gamber’e ‘Ey Ehl-i Beyt" Allah sizden günahlar gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister.’
(Ahzab Suresi 33/33) ayeti nazil olunca; Rasûlullah; Fatma, Hasan ve Hüseyin’i yanna ça-
rarak üzerine bir örtü örttü. Hz. Ali de onun ardndayd. Onun üzerine de bir örtü örttü ve son-
ra: ‘Allahm bunlar benim ehl-i beytimdir. Onlardan günahlar gider ve onlar tertemiz kl.’ di-
ye dua etti.” Ayrntl rivayetler için bkz: Müslim, Fedâilü’s-Sahabe 61; Tirmîzi, Tefsir 34,
Menâkb 31, 60; Ahmed b. Hanbel, VI, 292, 304, 298; IV, 107.
** Ey Ehl-i Beyt" Allah sizden günahlar gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister. (Ahzab Suresi
33/33)
33 Seferin ne tarafa doru olaca hususunda kaynaklarda çelikili bilgiler yer almaktadr.
Zehebî’nin naklettiine göre Hz. Peygamber Üsâme ordusunu Zeyd’in babasnn vurulduu yer
olan Mute halk üzerine, Filistin taraflarna göndermek için hazrlklara balamt. Ayrntl
bilgi için bkz: Ebû Abdullah emseddin Muhammed b. Ahmed b. Osman Zehebî (748/1348),
Tarihu’l-slâm ve Vefeyâtü’l Meahir ve’l-A’lâm, thk. Ömer Abdüsselam Tedmürî, 25 c.,
Beyrut, Daru’l-Kitabi’l-Arabî, t.y. II, s. 566.
23
ne Allah lanet etsin.” diye buyurmutu.34 Ordu tam da Medine’den ayrlaca sralar-
da, Hz. Peygamber’in hastal iyice artmt. Hatta Zehebî’nin naklettiine göre Hz.
Peygamber birazck iyileir gibi olunca, Hz. Üsâme’yi yanna çarm, ona “Haydi!
Allah’n bereketi, yardm ve afiyeti üzerinize olsun. Yolunuz açk olsun.” demiti.
Üsâme ise ona birazck daha iyiletiini, Allah’n ona ifa vereceini umduunu, do-
laysyla durum böyleyken sefere çkmaya gönlünün raz olmayacan ve insanlarn
kendisine onun hakknda bir eylerin sormasndan çekindiini söyleyerek ondan iyi-
leene kadar kalmasn istemiti. Ancak Hz. Peygamber ona herhangi bir cevap ver-
memiti.35 Üsâme b. Zeyd tam da bu kararszlk içindeyken Hz. Peygamber birden
arlam ve sahabiler onun için endie etmeye balamt. te bu srada ordunun se-
fere gitmesi hususunda Müslümanlar ikiye ayrlmt. Bir ksm, ne olursa olsun
Rasûlullah’n emrine itaat etmek gerektiini, zaten ordunun da Medine’den ayrlmak
üzere olduunu, savunmaktayd. Dier bir ksm ise Hz. Peygamber’in gittikçe fena-
latn, ondan ayrlmaya gönüllerinin raz olmayacan, vefat ederse cenazesine bi-
le katlamayacaklarn ve dolaysyla biraz bekleyip, sabredip neticeye göre hareket
etmelerini iddia etmekteydi.36 Netice olarak Üsâme b. Zeyd, ordusuyla Cüruf’a kadar
gitmi ve orada Hz. Peygamber’in daha da arlat haberini alnca netice için bek-
lemeye balam, seferi geciktirmiti.37
Bu durumda muhtemelen ordudaki askerler de ne yapacaklarn bilemiyorlar-
d. Gitseler bir emri yerine getirmi olacaklar ve gönülleri emri ifa etmekten dolay
mutmain olsa da Hz. Peygamber’in son halini göremediklerinden, vefat etmesi du-
rumunda cenazeye katlamamaktan dolay hüzün içinde olacaklard. Gitmemeleri du-
rumunda ise Hz. Peygamber’e itaatsizlik etmi olacaklard. Öte yandan Müslümanla-
r ikiye bölen olaylar artk ümmetin birlik ve beraberliine zarar vermekteydi. Her iki
görüün de hakllk paylarnn bulunmas Müslümanlarn ayn düünce etrafnda ke-
netlenmesini zorlatrmaktayd.
34 Buhârî, lim 39, Merdâ 17, ’tisâm 26; Müslim, Vasyye 21,22; bn Hanbel, I, 325; bn Vazh
Ahmed b. shak b. Ca'fer el-Ya'kubi (292/905), Tarih-i Ya’kûbî, 2 c., Beyrut, Dâru’s-Sadr,
t.y. II, s. 113.
35 Zehebî, a.g.e., II, s. 566.
36 ehristânî, a.g.e., s. 34; Ayrca ayrntl bilgi için bkz: bn Kesîr, a.g.e., VI, s. 425-432.
37 bn Hiâm, a.g.e., IV, s. 403-404.
24
ehristânî el-Milel ve’n-Nihâl’inin Mukaddime ksmnda Krtas olay ve
Üsâme Ordusu meselelerinden ksaca bahsetmi, ardndan bu iki olay mezheple-
meye etki eden olaylar arasnda zikretmesinin sebebini öyle izah etmitir:
“Bu iki anlamazl naklettim. Zira muhalifler bazen bunlar din konusunda et-
kili olan ihtilaflar arasnda saymlardr. Oysa durum öyle deildir. Bütün bunla-
rn asl maksad kalplerin sarsld bir durumda eriatn gereklerini yerine ge-
tirmek ve ilerin deiiklik göstermesi annda fitne ateini söndürmektir.”38
Üsâme Ordusu meselesi de îa tarafndan tenkid edilmi ve siyasi-dinî fikirle-
rinin olumasnda, özellikle mâmet inançlarnn temellendirilmesinde, bir malzeme
olarak kullanlmtr. iî kaynaklara göre, Hz. Peygamber, Hz. Ali’nin mâmetini ra-
hat ve ferah bir ortamda ilan etmesi sebebiyle Üsâme ordusunu sefere yollamak is-
temekteydi. Hatta onlara göre Rasûlullah bu orduya Hz. Ömer ve Hz. Ebû Bekir’i de
katarak, Hz. Ali’nin halifeliinin önündeki engelleri ehirden uzaklatrmak istemek-
teydi. Fakat ordu Rasûlullah’n emrini yerine getirmedi ve buna da bata Hz. Ömer
ve Hz. Ebû Bekir sebebiyet vermiti.39 te bu sebeple Üsâme b. Zeyd’in sefere gön-
derilmemesinin doru olduuna inanan bütün sahabilerden, Hz. Ali’nin mâmetine
engel olduklar için ve Hz. Peygamber’in emrini yerine getirmedikleri için teberri
etmitir.
îa’ya göre Hz. Peygamber halifelii Ali b. Ebî Tâlib’e vermek için sürekli
frsat kollamaktayd. Hz. Perygamber, Ali b. Ebî Tâlib’in halifeliini ilan etmesi için
Krtas hadisesi ile Üsâme Ordusunu sefere göndermekle gerekli ortam oluturmakta
ve hazrlamaktayd.40 Ancak bata Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer olmak üzere birçok
sahabe buna kar olmulardr.
1.3. Hz. Peygamber’in Vefatndan Hemen Sonra Ortaya Çkan htilaflar
Rasûlullah’n vefatndan sonra ilk ihtilaf Hz. Peygamber’in vefat konusunda,
ikincisi defnedilecei yer hususunda, üçüncü ve en büyük ihtilaf ise mâmet husu-
sunda olmutur.
38 ehristânî, a.g.e., s. 34.
39 bnü'l-Mutahhar Cemaleddin Hasan b. Yusuf b. Ali Hilli (726/1325), Kefu’l-Murad fî erhi
Tecridi’l-i’tikad, Kum, y.y. 1988, s. 401;Muhammed Rza el-Muzaffer, es-Sakîfe, Necef,
y.y., 1980, s. 76-84.
40 Rzvânî, a.g.e., s. 156-158.
25
1.3.1. Hz. Peygamber’in Vefat
Müslümanlar arasnda önemli bir ihtilaf da Hz. Peygamber’in vefat hususun-
da olmutur.41 Kaynaklarda nakledildiine göre Hz. Peygamber vefat ettii haberini
alan Hz. Ömer ayaa kalkp u sözleri yüksek sesle söylemeye balamt:
“Münafklardan baz kimseler Rasûlullah’n vefat ettiini iddia ediyorlar. Oysa
Allah’a yemin ederim, muhakkak ki o ölmemitir. Kim ‘Muhammed öldü’ derse
u klcmla onu öldürürüm. O sa gibi göe yükseldi.”42
Hatta Zehebî’nin Urve’den naklettii bir rivayete göre sadece Hz. Ömer de-
il, Müslümanlarn bir ksm da “Hayr, o ölmedi. Biz insanlara, o da bize ahitlik
yapacakken nasl olur da ölmü olabilir ve insanlara görünmez. Lakin o tpk Mer-
yem olu Îsâ’da olduu gibi canl olarak göe yükseltildi” diye söyleniyorlard Ce-
nazenin bulunduu yere gelip oradakilere “Sakn Rasûlullah’ defnetmeyin, zira o di-
ridir” diyorlard. nsanlar alayarak Mescîd-i Nebevî’ye doru akn akn gidiyorlar-
d.43 Hz. Ebû Bekir olayn mahiyetini anlam ve orada bulunan Müslümanlara hitap
etmek üzere yüksekçe bir yere çkm, hamd ve sena ile sözlerine balayarak: “Ey
nsanlar! Kim Muhammed’e ibadet ediyorsa bilsin ki o ölmütür. Kim de Allah’a
ibadet ediyorsa bilsin ki Allah diridir. Ölmez ve ölmeyecektir.” demi ve ardndan u
ayet-i kerimeyi okumutur:44
“Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan evvel de peygamberler gelip geç-
mitir. O ölür veya öldürülürse gerisin geri mi döneceksiniz? Eer kim geri dö-
nerse Allah’a hiçbir ey ile zarar veremez. Allah ükredenleri mükâfatlandra-
caktr.”45
41 ehristânî, a.g.e., s. 34-35.
42 ehristânî, a.g.e., s. 34-35; bn Hiam, a.g.e., IV, s. 411; bnü’l-Esîr, a.g.e., II, s. 323; Zehebî,
a.g.e., II, 563-564; Ruhi Ethem Flal, “Sakife Olay veya Hz. Ebu Bekir’in Halife Seçimi”,
slam Medeniyeti Mecmuas, C. V, No: 3, stanbul, 1982, s. 15.
43 Ebû Abdullah el-Esedi el-Kurei Urve b. Zübeyr b. Avvâm (93/712), Meazî Rasûlillah, thk.
Muhammed Mustafa A’zâmî, Riyad, Mektebetü’t-Terbiyeti’l-Arabî, 1981, s. 222-223;
Abdurrezzâk, a.g.e., V, s. 434; Zehebî, a.g.e., II, s. 567.
44 Urve, a.g.e. s. 223-224; Abdurrezzâk, a.g.e., V, s. 436-437; bn Hiam, a.g.e., IV, s. 411-412;
Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 113-114; ehristânî, a.g.e., s. 35; bnü’l-Esîr, a.g.e., II, s. 324; Zehebî,
a.g.e., II, s. 564. Ayrca Hz. Ebu Bkir’in, Hz. Peygamberin ölümünden dolay Müminlerin
irtidat etmelerini engellemesindeki rolü ile ilgili ayrntl bilgi için bkz: Kenan Ayar, “Hz. Ebû
Bekir Dönemi Olaylarnda Kur’an’n Referans Olarak Kullanlmas”, OMÜFD, No: 24-25,
Samsun, 2007, s. 153-155.
45 Âl-i mrân, 3/144.
26
Bunun üzerine orada bulunan bütün Müminler Hz. Peygamber’in hakikatten
vefat ettiini ve bunu kabullenmek gerektiini anlam ve soukkanllklarn koru-
maya çalmlard.46 Hz. Ömer’in bu ayeti duyunca öyle dedii nakledilir:
“Onun vefat beni öyle hayret ve dehete düürmütü ki, Ebû Bekir bu ayeti
okumadan önce sanki ben bu ayeti hiç iitmemi gibi oldum.Allah'a yemin ede-
rim bunu iitir iitmez bacaklarmn derman kesildi. Ayaklarm beni tamaz ol-
du ve yere dütüm. Rasûlullah’n vefat etmi olduunu da böylece örenmi ol-
dum.”47
Hz. Peygamber’in ölümü hususunda ümmet arasnda vuku bulan bu ihtilaf,
ksa süreli bir ihtilaf olup çözüme kavuturulduundan Mezhepler tarihi açsndan
ayrlk veya frkalama nedenleri arasnda çok önemli bir yer tutmamtr. Ancak
kaynaklarda nakledildiine göre sonraki dönemlerde îa bu hususu Hz. Ömer’in
mâmetini geçersiz klmada ve ona ta’n etmede kullanmtr. Özellikle Hz. Ömer’in
“Ben bu ayeti sanki hiç duymamtm.” sözünü delil tutarak, onun hiç Kur’an oku-
mad ve ayetler üzerinde hiç düünmediini dolaysyla onun mâmete layk ola-
mayacan öne sürmütür.48
1.3.2. Hz. Peygamber’in Defnedilecei Yer
Hz. Peygamber’in dâr- bekaya irtihalinin ardndan defnedilecei yer husu-
sunda Ashab arasnda yeni bir anlamazlk vuku bulmutu. Mekkeliler onun doup
büyüdüü, yetitii ve bir zamanlar özlemini de çektii yer olmas hasebiyle Mek-
ke’ye defnedilmesini istiyorlard. Medineliler ise hicret yurdu ve kendisinin en büyük
yardm gördüü ve vefat ettii yer olmasndan dolay Medine’ye defnedilmesini isti-
yordu. Bu arada bir baka grup ise onun, birçok peygamberin defnedildii ve Mirac’a
çkn balangc olmasndan dolay Beytü’l-Makdis’e defnedilmesini istiyordu. Öte
yandan Hz. Peygamber’in Bâki Mezarlna gömülmesini arzu edenler de vard.49
46 Abdullah Ünalan, “Ehl-i Sünnet ve îa’nn mâmette Dayand Hadisler” (Baslmam
Doktora Tezi), Harran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, anlurfa, 1998, s. 62.
47 Ayrntl bilgi için bkz: Ebû Ca’fer bn Cerîr Muhammed b. Cerîr b. Yezid et-Taberî (310/923),
Tarihu’t-Taberî: Tarihu’l-Umem ve’l-Mülûk, thk. Muhammed Ebu’l-Fazl brahim, Am-
man, Beytu’l-Efkâru’d-Devliyye, t.y., s. 485-486; E’arî, a.g.e., s. 28-29; ehristânî, a.g.e., s.
34-35; bnü’l-Esîr, a.g.e., II, s. 321; Zehebî, a.g.e., II, s. 563-565.
48 Hillî, a.g.e. , s. 401.
49 ehristânî, a.g.e., s. 35; Zehebî, a.g.e., II, s. 579-580; Ayrca ayrntl bilgi için bkz: Lings,
a.g.e., s. 394-395,
27
Hz. Ebû Bekir sahabilere “Peygamberler nerede ölmülerse oraya defnedilir-
ler”50 hadis-i erifini hatrlatarak bu tartmalara son noktay koymutur. Bunun üze-
rine Hz. Peygamber’in na, Medine’de, vefat ettii yere, yatt iltesinin hemen al-
tna, defnedilmi ve bu duruma dier sahabiler de raz olmutur. Bu olay da balan-
gçta Müslümanlar arasnda tartma ve anlamazlklara neden olsa bile Mezhepler
tarihi açsndan frkalama nedenleri arasnda çok önemli bir yer tutmamaktadr. 51
1.3.3. mâmet Meselesi ve Frkalamadaki Rolü
Hz. Peygamber’in vefatndan sonra vuku bulan ve urunda birçok kan dökü-
len slam Tarihinde ayrlklara, frkalama veya mezheplemelere en çok neden olan
olaylardan biri, beklide birincisi olan mâmet meselesi, Müslümanlar arasndaki en
büyük ihtilaf olup, etkileri günümüze kadar süregelmektedir. Bu mesele, frkalama
sürecinin adeta bel kemii niteliindedir. Bu ihtilaf tarihsel süreçte birçok frkann
ortaya çkmasna sebep olduu gibi ayn frkaya mensup kiilerce bile farkl yorum-
lanm52 ve ayrlklara sebebiyet vermesi nedeniyle frkalamalar hzlandrmtr.
E’ârî, Makâlât’nda mâmet meselesinin Hz. Peygamber’den sonra Müslümanlar
arasnda meydana gelen ilk ihtilaf olduunu zikretmektedir.53 ehristânî ise mâmet
meselesi hakknda “imâmet konusunda olduu kadar slam’da dinî hususlarn hiçbi-
rinde taraflarn birbirlerine kar silaha sarlmadklarn ve kan dökmediklerini”
zikrederek mâmetin Müslümanlarn frkalamasnda büyük önem arz ettiini belirt-
mektedir.”54
Kaynaklarda ifade edildiine göre Hz. Peygamber’in na henüz defnedilme-
den Medineliler, önemli hususlarn tartlp karara baland yer olan Benî Saîde
Sakife’sinde toplanp, Rasûlullah’n vefatndan sonra yerine kimin geçeceini tart-
50 Zehebî, a.g.e., II, s. 579-580; bn Hiam, a.g.e., IV, s. 422; bnü’l-Esîr, a.g.e., II, s. 333;
Tirmizî, Cenâiz 33.
51 Mezheplemeye etki etmemesine ramen Hz. Peygamber’in ölümü husus ve defnedilecei yer-
le alakal sahebiler arasnda çkan tartmalar burada zikretmemizin sebebi, slam Mezhepler
Tarihçisi ehristânî’nin bu iki ihtilaf, lk Dönem mezheplemeye etki eden ihtilaflar arasnda
zikretmesidir. Ayrntl bilgi için bkz: ehristânî, a.g.e. s. 35.
52 Adem Özkurt, “Nevbahtî’nin Firaku’-îa’snda iî Mezheplere Yaklam” (Baslmam
Yüksek Lisans Tezi), Ondokuz Mays Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Samsun, 2009,
s.10
53 Ebu’l-Hasen bn Ebu Bir Ali b. smail b. shak el-E’arî (324/936), lk Dönem slam Mez-
hepleri: Makâlâtü’l-slâmiyyîn ve htilâfu’l-Musallîn, çev. Mehmet Dalklç-Ömer Aydn,
1. Bs., stanbul, Kabalc Yaynevi, 2005, 27-28.
54 ehristânî, a.g.e., s. 35.
28
maya balamlard. slam devletinin askerî gücünün kendilerinden olumas, onlarn
Emirlie de scak bakmasn salyordu.55 Uzun tartmalar neticesinde Ensar, Sa’d
b. Ubâde’nin imâmeti üzerinde ittifak etmeye balamt. Bu srada, toplant haberi
Hz. Ebû Bekir’e ulanca, Müslümanlarn bu konuda da ihtilafa düüp bölünecein-
den endie ederek, Hz. Ömer, Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh ve baz Muhacirleri de yan-
na alarak Ensârn topland yere gitmiti. Hz. Ebû Bekir onlara ne yaptklarn so-
runca, onlar da, Hz. Peygamber’den sonra birinin imâmete seçilmesi gerektiini,
Rasûlullah’a ve Muhacirlere yardmlarndan dolay da bunu kendilerinin hak ettiini
ve Sa’d b. Ubâde’nin imâmeti üzerinde ittifak ettiklerini söylediler. Fakat Ebû Bekir
buna raz olmayarak mâmetin Kurey’in hakk olduunu söylemise de Ensar ba-
langçta bunu kabul etmemiti. Bunun üzerine aralarndan Ensar’dan Ebû Ömer el-
Habbâb b. el-Münzir adnda bir sahabi ayaa kalkarak Ensar’dan bir imam, Muhacir-
lerden de bir imam olmasnn bu ie kesin çözüm getireceini dile getirmitir.56
Ebû Bekir ise bir ümmetin banda iki imamn olamayacan onlara izah et-
mi, sonra Hz. Peygamber’in “mâmet Kurey’tendir” rivayetini onlara hatrlatarak57
Müslümanlara hitaben öyle demitir:
“Hilâfet için insanlarn itaat edecekleri bir ahs lazmdr. Siz Evs ve
Hazreçlilersiniz. Cahiliyeden beri sizin üstünlüünüzü hiçbir Arap tanmamtr.
Hâlbuki Araplar eskiden beri Kurey’in üstünlüünü kabul etmiler ve onlarn
riyasetine ses çkarmamlardr. Araplar Kurey’in dnda birinin halifeliini
kabul etmez. Emirler bizden vezirler de sizden olsun.”58
Hz. Ebû Bekir’in bu sözleri karsnda orada bulunanlar biraz yumuamt.
Fakat Ebû Ömer el-Habbâb b. el-Münzir bu duruma raz olmamt. E’arî bu
sahabinin, “Ben Ensarn yükünü çeken bir direi ve asil bir ferdiyim. Kim bana kar
55 Hüseyin Algül, “Hz. Ebû Bekir’in Hicretten Vefatna Kadar Olan Dönemdeki Faaliyetlerine
Genel Bir Bak”, stem, C. III, No: 6, 2005, s. 108.
56 Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 123; Taberî, a.g.e., s. 487.
57 bn Hanbel, Müsned, III, 129; Ebû Ömer Ahmed b. Muhammed el-Endelusî bn Abd Rabbihî
(327/939), Kitabu’l-kdü’l-Ferîd, rh ve tsh. Ahmed Emin, 4 c., Kahire, y.y.,1948, IV, s. 258;
E’ârî, a.g.e., s. 28; Ayrca bu hadis hakkndaki tartmalar için bkz. Mehmet S. Hatibolu, “s-
lam’da lk Siyasi Kavmiyetçilik: Hilâfetin Kureylilii”, AÜFD, No: 23, Ank., 1978, s. 121-
213; Ali Bakkal, “Ebû Bekir’in Halife Seçilmesinde mamlar Kurey’tendir Hadisinin Rolü
Üzerine”, stem, C. III, No: 6, 2005, s. 87-104; Flal, “Sakife Olay veya Hz. Ebû Bekir’in
Halife Seçimi”, s. 9-14.
58 Taberî, a.g.e., s. 488-489; Mehmet Saffet Sarkaya, slam Düünce Tarihinde Mezhepler, Is-
parta, Tura Matbaas, 2001, s. 39; Murat Ergin, “Siyasî ve tikadî Mezheplerin Douunda
Kabile Asabiyetinin Rolü” (Baslmam Doktora Tezi), Harran Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü, anlurfa, 2000, s. 35.
29
çkabilir ki?” diyerek ayaa frlayp Hz. Ömer’e klç çektiini, Sa’d b. Ubade’nin
olu Kays b. Sa’d’n da babasna destek olmak için ayaa kalktn nakletmektedir.
Bunun üzerine Hz. Ömer onlar yattrmak üzere söz alm ve ikna edici bir konu-
ma yapmtr. Hz. Ömer’in ne dediini E’arî zikretmemektedir.59 Ancak bn
Hiâm’n naklettii bir rivayette Habbâb b. el-Münzir’in Hz. Ömer’e “Vallahi biz bu
ite size rahat vermeyiz” dediini; Hz. Ömer’in ise ona: “Vallahi bize muhalefet ede-
ni öldürürüz” diye cevap verdiini nakletmektedir.60
Hz. Ebû Bekir’in meseleyi geniçe ortaya koyarak, sakin ve olgun bir ekilde
ifade etmesi yükselen tansiyonu düürmü ve ortam iyice yumuamt.61 Bu uzun
tartmalar neticesinde Müslümanlar hilâfetin Kureyliliine raz olmutu. Ardndan
Ebû Bekir; “Ben sizlere Ömer ile bu ümmetin emini olan Ebû Ubeyde’den birini tav-
siye ediyorum.” diyerek onlara iki ayr seçenek sunmutur. Hz. Ömer ise bu duruma
raz olmayp Ebû Bekir’i kastederek; “Rasûlullah’n öne geçirdii iki aya hanginiz
gönül holuuyla geride brakabilir ki?” demi ve Ebû Bekir’e yönelip ona biat et-
mitir. Hz. Ömer’in ardndan, Muhacirler ve Ensar, Ebû Bekir’in mâmeti üzerinde
ittifak edip ona biat etmilerdir.62
Baz kaynaklar Benî Saîde Sakifesi’ndeki tartmalarda, Ensar’n, Muhacirle-
rin ileri sürdüü deliller ile deil de, aralarnda ihtilafa dümeleri sebebiyle Hz. Ebû
Bekir’e biat ettiini ileri sürmektedir. Bu görüe göre Ensar’da bulunan Evs ve
Hazreç kabileleri arasnda slâm’dan önce ciddi bir üstünlük mücadelesi vard. s-
lam’ kabul etmelerinden sonra da bu rekabet zaman zaman tezahür etmekteydi.63
Ensar’n uygun gördüü Halife Sa’d b. Ubâde de Hazreç kabilesine mensuptu.64
59 E’arî, a.g.e., s. 28-29; Ayrca bkz: Taberî, a.g.e., s. 493.
60 Ayrntl bilgi için bkz: Ebû Muhammed Abdullah b. Müslim bn Kuteybe (276/889), el-
mâme ve’s-Siyâse, thk. Üstaz Ali eyrî, 2 c., Beyrut, Dâru’l-Edva, 1990, I, 24-25; Ergin,
a.g.e., s. 35.
61 Ünalan, a.g.e., s. 63; Mehmet Çelik, “slam Tarihinde Dinin Politikaya Alet Edilmesinin lk
Örnekleri”, Frat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C. X, No: 1, Elaz, 2000, s. 31
62 Ayrntl bilgi için bkz: Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 123-126; E’arî, a.g.e., s. 27-29, bn Abd Rabbihî,
a.g.e. s. 258; bnü’l-Esîr, a.g.e.,, II, s. 325; ehristânî, a.g.e., s. 35-36; Mustafa Öz, Avni lhan,
“mâmet”, DA, C. XXII, s. 201-203; Ramazan Boyacolu, “Hz. Muhammed’in Hastal S-
rasnda Hz. Ömer’in Tavr ve Halife Seçimi”, Cumhuriyet Üniversitesi lahiyat Fakültesi
Dergisi, C. VI, No: 1, Sivas, 2002, s. 90-92. Ayrca Ben-i Sâide Sakifesinde yaplan tartmalar
hakknda ayrntl bilgi için bkz: bn Hiâm, a.g.e., IV, s. 412-419; Taberî, a.g.e., s. 486-489,
491-493.
63 Ahmet Akbulut, Sahabe Dönemi ktidar Kavgas, Ank., Pozitif Matbaaclk, 2001, s. 44.
64 Hatipolu, a.g.m., s. 159; Akbulut, a.g.e., s. 46.
30
Evsliler Hazreçlilerin bir halife aday çkarp da Benî Saîde Sakifesi’nde toplandkla-
r duyunca; buna engel olmak için durumu Hz. Ebû Bekir’e bildirmilerdi.65 Akabin-
de Hz. Ebû Bekir beraberindekilerle oraya varm ve gerekli görümeleri yapmt.
Bata Beîr b. Sa’d olmak üzere bütün Evsliler, Kureyli Hz. Ebû Bekir’i Hazreçli
Sa’d b. Ubâde’ye tercih ederek Hz. Ebû Bekir’e biat etmilerdi.66 Bu rivayeti nakle-
denlere göre, Benî Saîde Sakife’sinde yaplan mâmet seçimi, aslnda Ensar ve Mu-
hacirler arasndaki bir rekabet deil, tam aksine ikisi de Ensar’dan olan Evs ve
Hazreç kabileleri arasnda bir mücadeleydi. slam’dan önce toplumsal, ekonomik ve
dini sorunlarn belirleyicisi konumunda olan kavmiyetçilik anlay, daha Hz. Pey-
gamber defnedilmeden yeniden dirilmi ve “mâmet meselesi” gibi önemli bir soru-
nun hallini de siyasallatrmt. Bu ayn zamanda kabile asabiyetinin baz sahabiler
üzerinde canlln korumas veya yeniden dirilmesi demekti.67
Kaynaklarda zikredildiine göre Hz. Ömer bu süreci öyle anlatmaktadr:
“Oraya giderken, yolda, orada söyleyeceklerimi zihnimde tasarlamtm. Vard-
mzda da konumak için yeltendim fakat Ebû Bekir bana “Sus.” dedikten sonra
Allah’a hamd ve senâ ederek, sanki kendisine gayptan haber verilmiçesine be-
nim söylemeyi planladm her eyi söylemeye balamt. Sonra Ensar söze ba-
lamadan ben elimi Ebû Bekir’e uzattm ve biat ettim. Bunun üzerine insanlar da
ona biat ettiler ve böylece fitne atei söndü.”68
Böylece Hz. Ebû Bekir’in ileri düüncelilii sayesinde çkmas muhtemel
olan büyük bir fitne atei geçici olarak söndürülmütü. Fakat öte taraftan Hz. Ali ve
Haimoullar’nn ileri gelenleri Hz. Peygamber’in nan defnetmekle ilgilendikleri
için Benî Saîde Sakifesi’nde yaplan bu toplantda bulunamamlard. Kaynaklarda
ifade edildiine göre; Hz. Ali, Abbâs b. AbdulmutTâlib, Zübeyr b. Avvâm, Selman-
Fârisî, Ebû Zeri’l-Gffârî, Ammar b. Yâsir, Mikdat b. Esved, Ubey b. Ka’b ve Talha
b. Ubeydullah gibi birçok sahabe; halife seçiminin kendi görülerine bavurulmadan
oldubittiye getirilmesine gücenmi ve bundan dolay Hz. Ebû Bekir’e biat geciktir-
65 Abdullah b. Muhammed Ebu’l-Abbas Nai el-Ekber (293/906), Mesâilu’l-mâme, thk. Josef
van Ess, Beyrut, y.y., 1971, s. 12.
66 Julius Wellhausen (1336/1918), Arap Devleti ve Sükûtu, trc. Fikret Iltan, Ankara, A.Ü..F.
Yay., 1963, s. 8; Akbulut, a.g.e., s. 45.
67 Ergin, a.g.e., s. 36.
68 ehristânî, a.g.e., s. 35.
31
miti. Hatta baz kaynaklarda Hz. Ali’nin biat geciktirme süresi alt ay olduu zikre-
dilmektedir.69
Ali b. Ebî Tâlib ile Hz. Ebû Bekir arasndaki bu soukluu frsat bilen Müna-
fklar ve baz mürikler bu süre içerisinde Müslümanlarn arasna nifak sokmak için
ellerinden geleni yapmlard. Bazlar ortaya çkp Ömer ve Ebû Bekir aleyhinde
Ali’yi kkrtmaya çalm; bazlarysa Ali’nin mâmetini iddia edip Ebû Bekir’in
hilâfetini reddediyordu. Hatta rivayetlere göre mâmet ihtilafnn giderilmesinden
sonra Ebû Süfyan Hz. Ali’ye öyle demiti:
“Ben öyle bir karklk görüyorum ki bunu ancak kan dindirebilir. Ey Abdu’l-
Menâf soyundan gelenler! Ebû Bekir nasl olur da sizin ilerinizi çekip çevirebi-
lir? O iki sknty çekmi olan Ali ile Abbas nerede? Niye bu i Kurey’in en az
kalabalk ailesine verildi? (Hz. Ali’ye dönerek) Uzat elini sana biat edeyim. Al-
lah’a yemin ederim sen dilersen buray ona kar süvari ve piyadelerle dolduru-
rum.”
Fakat Hz. Ali vakar bir tavrla ona u cevap vererek onu azarlamtr:
“Allah’a yemin ederim ki sen bununla ancak fitneyi körüklemeyi arzu ediyorsun.
Allah’a yemin ederim ki sen uzun bir müddet slâm’a kötülük etmi birisin. Bi-
zim senin nasihatine ihtiyacmz yok.”70
Ebû Süfyan’n bu sözlerine bakacak olursak, yukarda da zikrettiimiz gibi,
asabiyetçiliin baz sahabiler üzerinde ne derece etkili olduunu görmemiz müm-
kündür. Çünkü Ebû Süfyan’n Ümeyyeoullar’na mensuptu ve böyle önemli bir gö-
revin Kureyli birine verilmesine verilmesini veya az kalabalk/güçsüz bir kabileye
verilmesini kabullenememiti.71 Ebû Süfyan’n bu sözleri, ayn zamanda Cahiliye
devrinde onun zihnine yerleen klasik “zengin ve maddi açdan güçlü bir ahsn dev-
let bakan olabilecei” tasavvurunun slam dinine ramen deimediinin gösterge-
sidir. Öte yandan Ebû Süfyan’n bu mâmet meselesi hususundaki bu pozisyonu ade-
ta ümmetin bölünmesinde ve frkalamasnda etkili olabilecek, bilinçlere/zihinlere
ekilen nifak bir nifak tohumuydu. Fakat u husus da bir gerçektir ki;
“Umeyyeoullar’nn çou slamiyet’i yeni kabul ettikleri için, onlarn ilk Müslüman-
69 bnü’l-Esîr, a.g.e., II, s. 325; Hasan brahim Hasan, Siyasî-Dinî-Kültürel-Sosyal slam Tari-
hi, çev. smail Yiit-Sadrettin Gümü, stanbul, Kayhan Yaynevi, 1987, I, s. 268.
70 Taberî, a.g.e., s. 488; bnü’l-Esîr, a.g.e.,, II, s. 325-326; Mehmet Atalan, “Hz. Muhammed’in
Vefatndan Sonraki Hilafet Tartmalar”, Frat Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, C.
IX, No: 2, Elaz, 2004, s. 62-63.
71 Ergin, a.g.e., s. 38.
32
lar gibi veya Mekke döneminde slamiyet’i kabul eden sahabiler gibi davranmalar
beklenemezdi. Bunun için Ebû Süfyan’n Hz. Ali’yi tahrik etmeye çalmas dier bir
açdan normal gözükmektedir.”72
Dier bir rivayete göre ise Zübeyr b. Avvâm, Hz. Ali’nin halifeliini uygun
görerek “Ben Ali’ye biat edilmedikçe klcm knna sokmayacam” demitir. Bunu
duyan Hz. Ömer sinirlenerek Zübeyr’in yanna gitmi, Hz. Ali bata olmak üzere di-
er ad geçen sahabilerle görüerek onlar Ebû Bekir’e biate tevik etmitir. Ardndan
da Hz. Ali, Ebû Bekir’e biat etmi ve kendi lehine gelien tutumlarn tamamn red-
detmitir. Netice itibari ile sahabe, Hz. Ebû Bekir’e biat etmi ve bu durum mescitte
halka ilân edilerek biat genelletirilmitir.73
mâmet tartmalar Hz. Ebû Bekir’e biat etmekle son bulsa da burada Müs-
lümanlar görü itibariyle dört ayr gruba ayrlmt:74
Birinci Grup: Hz. Ebû Bekir’in hilâfetini kabullenmeyip içten içe Sa’d b.
Ubâde’nin halifeliini destekleyen Medinelilerin bazlardr.
kinci Grup: Hz. Ebû Bekir’in halifeliine raz olan Ensar ve Muhacirlerdir.
Üçüncü Grup: Hz. Peygamber’in defni ile ilgilenen ve dolaysyla Benî Saîde
Sakifesi’ndeki toplantda bulunamayan ve Hz. Ali’nin hilafete getirilmesini isteyen
Ammâr b. Yâsir, Ebû Zerr’il-Gfârî gibi sahabiler oluturmaktadr.
Dördüncü Grup: Abdullah b. Ömer liderliindeki grup olup adaylardan han-
gisinin bu makama layk olduuna karar veremeyip, olaya müdahale etmeyerek ce-
maatin kararna sayg duyanlardr. Müslümanlar evvela fikren dört gruba ayrlm fa-
kat daha sonra çounluun görüüne sayg duyarak Ebû Bekir’in halifeliinde ittifak
etmiler75 ve aralarna nifak tohumlarnn ekilmesine izin vermemitirler.
Ancak bu süreç içerisinde yeni bir grup daha zuhur etmitir. Bu grup ise Hz.
Peygamber’in ölümünden sonra Ebû Bekir’i halife olarak kabul etmeyip, onu kendi-
lerinin imam olarak saymamaktaydlar. mâmetin kime ait olduu ve Hz. Peygam-
72 Hasan Onat, Emevîler Devri iî Hareketleri ve Günümüz iîlii, Ank., TDV Yay. 1993, s.
27; mâmet meselesinden çkarlabilecek sonuçlar hakknda ayrntl bilgi için bkz: Ergin,
a.g.e., s. 38-40; Atalan, a.g.m., s. 65-68.
73 bnü’l-Esîr, a.g.e., II, s. 325.
74 Bu hususta benzer görüler için bkz: Ergin, a.g.e., s. 33-34.
75 E’arî, a.g.e., s. 29.
33
ber’in halifelik görevini kime devrettii aça kavuana dek ona zekât vermeyecekle-
rini söylemekteydiler.76
mâmet Meselesi ve Hz. Ebû Bekir’in mâmet makamna geçmesi sonraki
dönemlerde mezhebi açdan bir krlma noktasdr. îa’da bunun örneini barizce
görmek mümkündür. îa, Krtas olay ve Üsâme ordusu meselesinde olduu gibi, bu
meseleyi de bir siyasi malzemeye çevirmi ve mâmet prensiplerini bu ihtilaf üzerine
bina etmitir. iî düüncede, Benî Sâide Sakifesi’ndeki mâmet seçimini, Krtas olay
ve Üsâme b. Zeyd’in ordusunun sefere gönderilmesi meselesinden ayr tutmamak ge-
rekmektedir. Çünkü îa’ya göre bu meseleler özü itibariyle ayn konuyu ihtiva et-
mekteydi. Onlara göre Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer, hem Üsâme ordusunun sefere
çkmasn engellemi, hem Hz. Peygamber’in Hz. Ali’yi tayin etmesi için vasiyetini
yazmasna engel olmu, hem de Hz. Ali defin ilemleri ile itigal ederken hilafet me-
selesini bir oldu-bittiye getirerek kendi kendilerine halife seçmilerdir.77 Murtaza
Askerî, Ömer b. Hattab ile Ebû Bekir b. Ebî Kuhafe’nin mâmet meselesindeki tutu-
munu u sözlerle eletirmektedir:
Sakife’de Ebû Bekir’e biat edildikten sonra biat edenler gelin götürüyormuças-
na onu esenlikle mescide götürdüler. Onlar, Rasûlullah’n cenazesini defnetmeyi
unutmu kendi ileriyle megul olmulard!”, “Ebû Bekir’e biat töreni bitince sal
günü Rasûlullah’n cenazesini hatrlayarak Hz. Peygamber’e yöneldiler ve birkaç
kiilik gruplar halinde gelerek hiç kimse kendilerine imamlk yapmakszn gyabî
olarak Hz. Rasûlullah’n cenazesine namaz kldlar.78
Öte yandan, îa, Beni Saide Sakifesi’ndeki ashabn tutumundan ötürü kendi-
lerinin zulme uratldn öne sürmekte ve Ebû Bekir b. Ebî Kuhafe’yi zalim olarak
nitelendirmektedir. Ayrca iî kaynaklar, Hz. Ali’nin, insanlarn slam’dan dönmele-
rini ve tekrar putlara tapmalarn engellemek amacyla, kendi niyetini gizleye-
rek/takiyye yaparak Hz. Ebû Bekir’e biat ettiini nakletmektedir. Onlara göre Hz.
Ebû Bekir’i halife seçenler ise iledikleri bu günah sebebiyle kâfir olmutu. Ancak
76 Ebu Halef el-Kummî (301/913)/ Ebû Muhammed Hasan b. Mûsa b. Hasan Nevbahtî (310/922),
iî Frkalar: Kitabu’l-Makâlât ve’l-Firak ve Firaku’-îa, çev. Hasan Onat v.di., Ank.,
Ankara Okulu Yay., 2004, s. 54; Ergin, a.g.e., s. 25.
77 Benzer görüler için bkz: Abdülcabbar Adgüzel, “Erken Dönem Politik htilaflarn iî-mâmî
Ekoldeki Teolojik zdüümleri”, e-Makalât Mezhep Aratrmalar, C. IV, No: 2, Güz–2011,
s. 70.
78 Allâme Murtaza Askerî, Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri –mâmet ve Sahabe, çev. Cafer
Bendiderya – smail Bendiderya, stanbul, Kevser Yay., ty., I, s. 171-173.
34
bilgisizce biat edenler ve biat ederek Hz. Ali taraftarln sürdürenler slam’dan
çkmamtr.79
îa’nn Hz. Ali’nin halifelii meselesindeki bu tutumu, iî fikirlerin sistema-
tiklemesinde tevellî-teberrî ve takiyye kavramlarnn olumasna zemin hazrlam-
tr. leride ortaya çkan bir takm ihtilaflarla beraber Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer
hakkndaki bu honutsuzluk, sahabilerin çounu içine alacak ekilde geniletilmi ve
tevellî-teberrî kavramlar ortaya çkmtr.80 Öte yandan Hz. Ali’nin Ebû Bekir b. Ebî
Kuhafe’ye biati hususundaki tutumlar ise takiyye prensibinin olumasnda etkin rol
oynamtr.81
te görüldüü gibi Hz. Ebû Bekir’in mam olarak seçilmesinin beraberinde
götürdüü ashab arasndaki tartmalar ve ihtilaflar, yaklak bir asr sonra ortaya ç-
kan îa tarafndan siyasete alet edilmi ve bu ihtilafn varl E’arî’nin deyimiyle
bugüne kadar süregelmitir.82
79 Ebu Cafer Muhammed b. Ya’kûb b. shak el-Kuleynî (329/941), el-Kâfî, thk. Ali Ekber el-
Gfârî, V. Bs. Tahran, Dâru’l-Kütübü’l-slâmî, 1971, VIII, s. 295-296; Muhammed Bakr b.
Muhammed Taki b. Maksud Ali Meclisi (1110/1698), Biharü'l-Envari’l-Câmia li-Düreri
Ahbari’l-Eimmeti'l-Ethar : el-Akl ve’l-Cehl, thk. Muhammed el-Bâkr el-Behbûdî, 111 c.,
II. Bs. Beyrut, Dâru hyâ, 1983, XXVIII, s. 254-256; Adgüzel, a.g.m. 75-76.
80 Metin Bozan, mâmiyye’nin mâmet Nazariyesinin Teekkül Süreci, stanbul, SAM Yay.,
2009, s. 47-48
81 Meclisî, a.g.e., XXVIII, s. 75-76.
82 E’arî, a.g.e., s.27-28.
35
KNC BÖLÜM
LK ÜÇ HALFE DÖNEMNDE ORTAYA ÇIKAN
HTLAFLAR
(FTNE HAREKETLER VE ZÜMRELEMELER)
36
1. HZ. EBÛ BEKR DÖNEMNDE ORTAYA ÇIKAN
HTLAFLAR VE GRUPLAMALARA ETKS
Hz. Ebû Bekir döneminde Müslümanlar gerçekten zor durumda brakacak
birtakm problemler vuku bulmutur. Nitekim bunlarn en önemlisi irtidat olaylarnn
artmas ve yalanc peygamberlerin çoalmas idi. Bunun yan sra Hz. Fatma’nn Hz.
Ebû Bekir’le arasnda geçen Fedek arazisi ile ilgili olay ve yerine Hz. Ömer’i halife
tayin etmesi onun döneminde vuku bulan önemli ihtilaflardr. ehristânî bu olaylar
mezheplemeye etki eden olaylar arasnda saymasna ramen1, E’arî Hz. Ebû Bekir
döneminde Müslümanlar frkalamaya götürecek herhangi bir ciddi ihtilafn vuku
bulmadn belirtmektedir.2 Dolaysyla burada E’arî’nin Hz. Ebû Bekir döneminde
yaanan irtidat olaylar, yalanc peygamberlerin zuhuru, Fedek arazisi tartmas gibi
bir takm olaylarn frkalamaya neden olabilecek önemli ihtilaflardan saymadn
söylemek mümkündür.
1.1. Fedek Arazisi Meselesi
Fedek, bugün Hâit adyla bilinen Medine’ye yaklak 150 km. uzaklkta olan
Yahudilerin yaad bir yerdi. Hicretin 7. ylnda Hayber’in fethinden sonra Fedekli
Yahudiler, topraklarnn yarsn Hz. Peygamber’e vermek artyla bar anlamas
yaplmt. Yani Fedek arazisi, Fedek halk ile Hz. Peygamber arasnda yaplan bir
anlama ile savaa gidilmeden elde edilmiti. Sava yaplmadan kazanld için
Fedek arazisi ganimet olarak askerlere datlmam, Hz. Peygamber’e tahsis edil-
miti.3 Fedek arazisinin yan sra Medine ve Hayber’de bulunan baz küçük araziler
de Hz. Peygamber’e aitti.4
Hz. Peygamber’in vefatndan sonra önemli bir ihtilaf da bu arazi ve mallarla
ilgili yaanmt.5 Hz. Peygamber’in kz Fatma, harp ganimetlerinden babasna ka-
lan mallardan, bata Fedek arazisi olmak üzere Medine ile Hayber’deki dier bütün
1 ehristânî, a.g.e., s. 36.
2 E’arî, a.g.e., s. 29.
3 bn Hiam, a.g.e. III, s. 465; smail Hakk Atçeken, “Hz. Osman Dönemi ç Olaylarnda
Mervan b. Hakem’in Rolü”, Selçuk Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, No: 9, Konya,
2000, s. 327-328; Ayrca bu hususta nazil olan ayet-i kerime için bkz: Har Suresi 50/6.
4 Ayrntl bilgi için bkz: bn Hiâm, a.g.e., III, 465; Hüseyin Algül, “Fedek”, DA, C. XII, s.
294-295; Algül, a.g.m., s. 116-117.
5 ehristânî, a.g.e., s. 36.
37
arazilerden kendisine intikal eden miras Hz. Osman ile haber göndererek halifeden
istemiti. Hatta kaynaklarda zikredildiine göre Hz. Fatma, evvela bu mallarn vera-
set yoluyla kendisine verilmesini istemi ardndan ise kendisine temlik edilmesi ge-
rektiini de iddia etmitir. Hz. Ebû Bekir de bunun üzerine “Biz Rasûller, miras b-
rakmayz. Bizim braktmz her ey sadakadr.”6 hadisini Hz. Osman’a hatrlatarak,
Rasûlullah’n braktklarndan ona pay veremeyeceini ve o mallarn sadaka hük-
münde olduunu Hz. Osman araclyla Fatma’ya bildirmi öyle demitir:
“imdi ben, Vallahi Rasûlullah’n sadakalarn kendi hayatnda sadaka olarak b-
rakm olduu ekilden baka bir ekle çeviremem. Bu konuda kesinlikle Allah
Rasûlü nasl amel etmise o ekilde uygulamada bulunacam. Nefsim elinde
olan Allah’a yemin olsun ki Rasûlullah’n akrabalarna kar sla-i rahim yap-
mam, onlarla olan ba ve hakk devam ettirmem bence kendi akrabalarmdan
daha öncelikli ve daha efdaldir. Ama bu mal hususunda benimle sizin aranzda
sürtüme konusu olan mevzuda asla haktan dönmem. Rasûl-ü Ekrem’i uygular-
ken gördüüm bir eyi asla uygulamaya koymadan asla brakmam.”7
Bunun üzerine kaynaklar Hz. Fatma’nn, Hz. Ebû Bekir’e gücendiini riva-
yet etmektedir. Hatta onunla ölene dek konumad da rivayetler arasndadr ki Hz.
Fatma, Rasûlullah’tan yaklak alt ay sonra vefat etmitir.8
îa’nn Douuna Etkisi: îa, Hz. Ebû Bekir’in halifeliine kar olduu
için, onunla alakal olan hemen hemen her ihtilaf kendine malzeme olarak kullan-
mtr. Önceki bölümde naklettiimiz ihtilaflarn yan sra Fedek Arazisi hususunu da
îa halifeyi acmaszca eletirmektedir. Hz. Ebû Bekir’in bu görüünün “Süleyman
Davud’a mirasç oldu.”9 ve “Dorusu benden sonra yerime geçecek yaknlarmdan
endielenmekteyim.”10 ayetleri ile çelitiini ve onun kendi fikrine dayanak olarak
hadis uydurduunu iddia etmektedir.11
Ayrca îa, bu olay, sonraki yllarda oluturduklar mâmet nazariyesindeki
masumiyet prensibiyle ilikilendirmi, Hz. Fatma’nn masum olduunu ona itiraz
6 Buhârî, Humus 1, Fezâilü’l-Ashab 12, Megâzî 14, Ferâiz 3; Müslim, Cihâd 49-52, 54-56; Ebû
Davud, mâre 19; Tirmizî, Siyer 44; Ebû Abdullah el-Asbahi el-Himyeri Malik b. Enes mam-
Malik (179/795), el-Muvatta, Kahire, Daru’r-Riyâni li’l-Terât, 1988, Kelâm 27 (208); bn
Hanbel I, 6, 9, 10, 25, 47-49, 60; II, 463; VI, 145, 262; ehristânî, a.g.e.,, s. 36.
7 Buharî, Humus 1, Ferâiz 3, Fezâilü’l-Ashab 12, Megâzî 14; Müslim, Cihâd 49-52, 54-56; Ebû
Davud, mâre 19; Zehebî, a.g.e., II, s. 591.
8 Buharî, Ferâiz 3; Zehebî, a.g.e., II, s. 591.
9 Neml Suresi 27/16.
10 Meryem Suresi 19/5.
11 Hillî, a.g.e., 398.
38
etmenin asla doru olmayacan bu nedenle Hz. Ebû Bekir’in günah ilediini öne
sürmütür.12 Bu hususta modern dönem aratrmaclarndan Abdulcabbar Adgüzel
bir makalesinde öyle demektedir: 13
“Fedek arazisi meselesi îa nezdinde son derece önemli bir konu haline gelmi-
tir. Öyle ki, bu mesele dolaysyla Ebû Bekir b. Ebî Kuhâfe’nin gazap olunan,
sapk, ate ehli olduu iddia edilirken bir yandan da Hz. Fatma’y kzdrd için
hilafeti deil, laneti hak ettii eklinde deerlendirmeler yaplmtr. Kummî,
Tefsir’inde: “Allah ve elçisini incitenler var ya, Allah onlar dünyada da ahirette
de lanetleyip rahmetinden uzaklatrm; ayrca onlar zelil ve perian edici bir
azap hazrlamtr.”14 ayetinin Ali b. Ebî Tâlib’in karsnda olan, Hz.
Fatma’nn hakkn yiyen ve ona eziyet eden herkes hakknda indiini söylemi-
tir. Bu arada Kummî, Hz. Peygamber’den: “Ben hayatta iken Fatma’ya eziyet
veren ben öldükten sonra da ona eziyet etmi gibidir. Ben öldükten sonra ona
eziyet eden de ben hayatta iken ona eziyet etmi gibidir. Ona eziyet eden bana
eziyet etmi, bana eziyet eden Allah’a eziyet etmitir.” eklinde bir nakilde bu-
lunduktan sonra böyle kimselerin de bu ayet kapsamnda olduunu ifade ederek
ayrca bir sonraki ayette “Bir de mü’min erkek ve mü’min bayanlar ncitenler”
ibaresinde geçen incitilen kimselerin de Ali b. Ebî Tâlib ile kz Fatma olduunu
belirtir. Böyle bir vebale girenler için de ayetin sonunda yer alan “ite böyleleri
çok büyük bir iftira ve düpedüz bir günah ilemitir.” tehdidini de özellikle ifade
eder. Bu yorumlama biçiminde Kummî, üstü kapal bir ekilde, bilhassa Ebû Be-
kir b. Ebî Kuhâfe’ye ve sonra da dier iki halife ile taraftarlarna gönderme yap-
t ortadadr.”15
1.2. Ridde Olaylar ve Zekât Vermeyenlerin Durumu
Hz. Peygamber’in hastaln ve ardndan ölümünü frsat bilen Esved el-
Ansî,16 Tuleyha b. Huveylid el-Esedî,17 Müsylimetü’l-Kezzab18 ve Talib19 peygam-
berlik iddiasyla ortaya çkm halkn bir ksmn da kendilerine inandrarak pelerin-
12 Ali b. Hüseyin el-Musevî e-erif el-Murtazâ, e-âfî fi’l-mâme, Müessesetu smâiliyyât, II.
Bsk, Kum, 1989, s. 94-97; Adgüzel, a.g.m., s. 80.
13 Adgüzel, a.g.m. s. 80.
14 Ahzab Suresi 33/57.
15 Ebu’l-Hasan Ali b. brahim el-Kummî (301/913), Tefsîru’l-Kummî, tsh. es-Seyyid Tayyib el-
Musevî el-Cezâirî, Kum, Dâru’l-Kitâb,1984, II, s. 196.
16 Zehebî, a.g.e., III, s. 14-19; Mustafa Fayda, “Ridde Olaylar”, DA, C. XXXV, s. 91-92. Ayr-
ca ayrntl bilgi için bkz: Bahriye Üçok, slâm’dan Dönenler ve Yalanc Peygamberler Hic-
rî 7. - 11. Yllar, Ank., AÜF Yaynlar, 1967, s. 35-49; Muhammed Ali Sallabî, I. Halife Hz.
Ebu Bekir Hayat ahsiyeti ve Dönemi, trc. erafettin enaslan-Faruk Akta, st., Ravza
Yay. 2009, s. 265 v.d.
17 Üçok, a.g.e., s. 50-67; Fayda, a.g.md., s. 91 v.d.; M. Salih Ar, Hz. Ebu Bekir ve Ridde Sa-
valar, st., Beyan Yay., 1996, s. 109-114; Murat Sarck, Bütün Yönleriyle Dört Halife Dö-
nemi, st., Nesil Yay., 2010 s. 53-55.
18 Ayrntl bilgi için bkz: Kummî/Nevhabtî, a.g.e., s. 54-55; Zehebî, a.g.e., III, s. 38-41; Üçok,
a.g.e., s. 80-104; Ar, a.g.e., s. 119-128; Sarck, a.g.e., s. 58-68.
19 Ayrntl bilgi için bkz: Zehebî, a.g.e., III, s. 36-37; Üçok, a.g.e., s. 68-79; Ar, a.g.e., s. 114-
118.
39
den sürüklemeye balamt. Bu kiilerin tamam, slam toplumunda adeta zehir saçar
gibi nifak ve ihtilaf tohumlarn halkn arasna saçyorlard. Aslnda yalanc peygam-
berlerin zuhuru Müslümanlarn frkalamasna dorudan bir tesiri olmam ancak do-
layl olarak etkiledii bir gerçektir. Çünkü bu akmlar dolayl olarak kalplerine henüz
iman yerlememi olan baz Müslümanlar peinden sürüklemi ve Hz. Ebû Bekir’e
olan isyan sürecini hzlandrmtr.
Kaynaklarda zikredildiine göre, Üsâme ordusunu sefere gönderilmesinin ar-
dndan, yalanc peygamberlerin de ve onlara inananlarn da etkisiyle Kurey ve
Sâkiflîler hariç, hemen hemen bütün kabilelerden irtidat haberleri gelmeye balam-
t.20 Öte yandan Hz. Peygamber’in vefatn ve Müslümanlarn Benî Saide
Sakife’sinde yaadklar olay frsat bilen baz kabileler; Hz. Ebû Bekir’in halifeliini
tanmayarak, Müslüman olduklarn, namaz klp slam’n rükünlerini yerine getire-
ceklerini, ancak zekât vermeyeceklerini, verirlerse de Hz. Ebû Bekir’e vermeyecek-
lerini iddia etmeye balamt.21 Onlarn bu tutumu yaylma eilimi göstermi ve is-
yan hareketine dönümütü. Hatta onlardan bazlar “Rasûlullah’a aramzda bulun-
duu sürece itaat ettik. Ama bu Ebû Bekir’in hâkimiyeti de ne demek oluyor? Buna
ayoruz.” diyorlard. Onlarn bu tutumu Hz. Ebû Bekir’i onlara müdahale konu-
sunda skntya sokmaktayd.22
Hz. Ebû Bekir bata olmak üzere dier bütün Müslümanlar yalanc peygam-
berlerle savamann gerekli olduu hususunda hemfikirdi. Fakat zekât vermeyenlere
gelince bu hususta hemfikir deildiler. Kaynaklarda zikredildii üzere Ashab bu hu-
susta ikiye bölünmütü. Bir ksm “lâ ilâhe illallah” diyen bir kimseyle savamann
doru olmayaca kanaatindeydi ancak bunlar da kendi aralarnda ihtilafa dümütü.
Bazlar zekât toplanmasndan vazgeçilmesini tavsiye etmekte, baz sahabiler ise on-
lar, zekât hususunda kendi hallerine brakmas, kalplerine iman tamamen yerlein-
ceye kadar onlara kar slam’a sndrc bir tavr içine olmas hususunda Hz. Ebû
Bekir’e baz nasihatler vermekteydi. Fakat Hz. Ebû Bekir bata olmak üzere baz
sahabiler de zekât vermeyenlerle savamann doru olduuna inanmaktayd. Dolay-
20 bn kesîr, a.g.e., VI, s. 430; Ramazan Hurç, “Hz. Ebu Bekir Döneminde Bamszlk Hareket-
leri”, F rat!Ümiversitesi!lahiyat!Fakültesi!Dergisi, No: 8, Elaz, 1998, s. 35-37
21 Ayrntl bilgi için bkz: el-Kummî/Nevbahtî, a.g.e., s. 54; Ergin, a.g.e., s. 25.
22 bn Kesîr, a.g.e., VI, s. 442.
40
syla Hz. Ebû Bekir, kendisine yaplan teklifleri kabule yanamam ve onlarla sa-
vamaya karar vermiti.23
Kaynaklarda nakledildiine göre Hz. Ömer ile Hz. Ebû Bekir arasnda geçen
u diyalog Hz. Ebû Bekir’in Zekât vermeyenlerle ilgili düüncesini açkça ifade et-
mekteydi:
“-nsanlarla niçin savayorsun? Oysa Rasûlullah ‘Allah’tan baka ilah bulunma-
dna, Muhammed’in de Allah’n Rasûlü olduuna ahadet etmelerine kadar in-
sanlarla savamakla emrolundum. Eer onlar bu sözü söylerlerse canlarn ve
mallarn bana kar korumu olurlar.’ demiti.”
“-Allah’a yemin ederim ki, onlar bana, Rasûlullah’a zekât olarak getirdikleri bir
olan yularn bile getirmezlerse onlarla savarm. Çünkü zekât maln hakk-
dr. Allah’a yemin ederim ki namaz ile zekât arasnda ayrm yapan kimse ile so-
nuna kadar savaacam.”24
Hz. Ebû Bekir Zekât vermeyenlerin hareketini isyan olarak deerlendirmiti.
Ona göre merkezi otoriteye kar ayaklanan bu asilere askerî müdahale artt.25 Neti-
ce itibariyle o, toplumu küfre sürükleyen bu nifak hareketlerine engel olmak için,
“Eer tövbe eder, namaz klar, zekât verirlerse yollarn serbest brakn.”26 ayeti ge-
reince kendi halifeliini kabul etmeyip zekat vermek istemeyen kabilelerle, kafirler-
le savat gibi, savamt. Bu savalarda onlarn bir ksm öldürülmü, bir ksm
esir olarak alnm, dier bir ksm ise slam’a döndürülmütü.27
Hz. Ömer ise yukarda zikrettiimiz vecihle, Ebû Bekir’den farkl düünmesi
nedeniyle ve içtihad gereince halifelii döneminde Hz. Ebû Bekir’in zekât verme-
yenlerden ald mallar sahiplerine iade etmi ve esir olarak aldklarn serbest b-
rakmt.28
Hz. Ebû Bekir’in ehl-i mürtede ve Zekât vermeyenlere kar savamas sonra-
ki dönemlerde yine îa’nn tartma konusu olmutu. Zira îa’ya göre bu kimseler
23 bnü’l-Esîr, a.g.e., II, s. 342 v.d.; bn Kesîr, a.g.e., VI, s. 442-443; Ayar, a.g.m., s. 159.
24 Buharî, ’tisâm 2, Zekât 1; Müslim, man 20; Ebû Davud, Zekât 1; Nesâî, Zekât, 3; Ayrca s-
lam’dan dönen Araplar ve bunlara kar Hz. Ebu Bekir’in tutumuyla ilgili ayrntl bilgi için
bkz: Hasan, a.g.e.,, I, s. 13-21; bn Kesîr, a.g.e., VI, s. 443; ehristânî, a.g.e., s. 36; Zehebî,
a.g.e., III, s. 27-28.
25 Akbulut, a.g.e., s. 116. Ayrca Zekât vermeyenlerle yaplan savalarla ilgili ayrntl bilgi için
bkz: Hurç, a.g.m., s. 39-44; Bahriye Üçok, “Ridde”, AÜFD, C. VI, 1958-1959, s. 104-112
26 Tevbe Suresi, 9/5.
27 Ayrntl bilgi için bkz: Zehebî, III, s. 27-32; Ahmed Arakça, Hz. Ebu Bekir Devri slam
Tarihi, st., Buruc Yay., 1998, s. 83-201;
28 ehristânî, a.g.e., s. 36.
41
Hz. Ebû Bekir’in mâmetini tanmad için ayaklanmt. Zaten Hz. Ebû Bekir’in hi-
lafeti bir zulümdü. Ayrca kaynaklarda zikredildiine göre iîler, sonraki dönemler-
de, Muaviye, Talha ve Zübeyr’in de Ali b. Ebî Tâlib’e zekât vermediini, ancak Hz.
Ali’nin bu sebeple onlarla savamadn öne sürerek Hz. Ebû Bekir’in zekât vermek
istemeyenlerle savamasnn yanl olduu kanaatindeydi.29
Ayrca iî müellifler zekât vermek istemeyerek isyan edenlere ehl-i Ridde
denilmesinin doru olmadn iddia etmitir. Modern dönem aratrmaclarndan M.
Salih Ar eserinde bu konudan öyle bahsetmektedir:
“iî müellifler Hz. Ebû Bekir’e kar gelip, irtidat hareketlerine karan birçok
insan “Ridde ehli” olarak görmemektedirler. Onlara göre Medine dndaki
Müslüman gruplardan birçou seçime kar olduklarndan bu adla mehur olmu-
lardr. Onlar sadece Ebû Bekir’in hilafete getirili yöntemine itiraz etmilerdi. O
zamann maslahat ve sonralar tarihin maslahat, bunlarn mürtetlikle suçlanma-
sn gerektiriyordu. Bundan dolay onlara Ehl-i Ridde denilmitir.”30
1.3. Hz. Ömer’in Halifelie Tayini ve iî Zihniyetin Olumasndaki Yeri
iî düüncede tpk Hz. Ebû Bekir’in hilafetinde olduu gibi Hz. Ömer’in ha-
life seçilmesi de Ali b. Ebî Tâlib’in hakkn gasp etme olarak deerlendirilmitir. Bu
nedenle Hz. Ali’den önce ashabn kendilerini idare etmek üzere seçtii halifeler yasal
olarak kabul edilmemi ve bu durum onlara kar kin ve nefret beslemelerine neden
olmutur. Olay ksaca öyle gerçeklemitir:
Hz. Ebû Bekir, h. 13. ylda hastalanp, ölüm annn yaklatn anlaynca
Abdurrahman b. Avf ve Osman b. Affan ile istiare ettikten sonra, Hz. Ömer’i yanna
çarm, ona “Ey Ömer! Ben seni, Rasûlullah’n ashab üzerine halife seçiyorum.”
demi ve Hz. Osman’ yanna çararak ahitnameyi ona yazdrp, bunu halka duyur-
masn emretmiti. Akabinde bütün ordu komutanlarna “Banza Ömer’i seçtim.
Kendim için de Müslümanlar için de hayr seçtim” diye mektup yazarak göndertmi-
ti.31
29 Fadl b. âzân el-Ezdî bn âzân, el-Îzâh, thk. Es-Seyyid Cemaluddin el-Huseynî el-Urmevî el-
Muhaddis, Tahran, Müessesetu ntiarât, 1363/1944, s. 182-183; Ayrca ayrntl bilgi için bkz:
Mehmet Salih Ar, mamiye îas Kaynaklarna Göre lk Üç Halife Dönemi, stanbul, Dü-
ün Yaynclk, 2011, s. 238-241.
30 Ar, mamiye îas Kaynaklarna Göre lk Üç Halife Dönemi, s. 238.
31 bn Kuteybe, el-mâme, I, 36-37; Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 136-137; Taberî, a.g.e., s. 563; bnü’l-
Esîr, a.g.e., II, s. 425. Ebû Muhammed Vecihüddin Abdurrahman b. Ali bn Deyba (944/1537),
42
Hz. Ebû Bekir’in halifelik seçiminde olduu gibi Hz. Ömer’in halifelie tayi-
ninde de ümmet arasnda farkl görüler zuhur etmiti. Müslümanlar bu hususta ihti-
lafa dümü ve ikiye ayrlmt. Bazlar onun adaletine ve cesaretine güvenerek hali-
feliine razyd. Bazlar ise onun sert ve kaba mizaçl olduunu ön plana çkarp on-
dan korkup çekindiklerinden dolay, onun halifelik için uygun olamayacan dü-
ünmekteydi. Baz sahabiler halifelik makamna Ömer b. Hattab’n tayin edildii ha-
berini alnca, Hz. Ebû Bekir’e müracaat ederek ona: “Sen sert ve kaba bir adam bi-
zim bamza geçirdin.”32 diye yaknmaya balamlard. Hatta baz kaynaklar Talha
b. Ubeydullah’n bizzat halifeye gelerek öyle demiti: “Sen insanlara Ömer'i halife
mi tayin ettin? Hâlbuki sen onunla birlikte olduun halde insanlarn ondan neler
çektiini görüyorsun. Peki, onlar Ömer'le ba baa brakp Rabbinle kavumaya gi-
derken, Rabbin sana bunu sorarsa ne diyeceksin?” Fakat Hz. Ebû Bekir Talha’ya
“Sen beni Allah ile mi korkutmak istiyorsun? Eer Rabbim bana kyamet gününde
bunu sorarsa, ben ‘Balarna en iyilerini geçirdim’, derim.” eklinde cevap vermi
ve bu sözler de muhalif görüte olanlar susturarak bu ihtilaflara son noktay koy-
mutu.33
Hz. Ebû Bekir’in Ömer b. Hattab’ halife tayin etmesinin altnda onun adalet-
li, sert ve bilgili olmas, akrabas olmamas gibi bir takm nedenlerin varolduu bir
gerçektir. Hz. Ömer’in tayin usûlü ile halifelik makamn elde etmesi ve Hz. Ömer’in
halifeliine raz olmayanlarn tutumu sonraki dönemlerde îa tarafndan eletiri ko-
nusu olmu ve Hz. Ebû Bekir’in bu hareketini fasid saymt. îa’ya göre Ömer b.
Hattab, Hz. Peygamber’in bile Hayber’in fethinden baka hiçbir ey için görevlen-
dirmedii bir kiiydi, böyle bir kie devletin idaresini ve ümmetin imamln teslim
etmek ayn zamanda Hz. Peygamber’e kar gelmek demekti.34 îa bu eletirileriyle
hem Hz. Ebû Bekir’in fasit bir i yapmakla günaha girdiini hem de Hz. Ömer’in
mâmetinin geçersiz olduunu öne sürmektedir. Modern dönem aratrmaclarndan
M. Salih Ar, îa’nn Hz. Ömer’in halifelie getirilmesi hakkndaki düüncesini öy-
le izah etmektedir:
Teysiru’l-Vüsûl ilâ Câmii’l-Usûl: Kütüb-i Sitte Hadis Ansiklopedisi, çev. ve haz. brahim
Canan, st., Zaman Gazetesi Akça Yaynevi, t.y., V, s. 452-453 (1741); Algül, a.g.m., s. 118.
32 ehristânî, a.g.e., s. 36.
33 bnü’l-Esîr, a.g.e., II, s. 425.
34 Hillî, a.g.e., s. 401; Ar, mamiye îas Kaynaklarna Göre lk Üç Halife Dönemi, s. 146.
43
“îa kaynaklarna göre35 Hz. Ömer, Ebû Bekir ile daha önce yapm olduklar
anlamadan dolay halife olarak tayin edilmitir. Sakife toplantsnda, Ömer’in
Ebû Bekir’e biate raz olmasnn sebebi ise ancak, Hz. Ali’nin biatine engel ol-
masndan dolaydr. ayet serbest braklsayd, kendi nefsini tercih eder ve orada
kendini halife seçtirirdi.”36
2. HZ. ÖMER DÖNEMNDEK HTLAFLAR
Hz. Ömer’in halifelii, dier halifelerinkine kyasla frkalama açsndan s-
lam Tarihinin en problemsiz devri olarak tanmlayabileceimiz bir zaman dilimidir.
Nitekim E’arî, Makalâtu’l-slamiyyin’inde bu devrin ihtilafsz bir ekilde geçtiini
zikretmektedir.37 ehristânî ise, bu devirde slam Hukuku alannda Miras ve diyetle
ilgili, hakknda nass bulunmayan baz meselelerde baz ihtilaflarn çktn naklet-
mektedir.38
Nitekim Hz. Ömer döneminde siyasi manada hiçbir ekilde frkalamaya veya
nifak hareketlerine neden olabilecek bir hareketin veya bir protestonun vuku buldu-
una dair herhangi bir malumata rastlanmamtr. Bize göre bunun en önemli neden-
lerinden biri onun dini, idari ve mali hususlardaki ar titizlilii ve tatl-sertliidir.39
Dieri ise giriilen birçok fetih hareketleri baaryla neticelenmesiyle dikkatlerin dâ-
hilden çok hariçte yönelmesidir. Zira Hz. Ebû Bekir zamannda Ridde ehli ile yaplan
savalardan dolay fetihler hususunda ciddi bir duraklama devri yaanm, fakat Hz.
Ömer kendi devrinde bu duraanl aarak birçok yeni yerler fethetmi,40 Müslü-
manlar ve slam medeniyetini yeni kültür ve corafyalarla tantrmt.41
2.1. Hz. Ömer’in slam Hukukunda Baz Meselelerle lgili çtihatlar
Hz. Ebû Bekir’den sonra Hz. Ömer devrinde snrlarn genilemesi ve hazine-
nin zenginlemesi, hakknda açkça nass bulunmayan baz toplumsal ve hukuki prob-
35 erif el-Murtazâ, a.g.e., IV, S. 126.
36 Ar, mamiye îas Kaynaklarna Göre lk Üç Halife Dönemi, s. 313.
37 E’arî, a.g.e., s. 29.
38 ehristânî, a.g.e., s. 36.
39 Hz. Ömer’in devlet yönetimindeki baars hakknda ayrntl bilgi için bkz: srafil Balc, “Dip-
lomat ve Devlet Adam Yönüyle Hz. Ömer”, OMÜFD, No: 16, Samsun, 2003, s. 192-199.
40 Hz. Ömer zamanndaki fetihler için bkz: Doutan Günümüze Büyük slam Tarihi, ed. Ke-
nan Seyithanolu, Red. Hakk Dursun Yldz, stanbul, Ça Yay., 1992, II, s. 66-106.
41 Fetihlerin ve kazanlan topraklarn Müslümanlara ve devlet yönetime etkisi ile ilgili ayrntl
bilgi için bkz: Hayri Erten, “Hz. Ömer Döneminde Toplumsal Deime”, Selçuk Üniversitesi
lahiyat Fakültesi Dergisi, No: 6, 1996, s. 300-301.
44
lemleri de beraberinde getirmiti. Bu problemlerin almas fkhî anlay kuvvetli ve
eriatn maksatlarna iyice vakf olan Hz. Ömer’in görü ve içtihatlar sayesinde ger-
çeklemitir.
Bu problemlerden biri miras hukukunda yaanmtr. Hz. Ömer miras dal-
mnda kadn ölür de geride ei ve ebeveyni kalrsa ee mirasn yarsn, anneye kala-
nnn üçte birini, babaya da kalannn tamamnn verilmesine hükmetmitir. Ayrca
adam ölür de geride eini brakrsa, ee mirasn dörtte birini, annesine kalannn üçte
birini, babasna da kalannn tamamnn verilmesi gerektiine hükmetmitir. Bu iki
içtihat slam Hukukunda “Ömer’in ki Meselesi” adyla mehurdur. Nineye düen
miras ile ilgili olarak çok da olsa altda bir pay verilmesi gerektiine hükmetmitir.
Anne, dede ve kz kardein mirastaki pay ile ilgili ise yarm payn kz kardee, kala-
nnn üçte biri anneye, geriye kalannn tamamnn da dedeye verilmesine hükmet-
mitir. Ayrca yine o, mirasta hakk olanlarn haricindeki akrabalara da mirasn geri
kalanndan pay verilmesi gerektiine hükmetmitir. Hz. Ömer, Kelâlenin, geride ba-
bas ve çocuu olmayp da ölen kimse olduuna ve ölen kiinin kz kardelerinin,
ölenin kzlaryla asabe olduuna hükmetmitir.42 Hz. Ömer görüldüü gibi Miras
Hukukuyla ilgili ihtilafl meseleleri kendi içtihadyla çözüme ulatrmtr.
Yine Hz. Ömer kendi devrinde yaanan ktlk senesinde zekât almayp zekât
ertelemesi ve hrszlk gibi had cezalarn geçici olarak uygulamamas, vuku bulan
anlamazlklar engellemitir.43 Onun önemli bir karar da Haraç konusundadr. öyle
ki; O, Hz. Ali ve Muaz’n görülerini de alarak fethedilen yerlerin mücahitlere da-
tlmamasna karar vermiti. Bu durum yine sahabiler arasnda ihtilafa neden olmutu.
Hz. Ömer bu hükmünün sebeplerini ve delillerini sahabilere anlatnca bu duruma raz
olmulard.44 Dier bir ihtilaf da dilerin ve parmaklarn diyetleri hususunda vuku
42 Hz. Ömer’in Miras Hukuku’ndaki hükümleriyle ilgili ayrntl bilgi için bkz: Muhammed Ali
Sallâbî, II. Halife Hz. Ömer Hayat ahsiyeti ve Dönemi, trc Mehmet Akba, st., Ravza
Yay. 2008, s. 385-386.
43 Ayrntl bilgi için bkz: Ebû Muhammed Muvaffakuddîn Abdullah b. Ahmed bn Kudame
(620/1223), el-Mugnî, Riyâd, Mektebetü’r-Riyadi’l-Hadise, t.y., VIII, s. 278. Ayrca bu ko-
nuyla ilgili tartmalar için bkz: Saffet Köse, “Hz. Ömer’in Baz Uygulamalar Balamnda
Ahkâmn Deimesi Tartmalarna Bir Bak”, slam Hukuku Aratrmalar Dergisi, No: 7,
Nisan 2006, s. 29-35
44 Ayrntl bilgi için bkz: Sallabî, a.g.e., s. 319-322.
45
bulmutur.45 Hz. Ömer dilerin diyetiyle ilgili olarak her az di için bir deveye hük-
metmiti.46 Baparmak ile iaret parmana yarm diyet, orta parman diyeti olarak
on deve, küçük parman diyeti olarak alt deve, orta parman yanndaki parman
diyeti olarak ise dokuz deve ödenmesi gerektiine hükmetmitir. Ancak bu hususta
Hz. Ali, Abdullah b. Mes’ud ve Abdullah bn Abbas, parmaklarn diyeti hususunda,
Hz. Ömer’e muhalif olarak, her bir parmak için on deve ödenmesi gerektiine hük-
metmilerdir.47
te Hz. Ömer zamannda iyice sistematiklemeye balayan slam Hukuku bu
fkhi süreçte bir takm ihtilaflarla karlalm ve Hz. Ömer de bu hukuki meseleler-
de, ashabn ileri gelenleriyle istiare edip içtihadyla hükmederek, bu ihtilaflar orta-
dan kaldrmtr. Ancak zaman zaman Hz. Ömer’in içtihadlar da ashab arasnda tar-
tma konusu olmutur. Bu ihtilaflar, fkhî mezheplerin olumas açsndan önem arz
etse de, itikadî-siyasî mezheplerin olumas açsndan pek dikkate deer bir ihtilaf
deildir. Bu sebeple olsa gerektir ki, yukarda da zikrettiimiz gibi E’arî48 bu dö-
nemde Müslümanlarn frkalamasnda rol oynayan sebepleri sralarken Hz. Ömer
döneminin sorunsuz geçtiini zikretmektedir.
2.2. ûrâ Olay ve iâ’nn Douundaki Rolü
Kaynaklarda nakledildiine göre Muîre b. u’be’nin Ebû Lü’lü adnda, H-
ristiyan bir kölesi vard. Hz. Ömer arasnda geçen bir diyalog sebebiyle,49 Ebû Lü’lü
Hz. Ömer’i öldürme karar alm ve bir gün sabah namaz esnasnda Hz. Ömer’i ze-
45 ehristânî, a.g.e., s. 36.
46 Muvatta, Ukûl 7.
47 Bu husustaki hükümler için bkz: Ebu’l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed Kurtubî
bn Rüd (595/1198), Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetu’l-Muktesd: Mezhepleraras Mu-
kayeseli slam Hukuku, red. Vecdi Akyüz, trc. Ahmed Meylani, st., Beyan Yay., 1991, s.
270-271; Vehbe Zuhayli, slam Fkh Ansiklopedisi, red. Hamdi Arslan, trc. Ahmet Efe
v.di., 10 c., st., Zaman Gazetesi Feza Yaynclk, 1994, VIII, s. 121-122.
48 E’arî, a.g.e., s. 29.
49 Ebû Zeyd Ömer b. ebbe b. Abide en-Nemeri bn ebbe (262/876), Târihu’l-Medîneti’l-
Münevvera, thk. Fehim Muhammed eltut, 4 c., y.y., t.y., III, s. 893; Taberî, a.g.e., s. 702-
703; bnü’l-Esîr, a.g.e.,, III, s. 49-50; M. Necati Bursal, Hz. Ömer, st., Çelik Yay., 2010, s.
367-370; Sarck, a.g.e., s. 271-273.
46
hirli bir hançerle ar bir ekilde yaralamt. Hz. Ömer ise yaral halde evine getiril-
miti.50
Hz. Ömer’in Halife Brakmak stememesi: Rivayetlere göre baz Müslü-
manlar sk sk Hz. Ömer’e gelip yarasnn ölümcül olduunu öne sürerek ona yerine
bir halife brakmasn önermekteydi. Fakat Hz. Ömer’in onlara öyle buyurduu nak-
ledilmektedir:
“Yani iinizi saken de öldükten sonra da ben mi üstümde tayaym? Mamafih,
birisini seçecek olsam bu caizdir. Zira benden daha hayrl olan Ebû Bekir seç-
mitir. Birisini seçmeyecek olsam bu da caizdir. Zira benden daha hayrl olan
Rasûlullah da seçimi terk etmitir. Ben isterim ki bundan nasibim baa ba olsun.
Ne lehime ne de aleyhime…”51
ûrân n!Belirlenmesi: ûrânn belirlenmesi ve istiare meclisinin kurularak
Hz. Osman’n halifelie seçilmesi slam Tarihinin sancl dönemlerinden biridir. Ni-
tekim ehristânî el-Milel ve’n-Nihâl’inde bu döneme deinerek, Müslümanlarn bu
olayda ihtilafa dütüklerini, ancak istiare meclisi üç gün içinde gerekli görümeleri
yapp ittifakla Hz. Osman’ halifelik makamna seçmekle bu ihtilafn giderildiini
kaydetmektedir.52
Temel slam Tarihi eserlerinde nakledildiine göre Hz. Ömer’e halifelik ile
ilgili sorulan sorular sklam, artk bu durumdan rahatsz olmaya balamt. Bunun
üzerine, uzun bir müddet düünerek, gördüü bir rüyann da tesiri altnda kalp, hic-
retin 23. ylnda Aere-i Mubeere’den olan sahabilerden alt kiilik bir ûra meclisi
belirlemiti. Bu sahabiler; Hz. Osman, Hz. Ali, Talha b. Ubeydullah, Zübeyr b.
Avâm, Sa’d b. Ebî Vakkas ve Abdurrahman b. Avf idi. Nakillere göre Hz. Ömer ni-
faka sebebiyet vermemesi için ûrâ üyelerinin seçiminde çok hassas davranm ve
akrabalarn ise bu iten uzak tutmutu.53
Bunun üzerine Hz. Ömer bu alt sahabeye haber göndererek onlar huzuruna
çartm fakat Talha b. Ubeydullah Medine dnda bulunduundan o Hz. Ömer’in
50 Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 159; Ebü'l-Hasan Ali b. Hüseyin b. Ali Mes’ûdî (345/956), Murûcu’z-
Zeheb!ve!Ma’âdinü’l-Cevher, thk. Muhammed Muhyiddin Abdülhamid, 2 c., Beyrut, Daru’l-
Fikr, t.y., II, s. 329-330; bnü’l-Esîr, a.g.e.,, III, s. 50; Sarck, a.g.e., s. 273-274.
51 bn Deyba, a.g.e., V, s. 453-457 (1742). Ayrca bu konuda Abdullah bn Ömer’in rivayeti için
bkz: Buharî, Ahkâm 51; Müslim, mâret 12; Tirmizî, Fiten 48; Ebû Davûd, Harac 8; bn
Deyba, a.g.e., V, s. 457-458 (1743).
52 ehristânî, a.g.e., s. 36.
53 bn ebbe, a.g.e., III, s. 896; Taberî, a.g.e., s. 703; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 238.
47
huzuruna gelememiti.54 Hz. Ömer onlara ölümünden sonra Müslümanlarn ihtilafa
dümesinden korktuunu anlatarak bu sebeple aralarndan birini seçmek üzere bir
odaya kapanp istiare etmelerini onlardan istemiti.55 ûrâ üyeleri bir odaya kapana-
rak istiareye balamt. Fakat rivayetlere göre içerde bir ara ciddi hararetli tartma-
lar olmu ve sesler yükselmiti. Bunun üzerine Hz. Ömer istiareyi geçici olarak iptal
etmi ve onlara kendisi öldükten sonra ayn ekilde toplanmalarn, üç gün içinde ni-
hai karar vermelerini, bu iin dördüncü güne kesinlikle sarkmamasn, olu Abdul-
lah’ da istiare müaviri yapmalar gerektiini ancak onu emirlie bulatrmamalar
gerektiini onlara anlatmt. Öte yandan eer Talha bu üç günde Medine’ye gelmez-
se onu da seçilen halifeye itaat hususunda ikna etmelerini emretmiti. Akabinde, Ebû
Talha el-Ensârî'ye elli kiilik bir birlik oluturup seçimin güvenli ve özgür bir ortam-
da yaplabilmesi için istiare meclisini korumasn; Mikdâd b. Esved'e ûrâ üyelerini
istiare yaplacak yerde toplamasn; Süheyb b. Sinan’a ise bu üç günlük süreçte na-
maz kldrmasn emretmiti. Ardndan Ebû Talha’ya öyle buyurmutu:56
“Eer onlardan be kii bir görüte birleip de birisi muhalefet ederse, onun ba-
n klçla vur. Eer dört kii bir arada görü beyan eder de iki kii ters düerse
onlarn da balarn vur. Eer onlarn üçü bir arada bir görüe sahip olur, dier
bir üçü de baka bir görü ileri sürerse Abdullah b. Ömer'i hakem tayin ediniz.
Ve eer Abdullah'n hakemliini kabul etmezlerse Abdurrahmân b. Avf in içinde
bulunduu üç kiiye uyunuz ve ümmetin içtima ettii görüe muhalefet ederlerse
dier üç kiiyi de öldürünüz”57
Sonra Ali b. Ebî Tâlib, Osman b. Affan ve Sa’d b. Ebî Vakkas’ halife seçil-
meleri durumunda kendi soylarn ve akrabalarn insanlara yük etmemeleri hususun-
da tek tek ikaz etmitir.58
Görüldüü gibi, Ömer b. Hattab, önce ûra üyelerini, daha sonra da dier gö-
revlendirdii kiileri birer birer ikaz etmi ve salkl bir seçim yaplmas için bütün
tedbirleri almt. Çünkü ûra üyelerinden herhangi birinin raz olmad bir imamn
54 bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 66.
55 bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 66.
56 Taberî, a.g.e., s. 715-716; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 65-67; Zehebî, a.g.e., III, s. 303-304
57 Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 160.
58 bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 65-76; Bursal, a.g.e., s. 373; Adem Apak, “Hz. Osman’n Hilafeti
Döneminde Umeyyeoullar’nn Devlet daresindeki Yeri”, Uluda Üniversitesi lahiyat Fa-
kültesi Dergisi, C. VII, No: 7, Bursa, 1998, 488-490.
48
seçilmesi, etkileri belki de asrlar boyu devam edebilecek bir nifaka ve ihtilafa sebe-
biyet verecekti.
Hz. Osman’n Halifelie Seçilmesi: Hz. Ömer ald yaralarn etkisiyle gi-
derek arlamaya balam ve hicretin 23. ylnda vefat etmiti. Süheyb b. Sinan er-
Rumî tarafndan klnan cenaze namaznn ardndan Hz. Peygamber’in kabrinin ya-
nna defnedilmiti.59 Ardndan, Kaynaklarda zikredildiine göre, Mikdad b. Esved
ûra üyelerini toplamt. Üyeler bir araya geldiklerinde Talha b. Ubeydullah henüz
Medine’ye varamamt. Ebû Talha el-Ensarî ise Hz. Ömer’in salnda kendisine
buyurduu gibi elli kiilik bir askerî bölük oluturarak istiare mekânnn kapsnda
beklemeye koyulmutu.60
Uzun tartmalar neticesinde Zübeyr b. Avvâm mâmet hakkn Ali b. Ebî
Tâlib’e, Sa’d b. Ebî Vakkas da emirlik hakkn Abdurrahman b. Avf’a brakmtr.61
Bundan sonra Abdurrahman b. Avf, Hz. Ali ve Hz. Osman’a hilafetten vazgeçtiini,
ikisinden halifelie en layk olann imam seçeceini, seçtii imama kaytsz artsz
itaat etmeleri gerektiini söylemiti.62 Kaynaklarda anlatldna göre Abdurrahman
b. Avf o gece Rasûlullah’n ashabnn ileri gelenleriyle bir bir görüüp hepsinin görü-
ünü almt. Daha sonra Medine’de karlat zatlarla, ordu komutanlaryla, asker-
lerle, mümin kadnlarla, çocuklarla, Medine’ye gelen kervanlarla, göçebelerle ve
Müslümanlarn ileri gelenleriyle birçok istiarelerde bulunup ve onlarn da görüleri-
ni deerlendirmiti. Son gün bütün ashab mescide toplamt. Ardndan hutbeye ç-
karak, Hz. Osman’ halifelie tayin etmiti. Bunun üzerine Müslümanlar Hz. Os-
man’n yanna gelerek ona biat etmeye balamt.63 Talha b. Ubeydullah, Hz. Os-
man’a biat edildii gün ehre varmt. Olanlar örenince uyumsuzluk çkartmayp,
Hz. Osman’a biat etmiti.64
59 Ya’kûb’i, a.g.e., II, s. 160-161; bn Abd Rabbihi, a.g.e., IV, s. 276; bn Kesîr, a.g.e., VII, s.
239.
60 Taberî, a.g.e., s. 716; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 68; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 239.
61 bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 239.
62 Taberî, a.g.e., s. 717; bnü’l-Esîr, a.g.e. III, s. 68-69.
63 Ayrntl bilgi için bkz: Taberî, a.g.e., s. 717-718, 719; Zehebî, a.g.e., III, s. 304-305. Ayrca
ayrntl bilgi için bkz: bn Kuteybe, el-mâme, I, 44-46; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 69-71; bn
Kesîr, a.g.e., VII, s. 239-242.
64 bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 72.
49
Görüldüü gibi, Abdurrahman b. Avf bütün sorumluluu kendi üzerine alm
ve en faziletli olan seçmek için elinden gelen bütün gayreti sarf etmeye koyulmu-
tur. Sonra ûrâ üyelerinin saysn ihtilafa dümeden, ikiye indirmi, bu iki kii hak-
knda da kamuoyu aratrmas yaparak Medine’nin nabzn yoklam ve Hz. Osman’
halife seçmiti.
ûrâ olay ve Hz. Osman’n halifelie seçilmesi meselesi frkalamada önemli
rol oynamtr. îa’nn en çok eletirdii mevzulardan biri bu meseledir. îa, Hz.
Ömer yerine halife brakmak istememesi hususunda kendini Hz. Ebû Bekir’le kyas-
lamasn Rasûlullah’n sünnetini terk etmek ve sradan birinin yapt bir ii kendine
ölçü edinmek olarak yorumlamtr. Ayrca onun ûrâ oluturmakla Rasûlullah’n
sünnetine riayet etmediini iddia etmektedir.65 Bununla beraber baz iî müellifler,
Hz. Ömer’in ihtilafa dümeleri durumunda kimin öldürülüp kimin öldürülmeyeceiy-
le ilgili rivayetini eletirerek; ûrâ’y evvela alt kii ile snrladn; sonra ise her bi-
rini imamlk için eksik bularak ii evvela dört kiiye, sonra ise eksiklikle ve güçsüz-
lükle niteledii bir kiiye havale ettiini; dolaysyla seçim sistemine muhalif dav-
randn ve seçimin fasid olduunu öne sürmütür.66
Ayrca iî müellifler Hz. Ali’nin dndaki dier bütün üyeler için Hz.
Ömer’in sözlerini naklederek, onun Ali b. Ebî Tâlib’in dndaki dier üyelerin hep-
sini kusurlu bulduunu ancak yine de halifelik için aday gösterdiini, bunun bir çe-
liki olduunu iddia etmitir.67 iî müellifler Hz. Ömer’in Hz. Ali’yi seçmek istedi-
ine dair baz rivayetlere eserlerinde yer vererek aslnda gönlünün Hz. Ali’den yana
olduunu, ancak bu iin sorumluluunu üslenmek istemediini nakletmekte ve böyle
düündüü için eletirilmektedir.68 Netice itibariyle Hz. Ömer’in ûrâ tayin etmesi
ve ûrânn da Hz. Osman’ halife seçmesi sonraki dönemlerde îa’nn douunda
önemli rol oynamtr.
65 Ayrntl bilgi için bkz: erif el-Murtazâ, a.g.e., IV, s. 199; Hillî, a.g.e., s. 404.
66 Hillî, a.g.e., s. 404-405; bn Mutahhar Cemaleddin Hasan b. Yusuf el-Hillî (726/1335),
Nehcu’l-Hakk ve Kefu’s-Sdk, nr. Aynullah el-Hasenî el-Urmevî, Kum, y.y., 1986, 287-
288; Ar, mamiye îas Kaynaklarna Göre lk Üç Halife Dönemi, s. 416-417, 421.
67 Ayrntl bilgi için bkz: bn âzân, a.g.e., s. 162-165; erif el-Murtazâ, a.g.e., IV, s. 202; Ar,
mamiye îas Kaynaklarna Göre lk Üç Halife Dönemi, s. 419-420.
68 Ayrntl bilgi için bkz: Ar, mamiye îas Kaynaklarna Göre lk Üç Halife Dönemi, 423.
50
3. HZ. OSMAN DÖNEMNDEK HTLAFLAR VE
MEZHEPLEMELERE ETKS
Hz. Osman dönemini tarihçiler sükûnet açsndan iki döneme ayrmaktadr.69
Birinci dönem h. 24 ile 30 yllar arasndaki zaman dilimidir ki bu zaman zarf ihti-
lafsz, sükûnet içinde geçmitir. Çünkü olaylarn d politikada younlamt.70 Ka-
rada ve denizde devam eden fetihler; Afrika, Endülüs, Ermenistan ve Kbrs gibi bir-
çok yerlerde yaplan savalar ve elde edilen fetihler halkn yüzünü güldürmü.71 Do-
laysyla dikkatler dâhilden daha çok harice yönelmi durumdayd. kinci dönem ise
h. 30 ile 36 yllar arasdr. Bu dönem ise karklklarn, ihtilaflarn ve fitnelerin vu-
ku bulduu dönemdir.72
Hz. Ömer’den sonra ûra ile halifelik makamna intihap olunan Hz. Osman,
kendi döneminde baz sebeplerden dolay pek çok siyasi ve dini kararlar alarak uygu-
lamaya koymutur. Hz. Osman’n dinî, ekonomik, idarî, askerî ve siyasî alanlardaki
icraatlarnn çou, baz Müslümanlar tarafndan iddetle tenkit edilmi ve Müslüman-
larn frkalamasna neden olmutur. Öte yandan zuhur eden bu ihtilaflar, hem halkn
bir ksmn halifeye kar isyana sevk etmi hem de Ali b. Ebî Tâlib zamannda cere-
yan eden olaylarn sebebi olmutur. Netice itibariyle asiler, Osman’n hataya dütü-
ünü ve doru yoldan ayrldn iddia ederek, isyan etmi ve onu ehit etmitir ki73
onlarn kar çktklar hususlar ne yazk ki asrlarca bir ihtilaf konusu olmutur.74
Bunun yan sra Hz. Osman’n öldürülmesi slam devletinin en önemli siyasî ve dinî
meselesi olmutur. Çünkü ilk kez Müslüman olduunu iddia eden bir grup tarafndan
Müslüman bir kimse/halife canice katledilmiti.
69 Yaar Kutluay, slam ve Yahudi Mezhepleri, Ank., AÜF Yay. 1965, s. 31; Apak, a.g.m., s.
506.
70 rfan Aycan, Saltanata Giden Yolda Muaviye b. Ebî Süfyan, Ank., Ankara Okulu Yay.,
2010, s. 76.
71 Hz. Osman döneminde yaplan fetihler üzerine ayrntl bilgi için bkz: Adem Apak, “Hz. Os-
man Dönemi Fetihleri”, Uluda Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, C. IX, No: 9, Bursa,
2000, s. 437-446.
72 Kutluay, a.g.e., 31; Mehmet Kubat, “Hariciliin Douunda Münafklarn Rolü”, Din Bilimle-
ri Akademik Aratrma Dergisi, C. VI, No: 4, 2006, s. 121.
73 ehristânî, a.g.e., s. 36.
74 E’arî, a.g.e., s. 29.
51
3.1. Valilerle lgili Tutumu Nedeniyle Ortaya Çkan htilaflar
Velid b. Ukbe’nin Kûfe Valiliine Tayini: Hz. Osman Halife olduktan son-
ra Kûfe valisi olan Muîre b. u’be’yi hicretin 24. senesinde görevden alarak yerine
Sa’d b. Ebî Vakkas’ görevlendirmiti. Sa’d b. Ebî Vakkâs, Hz. Osman döneminde
görevlendirilen ilk valiydi. Fakat tayin halkn tepkisine yol açmamt. Kaynaklarda
belirtildiine göre Hz. Osman bu atamann sebebinin Muîre b. u’be olmadn ve
bu tayini Hz. Ömer’in vasiyeti üzerine gerçekletirdiini olduunu zikretmiti.75
Bu atamadan yaklak bir yl sonra Sa’d b. Ebî Vakkas ile Kûfe Beytü’l-Mal
idarecisi olan Abdullah b. Mes’ûd’un arasnda cereyan eden76 bir tartma neticesin-
de, Hz. Osman, Sa’d’ görevinden azledip yerine Hz. Ömer devrinden beri el-
Cezire’de valilik yapmakta olan, halifenin üvey kardei olan Velîd b. Ukbe’yi77 tayin
etmiti.78 Bu atama sükûnet döneminde çok fazla dikkat çekmemi, ancak Hilafetinin
son yllarnda, halk Velîd b. Ukbe’nin uygulamalarndan rahatsz olunca, bu tayinden
ötürü halifeyi suçlamaya balamt. Kûfeliler bu tayin için: “Halife, Rasûlullah’n
sadk, tecrübeli ve mülayim bir dostunu valilikten azlederek; fâcir, serseri ve ahmak
kardeini valilik makamna getirmitir.” diye söylenerek halifenin bu icraatna kar
olan tavrlarn ortaya koymutu.79
Said b. el-Âs b. Umeyye’nin Kûfe Valiliine Tayini: Kaynaklarda nakledil-
diine göre h. 30 ylnda, vali ile halk arasnda cereyan eden bir takm olaylar80 Velid
b. Ukbe’nin valilikten alnmasna neden olmutu. Bu olaylarn keyfiyeti hususunda
kaynaklarda farkl rivayetler yer almaktadr. Tarihçilerin mehur olarak nitelendir-
dikleri bir rivayete göre, Velid b. Ukbe, kendisiyle ile aralarnda husumet bulunan
Züheyr b. Cundeb, Mürevvi b. Ebî Mürevvî, ebyl b. el-Ubey adl gençler tarafndan
75 Taberî, a.g.e., s. 721; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 79-80;
76 Taberî, a.g.e., s. 725; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 82; Ahmed Cevdet Paa (1312/1895), Ksâs-
Enbiyâ, haz. Mahir z, II. Bsk., Ank., Kültür ve Turizm Bakanl Yay., 1985, II, s. 271.
77 Velid b. Ukbe hakknda ayrntl bilgi için bkz: Adem Dölek, “el-Velid b. Ukbe’nin Hayat ve
Sahabe Adaleti Açsndan Deerlendirilmesi”, Cumhuriyet Üniversitesi lahiyat Fakültesi
Dergisi, C. VI, No: 1, Sivas, 2002, s. 93-110.
78 Taberî, a.g.e., s. 725; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 82-83.
79 Ebu’l-Abbas Ahmed b. Yahyâ b. Câbir Belâzürî (279/892), Ensâbu’l-Erâf, thk. Suheyl
Zekkâr-Riyad Zirikli, 13 c., Beyrut, Dâru’l-Fikr, 1996, VI, s. 139; Mustafa Demirci, “Hz. Os-
man Devri Fitne Olaylarnn Sosyoekonomik Boyutlar”, slâmiyât Dergisi, C. VII, No: 1, s.
157.
80 Bu olaylar hakknda ayrntl bilgi için bkz: Ebû Ömer Cemaleddin Yusuf b. Abdullah b. Mu-
hammed Kurtubî bn Abdülber en-Nemerî (463/1071), el-stîâb fî Ma’rifeti’l-Ashab, thk. Ali
Muhammed Bicavî, 12 c., Kahire, Dâr-u Nehdati Msr, t.y., IV, 1555.
52
içki içmekle suçlanmt, bu iftiralarna delil getirmek için de valinin mührünü çalp
halifeye getirmilerdi. Bunun üzerine halife Velid b. Ukbe’yi görevden almt.81
Osman b. Affan, akabinde, h. 30 ylnda Velid’in yerine
Umeyyeoullar’ndan olan, Said b. el-Âs b. Umeyye’yi tayin etmitir. Said b. el-Âs
görevinde yeni olduu ilk yllarda Kûfe halk ile çok iyi ilikiler gelitirmitir. Fakat
kaynaklarda ifade edildiine göre o, bir toplantsnda Kûfe’nin ileri gelenlerine
“Kûfe arazisi Kurey’in bahçesidir.” söyleyince, bu söz halk ile arasnn açlmasna
sebep olmu ve daha sonra da durum düzeltme yoluna gitmemitir. Özellikle muha-
lifler tarafndan bu söz daha sonra büyük tepkilere yol açm; Hz. Osman’n ve Said
b. el-Âs’n aleyhinde propagandalara ve kkrtmalara sebep olmutur.82
Abdullah b. Sa’d’n Msr Valiliine Tayini: Hz. Osman, h. 18 ylnda Hz.
Ömer döneminde onun iznini alarak Msr’ fetheden83 ve ardndan da buraya vali
olarak göreve balayp uzun süredir burada valilik yapan Amr b. el-As’ h. 27. ylda
görevden alarak yerine halifenin sütkardei Abdullah b. Sa’d’ tayin etmiti.84
Bu olay Hz. Osman’n aleyhinde fitne ateini bir derece daha körüklemitir.
Çünkü Amr b. el-As Msr topraklarn fethederek uzun bir süre de yönettii için M-
sr ve civarnda onun ciddi bir saygnl ve çevresi vard.85 Hal böyle iken Hz. Os-
man’n kendisini azledip yerine baka bir vali tayin etmesi, üstelik tayin ettii bu va-
linin, halifenin sütkardei olmas ve halk arasnda büyük bir tepkiye sebep olmutu.
Ayrca tepkilere neden olan dier bir mesele de Abdullah b. Sa’d’n geçmii idi.
Kaynaklarda anlatldna göre Abdullah b. Sa’d Medine’ye hicretten sonra bir dö-
nem irtidat ederek Mekke müriklerinin yanna dönmütü. Sadece dinden çkmakla
81 Ayrntl bilgi için bkz: Taberî, a.g.e., s. 733; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 105-109; Ebû Zeyd
Veliyyuddin Abdurrahman b. Muhammed bn Haldun (808/1406), Tarihu bn Haldun
Kitabu’l-ber ve Divânu’l-Mübtede ve’l-Haber fî Eyyâmi’l-Arab ve’l-Acem ve’l-Berber
ve men Asârahum min Zevi’s-Sultâni’l-Ekber, 8 c., Beyrut, Daru’l-Fikr, 2000, II, s. 589-
590; Adem Apak, “Hz. Osman’n Döneminde Meydana Gelen Siyasi Problemler ve Sebepleri
Üzerine Baz Deerlendirmeler”, Usûl slam Aratrmalar, No: 4, Temmuz-Aralk 2005, s.
161-162.
82 bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 108–109; bn Haldun, a.g.e., II, s. 589.
83 Amr b. el-As’n Msr’ fethiyle ilgili ayrntl bilgi için bkz: Adem Apak, slam Siyaset Gele-
neinde Amr b. el-As, Ank., Ankara Okulu Yay., 2001, s. 84-114.
84 Belâzürî, a.g.e., VI, s. 134; Taberî, a.g.e., s. 726-727; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 88; Philip Hitti,
Siyasi ve Kültürel slam Tarihi, çev. Salih Tu, st., y.y., 1980, I, s. 243-244.
85 Apak, “Hz. Osman’n Döneminde Meydana Gelen Siyasi Problemler ve Sebepleri Üzerine Ba-
z Deerlendirmeler”, s. 162-163.
53
kalmayp, Mekke müriklerini Müslümanlar aleyhine kkrtmaya balamt. Hz.
Peygamber bütün bu yaptklarn göz önünde bulundurarak Mekke’nin fethinde onu
kan helal saylanlar arasna dâhil etmiti. Bu emre göre görüldüü yerde ilk öldü-
rülmesi gerekenlerdendi. Daha sonra ise sütkardei olan Osman b. Affan araclyla
Hz. Peygamber’den af dilemiti. Hz. Peygamber ise ksa bir tereddüdün ardndan Hz.
Osman’n ricas üzerine onu affetmiti.86 te, daha sonra Hz. Osman’a kar ayakla-
nan asiler, hassaten Msrllar, bu olay göz önünde bulundurarak “geçmiinin böyle-
sine karanlklarla dolu olan, Hz. Peygamber’in bir zamanlar kann helal sayd bu
ahsn valilie getirilmesinin uygun olmadn” iddia etmekteydi. Bu mesele de fit-
neyi derinden körüklüyordu.
Abdullah b. Amir’in Basra Valiliine Tayini: ehrsitânî’nin naklettiine
göre Hz. Osman’n Müslümanlar arasnda tepkilere yol açan dier bir faaliyeti de
Basra’da valilik görevinde bulunan Ebû Musa el-E’arî’nin h. 29. ylda azledilip ye-
rine Hz. Osman’n daysnn olu olan Abdullah b. Amir’in tayin edilmesiydi.87
Bu tayinin arkasnda da bir takm sebepler bulunmaktayd. Zira Basra halk
vali Ebû Musa’nn idari ve siyasi icraatlarn beenmiyordu. Bu durum halkn zaman
zaman tepkilerine de sebep olmaktayd. Nitekim bir gün Basra’da zec halk ile Kürt-
lerden bazlar valiye kar isyan etmi, halkn büyük çounluu da bu isyan destek-
lemiti. Bu durumu haber alan Hz. Osman olaya müdahale etmi ve Ebû Musa’y az-
letmiti. Hatta isyanclarla Hz. Osman arasnda öyle bir diyalog geçmitir: “Hz. Os-
man onlara vali olarak kimi istediklerini sorunca, onlar Ebû Musa’y kastederek:
‘Bizim topraklarmz yiyen bu adamdan baka kim olursa olsun kabul ediyoruz.’ ce-
vabn vermiti.” Bunun üzerine Hz. Osman Ebû Mûsa’y azledip yeeni Abdullah b.
Amir’i valilik makamna getirmiti.88
am Valisi Muaviye b. Ebî Süfyan’n Yetkilerinin Geniletilmesi: Hz.
Ebû Bekir döneminde kardei Yezid’le beraber öncü kuvvet olarak h. 13 ylnda Su-
riye fetihleri için sefere gönderilmi olan Muaviye bu savalarda kardeiyle beraber
ciddi baarlara ve fetihlere imza atmt. Gazze, Dasin, Ürdün, Hms, Dmek ve
86 ehristânî, a.g.e., s. 37; Mustafa Fayda, “Abdullah b. Sa’d b. Ebû Serh”, DA, C. I, s. 130-131.
87 ehristânî, a.g.e., s. 37.
88 Taberî, a.g.e., s. 730-731; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 99; Mustafa Fayda, “Abdullah b. Amir”,
DA, C. I, 84-85.
54
am gibi birçok yerlerde yaplan savalarda da ciddi baarlar elde edince h. 19 y-
lnda Hz. Ömer tarafndan am’a vali olarak tayin edilmiti.89 Hz. Osman döneminde
de Muaviye’nin görevine devam etmesi ve azledilmemesi daha sonra asiler tarafn-
dan onun da dier atanan valiler gibi Umeyyeoullar’ndan olmasyla ilikilendirile-
rek “Muaviye b. Ebî Süfyan zaten Umeyyeoullar’ndandr, dolaysyla halife tara-
fndan deitirilmesine gerek duyulmamtr.” eklinde yorumlanmtr.90 Bu durum
daha sonra çkabilecek fitne hareketlerini de körüklemeye yetmitir.
Hz. Osman Muaviye’nin yetkilerini daha da artrmt. el-Cezire, Knnesrin,
Hama, Hms ve Havran bölgeleri am bölgesine yakn olmasna ramen Umeyr b.
Sa’d’n valilii altndayd. Muaviye b. Ebî Süfyan’n sorumlu olduu bölgeler ise sa-
dece am ve civar idi. Umeyr b. Sa’d yann ilerlemesi ve hastalanmas sebebiyle
valilik görevinden çekilmek isteyince, Hz. Osman onu azlederek, valilii altnda bu-
lunan tüm bölgeleri Muaviye’nin bölgesine dâhil etmitir.91 Bu durum onun zaten
potansiyel olarak var olan nüfuzunu ve prestijini daha da artrmt. Hz. Osman dö-
nemindeki valilerin en baarl olan, halk üzerinde ciddi etki brakan, siyasi, askeri
hem de ekonomik anlamda büyük baarlara imza atan Muaviye b. Ebî Süfyan’d. Bu
yüzden am’da oluturduu tekilat baz tarihçiler tarafndan Emevî saltanatnn alt
yapsn oluturmak eklinde yorumlanmtr.92
3.2. Ümeyyeoullar’na Kar Tutumu ve Ekonomik Politikalar
Hakem b. Ebi’l-As’n Sürgünün Kaldrlmas: Hakem b. Ebi’l As Hz. Os-
man’n amcas olup, Hz. Peygamber bata olmak üzere birçok Müslümana eziyet
eden azl Mekke müriklerindendi. Bu durum Mekke’nin fethine kadar devam et-
miti. Mekke’nin fethinde hicretin 8. ylnda olu Mervan ile birlikte Müslüman ol-
mutu.93 Rivayetlere göre mürikken Hz. Peygamber’e olan saygszln Müslüman
89 Taberî, a.g.e., s. 656; Aycan, a.g.e., s. 60-65; Apak, “Hz. Osman’n Hilafeti Döneminde
Umeyyeoullar’nn Devlet daresindeki Yeri”, s. 502-503.
90 Örnek olarak bkz: Apak, “Hz. Osman’n Hilafeti Döneminde Umeyyeoullar’nn Devlet da-
resindeki Yeri” s. 501.
91 Taberî, a.g.e., s. 675-676; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 20-21.
92 Örnek olarak bkz; Apak, “Hz. Osman’n Hilafeti Döneminde Umeyyeoullar’nn Devlet da-
resindeki Yeri”, s. 504.
93 Ayrntl bilgi için bkz: Ebû Abdullah Muhammed b. Sa'd b. Meni' ez-Zühri bn Sa'd
(230/844), et-Tabakâtü’l-Kübrâ, 9 c., Beyrut, Dâru’s-Sadr, 1968, V, 447; Ebu’l-Fazl
ehabeddin Ahmed bn Hacer el-Askalânî (852/1449), Fethu’l-Bârî, thk. Muhammed Fuad
55
olduktan sonra da devam ettirmekteydi. Kaynaklarda Hakem b. Ebi’l-As’n,
Rasûlullah biriyle konuuyorken onun arkasnda durup baz hareketlerini ve mimik-
lerini ka göz yapp burnunu oynatarak alay edercesine onu taklit ettii nakledilmek-
tedir.94 Yine bir gün Hz. Peygamber Hakem’in de aralarnda bulunduu bir toplulua
bir konudan bahsetmi, ardndan anlatt bu meseleyi bakalarna kesinlikle söyle-
memeleri için onlar uyarmt. Fakat o, Hz. Peygamber’in sözlerini deitirip ilave-
ler ve eksiltmeler yaparak birçok kiiye aktarmt.95
Hz. Peygamber bütün bu olumsuz durumlarn göz önünde bulundurarak, onu
Taif’e sürmütü.96 Rasûlullah’n vefatndan sonra Hz. Ebû Bekir döneminde Hz.
Osman srarla halifeye giderek amcasnn sürgün cezasnn kaldrlmasn istemi fa-
kat Hz. Ebû Bekir buna müsaade etmemiti. Hz. Ömer’in halifelik zamannda da ayn
talepte bulunmu ancak bir netice elde edememi, hatta bir rivayete göre Hz. Ömer
bu duruma kzarak Hakem’i bulunduu yerden 40 fersah daha öteye sürmütü.97 Bu
rivayetlerden de anlalaca üzere Hz. Ebû Bekir’le Hz. Ömer’in fikri
“Rasûlullah’n kovduu bir adamn tekrar sürgün cezasnn kaldrlmasnn doru
olmayaca” yönündeydi. Fakat Hz. Osman’n fikri ise “hiçbir kii ömrünün sonuna
kadar sürgünde kalamayaca” yönündeydi.
Nitekim Hz. Osman kendi halifeliinde Hakem b. Ebi’l-Âs’n sürgün cezasn
kaldrarak onu oluyla birlikte Medine’ye çarm, kendisine de yüz bin dirhem tah-
sis etmiti.98 Ashab Hz. Osman’a bu icraatnn sebebini sorunca, Ashaba: “Rasûl-ü
Ekrem onun tlakn bana va’d buyurdu fakat icrasna vakit müsait olmad.” eklinde
cevap vermiti. Bu sözüyle o Rasûlullah hayattayken ondan amcasnn geri getirilme-
Abdulbakî-Muhîbuddîn el-Hatîb, 13 c., Beyrut, Dâru’l-Maârif, 1988, XIII, s. 9-12; Selman Ba-
aran, “Hakem b. Ebü’l-Âs”, DA, C. XV, s. 175.
94 Ebü'l-Abbas Takyyüddin Ahmed b. Ali b. Abdülkadir Makrizî (845/1442), en-Niza ve’t-
Tehâsum fî mâ beyne Benî Umeyye ve Benî Hâim, thk. Huseyn Mu’nis, Kahire, Daru’l-
Maârif, 1988, s. 45.
95 bn Abdülber en-Nemerî, a.g.e., III, s. 1387; Ayrca Hakem b. Ebu’l-As hakknda ayrntl bilgi
için bkz: Markizi, a.g.e. 44-46.
96 Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 163; Ebû Abdullah emseddin Muhammed b. Ahmed b. Osman
Zehebî (748/1348), Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, thk. uayn el-Arnaût, 25 c., Beyrut,
Müessesetü’r-Risâle, 1996, II, s. 107-108; Baaran, a.g.md., C. XV, s. 175; Atçeken, a.g.m.,
s. 317.
97 ehristânî, a.g.e., s. 37.
98 Ebû Muhammed Abdullah b. Müslim bn Kuteybe (276/889), el-Maârif, thk. Servet Ukkâe,
4. Bsk., Kahire, Dâru’l-Maârif, t.y. s. 194.
56
si hususunda söz aldn kastetmekteydi.99 Fakat her ne kadar durum böyle olsa da
Hz. Osman’a kar ayaklananlar bunu bir sebebi olarak saymt. Hz. Osman’n bu
faaliyeti de halk arasnda honutsuzlua ve ihtilaflara sebebiyet vermiti. Sonraki dö-
nemlerde îa tarafn da eletirilmi100 ve Osman b. Affan Allah’n emirlerine uyma-
makla suçlanmt.
Mervan b. Hakem’in Devlet Kâtipliine Tayini ve Evlendirmesi: Hz. Os-
man amcas Hakem’in sürgün cezasn kaldrp onu Medine’ye çarmasnn ardn-
dan 20 yalarnda olan olu Mervan b. Hakem’i devlet kâtipliine tayin etmiti. Dev-
let kâtiplii, o dönemde devletin sekreterlii ve halifenin mührünün taycl gibi
önemli görevleri ihtiva etmekteydi. Bu tayin halkn çounu pek kzdrmt. Çünkü
Ensar ve Muhacirînden, ashabn büyüklerinden birçok güvenilir ve mühim ehas du-
ruyorken genç ve tecrübesiz birinin babakanla denk saylabilecek böylesine mü-
him bir göreve getirilmesi ashab tarafndan ho karlanmamt. Öte yandan Mervan
b. Hakem genç ve görevinde tecrübesiz olmasna ramen sahabeden bazlaryla tar-
tmaya girmekte ve onlar eletirmekteydi. Hatta kaynaklarda Hz. Ali ile bile sk sk
tartmaya girdii de nakledilmektedir.101
Bunun yan sra halife adna baz kararlar alp yanl uygulamalara varmak-
tayd. Buna en önemli örnek Msr’a halifenin mührünü kullanarak Hz. Osman’dan
habersiz mektup yollamas meselesiydi. Kaynaklarda anlatldna göre Msr valisi-
nin yanl uygulamalarndan rahatsz olan halkn ileri gelenleri Hz. Osman’a gelip bu
durumu ikâyet etmilerdi. Hz. Osman, Hz. Ali’nin de fikrini alarak bu kiilerin ara-
snda bulunan Muhammed b. Ebû Bekir’i vali tayin ederek Msr’a yollamt. Onlar
Msr’a doru yola çktklarnda hzlca yanlarndan gelip geçen bir köle görmü ve
onun bu acelesinden üphelenmiler. Onu durdurup konuturduklarnda o Mervan b.
Hakem’in kölesi olduunu ve Msr valisine doru gitmekte olduunu itiraf etmiti.
Bunun üzerine kölenin üstünü arayan Msrllar üzerinde Mervan b. Hakem’in yazp
mühürledii öyle bir mektup ele geçirmitiler: “Muhammed b. Ebû Bekir ve falan
falan kiiler sana geldiklerinde onlar öldür ve bu mektubu imha et. Yeni bir emir ve-
99 Baaran, a.g.md., C. XV, s. 176.
100 erif el-Murtazâ, a.g.e., IV, s. 269-270; Ar, mamiye îas Kaynaklarna Göre lk Üç Hali-
fe Dönemi, s. 452-453.
101 Ayrntl bilgi için bkz: Zehebî, Siyeru A’lâm, III, s. 477; Atçeken, a.g.m., s. 321-323; rfan
Aycan, “Mervân I”, DA, C. XXIX, s. 225-226.
57
rinceye kadar ilerine devam et. Seni ikâyet için bana gelenleri hapset.” Bu olay
bütün Medine’de yaylnca artk Mervan’n halifeden habersiz halife adna yapmaya
çalt bu uygulama ortaya çkm oldu. Bu ve bu gibi dier baz olaylar muhalifle-
rin Hz. Osman’a kar eletiriye sevk etmeye yetmiti.102
ehristânî’nin naklettiine göre Hz. Osman bu tayinin ardndan kzn Mervan
b. Hakem’le evlendirmiti.103 Mervan b. Hakem, yukarda bahsettiimiz gibi babas-
nn Rasûlullah’a kar olan tutumuyla, kendisinin tecrübesizliiyle, baz yanl uygu-
lamalaryla ve baz sahabilerle giritii tartmalarla zaten halkn gözünden iyice
dümütü. Halifenin böyle birine kzn vermesi elbette baz tartmalar da berabe-
rinde getirmi ve nifak hareketlerine neden olmutu.
Halifenin Baz Akrabalarna hsanlar: Hz. Osman’n tenkit edilen ve ihti-
laflara sebebiyet veren icraatlarndan biri de devlet hazinesinden kendi akrabalarna
baz tahsisatlarda bulunmasdr. Bu tahsisat hakknda en çok eletirilere maruz kalan
hareket ise frikiyye ganimetleri ile ilgiliydi. Fakat bu hususla alakal nakledilen ri-
vayetler tetkik edildiinde tarihçiler arasnda görü birlii olmad görülecektir.
Kaynaklarda ifade edildiine göre Hz. Osman Abdullah b. Sa’d b. Ebî Serh’i Afrika
seferlerine gönderirken, savatan galip ayrlmas halinde kendisine ganimetlerin be-
te birinin bete birini, yani yüzde dördünü vereceini vaat etmitir. Bunun üzerine
Abdullah b. Sa’d Afrika gazvesinde galip gelince ele geçirdii ganimetlerin bete
dördünü askerlere datm, geri kalan bete birlik payn bete birini kendi alp, dör-
dünü Hz. Osman’a vermitir. Baz rivayetlere göre Hz. Osman kendine ait olan ksm
be yüz dinar karlnda Mervan b. Hakem’e satmtr. Fakat bnü’l-Esîr’in rivaye-
tine göre Abdullah b. Sa’d önderliinde yaplan ilk gazvelerden Abdullah b. Sa’d’a;
Mervan b. Hakem komutalnda yaplan ikinci gazvelerden de Mervan b. Hakem’e
pay verilmitir.104 ehtristânî ise Hz. Osman’n iki yüz bin dirhem deerinde olan
frikiyye ganimetlerini Mervan b. Hakem’e teslim ettiini nakletmekte ve bu durumu
102 Belâzürî, a.g.e., V, s. 66-67; Atçeken, a.g.m., s. 330-331; Aycan, a.g.md.,, C. XXIX, s. 226.
103 ehristânî, a.g.e., s. 37.
104 bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 92-93; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 249.
58
Hz. Osman döneminde mezheplemeye etki eden ihtilaflarn arasnda zikretmekte-
dir.105
Öte yandan dier bir tahsisat da Fedek arazisi ile ilgili olmutur. Fedek arazi-
sinin Hz. Peygamber zamanndan Hz. Ömer zamanna kadar durumunu yukarda Hz.
Ömer zamannda Hz. Ali ile Hz. Abbas arasndaki anlamazlktan dolay Hz. Ömer
bu araziyi Fatma’nn mirasçs olan bu iki sahabeye temlik edememiti. Hz. Osman
döneminde ise bn Kuteybe, el-Ma’ârif adl eserinde, Hz. Osman’n Fedek arazisini
Mervan b. Hakem’e ikta olarak verdiini rivayet etmektedir.106
Yine bn Kuteybe’nin naklettii bir rivayete göre Hz. Osman, Mervan’n ba-
bas Hakem b. Ebi’l-As’n sürgün cezasn kaldrp onu Medine’ye çardnda ken-
disine yüz bin dirhem para vermitir.107 Medine Çars’nn gelirlerini de Hakem’in
dier olu Haris’e vermitir. Bunlarn yan sra Hz. Osman, damad olan Abdullah b.
Halid’e de dört yüz bin dirhem tahsis etmitir.108 Hz. Osman’a bu tahsisatlar sorul-
duunda o öyle cevap verdii nakledilir:
“Benim aile ve akrabam sevdiimi onlara mallar verdiimi söylüyorlar. Ben bü-
tün Müslümanlarla birlikte onlarn hukukunu gözetiyorum. Ben onlara ne veri-
yorsam kendi malmdan veriyorum. Ben Müslümanlarn maln ne kendim için
helal sayyorum ne de bir bakalar için. Ben bundan önce, Rasûlullah zamann-
da, Hz. Ebû Bekir’in, Hz. Ömer’in zamanlarnda da kendi malmdan büyük mik-
tarda hediyeler veriyordum. Mülhidler ne derse desinler. Beytülmale gelen mal
sadece bete birdir. Bunlar hiçbir zaman kendim için helal görmedim. Allah’n
malndan bir kuru veya daha fazlasna iltifat etmedim.”109
Hz. Osman her ne kadar durumu izah etse de, bu tahsisatlar dedikodu olarak
abartlarak halk arasnda yaylmtr. Onun bu sla-i rahim düüncesi akrabalar tara-
fndan suiistimal edilmitir. Hassaten akrabalarna yapt bu tahsisatlar muhalif ke-
sim tarafndan iddetle eletirilmi ve halkn halifeye olan güveni sarslmt.
Maa Dalmdaki Dengesizlikler ve Araziler: Hz. Ebû Bekir kendi halife-
liinde bütün maalar ve arazilerin dalmn eitçe paylatrmt. Maa ve mal da-
105 ehristânî, a.g.e., s. 37; Bu hususla alakal nakledilen rivayetleri incelemek için bkz: Belâzürî,
a.g.e., VI, s. 133; Atçeken, a.g.m., s. 324-327.
106 bn Kuteybe, el-Maârif, s. 195.
107 bn Kuteybe, el-Maârif, s. 194.
108 bn Kuteybe, el-Maârif, s. 195; Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 168; bn ebbe, a.g.e., III, s. 1091.
109 Taberî, a.g.e., s. 762; Atçeken, a.g.m., s. 326–327. Ayrca bu hususta ayrntl bilgi için bkz:
Taberî, a.g.e., s. 759-768.
59
tmnda eitlik ilkesine göre hareket etmiti. Fakat Hz. Ömer, kendi devrinde, maa
ve mülk dalmn bir meclis oluturarak ‘Hz. Peygamber’e yaknlk’ ve ‘slam’a
girmede öncelik’ gibi esaslar dikkate alarak oluturmutu. Hz. Ömer’in bu uygula-
mas toplumun belli bir kesiminin, yani sadece Kurey’in ileri gelenlerinin zengin-
lemesine neden olmutu.110 Örnein; kaynaklarda ifade edildiine göre, ilk Müslü-
manlardan olan Zübeyr b. Avvâm’n vefat ettii zaman, Medine’de 11, Basra’da 2,
Kûfe ve Msr’da birer evi bulunmaktayd.111 Halk, bu durumda, onun ahsi gayretle-
rinin yan sra devletten ald maan da etkisi olduunu düünmekteydi.112
Hz. Osman maa dalmndaki bu politikay devam ettirmi, ayn zamanda
da fey arazileri, ganimet ve ikta sisteminde baz deiiklikler yapmt. Onu yapt
bu deiiklikler, Hz. Ömer’den kalma politikayla birleince, bu durum zenginler ile
fakirler arasnda maddi anlamda büyük dengesizlikler oluturmutu. Bu durum top-
lumda gelirlerin ve arazilerin adil datlmad kanaatini yerletirmi ve halifeyi tar-
tmalarn oda haline getirmiti.113
Öte yandan, Hz. Osman baz meralarda halkn hayvanlarn otlatmasna izin
vermemi ve bu alanlarn kullanmn halka kapatmt. Kaynaklarda rivayet edildi-
ine göre bu icraatnn nedeni zekât develerinin otlatlmas idi. Fakat halk, Hz. Os-
man’n kendi develerini otlatmak için böyle bir uygulamaya gittiini iddia ediyordu.
Hz. Osman bu durumdan ötürü de ciddi eletirilere maruz kalmt.114 Oysa Hz.
Ömer de Hz. Osman da kendi devirlerinde baz meralarn kullanmn yasaklamalar-
na ramen halk sesini çkarmamt. Dorusu Hz. Osman’n yumuak yüzlülüü gi-
rimi olduu bir takm icraatlarn dorudan eletirilmesine neden olmaktayd.115
110 Muhammed Abid Cabiri, slamda Siyasal Akl, trc. Vecdi Akyüz, st., Kitabevi Yay., 1997, s.
317, 357-359. Ayrca bu konuda ayrntl bilgi için bkz: Demirci, a.g.m., s. 164-165; smail
Yiit, “Osman”, DA, C. XXXIII, s. 440 v.d.; Halis Demir, “Meruiyet Açsndan Hz. Os-
man’n Öldürülmesinin ncelenmesi”, KSÜFD, C. VI, No: 11, 2008, s. 90-92; Sarck, a.g.e.,
s. 216-217.
111 Ayrntl bilgi içib bkz: bn Sa’d, a.g.e., III, s. 108.
112 Ayrntl bilgi için bkz: Cabiri, a.g.e., s. 357 v.d.
113 Câbirî, a.g.e., s. 357-359; Demirci, a.g.m., s. 165-166.
114 Selim Nu’aymî, “Haricilerin Douu” çev. Harun Yldz, OMÜFD, No: 10, Samsun, 1998, s.
515-516.
115 Ayrntl bilgi için bkz: Ebû Bekr Muhammed b. et-Tayyib el-Bâkllânî (403/1013) Kitâbu
Temhîdi’l-Evâil ve Telhîsi’d-Delâil, thk. mâduddin Ahmed Haydar, 3. Bsk., Beyrut, 1993, s.
534; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 282-283.
60
Yönetimde stiare Meclisinin Umeyyeoullar’ndan Olumas: Hz. Pey-
gamber hayattayken de Hz. Ebû Bekir ve Hz. Osman dönemlerinde de halkn ileri
gelenlerinden ve önde gelen Müslümanlardan oluan bir meclis vard. Yönetimde,
siyasi, ekonomik veya toplumsal mevzularda bu meclis toplanp bir karar alr ve isti-
are neticesinde alnan karara herkes muvafk kalarak ileri yürütürlerdi.116 Bu konu-
da birçok misal zikredilebilir. En önemli örnek Hz. Osman’n intihab ile ilgilidir.
Hz. Osman’n halifelik makamna seçilmesinde Hz. Ömer’in oluturduu ûra bu
konuda en güzel örnei tekil etmektedir. Fakat Hz. Osman döneminde bu uygulama
devam etmesi halk tatmin etmemitir. Çünkü Hz. Osman’n istiare meclisi çoun-
lukla Umeyyeoullar’ndan olumaktayd. Kaynaklarn naklettiine göre bu mecliste
Abdullah b. Sa’d, Muaviye b. Ebî Süfyan, Abdullah b. Amir ve Said b. el-As bulun-
maktayd. Halifenin istiare meclisini kendi akrabalarndan oluturmas belki de ken-
di akrabalarna daha çok güvenmesiyle izah edilebilir fakat halk bu durumu önceki
halifelerin uygulamalaryla karlatrnca halifeye olan güvenleri sarslm ve ona
olan desteklerine son vermiti.117
3.3. Sahabe ile ilgili Tutum ve Davranlar
Ebû Zer el-Gfârî’nin Rebeze’ye Sürgünü: Asl ad Cündeb b. Cüdâne olan
Ebû Zer el-Gfârî ilk Müslüman sahabeden biriydi. Müslüman olduktan sonra
Rasûlullah Medine’ye hicret edinceye kadar kendi köyüne giderek orada yaam,
hicretten sonra Hendek Gazvesi’nin akabinde o da Medine’ye tanmt. lk Müslü-
manlardan olduundan, açlk, ktlk ve müriklerin basks gibi birçok eza ve cefalara
katlanm buna ramen Müslümanlarn yanndan ayrlmamt.118
Kaynaklarda zikredildiine göre sade ve münzevi bir hayat tarzn benimse-
yen bir kiilie sahip olduundan fetihlerle beraber zenginleen ve modernleen ha-
yat tarzn sevmemekte ve bata halife ve valileri olmak üzere bütün Müslümanlar
eletirmekteydi. Örnein; nakledilen bir rivayete göre Muaviye, el-Hadrâ Saray’n
ina ettirdiinde ona: “Eer bunu Müslümanlarn hazinesinden yaptrdysan sen ha-
116 Demir, a.g.m., s. 93.
117 bn ebbe, a.g.e., III, s. 1095; Demir, a.g.m., s. 93-94.
118 Ayrntl bilgi için bkz: bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 271-272; Abdullah Aydnl, “Ebû Zer el-
Gfârî”, DA, C. X, s. 267-269; srafil Balc, “Bir Yalnz Sahabi Ebû Zer el-Gfârî”, OMÜFD,
No: 10, Samsun, 1998, s. 351-357.
61
inlerdensin, eer kendi malndan istifade ederek yaptrdysan sen muhakkak ki müs-
riflerdensin.”119 demiti. Bir Müslümann bir günlük yiyeceinin dnda hiçbir ma-
lnn ve yiyeceinin olmamas gerektiini, kesinlikle mal biriktirmeyip Allah yolun-
daki kimselere ve hak sahiplerine verilmesi gerektiini düünüyordu. “Altn ve gü-
müü yp da Allah yolunda sarf etmeyenlere ac bir azab müjdele.”120 ayetinin za-
hirine göre hüküm verirdi. Hatta kaynaklar onun Dmek sokaklarnda ve çarlarnda
dolarken insanlara: “Ey zenginler, ey günahkâr fakirler" O altn ve gümüü birikti-
rip de Allah yolunda harcamayanlarn cehennem ateinde yanp kavrulacaklarna
dair haberler vardr. Onlarn yüzleri önleri ve arkalar bu ateten demirlerle dala-
nacaklardr.” diye seslendiini ve bu sebeple çar esnafnn durumu sk sk valiye
ikâyet ettiini nakletmektedir.121 Hicretin 30. senesinde, Muaviye artk bu durum-
dan iyice sklp Hz. Osman’a durumu mektupla bildirmi, Hz. Osman da Ebû Zer el-
Gfârî’yi yanna çarm ve onunla görümü ardndan ise ehristânî’nin nakline gö-
re onu Rebeze’ye sürgüne göndermitir.122 Fakat Bakllânî, bnü’l-Esîr ve bn Kesîr
gibi baz büyük tarihçiler onun kendi istei üzere Rebeze’ye gittiini nakletmektedir-
ler. Hatta bnü’l-Esîr Hz. Osman’n ona birkaç deve, hizmetçi ve günlük ihtiyaçlarn
karlayabilecek kadar para verdiini nakletmektedir.123 Ebû Zer’in Rebeze’ye yer-
lemesinin sürgün olup olmad hususunda tarihçiler arasnda görüldüü gibi ihtilaf
vardr.
Sahabeden bazlarnn Tedip için Cezalandrlmas: slam devletinde hali-
fenin baz suçlar ileyenlere; haddi atklar için, onlar arlktan alkoymak ve te-
dip etmek amacyla ceza verme yetkisinin olduu nakledilmektedir.124 Nitekim Hz.
Osman, kendine kar gelen, kendine iftira atan baz kiileri tedip amaçl cezalandr-
dna dair rivayetler kaynaklarda bulunmaktadr.
119 Ebu Bekr Ahmed b. Muhammed b. shak el-Hemedânî bnu’l-Fâkih (289/902), Muhtasar
Kitabu’l-Buldan, thk. M. J. de Goeje, Leiden, 1885, I, s. 156; Aycan, a.g.e., s. 76.
120 Tevbe Suresi 9/34.
121 bn Kesîr, a.g.e. VII, s. 256-257; Adnan Demircan, “Üçüncü Halife Osman’a Yöneltilen Eleti-
rilere Bakllânî’nin Cevaplar”, slam-Sanat-Tarih-Edebiyat ve Musiki Dergisi, C. IV, No:
8, 2006, s. 13-14. Ayrca benzer rivayetler için bkz: Buhârî, Zekât 4.
122 ehristânî, a.g.e., s. 37.
123 Ayrntl bilgi için bkz: Bakllânî, a.g.e., s. 530-543; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 113-116; bn
Kesîr, a.g.e., VII, s. 256-257; Adnan Demircan, “Üçüncü Halife Osman’a Yöneltilen Eletirile-
re Bakllânî’nin Cevaplar”, s. 13-14; Cevdet Paa, a.g.e., II, s. 297-299.
124 Demircan, “Üçüncü Halife Osman’a Yöneltilen Eletirilere Bakllânî’nin Cevaplar”, s. 11.
62
Bakllânî’nin naklettii bir rivayete göre Ammar b. Yâsir, halifeyi saygszca
eletiren muhaliflerden, halifeden ikâyetçi olduklar hususlarn kendisine yazl hal-
de vermelerini talep etmi ve bunu halifeye ulatracan söylemitir. Bunun üzerine
muhalifler, ikâyetçi olduklar hususlar yazarak Ammar b. Yâsir’e teslim etmi, o da
bu mektubu alarak halifeye getirmi ve onunla bu hususta konumaya balamt. Fa-
kat Ammar b. Yasir halkn rahatsz olduklar hususlar Hz. Osman’a anlatrken say-
gszca bir üslup kullanmas ve halifeye kar iftiralarda bulunmas halifeyi kzdr-
mt. Bunun üzerine Hz. Osman onu tedip için iddetli bir ekilde dövdürmütü.125
bn Kesir’de nakledilen baka bir rivayete göre ise Ammar b. Yâsir, Abbas b. Utbe b.
Ebî Leheb’e aralarnda çkan tartma sonucu küfredince Abbas b. Utbe durumu hali-
feye ikâyet etmi, halife de ikisini de cezalandrmt. Hatta Ammar’n bu sebeple
Hz. Osman’a kzgn olduu ve halk ona kar ayaklandrmaya davet ettiini bn
Kesîr el-Bidâye’sinde kaydetmektedir.126
Bakllânî’de nakledilen bir baka rivayete göre ise Hz. Osman Kur’an-
Kerîm’in Kurey kraati üzere olan istinsah etmi, bunun haricinde var olan bütün
farkl kraatli Mushaflar toplatmak için bir karar alm ve halktan bütün Mushaflar
toplatmtr. Fakat Ebû Zer’in sürgününden dolay halifeye zaten krgn olan Abdul-
lah b. Mes’ud127, kendine ait olan Mushaf vermemek için diretmi ve hatta halifenin
bu faaliyetine de engel olmak istemiti. Bu husustaki anlamazlk büyüyünce Hz.
Osman onu tedip etmek ve bu ekilde davranmaktan alkoymak için dövdürmü-
tür.128 Ayrca baz kaynaklarda Ebû Zer ve Muhammed b. Ebû Bekir’in de halife ta-
rafndan cezalandrldna dair rivayetler yer almaktadr.129
Bata Hz. Aie olmak üzere Ashabdan bazlar da buna kar gelmi ve Hz.
Osman’ suçlamlardr.130 Bu rivayetlerin hepsi, tarihsel balamndan koparlmadan,
o dönemin artlar içerisinde deerlendirildiinde Hz. Osman aleyhinde ayaklananla-
125 Ayrntl bilgi için bkz: Bakllânî, a.g.e., s. 530-531.
126 bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 282.
127 smail Cerraholu, “Abdullah b. Mes’ûd”, DA, C. I, s. 115.
128 Ayrntl bilgi için bkz: Bakllânî, a.g.e., s. 531-532; Demircan, “Üçüncü Halife Osman’a Yö-
neltilen Eletirilere Bakllânî’nin Cevaplar”, s. 12.
129 Belâzürî, a.g.e., VI, s. 134-135.
130 Bakllânî, a.g.e., s. 539.
63
rn bu vakay da ayaklanma sebepleri arasnda saymalarnn gayet doal olduu görü-
lecektir.
3.4. Halifenin Dini Hususlarla ilgili Baz Uygulamalar
Kur’an- Kerim’in stinsah Edilmesi: Bilindii üzere Hz. Osman halifelii
süresince yapm olduu hizmetlerin en büyüü Kur’an- Kerim’i istinsah etmesidir.
Kaynaklarda nakledildiine göre hicretin 30. ylnda Huzeyfe b. el-Yemân, Abdullah
b. Rebîa’ya yardm etmek üzere Ermenistan ve Azerbaycan’n fethi için sefere gön-
derilmiti. Sefer esnasnda Huzeyfe orduda Suriyeli ve Irakl askerlerin Kur’an’
farkl kraatlerle okuduklarna, hatta bu farkllklardan dolay kendi aralarnda ihtilafa
dütüklerine ve birbirlerinin kraatlerini inkâr ettiklerine ahit olmutu. amllar
Ubey b. Ka’b’n kraatini, Irakllar ise bn Mes’ûd’un kraatini okumaktayd. Sefer
dönüünde Huzeyfe durumu halifeye bildirmiti. Halife kraatlere yönelik bu farkl-
lklarn korkutulacak bir noktaya geldiini anlaynca, Hz. Ömer’in kz Hafsa’dan
Kurey Kraati üzere yazlan bir nüsha alm, Zeyd b. Sâbit, Abdullah b. Zübeyr,
Saîd b. el-As ve Abdurrahman b. Hâris b. Hiâm’ yanna çararak onlara bu nüsha-
y çoaltmalarn emretmiti. Böylece Halife, Kur’an- Kerim’i Kurey kraati üzeri-
ne çoaltarak idari merkezlere birer nüsha göndertmi ve istinsah edilen bu nüshann
haricindeki dier farkl nüshalarn hepsinin, toplanp yaklmasn emretmiti.131
stinsah edilen Mushaf’n haricindeki farkl Mushaflarn toplatlmas husu-
sunda Abdullah bn Mes’ud ile halife arasnda vuku bulan anlamazlkla ilgi nakledi-
len rivayeti yukarda ayrntl bir ekilde ifade etmitik. te bu olay neticesinde ehl-i
Irak’tan bazlar Abdullah bn Mes’ud’un yannda yer alarak, Mushaflarn vermek
istememi ve halifeyi eletirmeye balamt. Bu durum ise kendi kraatlerinden ol-
mad için amllarn kraatini tekfir edebilecek kadar ileri giden baz Irakllarn Hz.
Osman’a kar cephe almasna neden olmutur.132
131 Ayrntl bilgi için bkz: Buhârî, Fedâilu’l-Kur’an, 3; Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 170; bnü’l-Esîr,
a.g.e., III, s. 111-112; Cevdet Paa, a.g.e., II, s. 290-295; Rahim Tural, “Kur’an’n Cem’i ve
stinsahnda Üç Önemli Nokta”, Diyanet Degisi, C. 26, No: 1, Ocak-ubat-Mart 1990, s. 95-
100.
132 Ayrntl bilgi için bkz: Bâkllânî, a.g.e., s. 530-531; Demircan, “Üçüncü Halife Osman’a Yö-
neltilen Eletirilere Bakllânî’nin Cevaplar”, s. 12-13.
64
Baz çtihatlar: Hz. Osman’n eletirilen icraatlarnn bazlar da dini mev-
zularla ilgiliydi. Kaynaklarda anlatldna göre bunlardan biri Hz. Osman’n, Hac s-
rasnda Mina’da namaz seferi olduu halde ksa deil de mukîmmi gibi tam klmas
mevzusuydu. Hz. Osman bu eletirilere cevaben: “Hz. Peygamber de seferde nama-
zn bazen tam klar, bazen de ksaltrd. Hem ailem Mekke’de bulunduu için seferî
deildim.” demiti. Fakat baz Müslümanlar onu, Hz. Peygamber’in sünnetine ve Al-
lah’n seferîlikle ilgili hükmüne muhalif davrandn iddia etmeye balamt. 133
Öte yandan Hz. Osman hutbe verirken Hz. Peygamber’in kulland basama-
n üstüne çktna dair baz rivayetler kaynaklarda yer almaktadr. Bu husus da tar-
tma konusu olmu ve Hz. Osman bu faaliyetinden dolay ciddi eletirilere maruz
kalmtr.134 Bâkllânî bu durumu eletirip, bu rivayetin sahih olamayacan, olsa da
kasten yaplm olamayacan söylemektedir. Hz. Osman’n deil Hz. Peygamber’e
kar büyüklenmek, Hz. Ömer ve Hz. Ebû Bekir’in karsna bile çkamayacak kadar
saygl olduunu zikretmektedir.135
3.5. Abdullah b. Sebe’nin Faaliyetleri ve Müslümanlarn Ayrmasna
Etkisi
Abdullah b. Sebe, Sanal bir Yahudi olup, Hz. Osman döneminde slamiyet’i
kabul etmi bir kiiydi. Ancak bir müddet sonra halk arasnda belde belde gezerek,
Müslümanlarn akidesini bozmak için birtakm gayr-i slami fikirler yaymaya bala-
d; Hicaz, Basra, Msr, Dmek ve Kûfe gibi ehirleri gezerek buralarda insanlar
halifeye ve devlete kar ayaklandrmaya çalt ve muhaliflerle görüüp mektup-
lat nakledilmektedir.136 bnü’l-Esîr’in naklettii bir rivayete göre o, muhaliflere:
“Bu konuda bakaldrmanz lazm. Kalkn, bu ie giriin ve emirlerinize bunlar bil-
dirip onlar bu konuda knayn. Kötülükten sakndrmay bu konuya hasrederek in-
133 Bâkllânî, a.g.e., s. 536-537; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 103-104.
134 Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 162-163.
135 Bu husustla ilgili tartmalar için bkz: Bâkllânî, a.g.e., s. 541.
136 bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 154-155; Cevdet Paa, a.g.e.,, II, s. 299 v.d.; Ethem Ruhi Flal,
“Abdullah b. Sebe”, DA, C. I, s. 133; Kutluay, a.g.e., s. 34-37. Baz modern dönem aratrma-
clar, bn Sebe’yi bir vehim olarak saymaktadrlar. Örnek olarak bkz: Taha Hüseyin, “Fitne
Döneminde bn Sebe’nin Rolü Hakknda Bir Deerlendirme”, trc. Adem Apak, Uluda Üni-
versitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, C. VI, No: 6, 1994, s. 421-424; Sddk Korkmaz, “bn
Sebe Rivayetinin Tarih ve Makâlât Türü Eserlere Yansmas”, Dinî Aratrmalar Dergisi, C.
X, No: 29, Eylül-Aralk 2007, s. 130-131.
65
sanlar doru yola iletmeniz mümkün olur.” söyleyerek muhalifleri halifeye kar is-
yana çarmaktayd.137
Zaten halifenin yukarda saydmz bütün uygulamalar nifak ortamn hazr-
lam, halkn halifeye güveni ve destei azalm, ihtilaflar giderek büyümeye bala-
mt. Böyle bir ortamda Abdullah bn Sebe’nin nifak çalmalar adeta fitne ateini
körüklemitir. bn Sebe’nin bu çalmalarnn da tesiriyle halifeyi eletirenlerin ve
ona kar ayaklananlarn says gittikçe çoalmt.138 Hatta Muhammed
Hamidullah’a göre bn Sebe’nin uzun zamandan beri planlayp üzerinde düündüü
bu komplo Hz. Osman’n ehit edilmesiyle tamamlanm ve amacna ulamtr.139
Müslümanlarn siyasî ve dinî olarak partilemesinde, Hurkus b. Züheyr, Zu’l-
Huveysra et-Temîmî ve bn Sebe gibi münafklarn büyük bir rol oynad muhak-
kaktr. Özellikle Hariciliin douunda etkili olan en önemli münafk simalardan biri
Abdullah bn Sebe’dir.140 Nitekim Hz. Ali ile Hz. Âie Cemel sava balamadan ba-
r yaplmas muhtemel iken, Abdullah bn Sebe’nin birtakm Haricî zihniyetlileri
yanna toplayp gizli bir toplant düzenleyerek “Bu sulh gerçekleirse bizim sonumuz
olur. Osman’n kanna karlk bizim de kanmz isteyeceklerdir.” dedii ve iki taraf
birbirine düürdüü slam Tarihi klasiklerinde kaytldr.141 Öte yandan bn Sebe’nin
bu sözü, aslnda Hz. Osman’ öldürenlerin ve öldürenleri destekleyip onlara yardm
edenlerden biri olduunu da ortaya koymaktadr. Aslnda bn Sebe kadar önemli ol-
masa da Hurkus b. Züheyr de Hariciliin douunda etkili bir ahstr. Kaynaklarda
ifade edildiine göre Hurkus, Hz. Osman’ öldürmek için huruç edip Basra’dan ge-
lenlerin reisi konumundayd. Modern dönem aratrmaclarndan Mehmet Kubat bir
makalesinde bu durumu öyle aktarmaktadr:
“Hakemlerin kararlar ilan edildikten sonra Hz. Ali’nin ordusundan ayrlan
Hâricîler, Hurkus’u kendilerine namazlarnda imâmlk yapmas için seçmilerdir.
Münâfk olduu hususunda kaynaklarn ittifak ettii Hurkus’u, Nehrevân’da
Hâricîler tarafndan emîr (bakan) tayin edilen iki kiiden biri olarak görüyo-
ruz.142 Demek oluyor ki münâfklyla ünlenen bu ahs, sonradan Hâricîlerin
137 bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 154.
138 Sabri Hizmetli, “Tarihi Rivayetlere Göre Hz. Osman’n Öldürülmesi”, AÜFD, C. XXVII,
Ank., 1985, s. 174.
139 Muhammed Hamidullah, lk slam Devleti, st., Beyan Yay., 1992, s. 66.
140 Kubat, a.g.m., s. 116.
141 Taberî, a.g.e., s. 816-817; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 236.
142 Demircan, Haricilerin Siyasi Faaliyetleri, s. 106.
66
önderi olmutur. Hurkus, hakem olay esnasnda yannda baka Hâricîler de ol-
duu halde Hz. Ali’ye gelerek, “Hüküm ancak Allah’ndr” demi; Hz. Ali de,
“evet, dorudur; hüküm ancak Allah’ndr” deyince o, “hatandan dolay tövbe
et, davana geri dön (hakemi kabul etme), bizimle beraber ol, Rabbimize kavu-
uncaya kadar dümanla savaalm” demitir. Bunun üzerine Hz. Ali, “benim de
önceleri sizden istediim buydu; fakat siz bana âsi oldunuz, bana kar çkan siz-
lerdiniz” buyurmutur. Hz. Ali’nin Hurkus’a söylediklerinden, onu hakeme zor-
layanlarn Hâricîler olduu ve daha sonra hakeme bavurduu bahanesiyle ona
isyan edenlerin de yine Hâricîler olduu açkça belli olmaktadr. …O, dier
münâfklarla beraber Müslümanlar arasnda fitne yayarak, Hâricî grubunun Müs-
lüman ordusundan ayrlmasnda ve sonuçta Nehrevân’da Hz. Ali’nin ordusuyla
savamalarnda belirleyici bir rol oynamtr.”143
3.6. Hz. Osman Dönemi htilaflarn Frkalamalardaki Rolü
Yukarda naklettiimiz ihtilaflar neticesinde halkn üç ksma ayrldn zik-
retmemizde fayda vardr. Bunlardan birincisi Umeyyeoullar ile Hz. Osman’ faali-
yetlerinde hakl gören taraftr. kincisi ise onun fiillerini eletirip siyasî idareye kar
huruç eden Harici zihniyetli kiilerdir. Üçüncü grup ise tarafsz olup bu siyasi ortam-
da görü beyan etmeyenlerdir.
Hz. Osman’n vali atamalarnda hep Umeyyeoullar’n ön planda tutmas,
Hz. Osman’n akrabalarna kar olan tutumu, onlara çeitli hibelerde bulunmas,
Umeyyeoullar’ndan bazlarnn da bu durumu istismar etmesi gibi yukarda zikret-
tiimiz bütün ihtilaflar, halifeye kar huruç eden ve halifelikten çekilmedii için
onun kann helal sayan Haricî zihniyetinin ortaya çkmasnda etkin rol oynamtr.
Hz. Osman’n mezkûr faaliyetleri, sonraki yllarda Hz. Osman’a kar huruç eden ha-
ricilerin, siyasî idareye kar gelmelerini meru bir zemine oturtmak için birer sebep
olarak görmütür. Ayrca Hz. Osman’n bu politikalar, sonraki dönemlerde Haricile-
rin Hz. Osman’ ve ondan taraf olanlar tekfir etmek, zalim kiinin mâmetini kabul
etmemek ve böyle imamlara isyan etmenin vacip saymak gibi kelâmî görülerinin144
ekillenmesinde büyük önem arz etmektedir.
Öte yandan Hz. Osman’n bu politikalar îa’nn bölünmesinde etkin bir rol
oynamasa da, sonraki dönemlerde yaayan baz iî müellifler Hz. Osman’n baz ic-
raatlarn eletirmitirler. Örnein Hicrî 7. asrda yaam olan iî müellif bn Ebî
143 Kubat, a.g.m., s. 139-140.
144 Hariciliin Kelâmi görüleri hakknda ayrntl bilgi için bkz: Cihat Kutluay, “Haricilikte
Hurûç, Ku’ûd ve Hicret”, (Yaynlanmam Yüksek Lisans Tezi), Çanakkale Onsekiz Mart
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çanakkale, 2007, s. 10-13.
67
Hadîd, Hz. Osman’n vali tayin politikasn eletirerek, atad valiler hakknda “fsk
ve fesatlar açkça bilinen, liyakatsiz, cahil ve güvenilmez” kii olduklarn, onun dinî
hassasiyetlerde dikkatli davranmadn öne sürmektedir.145 Yine Ebû Zer el-
Gfârî’nin Rebeze’ye sürgünü ile ilgili îa Hz. Osman’ eletirmektedir. Günümüz
aratrmaclarndan M. Salih Ar bu hususu öyle dile getirmektedir:
“Hz. Osman ile Ebû Zer arasnda sert tartmalarn olduuna dair rivayetler nak-
leden iî müellifler, bu tartmalarn neticesinde Hz. Osman’n, halkn Ebû Zer
ile konumasn yasakladn; Hz. Ali’nin ise Ebû Zer’i savunduunu ve bu ko-
nuda Hz. Osman ile tarttn belirtmektedirler. Neticede Hz. Osman Ebû Zerr’i
Rebeze’ye sürgün ettiini ve vefat edinceye dek orada kaldn kaydetmektedir-
ler.”146
3.7. Hz. Osman’n ehit Edilmesi ve Mürcie’nin Douu
3.7.1. Hz. Osman’n ehit Edilmesi
Bata halifenin yukarda bahsettiimiz bütün icraatlar olmak üzere Müslü-
manlar arasna nifak sokmak isteyen bn Sebe ve onun gibilerin hummal çalmala-
ryla, h. 35’te, Msr’dan ilk ayaklanma haberleri gelmeye balamt. Özde halifeye
kar olan ayaklanmalar ve protestolar zahiren Msr valisi Abdullah b. Sa’d b. Ebû
Serh’e kar olmutu. Daha sonra alt yüz kiilik bir grup oluturularak halifeyi açk-
ça protesto etmek için Medine’ye yola çklmt. Duruma müdahale etmesi için Hz.
Ali ile birlikte Sa’d b. Ebî Vakkas bu alt yüz kiilik asi grubuyla görüüp onlarn ha-
lifeyle alakal olan sorularna bir bir cevap vermi ve zihinlerindeki soru iaretlerini
gidermiti. Bu grup halifeden mutmain olarak geri dönmütü.147 stediklerini elde
edemeyen asiler haberleerek yeni bir plana girimilerdi. Msr’dan dört grup halin-
de saylar bine yakn olan muhalifler balarna el-Gâfikî b. Harb el-Akkî’yi komutan
olarak tayin ederek Medine’ye yola çkmt. Basra’daki muhalifler ise Hurkus b.
Züheyr es-Sa'dî önderliinde Msrllarla e zamanl olarak Medine’ye doru yola
koyulmutu. Msrllar halifenin azledilip Hz. Ali’nin halife olmasn, Kûfeliler de
Zübeyr’in halife olmasn istiyordu. Basrallar da Talha’nn halifeliinden yanayd.
Bu gruplar evvela Medine yaknlarnda bir yerde konaklayp baz sahabe ile görü-
145 Ebû Hamîd zzuddîn Abdülhamîd b. Hibetullah el-Medâinî bn Ebi’l-Hadîd (656/1258), erh-
u Nehci’l-Belâa, thk. M. Ebu’l-Fazl brahim, 20 c., Kum, y.y., 1959, III, s. 11; Ar, mamiye
îas Kaynaklarna Göre lk Üç Halife Dönemi, s. 453-453.
146 Ar, mamiye îas Kaynaklarna Göre lk Üç Halife Dönemi, s. 494-495.
147 Ayrntl bilgi için bkz: bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 154-167; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 281-286.
68
müler, bir netice elde edemeyince hep birlikte ehre girerek Hz. Osman’n evini
muhasara altna almt. Muhalifler ona iki teklif sunmulard; ya hilafetten çekilecek
ya da öldürülecekti. Kararn vermesi için kendisine belli bir müddet tannmlard.148
Kaynaklar bn Abbas, Talha, Zübeyr ve Hz. Ali gibi baz sahabilerin asileri
engellemek çok çaba harcadn ancak bir netice elde edemediklerini nakletmekte-
dir.149 Asiler giritikleri bu icraatn yanl olduunu alglayamayacak kadar kzgn
ve kindar; bedeviler kadar inatç ve srarc olduklar için onlarn itidal sözlerine kulak
asmamlard.150 Hicretin 35. senesinde, isyanclarn Hz. Osman’a verdikleri süre bi-
tince, kapdaki nöbetçileri atlatp duvarn delip içeri girerek onu yatanda Kur’an
okuyorken canice katletmilerdi. Hatta onu öldürmek için sallanan klçlarn biri ei
Nâile’nin parmaklarna isabet edince parmaklar kesilip dümütü.151
Hz. Osman’n katledilmesi, Hz. Peygamber’den beri devam eden nifak hare-
ketlerinin ilk ve en önemli neticelerinden biridir. Küçük olaylarla filizlenmeye bala-
yan ilk ihtilaflar halifenin öldürülmesiyle birlikte korkunç boyutlara ulam, ümmet
arasna fitne sokmak isteyen münafklar da ilk zaferlerini elde etmilerdi. Nitekim
Müslümanlar bütün bu olaylar neticesinde dört ayr gruba ayrlmt. Birinci grup
Hz. Osman’n eylemlerinde haksz olduunu iddia edip onu katledenler ve katledil-
mesine yardm edip katilleri destekleyen Haricî zihniyetli kiilerdi. Ekseriyetini
Umeyyeoullar’nn oluturduu ikinci grup ise Hz. Osman’n icraatlarnda tamamen
hakl olduunu savunmaktayd.152 Nitekim bu grubun says Hz. Ali’nin mâmet ma-
kamna geçip katiller hususunda esnek davranmas neticesinde artm ve Cemel ve
Sffîn vakalarnn yaanmasna sebebiyet vermiti. E’arî ve ehristânî bu iki grup
148 bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 158-162; bn Kuteybe, el-Maârif, 195-s. 196; Mes’ûdî, a.g.e., II, s.
354-355.
149 bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 160-161, 172.
150 Baz klasik dönem tarihçiler ve modern dönem yazarlar Ensar ve Muhacirlerin Hz Osman’n
öldürmek için gelen asileri ne engellediklerini ne de onlara destek olduklarn, yani onlar ken-
di haline braktklarn nakletmektedirler. Örnek olarak bkz: Ebu'l-Fazl et-Temîmî Nasr b.
Müzahim Minkârî (212/827), Vak’atü Sffîn, thk. Abdüsselâm Muhammed Hârûn, 3. Bsk.,
Kahire, el-Müessesetü’l Arabiyeti’l-Hadîse, 1981, s.77, 552; Muhammed b. Abdillah b. Mu-
hammed el-Endelusî bn Arabî (543/1148), el-Avâsm mine’l-Kavasm, thk. Muhîbuddîn El-
Hatîb, Kahire, 1979, s. 136-137, 166; Akbulut, a.g.e., s. 163-164, 177.
151 Ayrntl bilgi için bkz: Taberî, a.g.e., s. 786-787; bn Abd Rabbihi, a.g.e., IV, 286; ehristânî,
a.g.e., s. 37; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, 168-169.
152 E’arî, a.g.e., s. 29.
69
arasndaki ihtilafn yaadklar asra kadar süregeldiini nakletmektedir.153 Üçüncü
grup ise Hz. Osman’n baz mevzularda hatal olduunu azledilmesinin uygun oldu-
unu fakat öldürülmemesi gerektiini düünmekteydi. Dördüncü grup ise bütün bu
tartmalardan ve siyasi çekimelerden uzak duran kimin hakl kimin haksz olduu
hususunda yorup yapmayarak durumlarn Allah’a havale edenlerin tekil ettii top-
luluktu.
Bütün bunlar slamiyet'in ilk dönemlerinde Kur'an ve sünnet altnda dinî
konular yorumlamamann neticesinde, dini anlay farkllklarndan doan bir takm
ihtilaflar meydana getirdiini ortaya koymaktadr. Gerek fikrî, itikadî, gerekse siyasî
alanda vukua gelen bu ihtilaflarn akabinde mezhepler veya frkalar ortaya çkmtr.
Fkh alannda ortaya çkanlar bir kenara brakrsak slam Mezhepleri tarihinin ko-
nusunu oluturan Haricilik, Mürcie, îa, Mu’tezile ve Cebriye gibi itikadî ve siyasî
frkalardr. lk dönemlerde ortaya çkan fitnelerin dourduu frkalardan biri olan
Mürcie ortaya çk itibariyle de Hz. Osman dönemi referansldr.
3.7.1. Osman b. Affan Dönemi Olaylar ve Mürcie’nin Douu
Mürcie, sözlük anlam itibariyle “irca’ edenler” demektir. rca’ kelimesinin
ise birçok anlam vardr.154 Ancak iki anlam önemlidir. Bunlardan ilki, “geri brak-
mak ve mühlet vermek”, ikincisi ise “ümit vermek, ummak” anlamdr. Kavram ola-
rak irca’ kelimesi, büyük günah sahibi hakkndaki hükmü Ahiret Günü’ne brakmak
manasndadr. Onun cennet ehlinden veya cehennem ehlinden olup olmadna ise bu
dünyada karar verilmez. kinci anlama göre ise mürtekib-i kebîrenin affedileceine
dair inanç beslemektir. Çada slam Mezhepleri Tarihi aratrmaclar Mürcie’nin
douunu hazrlayan nedenleri genellikle üç ana grupta incelemektedirler.155 Bunlar-
dan ilki Harici Zihniyeti, ikincisi Emevî-Haimî Çekimesi, üçüncüsü ise Sosyo-
Politik ve Ekonomik Durum eklinde ifade edilmektedir.
Harici Zihniyet: Müslümanlar arasnda meydana gelen ilk ayrlkç fikir sa-
hiplerinden biri Hz. Osman’n hilafeti esnasndaki uygulamalarnda haksz olduunu
153 E’arî, a.g.e., a.y.; ehristânî, a.g.e., s. 37.
154 Mesela bkz: Sönmez Kutlu, “Mürcie Mezhebi: Douu, Fikirleri, Edebiyat ve slam Düünce-
sine Katklar”, Gazi Üniversitesi Çorum lahiyat Fakültesi Dergisi, C. I, No: 1, 2002/1, s.
168-169.
155 Örnein bkz: Kutlu, “Mürcie Mezhebi”, s. 172.
70
iddia edip onu katledenler ve katledilmesine yardm edip katilleri destekleyen Harici-
ler’di. Bata söz konusu uygulamalar gerçekletirenleri olmak üzere kendileri gibi
düünmeyen bütün Müslümanlar tekfir eden bu kat zihniyete kar bir takm lml
tavr da gelimeye balamtr. Bu durumu Sönmez Kutlu öyle izah etmektedir:
“Hz. Osman'n öldürülmesinden sonra yaanan dramatik olaylardan Cemel ve
Sffîn’de Müslümanlar, birbiriyle savatlar. Daha sonra hakl tarafn tespiti için,
hakeme bavuruldu. Hz. Ali'nin yannda, onunla birlikte Muaviye'ye kar sava-
an bir grup, hakeme bavurulmasna, önce taraftar iken daha sonra Hz. Ali’nin
hakemlerin verdii karar kabul etmesine kar çkarak, “Hüküm ancak Allah'n-
dr” deyip ondan ayrldlar ve bu gruba Hariciler dendi. Bunlar bir araya gelerek,
Hz. Ali’yi ve tahkimi kabul eden herkesi tekfir edip onlarla savamaya karar
verdiler. Bundan sonra Hz. Ali’ye, Muaviye ve Emevîlere kar ard arkas ke-
silmeyen isyanlar gerçekletirdiler. En sonunda kendileri gibi düünmeyen bütün
Müslümanlar tekfir ederek, basknlar yapmak suretiyle kanlarnn aktlmasn
helal gördüler. Nâfi b. el-Ezrak ve grubu, Haricilerin say ve kuvvet bakmndan
en güçlü ve en büyük frkas oldu. Onlara göre, “büyük günah ileyen küfre gir-
mitir ve küfür topluluundandr. O, bütünüyle slâm'dan çkm olup, dier kâ-
firlerle beraber ebedi cehennemliktir.”156 Ayrca onlar, kendileri gibi düünme-
yenleri tekfir ederek onlardan teberrî ediyorlar ve zalim imama kar isyan ge-
rekli görüyorlard. Aslnda Haricilik, bedevî hayattan yerleik hayata geçi dö-
nemi yaayan bedevî Arap zihniyetinin tipik bir tezahürüdür. Bu hayattan gelme-
leri, onlarn olaylar ve hadiseler üzerinde derinlemesine ve sistematik düünme-
lerine engel olmu ferdiyetçilikten çok karizmatik bir cemaat anlayn savun-
malarna sebep olmutur. Devlet geleneine sahip olmayan ve farkl fikirlerin bir
arada yaad, bütün Müslümanlarn eit haklara sahip olmas gerektii medeni
hayata alamayan bu zihniyetin karsnda, devlet gelenei olan, bütün Müslü-
manlarn eitliini ve istikrarl medenî bir hayat savunan lml ve uzlamac
zihniyetin domas kaçnlmazd. Bu frkann fikirleri ve davranlar, kendileri-
ne kar, kart bir grubun müesseselemesini gerekli klmtr. Genelde Arap
olmayan Müslümanlarn temsil ettii bu zihniyetin ad Mürcie olmutur.”157
Emevî-Haimî Çekimesi: Mürcî anlayn domasna zemin hazrlayan
önemli etkilerden biri de Emevî-Haimî çekimesidir. Kutlu’ya göre Hz. Peygamber-
'in vefatyla birlikte Hilafeti eline geçiren Kurey kabilesi, Hz. Osman döneminde
meydana gelen fitne hadisesine kadar zahiren bütünlük içinde olmulard. Siyasî ida-
re, her ne kadar Kurey'in elinde idiyse de, cahiliye döneminde Arap siyasî hayatnn
çekirdei durumundaki kabilecilik anlay hiç bir zaman yok edilememiti.158 O, bu
durumu öyle izah etmektedir:
156 ehristânî, a.g.e.,, s. 113-114.
157 Kutlu, “Mürcie Mezhebi”, s. 172-173.
158 Kutlu, “Mürcie Mezhebi”, s. 173.
71
“Kurey içinde, hilafet konusunda, rakip iki kabileden, Umeyyeoullar, yeni
Müslüman olduklarndan Hz. Ebû Bekir'in halife seçilmesi srasnda sessiz kal-
mak durumundaydlar. Ancak Haimoullar Hz. Peygamber'in kendi aralarndan
çkt için, hem Umeyyeoullarna, hem de dierlerine kar daha nüfuzlu idiler.
Bu sebepten hilafetin kendi haklar olduuna inanyorlard. Ebû Bekir, halife se-
çilirken Haimoullar'nn halifelii gündeme gelmitir. Ancak Kurey'in baz
endieleri dolaysyla fazla dikkate alnmamtr. Kureyin, bu konudaki iç den-
geyi kaybetmesiyle, Hz. Osman dönemi fitne hadiseleri çkm, sonra da Ali-
Muaviye çekimesi halinde devam etmitir. Cahiliye döneminde var olan Emevî-
Haimî çekimesi, Hz. Ömer'in ölümü üzerine, tekil edilen ûrâda Hz. Ali ile
Hz. Osman’n kar karya kalmalaryla ve Hz. Osman'n ölümüyle sonuçlanan
fitne hadiseleriyle tekrar su yüzüne çkmtr. Hz. Peygamber zamannda siyasî
nüfuzunu kaybeden Umeyyeoullar, Hz. Osman'n hilafete gelmesiyle tekrar nü-
fuz sahibi olmular ve önemli mevkilere gelmilerdir. Bu en fazla,
Haimoullar’n rahatsz etmekteydi. Emevî-Haimî mücadelesi, Sffîn sava
ile tekrar su yüzüne çkmt. Ali b. Ebî Tâlib taraftarlar bu savaa Emevîler’le
yaplan ikinci sava gözüyle bakmlardr. Hz. Ali'nin ölümünden sonra, Hasan-
'n hilafeti Muaviye'ye devretmesiyle, hilafet konusundaki Emevî-Haimî çeki-
mesi bir ara durmu gibi gözükmektedir. Hatta h. 41 ylna “Cemaat Yl” ad ve-
rilmitir. Emevî-Haimî mücadelesinde, Sffîn'den itibaren birçok insan öldürül-
dü. Basra'da zaman zaman Haricîler boy gösterirken, Kûfe’de Hz. Ali taraftarlar
sürekli isyan halindeydi. Emevîler ise, sürekli onlarla fiilî mücadele içerisindey-
di. te bu mücadelenin temelinde iktidar mücadelesinin yattn bildiklerinden
olmal ki, birçok kii Sffîn’de, ne Hz. Ali ne de Muaviye’nin yannda yer alm-
tr. Özellikle Medine halknn geneli Hasan’n hilafeti Muaviye’ye devretmesin-
den sonra, Abdullah b. Zübeyr’i desteklemeleri bir kenara braklacak olursa, si-
yasî olaylardan el çekerek, tarafsz kalmay ve ilimle uramay tercih etmitir.159
Bu çevre ne Kûfe ve Basra’daki olaylar ne de Emevîler’in tutumunu tasvip et-
ti.”160
Sosyo-Politik ve Ekonomik Durum: Mürcie Mezhebinin douunu hazrla-
yan nedenlerden biri de dönemin sosyo-politik ve ekonomik durumun neden olduu
görüü dile getirilmektedir. Kutlu, Emevîler’in iktidar ele geçirdikten sonra kendile-
rini merulatrma yollar aradklarn ifade eder. Bunun için de Allah'n kaza ve ka-
deriyle halife olduklarn ve onun hükmünü icra ettiklerini, bu sebeple kendilerine
yaplan isyann Allah'a kar yaplm bir isyan olacan iddia ettiklerini belirttikten
sonra durumu öyle izah etmektedir:
“Hatta kendilerinin Allah’n en yüce askerleri, insanlarn en hayrllar olduklar-
n ve dillerinin en üstün dil olduunu söylemeye baladlar. Bu durum onlarn
Emevî soyu dndakileri ve Arap olmayanlar hakir görmeleriyle ve Müslüman-
lar arasnda asabiyet ruhunun yeniden ortaya çkmasyla neticelendi. Emevî hali-
felerinin, Araplarn tarafn tutup mevaliyle onlar arasnda eit muamele yapma-
159 Malâtî, a.g.e., s. 36.
160 Kutlu, “Mürcie Mezhebi”, s. 173-174.
72
malar, Arap olmayanlarn bir araya gelerek onlara kar zaman zaman ayaklan-
malarna sebep oldu. Irak’ta ve hilafetin dou bölgelerinde slâm toplumuna me-
vali sfatyla katlanlarn says her geçen gün artmaktayd. Onlarn Müslüman
olarak kendilerini tanmlamas, cizye ve haraçtan muaf tutulmalarn gerektiri-
yordu. Haccac’n, haraç toplamak için görevlendirdii kimseler, kendisine zim-
mîlerin Müslüman olduunu, bu nedenle haraç sisteminin iflas ettiini yazdlar.
Bunun üzerine, Haccac Basra ve dier ehirlere yerlemi ve haraç ödemeyen
kim varsa onlarn ehirlerden çkarlmasn emretti. Daha sonra, bunlar, bir mey-
danda toplanarak nereye gideceklerini bilemedikleri için “Ey Muhammed! Ey
Muhammed!” diye barp alamaya balamlard. Hatta bir ksm Basra’l
kurrâ’nn da kyafet deitirerek yanlarna gidip onlar destekledikleri bilinmek-
tedir. Haccac, onlarn her birinin ellerini damgalatarak gitmek istedikleri yerlere
gönderdi. Yeni valinin bu uygulamasyla, bir ara din kardeleriyle tam bir eitlik
ümidine kaplan mevali, topraklarna geri dönmeye ve eskiden olduu gibi harac
ödemeye mecbur oldu. Ancak bu davranlar, birçok kurrâ'nn da katld
Abdurrahman b. E’as’n isyanna sebep oldu. Haccac, böyle bir uygulamayla,
Emevî iktidarnn ayakta durmas ve ekonomik güç uruna slâm'n “müminlerin
kardelii” ilkesini ihlal ederek cemiyete üyelikte arap olmay birinci, Müslüman
olmay ikinci plana koyuyordu. Haccac, Abdurrahman b. E'as'la birlikte, kendi-
sine kar isyan eden Said b. Cubeyr de dâhil pek çok kimseyi ikenceyle öldürt-
tüünden halkn ve ulemann nefretini kazand.”161
Tarafszlar Grubu: lk Mürcîler: Aratrmaclar özellikle Müslümanlarn
üçüncü halifesi Hz. Osman'n ehit edilmesi üzerine meydana gelen siyasi çekimele-
ri, Mürcie'nin ortaya çkmasnn önde gelen sebeplerinden biri olarak göstermektedir-
ler. Zira onlarn mezhebin ilk nüvelerini bu hadiselere kar gelitirilen tavrlar ara-
snda aramak gerekecektir. Zira Mürcie “Hz. Osman ve Ali'nin durumlarnn Allah'a
braklarak cennetlik veya cehennemlik olduklarna ehadette bulunulmamas” ek-
lindeki ircâ’ fikrini benimsemitir. Bu durum öyle izah edilmektedir:
“Hz. Osman döneminden itibaren meydana gelen fitne hadiselerinden uzak du-
ran, Cemel ve Sffîn savalarnda Hz. Ali, Talha, Zübeyr ve Muaviye’nin yann-
da yer almayan, bunu da srf slâm ümmetinin birlii için yapan, Hz. Ali ve Os-
man taraftarlarnn dnda tarafszlar diye tanmlanan üçüncü bir grup vardr.
Böyle bir tavrn, ilk defa Hz. Osman'n öldürülmesinden sonra Medine'ye dönen
ve “üpheciler” (ükkâk) olarak tanmlanan gaziler tarafndan sergilendiini
görmekteyiz. Bunlar Hz. Osman'n ölümü üzerine Medine'ye döndüklerinde, bir-
lik ve beraberlik içerisinde braktklar insanlarn birbirini öldürmekte ve birbir-
leriyle çekimekte olduklarn görünce, onlardan hangisinin hakl olduundan
üpheye düerek öyle dediler: “Biz sizi birlik, beraberlik içerisinde brakmtk.
imdi ise, sizin ayrla dütüünüzü, bir ksmnzn, “Hz. Osman mazlum olarak
öldürüldü, o ve ashab en adil kiilerdi”, baznzn ise, “Hz. Ali ve ashab daha
adil ve dorudur” dediinizi görüyoruz. Hâlbuki bize göre, onlarn hepsi güveni-
lir ve doruluu kabul edilen kimselerdir. Biz onlardan hiç birisinden nefret et-
161 Kutlu, “Mürcie Mezhebi”, s. 174-175.
73
mez, lanet etmez ve aleyhlerinde ahitlikte bulunmayz. Onlarn durumlarn Al-
lah'a ircâ ederiz. Allah kyamet gününde o ikisi arasnda hükmedecektir.”162 Bu-
rada sergilenen tavr, bn Sa’d'n “lk Mürciîler”’le ilgili kaydettiklerine tama-
men uymaktadr. Çünkü bn Sa'd onlar u ekilde tarif eder: “lk Mürcie, Hz. Ali
ve Osman'n durumunu tehir eden ve onlarn iman ve küfürlerine ahitlik etme-
yen kimselerdir.”163 Benzer bir siyâsî tavr, yukarda zikrettiimiz gazilerin d-
nda, siyâsî çekimelere karmayanlar (Mu’tezile) veya köeye çekilenler
(Huleysiye)164 olarak tanmlanan dier baz sahabiler arasnda da vard.”165
Savaan iki taraftan hiç birisine katlmama eklinde bir tavr sergilemi olun-
masnn, siyasi olarak gayet tabii ve kaçnlmaz bir durum olduu ifade edilmektedir.
Nitekim Müslümanlar arasnda ortaya çkan bu tür bir siyasi tavr ve ileri sürülen gö-
rüler, daha sonralar, rcâ fikrine dönütürülebilecek cinsten fikirlerdi. Dolaysyla,
Sönmez Kutlu, Nâî el-Ekber, Nevbahtî, Kummî ve bn Asâkîr bata olmak üzere
pek çok yazar, Mürcie'nin tarih sahnesine çkn, Hz. Osman'n öldürülmesinden
sonra meydana gelen iç kargaalara kadar gerilere götürdüklerini ifade etmektedir.
Ancak onlarn dorudan doruya Mürcie'nin temsilcileri olmadn sadece
“Mürcie'nin ilk nüveleri” olarak kabul edilebileceini hatrlatmaktadr.166
Bütün bunlardan sonra Mürcie frkasnn ilk tohumlarnn Hz. Osman'n son
devirlerinde ekildii söylenebilir. Özellikle Hz. Osman'n hâkimiyeti, valileri hak-
knda tenkitler ve dedikodular artp siyasi kargaa neticesinde Hz. Osman ehit edi-
lince, bu konuda Ashabdan bir ksm susmay veya tarafsz kalmay tercih edip, Müs-
lümanlar birbirine düüren bu fitneye itirak etmekten kaçndlar. Fakat bu fitnenin
sonuçlar Hz. Ali zamanna kadar uzaynca, onlar da bu türlü çekimser davranmaya
devam ettiler ve hatta mü’minlerin emîri Hz. Ali ile Muaviye arasnda cereyan eden
162 Ebî'l-Kâsm Ali b. el-Hasen b. Hibetüllah b. Abdillah e-âfi'î bn Asâkîr (571/1175), Târîh-u
Medîneti Dmak, thk. Sekîne e-ihâbî, Dmek, y.y., 1954, s. 504.
163 bn Sa'd, a.g.e., VI, s. 308.
164 Nâî el-Ekber, a.g.e., s. 16.
165 Bazlarnn Hz. Osman tarafndan çeitli görevlere getirilmeleri dolaysyla, “Osmânî” diye de
tanmlanan bu tarafszlar grubu içerisinde, Abdullah b. Ömer, Sa’d b. Ebî Vakkâs, Muhammed
b. Mesleme, Üsâme b. Zeyd, Kudâme b. Maz’ûn, Ka'b b. Mâlik, Sa'd b. Malik, Zeyd b. Sabit,
Hassan b. Sabit, Mesleme b. Muhalled, Ebû Saîd el-Hudrî, en-Nu'mân b. Beîr, Rafi' b. Hadîc,
Fedâle b. Ubeyd, Ka'b b. Ucre, Kays b. Hâzm, Eymen b. Hureym (Huzeym ?), Muhammed b.
Ebî Bekre, Velîd b. Ukbe, Imrân b. Husayn bata olmak üzere sahabe ve tabîundan Hz. Ali’ye
balangçta biat etmekten kaçnan ancak daha sonra biat edip harbe katlmay ve Ehl-i Kble’ye
klç çekmeyi reddeden pek çok kii bulunmaktadr. Bkz. Kutlu, “Mürcie Mezhebi”, s. 176.
166 Kutlu, “Mürcie Mezhebi”, s. 177.
74
savalar hakkndaki görü ve kanaatlerini Allah’a havale edip açktan söylemek is-
temediler.167
Hz. Osman'n ehit edilmesinden sonra zuhur eden çeitli frkalarla birlikte,
bu dönemden sonra Cemel, Sffîn savalar sonucunda ölen ve öldürenler hakkndaki
hüküm, mürtekib-i kebire yani büyük günah ileyen kiinin durumu veya kader prob-
lemi gibi ümmette bir takm ciddî itikadi problemler ortaya çkmtr. Bu problemle-
rin çözülmesi hengâmnda ise gruplar arasnda münakaalar olmu ve neticede her
frka kendi görülerini tatbik için arkasna siyasî destei almaya çalmtr. Hilafet
meselesiyle birlikte münakaalar daha da alevlenmeye balamtr. Mevcut yönetimin
hilafetini merulatrmak için kendilerine yakn bulduu frkalar desteklemesi, di-
erlerini ise bask altna almas, olay siyasî boyuta kaydrmtr. Nitekim Emevîler,
kendi hilafetini merulatrmak için bir dönem Mu’tezile'yi ve ayn zamanda
Mürcie'yi desteklemi, Kaderiye’ye kar zaman zaman istibdat uygulamtr.168
Mürcie frkas siyasî ihtilaflarn artmas ve kelamî meselelerin çözümlene-
memesi nedeniyle, zamanla ikiye ayrlmtr. lki, Ashab ve Emevîler devrinde vukua
gelen ihtilaflar veya haksz yere mü’minin mü’mini öldürmesi gibi büyük günahlar
konusunda hüküm vermekten çekinen, onlar hakkndaki hükmü Allah’a brakan
gruptur. kincisi ise “Allah, küfürden baka her günah affeder” görüünü benimse-
yerek imanla beraber masiyetin zarar vermeyecei gibi küfürle beraber taatin de fay-
da vermeyeceini ileri sürmülerdir.169 Böylelikle Hz. Osman’n ehit edilmesiyle
balayan ve Müslümanlarn birbirlerini öldürmesiyle devam eden süreçte meydana
gelen olaylarda Müslümanlar görü ayrlna dümüler hatta balangçta ayn görü
etrafnda toplananlar çok geçmeden kendi aralarnda da anlamazla düerek frkala-
ra ayrlmlardr. Ayn olaylar daha sonra ana kitleden bir baka grubun ayrlarak
mezheplemesinde önemli rol oynamtr. Söz konusu grup “el-menziletü beyne
menzileteyn” görüünü savunarak soruna çözüm üretmeye çalmtr. Bu grup ba-
167 Mesela bkz: Muhammed Ebu Zehra, slam'da Siyasî ve tikadî Mezhepler Tarihi, çev.
Ethem Ruhi Flal-Osman Eskiciolu, 1. Bsk., stanbul, Yamur Yay., 1970, s. 167.
168 Emevîler döneminde Mürcie ile ilgili ayrntl bilgi için bkz: Kutlu, “Mürcie Mezhebi”, s. 181-
185; Sönmez Kutlu, Türklerin slamlama Sürecinde Mürcie ve Tesirleri, Ankara, TDV
Yay., 2000, s. 91-99.
169 ehristânî, a.g.e., s. 129.
75
langçta Kaderiye daha sonra da Mu’tezile adn almtr.170 Böylelikle bu devirdeki
olaylar Müslümanlar arasnda yeni anlay ve mezheplerin domasnda etkili olmu-
tur.
170 bnü'l-Murtaza Ahmed b. Yahyâ b. Murtaza Mehdi Lidinillah (840/1437), Tabakâtü’l-
Mu’tezile, thk. Susana Dwald Wlzer, Beyrut, Dâru’l-Mektebeti’l-Hayat, 1961, s. 3. Ayrca bu
hususta ayrntl bilgi için bkz: ehristânî, a.g.e., s. 129.
76
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
KEMALEDDN ÜKRÜ’YE GÖRE HZ. AL
DÖNEMNDE ORTAYA ÇIKAN NFAK HAREKETLER
VE BU HAREKETLERN MEZHEPLEMEYE
ETKLER
77
1. AL B. EBÎ TALB DÖNEMNDEK HTLAFLAR VE BU
HTLAFLARIN HARC-Î-SÜNNÎ AYRIMASINDAK ROLÜ
Hz. Osman’n halifelii döneminde zuhur eden ihtilaflarn slam toplumunda
neden olduu kargaalar Hz. Ali’nin halifelii döneminde de ba göstermeye bala-
mt. Bu olaylarn tamam Hz. Osman’n halifeliindeki hiçbir sorunun çözümü
olamam aksine çözümü imkânszlaan birçok problemi beraberinde getirmiti. Bu
siyasi kaos ortamnda da mezheplemeleri hazrlayan sebepler olumaya balanm-
tr. Ayrca bütün bu anlamazlklar ayn zamanda Hz. Ali döneminin slam Mezhep-
ler Tarihi’nin en kark ve en problemli dönemi olduunu göstermektedir.
Kemaleddin ükrü Hz. Ali döneminde cereyan eden siyasi-dini olaylar slam
Tarihinde Nifak: Ali adl eserinde kronolojik olarak bir araya getirip durumlar kar-
sndaki kiisel görülerini de metne yanstarak aktarmtr. Biz ise bu bölümde Hz.
Ali döneminde Müslümanlar arasnda cereyan eden, dorudan veya dolayl olarak
mezheplemeyi etkileyen vakalar onun fikirleri çerçevesinde ayrntl bir biçimde
eserinden nakledip, bu görüleri slam Mezhepler Tarihi Klasikleri ve slam Tarihi-
nin temel kaynaklar ile kyaslamak suretiyle çalmamzda bütün yönleriyle ortaya
koymaya çalacaz.
1.1. Hz. Ali’nin Hilafete Seçilmesi ve Mezheplemedeki Rolü
Hilafet çin Yaplan Görümeler: Kemaleddin ükrü’nün ifadesine göre,
Hz. Osman’n ehit edilmesinden sonra Halifelik makam dört gün bo kalmt. Asi-
ler de dâhil bütün Müslümanlar devlet bakanlna ve halifelik makamna münasip
birinin geçmesi hususunda hemfikirdiler.1 Bunun üzerine Msrllar devletin bana
bir an önce imamn geçmesi gerektii hususunda birleerek, yeni halifeyi seçmek ve
bu belirsizlie son vermek için Hz Ali’ye gelerek;
Ümmetin imamsz kaldn, bu makamn da kendisine layk olduunu, bunun için de
ona biat etmek istediklerini söylemiti. Fakat Hz. Ali, buna raz olmayp isteklerini
geri çevirmiti.2 Bunun üzerine, yazarn naklettiine göre Msrllar, zaman kaybet-
1 Orbay, a.g.e., s. 37; bnü’l-Esîr, a.g.e., s. 180.
2 Orbay, a.g.e., s. 38. Ayrca bkz: Taberî, a.g.e., s. 790; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 190-191.
78
meden Talha ve Zübeyr’e halifelik için müracaat etmilerdi, fakat ikisi de onlarn bu
isteklerini geri çevirmiti.3 Msrllar umduklarn bulamaynca Medinelilere, Medi-
neliler de Hz. Ali’ye bask yapmt, ancak Hz. Ali kararnda srar etmi ve: “Siz
benden baka kimi isterseniz seçiniz. Ben ona biat ederim.” demiti.4 Müellifin nak-
line göre Msrllar mâmet iinin gittikçe uzadn görünce, Ensar ve Muhacirîn’e
halifelik seçimi için iki gün mühlet verdiklerini, bu zaman zarfnda bir halife seçe-
memeleri durumunda Ali b. Ebî Tâlib, Talha b. Ubeydullah ve Zübeyr b. Avvâm’ da
öldüreceklerini söyleyerek onlar tehdit etmilerdir.5 Bu durum Hz. Ali’ye izah edi-
lince o Talha ve Zübeyr’i kastederek, intihap emrinin Bedir ehlinin ii olduunu, do-
laysyla onlarn muvafakat etmesi durumunda kendisinin bu görevi kabul edebilece-
ini söylemitir. Bunun üzerine Talha ve Zübeyr’e giden halk durumu izah etmiler-
dir. Onlar ise halka uyum salayarak: “Siz seçiniz, biz de kimi seçerseniz ona biat
ederiz.” demitir. Fakat Hz. Ali, Talha ve Zübeyr’in böyle söylemelerinin yetersiz
olduunu ve onlarn bizzat yannda bulunmalar gerektiini, yoksa bu teklifi redde-
deceini söylemitir. Bunun üzerine hemen Hâkim b. Cebel ile Malik b. Eter Hz.
Ali’yle görüerek onu mescide götürmeye ikna etmi; Talha ve Zübeyr’i de mescide
getirmeleri hususunda ona söz vermiti.6
Artk Ali b. Ebî Tâlib’in halifelii kesinlemiti. Bu durum bata Ensar ve
Muhacirler olmak üzere bütün Müslümanlara rahat bir nefes aldrm ve ayn zaman-
da domas muhtemel olan yeni bir tehlikenin/nifakn önüne geçilmiti. Kemaleddin
ükrü’nün dedii gibi Hz. Ali ise halifelik seçiminde oldukça titiz davranmt. Çün-
kü o, ileride zuhur edebilecek bir takm fitnelerin önüne geçmek için çaba harcamak-
ta ve vuku bulabilecek yeni ihtilaflara kap aralamamak için oldukça temkinli dav-
ranmaktayd.7
3 Kemaleddin ükrü, Talha ile Zübeyr’in halifelii istememelerinde Hz. Ali’den çekinmelerinin
veya halifelik makamnda Hz. Ali taraftarlarnn onlar rahat brakmayacan düünmelerinin
etkili olabileceini iddia etmektedir. Bkz: Orbay, a.g.e., s. 39.
4 Orbay, a.g.e., s. 40; Taberî, a.g.e., s. 790; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 190.
5 Orbay, a.g.e., s. 40; Taberi, a.g.e., s. 792; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 1892-193; Seyf b. Ömer el-
Esedî ed-Dabî (200/816), el-Fitne ve Vak’atu’l-Cemel, der. ve tsnf. Ahmet Râtib Armu, 1.
Bsk., Beyrut, Dâru’n-Nefâis, 1971, s. 93-94.
6 Orbay, a.g.e., s. 41; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 193.
7 Orbay, a.g.e., s. 40-41.
79
Ali b. Ebî Tâlib’e Biat: Müellifin ifadesine göre Hicretin 35. Ylnda Talha
b. Ubeydullah, Zübeyr b. Avvâm ve Emevîler8 hariç bütün Müslümanlar mescide
toplanmt. Hâkim b. Cebel ile Malik Eter bir grup askerle Talha ve Zübeyr’in bu-
lunduklar yere giderek onlar mescide davet etmilerdi. Fakat onlar: “Hele siz seçe-
ceiniz zata biat ediniz. Ondan sonra biz de icabna göre hareket ederiz.” diyerek
gelmek istemediklerini belirtmilerdi. Bunun üzerine Hâkim b. Cebel ile Malik Eter;
Hz. Ali’nin seçilmesinde karar klmadan evvel hilafeti onlara da srayla arz ettikleri-
ni; fakat kendi istekleriyle bu ie yanamadklarn; buna ramen biat için mescide
gelmemelerinin anlamsz olduunu onlara söyleyip: “Buna ramen ittifak ettiimiz
kimseye biat etmez ve cemaate itirak etmezseniz, ikinizin de kann dökmek helal ve
mubahtr.”9 demek suretiyle onlar tehdit etmitir. 10 Bunun üzerine Talha ve
Zübeyr,11 Malik Eter ve Hakîm b. Cebel’in etkisiyle karar deitirerek mescide
gelmitir. Fakat yazarn naklettiine göre Hz. Ali onlarn mescide zorla geldiklerini
anlam ve bunun üzerine onlara emr-i hilafete rabeti olmadn, ikisinden birinin
bu ite arzusu varsa elini uzatmas durumunda ona hemen biat edebileceini söyle-
miti. Fakat onlarn buna raz olmam ve ardndan Hz. Ali’nin elini alarak biat et-
miti.12
Kemaleddin ükrü’nün naklettiine göre ilk biat eden Talha b. Ubeydullah’t.
Uhud Sava’nda sa eli sakatland için sol elini kullanarak biat etmiti.13 Müslü-
manlar arasnda ilk biat eden elin sakt olduu için yaplan biatin de geçersiz oldu-
uyla ilgili bir dedikodu yaylmt.14 Sa’d b. Ebî Vakkas, Abdullah b. Ömer, Mu-
hammed b. Mesleme, Zeyd b. Sabit, K’ab b. Mâlik ve Hasan b. Sâbit gibi birçok sa-
8 Orbay, a.g.e., s. 45.
9 Cemaleddin Ataullah Huseynî, Ravzatü’l-Ahbâb, trc. Magnisavi Benlizade, 2. Bsk., st.,
Matbaa-i Âmire, 1871, III, s. 349; Orbay, a.g.e., s. 41-42.
10 Taberi, bnü’l-Esîr gibi baz tarihçilerin nakillerinde bu cümleyi bizzat teyit edecek bir bilgiye
rastlanmamtr. Ancak Talha ve Zübeyr’in kararlarn deitirmelerinde Malik Eter ile Ha-
kîm b. Cebel’in dorudan etkili olduuna; hatta Hâkim b. Cebel’in Zübeyr’e, Malik Eter’in de
Talha’ya klç çekerek onlar tehdit ettiklerine dair rivayetler kaynaklarda mevcuttur. Ayrntl
bilgi için bkz: Taberi, a.g.e., s. 792-793; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 193.
11 Talha ve Zübeyr’in Hz. Ali’ye biatleri ile ilgili ayrntl bilgi için bkz: Zehra Çakr, “Dört Hali-
fe Döneminde Talha b. Ubeydullah” stem, C. IV, No: 7, 2006, s. 185-186; Mustafa Çiçek,
“Hz. Peygamber ve Hulefâ-i Râidîn Döneminde Zübeyr b. el-Avvâm”, stem, C. IV, 4, No: 7,
2006, s. 147-148.
12 Orbay, a.g.e., s. 44; Taberî, a.g.e., s. 790; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 191.
13 Orbay, a.g.e., s. 45; Taberî, a.g.e., s. 791; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 194.
14 Orbay, a.g.e., s. 45; Taberî, a.g.e., s. 791; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 194, 191.
80
habe ise biati en sona tehir etmitir. Hatta bir rivayete göre bu hususta aralarnda tar-
tma balam fakat Hz. Ali’nin müdahalesiyle bu tartma sonlandrlmtr.15
Frkalamadaki Rolü: Hz. Osman’n öldürülmesinin ardndan, nann def-
nedilerek, hilafetin Hz. Ali için uygun görülmesi ve biatin gerçeklemesi, yeterince
gergin ve kark olan bu siyasi ortamn biraz yumuamasna neden olacana daha
büyük skntlar beraberinde getirmiti. Özellikle Hz. Osman’n ölümünün siyasete
alet edilmesi ve biat gerçekleene dek yaplan görümeler baka anlamazlklarn zu-
hur etmesine zemin hazrlamtr. Fakat burada üzerinde durulup düünülmesi gere-
ken birkaç nokta vardr. Bunlardan biri Hz. Osman’n ehit edilmesi meselesidir. Hz.
Osman’n evi kuatldnda, günlerce muhasara altnda aç ve susuz brakldnda
ashab- kibriyâ ve özellikle de Hz. Ali asilere engel olmak için acaba neden bu ile
bizzat ilgilenmemiti?16 Kaynaklarda Hz. Ali’nin Hz. Osman’a destek için olu Ha-
san ve Hüseyin’i ona gönderdiine dair rivayetler bulunsa da, bu durum, bu sorunun
sorulmasna engel tekil etmemektedir. Zira Hz. Ali hem tecrübe hem de saygnlk
bakmndan oullar Hasan ve Hüseyin bata olmak üzere Talha ve Zübeyr gibi bir-
çok sahabeden de önde, sözü dinlenir bir ahsiyetti.
kinci bir husus Talha b. Ubeydullah ile Zübeyr b. Avvâm’n biatleri mesele-
sidir. Bu hususta birbirine muhalif birçok nakil mevcuttur. Fakat gerçek udur ki da-
ha sonralar Hz. Ali’ye muhalif kesimin arasnda yer alan bu iki sahabe ya hakikatten
cebr altnda kalarak; ya gönülsüz kalarak Hz. Ali’ye biat etmilerdir. Ya da gönül
honutluuyla biat etmiler fakat daha sonra Hz. Ali, Hz. Osman’n katilleri husu-
sunda aceleci davranmaynca ona muhalif olmulardr. Bu konudaki görüler net ol-
mamakla birlikte esas sorun tekil eden Kûfe ve Basrallarn Talha ve Zübeyr’e olan
tutumlardr ki kaynaklarda zikredildiine göre Hz. Ali’ye olan biatlerinden dolay,
Kûfeliler Zübeyr’e, Basrallar da Talha’ya kin beslemeye balamlard. Çünkü Hz.
Osman’dan sonra Kûfeliler Zübeyr’in, Basrallar da Talha’nn halife olmasn arzu-
lamaktaydlar. Öte yandan ekseriyetini Hz. Osman’n aleyhtarlarnn oluturduu
15 Orbay, a.g.e., s. 44-45; Taberî, a.g.e., s. 791; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 191; Çakr, a.g.m., s.
185.
16 Bu hususta benzer yaklamlar için baknz: Adnan Demircan, Ali-Muaviye Kavgas, 2. Bsk.,
stanbul, Beyan Yay., 2010, s. 69-70.
81
Msrllar Hz. Ali’nin halife seçilmesine hatta Talha ve Zübeyr’in de Hz. Ali’ye biat
ettiklerine ve bu konuda fikir birlii içinde olduklarna bir hayli sevinmilerdi.17
Öte yandan nakledilen rivayetler nda olay ele alacak olursak; Hz. Ali
Talha ve Zübeyr’e biat annda bile “kendisinin bu ie pek de istekli olmadn, eer
isterlerse halifelie onlarn geçebileceini” defalarca söylemitir. Buna ramen aca-
ba neden Talha ve Zübeyr bu ie yanamamtr? Bu durumda ise Malik Eter ile
Hakîm b. Cebel’in bu hareketinin ne derece doru olduunu ve ayrca onlarn bu
yaptklarndan Hz. Ali’nin haberdar olup olmadn sorgulamak gerekir. Dorusu bu
sorulara cevap vermek oldukça güç görünmektedir. Çünkü yukarda da izah ettiimiz
gibi kaynaklarda bu hususta birbirine muhalif birçok rivayet mevcuttur. Fakat bizim
bu husustaki kanaatimiz, siyasî idareye kar huruç ederek Hz. Osman’ katleden Ha-
rici zihniyetli kiiler, mâmet makamna Hz. Ali’yi geçirmek için Talha ve Zübeyr’i
tehdit etmi olduudur. Çünkü Hariciler, Talha veya Zübeyr hilafete geçmesi duru-
munda Hz. Osman’n katli hususunda katilleri cezalandracan bilmekteydiler. Hz.
Ali’nin ise bir takm sebeplerden ötürü bu hususta esnek davranacan da çok iyi
bilmekteydiler. Öte yandan öyle düünmek gerekir ki; Müslümanlar zaten Hz. Os-
man’ öldürüldükten sonra siyasî olarak tefrikaya dümütü. Hem siyasi hem de dinî
açdan adeta kaosu andran bu ortamda yaplan halifelik seçiminde halkn salam ve
kararl iradesini ortaya koymas beklenemezdi.
Üçüncü olarak üzerinde düünülmesi gereken nokta Hz. Ali’ye biat etmeyen-
lerle ilgilidir. Bilinmektedir ki; seçim esnasnda Sa’d b. Ebî Vakkas ve bn Amir gibi
baz sahabiler biatini tehir etmi; Hassan b. Sâbit, Ka’b b. Mâlik, Mesleme b.
Muhallid, Ebû Saîd el-Hudrî, Muhammed b. Mesleme, Nu’man b. Beir ve Zeyd b.
Sâbit gibi baz sahabiler ise Hz. Ali’ye biat etmemilerdi.18 Neden baz sahabiler bi-
atlerini tehir ederken bazlarysa hiç biat etmemilerdir? Özellikle biat etmeyenleri,
sadece “Hz. Osman taraftar” olarak nitelemek eksik ve belki de yanltr. Onlar bi-
at hususunda temkinli davranmalarnda, hatta biate hiç bulamamalarnda toplumun
her açdan tamamen kargaa içerisinde olmasnn önemli bir rol oynayabileceini de
17 bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 193. Ayrca Hz. Ali’ye biat konusunda ayrntl rivayetler için bkz:
bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 365-369.
18 bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 191-192.
82
söylemek mümkündür.19 Bu kaos ortam, baz sahabileri biatlerini tehir etmelerine,
bazlarn ise seçime hiç karmamasna (Mürcie) sevk ettii ise açktr.
Ksaca söylemek gerekirse Hz. Ebû Bekir’in ve Hz. Osman’n halifelie se-
çilmesinde “mâmet” meselesinde Müslümanlar arasnda bir takm anlamazlklar
vuku bulduu gibi, Hz. Ali’nin de halifelie intihabnda da benzer sorunlar yaan-
mtr. Hz. Ali’nin seçimi için yaplan görümeler ve bu görümeler neticesinde onun
mâmet makamna geçii bir takm tefrikalar ve nifaklar da beraberinde sürüklemi-
tir. Yukarda da izah ettiimiz gibi baz Müslümanlar onun mâmetini kabul ederken
bazlar reddetmi, bazlar ise bu hususta tarafsz ya da kararsz kalmay tercih et-
mitir ki bu ihtilaf, Müslümanlarn frkalamasnda bizzat rol oynayan ve E’arî’nin
nakline göre ‘as rlarca!süren’ bir ihtilaftr.20
Hz. Ali’nin hilafete seçilmesi, Müslümanlarn frkalamasnda bir rol oyna-
mtr. Harici zihniyetli asîler, Hz. Ali’nin mâmet getirilmesine raz olmutur. Çün-
kü bu siyasi ortamda, Hz. Osman aleyhtarl duygular, onlar Hz. Ali’ye yanda
olmaya itmitir. Öte yandan Hz. Osman’n öldürülmesinde Harici zihniyete bir tepki
olarak doan ve tarafszln ilan eden Mürcie Hz. Ali’nin mâmete intihabnda da
tarafszln sürdürmü ve siyasetten uzak durmutur.
Hz. Ali’nin hilafete geçmesi, iî zihniyetinin olumasna hz kazandrd bir
gerçektir. Bilinmektedir ki; îa’ya göre; imamlar, tpk peygamberler gibi masum-
durlar. Onlar Allah’n kanunlarn koruyan, gözeten ve sürekliliini salayan kimse-
ler olduklar için konumlar itibariyle peygamberler gibidirler. Mazlumun intikamn
zalimden almalar, fesat ve nifakn ortadan kaldrlmas için imama ihtiyaç vardr ve
bu sebeple imam onlara göre Allah’n lütfudur.21 Dolaysyla îa’ya göre Hz. Ali’nin
mâmete geçmesi nifak ve ihtilaflarn ortadan kaldrlacana, gasbedilen imamlk
hakknn geri kazanlacana, mazlumun ahnn zalimlerden alnacana delalet et-
mektedir.
19 Bu hususta ayrntl bilgi için bkz: Adnan Demircan, Hz. Ali Dönemi ve Ehl-i Beyt, stanbul,
Beyan Yay. 2008, s. 58-59.
20 E’arî, a.g.e., s. 29-30.
21 Bu hususta ayrntl bilgi için bkz: Adgüzel, a.g.m., s. 98-99.
83
1.2. Cemel Vakas ve Frkalamadaki Yeri
Yukarda da izah ettiimiz gibi Hz. Osman’n öldürülmesiyle çözümü nere-
deyse imkânszlaan sorunlar Cemel Sava’yla artk iyice içinden çklmaz bir hal
almt. Bir tarafta Bedir, dier tarafta ise Uhud kahramanlar bata Arap Yarmadas
olmak üzere bütün slam Memleketlerini saran siyasi havadan etkilenerek birbirine
klç çekmiti. Binlerce mümin, binlerce müminin kann dökmütü. Böylesine kanl
bir sava tarihe kazyan ve aradaki nifak tohumlarn eken münafklar ayn sadece
Müslümanlarn kann dökmesine sebebiyet vermemi, asrlar boyu problem olarak
devam edecek olan büyük bir ayrmaya sebep olmutur.
Talha ve Zübeyr’in Tutumu: Müellifin nakline göre biat akam Talha b.
Ubeydullah ile Zübeyr b. Avvâm, Ali b. Ebî Tâlib’i ziyarete gelmi; ondan Hz. Os-
man’n katillerinin ksasn istemiti. Ancak Hz. Ali onlara hakl olduklarn, ama e-
hir isyanc kuvvetlerin elinde olduu için ve kuvvet bakmndan onlar daha üstün ol-
duu için katillerin cezalandrlmasnn henüz imkânsz olduunu, dolaysyla böyle
kark bir ortamda bir icraat yapmann uygun olmayacan ve ortaln biraz yat-
mas gerektiini dile getirmiti.22 Yazarn naklettiine göre bunun üzerine, Talha ve
Zübeyr biatten sonra Hz. Ali’ye gelerek Basra ve Kûfe valiliklerini istemi, fakat Hz.
Ali onlarn kendisi için birer müavir olduklarn gitmeleri durumunda çevresinde is-
tiare edebilecei kimsenin kalmayacan ileri sürerek isteklerini reddetmiti.23
Cemel Sava: Kaynaklarda nakledildiine göre Hz. Aie Hz. Osman’n öl-
dürülmesinden yaklak 20 gün evvel, hicretin 35. ylnda, Hac için Mekke’ye gitmi,
fakat Hac dönüünde halifenin öldürüldüünü ve yerine Ali b. Ebî Tâlib’in halife se-
çildiini duyunca, bir müddet Mekke’de kalmaya karar vermiti.24 Ayrca halifenin
ehit edilmesinin ardndan huzur ve sükûnetin bozulmas sebebiyle bata Talha,
Zübeyr, Basra ve Yemen’in eski valileri olmak üzere Hz. Osman’n yandalarnn
22 Orbay, a.g.e., s. 47-48; Taberî, a.g.e., s. 794-795; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 195-196; Çakr,
a.g.m., s. 187; Çiçek, a.g.m., s. 148. Orbay Talha ve Zübeyr’in bu tutumunu “akl hocal
yapmak” olarak deerlendirmekte ve onlar eletirmektedir. Bkz: Orbay, a.g.e., s. 48.
23 Orbay, a.g.e., s. 55; Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 180; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 196.
24 ed-Dabî, a.g.e., s. 112-113; Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 180; Taberi, a.g.e., s. 799-780; bnü’l-Esîr,
a.g.e., III, s. 206; Çakr, a.g.m., s. 188; Çiçek, a.g.m., s. 149; Mustafa Özkan, “Siyasi-Sosyal
Gelimeler Karsnda Hz. Aie’nin Duruu Üzerine”, Diyanet lmî Dergi, C. XXXXV, No: 1,
Ocak-ubat-Mart 2009, s. 61.
84
çou Mekke’ye gelmiti.25 Özetle, Medine ile kyaslanacak olursa Mekke’de topla-
nanlarn çounu Hz. Osman taraftarlar ve onun katillerinin bulunup cezalandrlma-
sn isteyen kiiler oluturmaktayd ve Hz. Ali’nin derhal katilleri cezalandrmasn
arzuluyorlard. Mekke’de bir araya gelen bu kitle, Hz. Ali karsnda ayaklanmak
için, zaman zaman Hz. Aie önderliinde baz toplantlar düzenlemiti.26 Bu istiare-
lerin neticesinde Hz. Aie ve beraberindekiler, Ali b. Ebî Tâlib’ten Osman b.
Affân’n katillerinin ksasn talep etmek, hakkn yerini bulmas için gerekirse sa-
vamak ve katilleri savata öldürmek için bir ordu hazrlayp Hz. Ali’nin üzerine yü-
rümeye karar vermi27 ve üç bin kiilik bir orduyla, hicretin 36. senesinde, Basra’ya
hareket etmiti.28 Kemaleddin ükrü, orduyu “arzular tatmin edilmemi, hrslarn
alamam, ahsi duygularyla hareket eden fesatçlar” olarak, Hz. Aie’yi ise “nifak-
çlarn eleba” olarak nitelendirmektedir.29 Ayrca amaçlarnn sadece “nifak ve
bozgunculuk çkarmak” olduunu öne sürmekte30 ve fk Hadisesini kastederek Hz.
Aie’nin; vali olmak istediklerini kastederek Talha ve Zübeyr’in, Hz. Ali’ye muhalif
davranmasnda kiisel duygularnn önemli bir ekilde rol oynadn iddia etmekte-
dir.31
Yazarn ifade ettiine göre Mekkeliler hazrladklar orduyla Basra’ya vardk-
larnda, Basra valisi Osman b. Huneyf ve ordusuyla arasnda Mekkeliler kanl müca-
deleler vuku bulmutu.32 Bu mücadelelerde, Mekkeliler Osman b. Huneyf’i bayln-
25 Orbay, a.g.e., s. 58; ed-Dabî, a.g.e., s. 107-108, 113-114; Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 180-181;
Taberi, a.g.e., s. 797-800; Mes’ûdî, a.g.e., II, s. 366; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 207-208; bn
Kesîr a.g.e., s. 370-371; Mustafa Akçay, “Hz. Ali’nin Hayat ve Kiilii”, Anadoluda Alevîli-
in Dünü ve Bugünü, ed. Halil brahim Bulut, 1. Bsk., Sakarya, Sakarya Üniversitesi Yaynla-
r, 2010, s. 198.
26 Bu hususta ayrntl bilgi için bkz: Taberi, a.g.e., s. 799-801; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 207-211;
bn Kesîr a.g.e., VII, s. 372-373; Çakr, a.g.m., s. 189.
27 Ayrntl bilgi için bkz: Orbay, a.g.e., s. 58-61; Mes’ûdî, a.g.e., II, s. 366-367; bnü’l-Esîr,
a.g.e., III, s. 207-209; bn Kesîr a.g.e., VII, s. 372-373.
28 Orbay, a.g.e., s. 60; ed-Dabî, a.g.e., s. 116; Taberi, a.g.e., s. 802-803; Mes’ûdî, a.g.e., II, s.
366-367; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 208; bn Haldun, a.g.e., II, s. 608-609.
29 Orbay, a.g.e., s. 56-58;
30 Orbay, a.g.e., s. 60-61.
31 Orbay, a.g.e., s. 57; M. Saîd Hatipolu, “Hz. Peygamberin Vefatndan Emevîlerin Sonuna
Kadar Siyasi-çtimai Hadiselerle Hadis Münasebetleri” (Yaynlanmam Doçentlik Tezi),
Ankara 1967, 31; Özkan, a.g.m., s. 61-62.
32 Orbay, a.g.e., s. 62-63; ed-Dabî, a.g.e., s. 127-129; Taberi, a.g.e., s. 804-806; Mes’ûdî, a.g.e.,
II, s. 366-367; bn Haldun, a.g.e., II, s. 608-609; Çiçek, a.g.m., s. 152-154.
85
caya kadar döverek, saçn sakaln yolup önce hapsetmi,33 sonra ise hapsedildii
yerden çkarlarak, çplak bir vaziyette Medine’ye sürmütü. dare ise tamamen
Mekkelilerin eline geçmiti.34
Bunun üzerine, hicretin 36. senesinde, tamamn Ensar ve Sahabilerin olu-
turduu Hz. Ali komutasnda bir ordu, Basra’ya hareket etmiti.35 Osman b. Huneyf,
Zikâr adnda bir yerde Hz. Ali karlam ve ona kendisine yaplanlar iletmiti. Bu-
nun üzerine Hz. Ali’nin bu durum karsnda çok üzülmü ve ellerini kaldrp, yaptk-
lar hatalar anlamalar ve nedamet duymalar hususunda Mekkelilere dualarda bu-
lunmutur.36 Yazarn naklettiine göre Hz. Ali, Basra’ya varnca bar görümelerini
balatm, bu görümeler netice vermeye balam ve tansiyon iyice dümütü.37
Kemaleddin ükrü’nün naklettii bilgilere göre; Hz. Ali konumasnda Talha’ya38 ve
Zübeyr’e serzenite bulunmu ve onlara yaptklarnn yanl olduunu ayetlerle ha-
dislerle izah etmitir. Hz. Ali’nin, “Hatrnda m? Bir gün Rasûl-ü Ekrem sana hita-
ben: ‘Zübeyr sen zalim ve haksz olduun halde bir gün gelecek Ali ile mukatele ede-
ceksin’ demiti. Bu hadisi ne çabuk unuttun?” sözü üzerine Zübeyr b. Avvâm yapt-
na piman olmu ve Hz. Ali’nin yanndan ayrlmtr.39
Bu görümelerin neticesinde ortalk biraz yumuasa da iki tarafta da sava
iddetle arzu edenler vard. Özellikle Talha ve Zübeyr’in oullarnn savamay arzu-
ladklar eserde kaytldr. Bu yüzdendir ki Zübeyr b. Avvâm, Hz. Ali ile görütükten
sonra Hz. Aie’nin ve kendi oullarnn yannda “Yemin ederim ki ben Ali ile sava-
33 Orbay, a.g.e., s. 64; ed-Dabî, a.g.e., s. 129; Taberi, a.g.e., s. 806; Mes’ûdî, a.g.e.,, II, s. 367;
bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 215; bn Kesîr a.g.e., VII, s. 376.
34 Orbay, a.g.e., s. 64-65; Taberi, a.g.e., s. 806, 807-808; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 215-216.
35 Ayrntl bilgi için bkz: Orbay, a.g.e., s. 70-71; ed-Dabî, a.g.e., s. 136; Taberî, a.g.e., s. 810-
811; Mes’ûdî, a.g.e., II, s. 367, 369-370; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 377.
36 Ayrntl bilgi için bkz: Orbay, a.g.e., s. 70-71; bn Kesîr a.g.e., VII, s. 380.
37 Orbay a.g.e., s. 75-77; ed-Dabî, a.g.e., s. 145-146; Taberî, a.g.e., s. 814-815; bnü’l-Esîr, a.g.e.,
III, s. 232-234; bn Kesîr a.g.e., s. 384-385; Çakr, a.g.m., s. 194.
38 Taberî, a.g.e., s. 821; Mes’ûdî, a.g.e., II, s. 373.
39 Orbay, a.g.e., s. 79; Baz slam Tarihi kaynaklarnda Hz. Ali ile Talha ve Zübeyr arasnda ge-
çen bu diyaloun sava baladktan sonra geçtii nakledilmektedir. Ayrntl bilgi için bkz:
Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 182-183; Taberî, a.g.e., s. 821; Mes’ûdî, a.g.e., II, s. 371-372; bnü’l-Esîr,
a.g.e., III, s. 239-240; bn Haldun, a.g.e., II, s. 616-617.
86
mam. Buradan çekip gideceim” demesi üzerine ona ilk itiraz bizzat olu Abdul-
lah’tan gelmitir.40
Görümeler neticesinde, Cemel Vakas bar ile sonlandrlacakken, Malik
Eter, Halit b. Mülcem ve Abdullah Reâ,41 gibi bir takm Haricî zihniyetli nifakçlar,
geceleyin, aralarnda gizli bir toplant düzenleyip, “Eer Ali; Talha, Zübeyr ve Aie
ile sulh yaparsa yarn bunlar hep birleirler ve Osman’n katili sizsiniz diye bizim
üzerimize hücum ederler. Ne yapacaksak hemen bu geceden yapalm.” diyerek; sa-
baha kar kendi kuvvetlerinin de desteiyle iki taraf birbirine düürmek için gizlice
hem Mekkelilere hem de Medinelilere saldrma karar almlardr.42 slam tarihi
eserlerinde emri altndaki askerlerin yaklak 2500 kiiyi bulduu nakledilen43 bu ni-
fakçlarn bir ksm, h. 36’da, Cemaziyelahir’in 14’ünde sabaha kar gizlice Mekke-
lilerin üzerine hücum ederken, dier bir ksm ise Medinelilere saldrmt. Yazarn
naklettiine göre bu olay Cemel Sava’nn balangc olmu, iki taraf da ne oldukla-
rn anlamadan savaa sürüklenmiti. Hz. Aie’nin yan sra, Talha b. Ubeydullah,
Zübeyr b. Avvâm ve onun oullar da savaa dâhil olmutu.44 Bu srada Zübeyr b.
Avvâm harp meydanndan kaçmaya balamt. Bu durumu gören Ahnef b. Kays,
Amr b. Cürmüz’ü Zübeyr’in üzerine göndermi, bn Cürmüz ise Vedây Sâya adnda
bir mevkide onu yakalayarak öldürmütü.45 Öte yandan Mervan b. Hakem’in att
bir okla Talha b. Ubeydullah ölmütü.46 Kemaleddin ükrü’nün nakline göre, sava
iddetlendii bir srada, Hz. Ali, Hz. Aie’yi öldürmek isteyen askerleri görünce he-
men onun devesinin yanna sokulup “Bu deve çökmedikçe bu kanl sava bitmez.”
40 Orbay, a.g.e., s. 79-80; Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 182-183; Taberî, a.g.e., s. 821; Mes’ûdî, a.g.e., II,
s. 372; bn Kesîr a.g.e., VII, s. 390-391; bn Haldun, a.g.e., II, s. 617.
41 Baz kaynaklara göre Albâ’ b. Heysem, Adiyy b. Hatem, Sâlim b. Sa’lebe el-Kaysî, Süreyh b.
Evfâ, Abdullah b. Sebe gibi birçok Hâricî de bu toplantda yer alan isimler arasndayd. Ayrn-
tl bilgi için bkz: ed-Dabî, a.g.e., s. 147-148; Taberî, a.g.e., s. 816; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s.
234-235; bn Kesîr a.g.e., VII, s. 386.
42 Orbay, a.g.e., s. 81; Bu toplantda yaplan görümeler hakknda ayrntl bilgi için bkz: ed-
Dabî, a.g.e., s. 147-155; Taberî, a.g.e., s. 816-817; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 236.
43 Örnein bkz: bn Kesîr a.g.e., VII, s. 386.
44 Orbay, a.g.e., s. 83; Taberî, a.g.e., s. 820-821; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 242-243.
45 Orbay, a.g.e., s. 83-84; Ayrca ayrntl bilgi için bkz: Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 183; ed-Dabî,
a.g.e., s. 174-175; Taberî, a.g.e., s. 830; Mes’ûdî, a.g.e., II, s. 372; ehristânî, a.g.e., s. 37;
bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 244; bn Kesîr a.g.e., VII, s. 391; bn Haldun, a.g.e., II, s. 618.
46 Orbay, a.g.e., s. 83-84; Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 182; Taberî, a.g.e., s. 821-822; Mes’ûdî, a.g.e., II,
s. 374; ehristânî, a.g.e., s. 37; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 244.
87
demi ve bunun üzerine askerlerden biri devenin bacaklarn klçla keserek deveyi
düürmü ve sava bitirmiti.47
Yazarn naklettiine göre Hz. Ali savan sona erdiini, kaçanlarn peine dü-
ülmemesini, yarallarn öldürülmeyip tedavi edilmesini ve evlere baskn yaplmama-
sn askerlerine ilan etmitir.48 Akabinde Ammar b. Yâsir ile Muhammed b. Ebû
Bekr, Hz. Aie’yi sava meydanndan alarak Basra’da bir eve getirmiti. Hz. Ali sa-
vatan sonra Hz. Aie’yi ziyaret edip, hatrn sormu, onun için dualarda bulunmu
ve istedii yere gitmesi hususunda ona izin vererek gerekli yardmlarda da bulun-
mutu. Hz. Aie ise Medine’ye dönmek isteyince ona yol boyu birkaç mil elik ede-
rek onu yollamt.49
Ganimetler Hususundaki Anlamazlk: Nakledilen bilgilere göre savatan
sonra Müslümanlar arasnda ganimetler hususunda yeni bir fitne zuhur etmiti. Hz.
Ali ile beraber Cemel harbine katlanlarn bir ksm, özellikle Msrllar, ganimet elde
etmek için savaa katlmt. Sava lehlerinde sonlannca da Hz. Ali’ye müracaat ede-
rek bir an önce hisselerinin datlmasn talep etmilerdi. Hz. Ali ise onlar azarlayp
ve onlara ‘savalan tarafn Müslümanlar olduunu, savan da bir zaruret olduunu,
dolaysyla ganimetlerinin miras yoluyla ailelerine dütüünü’ söylemi ve ganimet-
leri ehitlerin varislerine datmt.50 Bunun üzerine onlar da Hz. Ali’ye, savaa ka-
tlmaktan pimanlk duyduklarn dile getirip, ona ta’n ederek Basra’dan ayrlm ve
Kûfe’ye gitmilerdir.51 Akabinde Hz. Ali de Basra’ya vali olarak Abdullah bn Ab-
bas’ tayin ederek vakit kaybetmeden Kûfe’ye dönmü ve hilafet merkezi olarak ora-
y tercih etmitir ki Müellif Hz. Ali’nin Kûfe’ye dönmesini, Msrllarn ona muhalif
ve kzgn bir ekilde oraya gitmelerine balamaktadr.52 Nitekim bü’l-Esîr’in naklet-
tii bir rivayet bu görüü teyit etmektedir. Bu rivayete göre Hz. Ali sava sonras
47 Orbay, a.g.e., s. 84-85; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 251. Ayrca savataki dier ayrntlar hakknda
bkz: Mes’ûdî, a.g.e., II, s. 377-380; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 244-254.
48 Orbay, a.g.e., s. 85; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 253-254.
49 Orbay a.g.e., 85; ed-Dabî, a.g.e., s. 182-183; Taberî, a.g.e., s. 831, 832, 833; bnü’l-Esîr, a.g.e.,
III, s. 254-255, 256; bn Kesîr a.g.e., VII, s. 395, 397-398; bn Haldun, a.g.e., II, s. 62-621;
Akçay, a.g.m., s. 198.
50 Ayrntl bilgi için bkz: bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 259. Ayrca bu hususta Hz. Ali’nin görüleri
için bkz: ed-Dabî, a.g.e s. 181; Taberî, a.g.e., s. 832; Mes’ûdî, a.g.e., II, s. 371; bn Haldun,
a.g.e., II, s. 621.
51 Orbay a.g.e., s. 87-88.
52 Orbay a.g.e., s. 69; Taberî, a.g.e., s. 833.
88
mevcut karklklar önlemek için Basra’da biraz daha kalmak istemiti. Ancak Ab-
dullah bn Sebe ve dier Haricîlerin Hz. Ali’den izin almadan Basra’dan ayrlp
Kûfe’ye dönmelerini Hz. Ali üpheyle karlad için onlarn hemen akabinde he-
men Kûfe’ye gitmitir.53
Cemel Vakas’nn Frkalamaya Etkisi: Cemel Sava, Hz. Osman’n ölü-
münden sonra ilk kez iki Müslüman grubun birbiriyle amansz bir mücadeleye girdi-
i ve binlerce Müslümann binlerce Müslüman katlettii bir sava olmas hasebiyle
slam Mezhepler Tarihi açsndan büyük bir önem ifade etmektedir. Modern dönem
aratrmaclarndan Abdulcabbar Adgüzel, bu konunun önemini öyle vurgulamtr:
“Bu sava, insanlarn zihninde birtakm problemlerin olumasna sebebiyet ver-
mitir; çünkü savaan ve savalan ile öldüren ve öldürülenler hep Müslüman
olmakla beraber her iki taraf da kendi safnda ölenleri ehit ilan etmekteydi. Hâl-
buki Peygamber’in: “ki Müslüman çarprsa ölen de öldüren de cehennemde-
dir.”54 hadisine göre iki taraf da tehlike içerisindeydi. Bir ksm Peygamber ile
savalara katlp cennetle müjdelenmi olan bu insanlarn durumu merak konu-
suydu. Osman b. Affân’n katlinden sonra bu durum ve ilerde de devam eden
olaylar, mezheplerin ayrm noktalarndan biri olan iman-amel, kaza-kader, husn-
kubh, halku’l-ef’al, salah-aslah, mürtekib-i kebire gibi Kelâm problemlerin orta-
ya çkmasna ve asrlar boyu tartlmasna zemin hazrlamtr.”55
Havaric açsndan düünüldüünde, Cemel vakas, Hariciliin douunda
dorudan etkili olmasa da, Harici zihniyetin olumasnda etkili olmu ve Haricilerin
giderek tehlikeli bir hal aldnn altn çizmitir. Aslnda, Kemaleddin ükrü’nün
“harici” olarak niteledii asilerin ayaklanp Hz. Osman’ öldürmeleri, sonraki prob-
lemlere zaten kap aralamt. Bu problemler tam bar yoluyla çözülecekken, Hz.
Osman’n öldürülmesinde etkin bir ekilde rol oynayan Haricî liderler Cemel Sava-
’na sebebiyet vererek dolayl olarak binlerce Müslümann da katili olmutu.
Öte yandan Cemel Vakas, iî zihniyetin teekkülünde de önemli bir rol oy-
namaktadr. Hz. Ebû Bekir’den beri snrl bir ekilde varln koruyan Hz. Ali’nin
taraftarl, Hz. Ali’nin halifelie geliiyle ve Cemel Savayla daha da güçlenmitir.
Cemel vakasn deerlendiren iî müelliflerinden Tabtabâî, Hz. Ali dönemi iç karga-
alarnda, Hz. Âie, Talha ve Zübeyr’in dier iç kargaalara sebebiyet verenlerin,
53 Orbay a.g.e., s. 88; Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 184; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 260.
54 Buhârî, man 23, 31; Müslim, Fiten 4; bn Mâce, Fiten 4.
55 Adgüzel, a.g.m., s. 97-98.
89
ahsî menfaatleriyle hareket ettiklerini öne sürmektedir.56 Aslnda Kemaleddin ük-
rü’nün bu husustaki düünceleri îa çizgisine oldukça yakndr. Nitekim yukarda
naklettiimiz gibi Kemaleddin ükrü Orbay, Hz. Âie’nin de Talha ve Zübeyr’in de
ahsî duygularla hareket ettiini ileri sürerek onlar “Nifakçlkla” nitelendirmi hatta
Hz. Ali’ye kar ayaklanmalarn “hurûç etmek” olarak nitelendirmitir.
Aslnda îa’ya karakteristik bir renk kazandran mâmet anlay neticesinde
Hz. Ali’nin insanüstü bir varlk olarak tasavvur edilmekte, onun karsnda olan her-
kes iîler tarafndan zemmedilmekte ve lanetlenmektedir. Hatta iî müellifler, bu gö-
rülerini temellendirmek için baz ayetleri tevil etmekte ve baz hadisler nakletmekte-
ler. Bu anlamda deiik bâtni yorumlara bavurmaktadrlar. Bu inançla yola çkan
iîler, Hz. Ali’nin Cemel Vakas’nda tamamen suçsuz olduunu (ki zaten imamlar
masumdur) ve ona kar gelen Talha, Zübeyr ve Hz. Âie’nin de ve onlarn ordusu-
nun kâfir olduunu iddia etmektedir. Nitekim iî müelliflerden eyh Müfîd, bir ese-
rinde Cemel olayndan bahsederken, Hz. Âie, Talha ve Zübeyr için: “Günahkârlar,
kalleler, hainler, dönekler, fasklar, hak yoldan sapanlar, doruluktan uzaklaan-
lar” olarak bahsetmektedir. Ayrca onlarn Hz. Osman’n kann talep etmeye hakla-
rnn olmadn, Hz. Osman’n katillerini bahane ederek Hz. Ali’yi öldürmek iste-
diklerini, zaten onlarn evvelden beri kâfir olduklarn ve bunu gizlediklerini, Hz.
Peygamber’in ise bunu bildiini ve bu nedenle Hz. Ali’ye onlarla savamay farz kl-
dn, dolaysyla kanlarnn helal olduunu nakletmektedir.57
iî müelliflerinden Tabtabâî ise Cemel Savan birtakm ekonomik nedenlere
balamaktadr. Bu konuyu Abdulcabbar Adgüzel bir makalesinde58 öyle naklet-
mektedir:
“’îa’nn görüüne göre bu iç savalara neden olanlarn ahsi menfaatlerinden
baka bir maksatlar yoktu. Üçüncü Halifenin kann gütme davas, avam halk
aldatma aracndan baka bir ey deildi.’ diyerek söze balayan Tabatabâî, de-
vam eden cümleleriyle savaa asl sebep olan eyin beytülmalin taksimi ile ilgili
olduunu iddia etmitir. Ona göre; Ömer b. el-Hattâb’dan bu yana beytülmal,
adaletsiz taksim ediliyordu ve belli bir kesim sürekli olarak hazineden nemalan-
yordu. Ali b. Ebî Tâlib halife olduktan sonra adaleti salamt; ancak bu durum
56 Tabtabâî, a.g.e., s. 60-62.
57 Muhammed b. Muhammed el-Badâdî eyh Mufîd, el-Cemel ve’n- Nusre li-Seyyidi’l-tre fî
Harbi’l-Basra, Kum, el-Mektebetu’d-Dâvirî, t.y., s. 19-20; Adgüzel, a.g.m., s. 100.
58 Adgüzel, a.g.m., s. 100-101.
90
öteden beri ayrcalkl olanlarn, menfaatlerine dokunmas sebebiyle, houna
gitmedii için ihtilaf ve fitne çkmt.”59
1.3. Sffîn Vakas ve Hariciliin Douu
1.3.1. Sffîn Vakas:
Hz. Ali Halifelik makamna geçince, onun önemli bir icraat Hz. Osman’n
atad valilerin ivedilikle deitirilmesi olmutu ki bu durumu Kemaleddin ükrü
“dareyi Ümeyyeoullar’nn elinden kurtarmak”60 olarak yorumlamaktadr. Valile-
rinin deitirilmesi politikasnn bir parças olarak, o evvela Amr b. As ile Muaviye
b. Ebû Süfyan’ azletmek istiyordu. Nakledildiine göre bu hususta Muire b. u’be
ve Abdullah b. Abbâs ile baz istiarelerde ve görü alveriinde bulunmutu.61
Hz. Ali, yapt görümeler neticesinde belli bir karara varm ve bu karar
mucibince Ubeydullah b. Abbâs’ Yemen’e, Osman b. Huneyf’i Basra’ya, Kasem b.
el-Abbas’ Mekke’ye, Sehl b. Huneyf’i am’a, Kays b. Sa’d’ Msr’a ve Umara b.
ihâb’ da Kûfe’ye tayin etmitir.62
Muaviye’nin Hz. Ali Aleyhinde Faaliyetleri: Kemaleddin ükrü’nün nak-
lettiine göre, hicretin 35. ylnda, Nu’man b. Beîr, Muaviye’nin istei üzerine Hz.
Osman’n kanl gömleini ve ei Nâile’nin kesilmi parmaklarn alarak am’a
Muaviye’ye götürmütü.63 Muaviye ise bu kanl gömlekle kesik parmaklar Emevî
Camii’nin minberinde tehir etmek suretiyle halk tahrik edip Hz. Ali’ye kar Hz.
Osman’n katillerinin cezalandrlmas hususunda kkrtyordu.64 Öte yandan
Muaviye Hz. Ali’nin gönderdii vali Sehl b. Huneyf’i tanmam, Ali b. Ebî Tâlib’in
Hz. Osman’n katilleri hususunda rahat davranmas Muaviye’yi ona biat etmemeye
itmiti.65
59 Tabtabâî, a.g.e., s. 60-62.
60 Orbay, a.g.e., s. 48.
61 Ayrntl bilgi için bkz: Orbay, a.g.e., s. 49-51; Taberî, a.g.e., s. 795-796; bnü’l-Esîr, a.g.e.,
III, s. 197-198, Ayrca Orbay’n bu husustaki düünceleri için bkz: Orbay, a.g.e., s. 53-54.
62 Ya’kûbî, a.g.e., II, s. 179; Taberî, a.g.e., s. 797; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 201. Ayrca Hz.
Ali’nin valileri deitirmesi politikas ile ilgili ayrntl bilgi için bkz: Ünal Klç, “Hz. Ali’nin
ehirlerin darecileriyle lgili Politikalar”, Cumhuriyet Üniversitesi lahiyat Fakültesi Der-
gisi, C. XII No: 2, 2008, s. 123-125; Ünal Klç, “Hz. Ali’nin Vali Politikas ve Valileri”, Hz.
Ali Sempozyum Bildirileri (24-25 Ekim 2007), zmir, 2009, s. 318-320.
63 Orbay, a.g.e., s. 55; Taberî, a.g.e., s. 739; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 192.
64 Taberî, a.g.e., s. 797; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 203.
65 Orbay, a.g.e., s. 56; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 204.
91
Yazarn nakline göre savatan sonra Msrllarn az bir ksm ve am hariç
birçok ehirden biatler gelmeye balamt. am’da ise halk ile sk bir ba olan
Muaviye Hz. Ali’ye biat etmeme hususunda kararlyd. Hz. Osman’n ehit edilme-
sinden arta alan kanl gömlek ve kesik parmaklarn minberde sergilenmesi halk ga-
leyana getirmekle kalmayp, Hz. Ali’ye olan kinlerini de artrmaktayd. Her gün
muhtelif yerlerde halka hutbeler okunmakta ve Hz. Ali’nin bu cinayetin gerçekle-
mesinde önemli rol oynad kanaati halka telkin edilmekteydi. Hz. Ali bütün bunlar
göz önünde bulundurarak, yaplacak en mühim iin kendi arzusuyla mutavaat etme-
yen Muaviye’yi ve halkn klç zoruyla boyun emeye mecbur etmek olduuna karar
vermiti.66
Filistin’de bulunan Amr b. el-Âs da, “Muaviye b. Ebî Süfyan’n ve Msr hal-
knn bir ksmnn desteini kazanarak Hz. Ali’ye kar harekete geçeceini” duyunca
Hz. Ali’ye kar bir hamle yaparak, h. 36’da, Muaviye ile ittifak etmiti.67 Müellifin
naklettiine göre Amr, am Camii minberinde sergilenen Hz. Osman’n kanl göm-
leini ve ei Naile’nin kesik parmaklarn “Onlar kaldrp bir yerde sakla sonra
Muharebe vaktinde çkar ve halka tehir et. O zaman insanlarn gayret ve muhabbet
damarlar harekete gelerek Ali ile cenge hrslanrlar.” diyerek Muaviye’ye kaldrt-
mt.68
Öte yandan Hz. Ali Kûfe’ye gidince, Azerbaycan valisi E’as b. Kays el-
Kindî ve Hemedan valisi Cerîr b. Abdullah el-Becelî ile Muaviye hakknda çeitli is-
tiarelerde bulunmutu. Ardndan ise Muaviye’nin kendisine biat edip etmeyecei
hususunda kesin bir bilgi almas için Cerîr b. Abdullah’ am’a elçi olarak gönder-
miti. Fakat Muaviye Cerîr’i oyalayp ona net bir cevap vermeyerek zaman kazan-
maya çalmtr.69 Muaviye ayrca Humus Sanca Emîri urahbil b. Smt el-
Kindi’nin desteini almay baarm70 ve onun araclyla bütün am’ Hz. Ali’ye
66 Orbay, a.g.e., s. 89, 91; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 203, 276-277; Taberî, a.g.e., s. 797-798.
67 Ayrntl bilgi için bkz: Orbay, a.g.e., s. 103-105; Taberî, a.g.e., s. 839; bnü’l-Esîr, a.g.e., III,
s. 275-276; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 411.
68 Orbay, a.g.e., s. 106-107, 114.
69 Orbay, a.g.e., s. 110-111; Taberî, a.g.e., s. 839-840; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 276-277.
70 Kemaeddin ükrü Orbay, Muaviye’nin Humus Emîrini kullanmasn iki sebebe balamaktadr.
Birincisi onun hileden anlamayacak derecede saf biri olmas, dieri ise am halk tarafndan
çokça sevilmesidir. Bkz: Orbay, a.g.e., s. 113.
92
kar savaa davet etmiti.71 Ardndan ise Cerîr’e gönül rahatlyla ret cevab ver-
miti.72
Müellifin naklettiine göre Muaviye ordusunda sahabeden hiç kimsenin bu-
lunmamasndan rahatsz olduu için Amr b. el-Âs ile istiare ederek Medine’de baz
sahabilere73 davet babnda mektup göndermitir. Fakat mektuplardan istedii cevab
alamaynca bu defa Ubeydullah b. Ömer, Sa’d b. Ebî Vakkas ve Muhammed b.
Meslemetü’l-Ensarî’ye ayr ayr mektup yazarak desteklerini istemi, fakat hepsi bu
ite bitaraf olduklarn, Müslümanlara ve özellikle de halifenin olduu tarafa klç
çekmenin bir mümin olarak kendilerine yakmayacan (Mürcie) açkça yazmlar-
dr.74
Sava ve Hakem Tayini: Yazarn nakline göre Hz. Ali, Muaviye’den ret ce-
vabn alnca vakit kaybetmeden, hicretin 36. senesinde, 80’i Ashâb- Bedir olmak
üzere toplamda 880 sahabenin içinde bulunduu75 bir ordu hazrlayarak sava için se-
fere çkmt.76 ki ordu Sffîn’de karlam ve aralarnda ilk tartma su meselesin-
den kaynaklanmt.77 amllar igal ettikleri Frat nehrinin suyundan Irakllarn ya-
rarlanmalarn istememi ve “Onlar Hz. Osman’ nasl günlerce susuz braktysa biz
de onlar öyle susuz brakacaz.” diyerek suyun yasaklanmasn istemilerdi.78
Bunun üzerine ortalk yeniden kzarak çarpmalar balam ve bu çarpma-
lar Zilhicce aynn sonuna kadar, birer ikier gruplar halinde sürekli devam etmiti.79
Hz. Ali defalarca bar görümeleri için elçi göndermi ancak bu görümelerin hiçbi-
rinden bir netice elde edilememiti. Bunun üzerine Hz. Ali savamak üzere nihaî ka-
71 Bu hususta ayrntl bilgi için bkz: Orbay, a.g.e., s. 112-113; Minkarî, a.g.e., s. 46-51; bnü’l-
Esîr, a.g.e., III, s. 277-278. bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 451.
72 Orbay, a.g.e., s. 114-115, 121-122; Minkarî, a.g.e., 81-83; Taberî, a.g.e., s. 839-840.
73 Müellif eserinde nakletmese de, Sffîn Sava öncesinde Muaviye ile Hz. Ali arasnda mektup
trafii yaanmtr. Bu mektuplarla ilgili bkz: Minkarî, a.g.e., s. 56-58, 86-91, 149-151, 200-
201.
74 Orbay, a.g.e., s. 117-121; Minkarî, a.g.e., s. 71-72, 74, 76.
75 Baz sahabiler bu savatan uzak durmu ve tarafszln ilan etmitir. Ayrntl bilgi için bkz:
Orbay, a.g.e., s. 125; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 410-411.
76 Ayrntl bilgi için bkz: Orbay, a.g.e., s. 125-129; Minkarî, a.g.e., s. 102-106; Taberî, a.g.e., s.
840-842; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 278-284.
77 Orbay, a.g.e., s. 130-132; Minkarî, a.g.e., s. 156-168; Taberî, a.g.e., s. 842-843.
78 Orbay, a.g.e., s. 132; Taberî, a.g.e., s. 843; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 284.
79 Orbay, a.g.e., s. 132-133; Taberî, a.g.e., s. 843-844.
93
rar vermiti ve çarpmalar balamt.80 Sava iyice iddetlenip de Hz. Ali’nin ordu-
su üstünlük elde etmeye balaynca, Amr b. el-Âs, Muaviye’ye askerlerine derhal
Kur’an’lar mzraklarn uçlarna takp havaya kaldrmalar hususunda emir vermesini
istemiti.81 Muaviye denileni yapm ve askerler mzraklarn uçlarna Mushaflar ta-
kp havaya kaldrarak “Sizi Kitabullah’a davet ediyoruz.” diye seslenmeye balam-
t. E’arî bu durumu öyle nakletmektedir:
“Ali b. Ebî Tâlib döneminde, öncelikle Talha, Zübeyr ve onlarn Ali’ye kar sa-
vamalar sonra da Muâviye’nin Ali ile sava konusunda ihtilaflar meydana gel-
di. Ali, Muâviye ile Sffîn’de kar karya geldi. Gerek Ali gerekse Muaviye’nin
ordular klçlar krlncaya, mzraklar parçalanncaya ve güçleri tükenip bitkin
düünceye kadar birbirleriyle savat. Savamaktan yorgun düen iki taraf da bir-
birlerini suçlamaya baladlar.
Muâviye: “Ey Amr! Sen içine düüp de çkmak istediin her türlü skntl du-
rumdan çkmay baardn iddia etmedin mi?” dedi. Amr b. el-Âs: “Evet” dedi.
Bunun üzerine Muaviye: “Öyleyse bamza gelen bu skntdan çk yolu ne-
dir?” dedi.
Amr b. el-Âs: “Hayatta kaldm sürece Msr’n elimden çkmamas konusunda
bana söz verir misin?” dedi. Muaviye de: “Evet! Bu konuda, Allah adna sana
söz veriyorum.” dedi.
Amr: “Mushaflar yukar kaldrmalarn emret. Sonra amllar Irakllara, “Ey
Irakllar! Aramzda Allah’n Kitab’ vardr” desin. Eer bu isteini kabul ederse,
taraftarlar ona muhalefet eder. steine kar çkarsa, yine taraftarlar ona muha-
lefet eder.”
Amr b. el-Âs, ona bu görüünü söylerken sanki ince bir perdenin arkasndan
gayb görüyordu. Muâviye, taraftarlarna mushaflar yukar kaldrmalarn ve
Amr b. el-Âs’n söyledii eyi yapmalarn emretti. Onlar da bunu yaptlar. Bu-
nun üzerine Irakllar, Hz. Ali’nin iine kartlar ve onu, Ali’nin bir hakem
Muâviye’nin de bir hakem gönderecei tahkime (hakem tayinine) zorladlar.
Irakllarn kendisine uymaktan kaçnmalar üzerine Ali bunu kabul etti. Ali’nin
bunu kabul etmesi üzerine, Muâviye ve amllar Amr b. el-Âs’, Ali ve Irakllar
da Ebû Mûsâ’y hakem olarak gönderdiler ve birbirleriyle baz anlamalar yapt-
lar. Ali taraftarlar bunun üzerine ihtilafa dütüler ve dediler ki: “Allah Teâlâ,
“Allah’n buyruuna dönünceye kadar onlarla savan.” diyor; “azgnlara hakem
tayin edin” demiyor. Eer onlarla savamaya dönmez ve onlarla tahkimi kabul
ettiin küfre girdiini kabul etmezsen, sana kar harp ilan eder ve seninle sava-
rz.” Bunun üzerine Hz. Ali unlar söyledi: “in banda size kar çkmtm.
Siz ise onlarn istedikleri eyi kabul etmede direndiniz. Bunun üzerine onlarn is-
teklerini kabul ettik ve onlara sözler verdik. Bizim (onlarla savamak için) bir
gerekçemiz yoktur. Böylece onun azledilmesi ve tahkîm sebebiyle tekfîr edilme-
80 Savan gidiat hakknda ayrntl bilgi için bkz: Orbay, a.g.e., s. 134-146; Taberî, a.g.e., s.
845-859; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 285-316.
81 Minkarî, a.g.e., s. 477
94
sinde direttiler ve ona kar çktlar. Onlara Havâric ismi verildi. Çünkü onlar,
Ali b. Ebî Tâlib’e kar çktlar. Bu, bugüne kadar devam eden bir ihtilaftr.”82
Kûfelilerin büyük bir ksm (Hariciler) Kitabullah’a davet olunduklar için
sava brakmak istemiler, fakat Hz. Ali savamaya devam etmelerini, bunun bir hile
olduunu onlara anlatmsa da askerleri onu dinlememiti. “Kitabullah’a davet olun-
duumuz cihetle icabetten baka bir ey yapamayz.” diyerek sava brakmlard.
Hz. Ali onlara savamalar için srar edince, Haricilerin ileri gelenlerinden biri ona
“Ya Ali" Kitabullah’a icabet et. Yoksa seni dümanlarna teslim ederiz. Veyahut da
bn Affân’a yaptmz sana da yaparz.” diyerek Ali b. Ebî Tâlib’i tehdit etmiti.
Orada bulunan Hariciler83 ve baz Kur’an hafzlar84 da o adama destek olmutu. Hz.
Ali Eter’e haber göndererek ondan yardm dilemi fakat Eter onlara vazgeçmelerini
nasihat ettiyse de onlar bu iten bir türlü caydramamt.85 Bu srada Hz. Ali, E’as
b. Kays’, amacnn ne olduunu örenmesi için Muaviye’ye göndermiti. Muaviye
ise ona öyle demiti:
“Amacmz Kitabullah’a müracaattr. ki taraftan birer hakem seçilsin, onlardan
Kitabullah’a muvafk bir karar vermeleri için ahd alalm. Sonra tarafeyn onlarn
verdikleri karara tabi olsunlar.”86
Bunun üzerine E’as b. Kays Hz. Ali’ye durumu bildirerek, hakemin Ebû
Musa el-E’ârî olabileceini öne sürmütü ve Hariciler de bunu onaylamt. Fakat
Hz. Ali onlara: “Evvela bana asi oldunuz ve ii bu kerteye getirdiniz, bari bu hususta
da bana asi olup bu ii tamamen berbat etmeyiniz.” diye buyurmu, ancak onlar Ebû
Musa’dan bir türlü vazgeçirememiti. Nakledildiine göre Hz. Ali Ebû Musa’nn gü-
venilir biri olmadn, onlara defalarca anlatp, hakem olarak srayla Abdullah b.
Abbas’, Malik Eter’i ve Ahnef b. Kays’ onlara önermi ancak onlar hiçbirini kabul
etmeyip Ebû Musa’da srarc olmulard. Sonunda onlarn dedii olmu ve Ebû Musa
hakem tayin edilmiti. Bu srada amllar da hakem olarak Amr b. el-Âs’ tayin et-
82 E’arî, a.g.e.,, s. 30-31.
83 Baz kaynaklar Hz. Ali’yi tahkime zorlayanlarn Hariciler olmadn öne sürmektedirler. Bu
hususta ayrntl bilgi için bkz: Adnan Demircan, “Ali b. Ebî Tâlib’i Tahkîmi Kabule Zorlayan-
lar Üzerine”, stem, C. IV, No: 6, 2005, s. 51-58.
84 Hariciliin douunda Kurrâ’nn önemi hakknda ayrntl bilgi için bkz: Harun Yldz, “Hari-
cilerin Douunda Kurrâ’nn Rolü”, EKEV Akademi Dergisi, C. VIII, No: 18, K-2004, s.
279-281.
85 Orbay, a.g.e., s. 149; Taberî, a.g.e., s. 859; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 317-318; bn Kesîr, a.g.e.,
VII, s. 441.
86 Orbay, a.g.e., s. 149; Taberî, a.g.e., s. 859-860; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 318.
95
miti.87 Müellif Ebû Musa’y Amr b. el-Âs ile kyaslayarak u yorumlarda bulunmak-
tadr:
“Ebû Musa fenn-i bahs ve cudûlde Amr b. el-Âs gibi bir dâhiye muadil deildir.
Çünkü Ebû Musa’nn lisan- sahihan kalbinin tercüman idi. Sâfderûn bir adam-
d. Amr ise ma fi’z-zamirini ketm ile adam aldatmakta mahirdi. Bir de Musa her
nasl olur ise olsun mukatelenin ve kan dökülmesinin bertaraf edilmesini düü-
nüyor. Amr ise Msr valiliine hail olmak için Muaviye menfaatna can ve gö-
nülden çalyordu. Bu dakikalar mülahaza eden baz erbâb- akl cidden dûçar-
endie oluyorlard.”88
Kemaleddin ükrü’nün naklettiine göre, Safer aynn 13’ünde Amr b. el-Âs,
Ebû Musa ile bir araya gelip Hz. Ali’nin huzurunda tahkimnameyi yazmaya bala-
mtr. Bu srada Hz. Ali ile amllar arasnda “Emîru’l-Müminîn” ibaresinin yazlp
yazlmamas hususunda bir tartma vuku bulmu ve netice olarak bu ibarenin yazl-
mamasna karar verilmitir.89 Nakledilen bilgilere göre anlama metni öyledir:
“Bu vesika Ali b. Ebî Tâlib ile Muaviye b. Ebî Süfyan arasnda bir kararnamedir.
Ali ehl-i Irak ile müttefikleri için, Muaviye ehl-i am ile müttefikleri için taahhüt
eylediler ki Allah’n hükmüne ve Kitabna raz olarak Kitabullah’n ihya ettiini,
ihya ve imha eylediini ihya ve imha eyleyeler. Ebû Musa el-E’arî ile Amr b.
el-Âs’tan ibaret olan hâkimler Kitabullah’ta bulduklar ahkâm ile ve onda bula-
madklar hususta sünnet-i âdile-i Nebeviye ile amel edeler.”90
Metin yazldktan sonra Hakemler, herkesin huzurunda Hz. Ali’den
Muaviye’den ve iki tarafn askerlerinden verecekleri kararn uygulanacana dair söz
almt. Kendileri de bu hususta halkn huzurunda yemin etmiti. Hükmü ise Rama-
zan ayna veya isterlerse daha sonraki müsait bir zamana tehir etmek üzere aralarnda
anlamlard.91
1.3.2. Hariciliin Douu ve Siyasî Faaliyetleri
Haricilik ve Douu: Harici sözcüü, h-r-c kökünden türeyen bir fiildir ve
“ortaya çkan, çkan, çkaran, birini öldürmek amacyla ortaya çkan, isyan eden”
87 Orbay, a.g.e., s. 150-151, 152; Minkarî, a.g.e., s. 499-503; Taberî, a.g.e., s. 860; bnü’l-Esîr,
a.g.e., III, s. 318-319.
88 Orbay, a.g.e., s. 151-152. Kemaleddin ükrü ayrca Amr b. el-Âs’n zeki, kurnaz, bütün fesa-
dn ba, dünya hrs ve makam sevdas gözünü bürümü, içi eytanlkla dolu, zekasn daima
kötü eylere kulanan, dessâs biri olduunu öne sürmektedir. Ayrntl bilgi için bkz: Orbay,
a.g.e., s. 101-103.
89 Orbay, a.g.e., s. 152-154; Taberî, a.g.e., s. 860; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 319-320; bn Kesîr,
a.g.e., VII, s. 445.
90 Orbay, a.g.e., s. 154; Taberî, a.g.e., s. 860-861; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 320.
91 Orbay, a.g.e., s. 154; Taberî, a.g.e., s. 861; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 320-321.
96
gibi anlamlara sahiptir. Haricilik kelimesinin terimsel anlam ise hak dinin, hakkn
dna çkanlar ve Hz. Ali’den ayrlanlar anlamna gelmektedir.92 Kaynaklarda belir-
tildiine göre Hariciler, Harûra’da toplandklar için Harûriyye, tahkimi kabul etme-
dikleri için el-Muhakkime, dinden çktklar için ise Mârika adyla da anlmaktadr-
lar.93 Kemaleddin ükrü “Harici” sözcüünü kelime anlam olarak “isyan eden,
hakkn dna çkan, ayaklanan” anlamlarnda,94 terimsel olarak ise “Tahkîm’i kabul
etmeyip Hz. Ali’ye itaatten ve Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’ten ayrlanlar” anlamnda
kullanmaktadr.95 Müellifin bu yaklam ehristânî’nin yaklamyla paralellik gös-
termektedir. ehristânî hangi dönemde olursa olsun imama kar ayaklanan huruç
eden her kiiyi Harici olarak nitelendirmektedir.96 E’arî ise Havaric adn Hz.
Ali’nin ordusundan çkanlar için kullanmaktadr.97
Hz. Peygamber’in ölümünden Cemel ve Sffîn savalarna kadar geçen sürede
yaanan ihtilaflar ve Cahiliye devri asabiyet duygularnn yeniden canlanmas Harici-
liin zihinsel arka plann oluturduu ve domasna zemin hazrlad bir gerçektir.
Fakat Hariciliin ortaya çknn en temel etkeninin ne olduu hususunda birbirin-
den farkl görüler mevcuttur. ehristânî Harici zihniyetinin zuhurunu çalmamzn
Birinci Bölümünde ayrntl bir ekilde anlattmz Zu’l-Huveysra et-Temîmî olay-
na dayandrmaktadr. Ona göre Zu’l-Huveysra bir Harici’ydi.98 E’arî ise Hariciliin
douunu Hakem olayna balamaktadr. Ona göre Kûfeliler tahkimi kabul ettii için
Hz. Ali’nin kâfir olduuna hükmedip ondan ayrldklar için onlara Havaric isminin
verilmitir.99
Kemaleddin ükrü zihniyet olarak her ne kadar Hz. Osman’a isyan eden asi-
lerin ve Hz. Ali’ye kar ayaklanan Hz. Aie, Talha ve Zübeyr’in hareketini “Huruc
Etmek” sözcükleriyle ifade etse de, bu sözcüklerle onlarn “devlet otoritesine kar
92 Ebu'l-Fazl Muhammed b. Mükerrem b. Ali el-Ensârî bn Manzur (711/1311), Lisânu’l-Arab,
3. Bsk., Beyrut, Dâru hyâi’t-Turâsi’l-Arabî, 1999, H-R-C md. III, 106-111.
93 Ethem Ruhi Flal, “Hariciliin Douu ve Frkalara Ayrl”, AÜFD, C. XXII, Ankara,
1978, s. 245-246; Sarkaya, a.g.e., s. 94.
94 Örnein bkz: Orbay, a.g.e., s. 24, 25, 69, 76, 80, 102.
95 Orbay, a.g.e., s. 157.
96 ehristânî, a.g.e., s. 33.
97 E’arî, a.g.e., s. 31-32.
98 ehristânî, a.g.e., s. 33. Ayrca Hariciliin douunda Zu’l-Huveysra’nn etkisi hakknda ay-
rntl bilgi için bkz: Kubat, a.g.m., s. 136-139.
99 E’arî, a.g.e., s. 31-32, 102.
97
ayaklandn ve imama isyan ettiini” kastetmi, Hariciliin douunu E’arî gibi
Tahkim olayna balamtr.100 Aslnda Hariciliin douundaki en büyük etken Hz.
Osman’n öldürülmesi olaydr. Çünkü o zaman, halifeye kar halk kkrtan ve is-
yana çarp olaylar daha da alevlendirenler Haricilerin önde gelenleriydi.101 Müellif
eserinde Hz. Ali dönemini ele ald için bu husustan bahsetmemekte fakat kaynak-
larda belirtildiine göre Basra’dan Hz. Osman’ öldürmek için gelen grubun reisi
olan Hurkus b. Züheyr,102 Haricilerin ilk önderlerinden olup, Hz. Ali’ye tahkim ola-
ynda hüküm vermenin sadece Allah’a ait olduunu söyleyenlerden biriydi.103 Dola-
ysyla Hz. Osman ksm- azam tarafndan mazlumca katledilmiti. Hatta yukarda
naklettiimiz gibi, Hz. Ali Sffîn savanda Mushaflar mzraklara takldnda Harici-
lerden savamalarn istediinde ve bunda srarc olduunda, Hariciler “Ya Ali!
Kitabullah’a icabet et. Yoksa seni dümanlarna teslim ederiz. Veyahut da bn
Affân’a yaptmz sana da yaparz.” demekle104 aslnda Hz. Osman’ da kendileri-
nin öldürdüünü bizzat itiraf etmilerdi. Çünkü bata Hz. Osman’a kar ayaklanan-
lar da kendileriydi. Ayaklanarak ihtilali baaryla neticelendirmi ve balarna diledi-
i kimseyi seçmilerdi. Öte yandan kaynaklarn nakline göre Hariciliin douunda
bn Sebe’nin ve arkadalarnn büyük rol oynad da açktr.105 Nitekim yukarda
bahsettiimiz gibi Hz. Osman’n öldürülmesinde asileri tahrik edip organize eden,
Cemel Sava’nda iki taraf birbirine düüren etkili bir münafkt. Kemaleddin ükrü
bn Sebe’nin ismini bizzat zikretmemekle beraber, onun dier arkadalarndan bah-
setmekte ve onlarn Cemel Vakas’nda bar anlamalarna büyük bir darbe vurdukla-
rndan ayrntl bir biçimde bahsetmektedir.106 Harici zihniyeti açsndan deerlendi-
rildiinde Hz. Osman’a ve Hz. Ali’ye isyan eden bn Sebe’nin, Rasûlullah’a isyan
eden Zu’l-Huveysra et-Temîmî’den hiçbir fark bulunmamaktadr.
100 Orbay, a.g.e., s. 157.
101 Kubat, a.g.m., s. 121-122.
102 Hariciliin douunda Hurkus b. Züheyr’in rolü hakknda ayrntl bilgi için bkz: Kubat,
a.g.m., s. 139-140.
103 Kemaleddin ükrü Orbay, tahkimden bahsederken bu kiinin adndan bizzat bahsetmemi ve
“Hariciler’in reislerinden bazlar” ibaresini kullanmtr. Ancak kaynaklarda bu kiilerin ara-
snda Hurkus b. Züheyr’in olduu kaytldr. Ayrntl bilgi için bkz: Orbay, a.g.e., s. 159-160;
bn Kesîr, a.g.e. VII, s. 457-458.
104 Orbay, a.g.e., s. 147.
105 Kubat, a.g.m., s. 123-124.
106 Orbay, a.g.e., s. 81-82. Ayrca bn Sebe’nin Hariciliin douundaki etkisi ile ilgili ayrntl
bilgi için bkz: Kubat, a.g.m., s. 141-143.
98
Netice itibariyle aada da aktaracamz olaylar göz önünde bulundurdu-
umuzda varacamz kan udur ki; Zu’l-Huveysra, Hurkus b. Züheyr, bn Sebe gi-
bi önde gelen münafklardan hareketler Hariciliin douunu Hz. Peygamber döne-
mine dayandrmak mümkün gibi görünse de, Kemaleddin ükrü Hariciliin Sffîn
sava ile artk net bir ekilde ortaya çktnn altn çizmektedir.107 Aada aktara-
camz olaylar ise bunun açk bir ekilde delilidir. O halde, müellifin naklettiklerine
bakacak olursak, aslnda Hariciliin dini deil de, siyasi nedenlerin etkisiyle dodu-
unu108 ve daha sonra görülerini oluturup itikadiletirdiklerini söylememiz müm-
kündür.109
Haricilerin Tahkimden Caymalar ve Hz. Ali’den Ayrl: Gerekli bütün
anlamalar salandktan sonra, Temimoullar’ndan bir grup ve baz Kûfeliler Hz.
Ali’ye gelerek onun bu iten vazgeçmesini ve harbe devam etmelerini istemitir. Fa-
kat Hz. Ali onlara verilen karara zaten kendinin de raz olmadn, fakat srf kendile-
ri istedikleri için buna mecbur kaldn, rzadan sonra rucûnun, ikrardan sonra ise
tebdîlin caiz olmadn, kendisini dinlemeyerek bu ie kalktklarn ve imdi sonu-
cunu da bekleyip görmeleri gerektiini onlara anlatmtr.110
Sava bitince, Hz. Ali’nin ordusu geri dönmek üzere yola çkmt. Fakat mü-
ellifin naklettiine göre saylar 12 000’i bulan Hariciler, balarna Emîr olarak ebes
b. Rb'î’yi, mam olarak ise Abdullah bn Kevvâ’y seçerek ordudan ayrlm,
Harûra’da toplanarak Nuhayle’de ordugâh kurmutu. Bu grup akdedilen mütarekeyi
ve bu ite insanlarn hakem tayin edilmesini büyük bir günah olarak addetmiti. Ya-
zarn naklettiine göre onlar hükmün yalnzca Allah’a ait olduuna ve ondan baka-
snn hüküm veremeyeceine; Müslüman kan dökmek gibi önemli bir meselede in-
107 Orbay, a.g.e., s. 157. Müellifin bu görüü son dönem baz tarihçilerin görüleriyle de paralellik
arz etmektedir. Örnein Kr. Muhammed Ebû Zehra (1394/1974), slam’da Siyasî tikadî ve
Fkhî Mezhepler Tarihi, trc. Hasan Karakaya-Kerim Aytekin-Abdülkadir ener, stanbul, Hi-
sar Yaynevi, 1983, s. 71.
108 Bu görüe sahip olanlar için bkz: Ethem Ruhi Flal, bâdiyye’nin Douu ve Görüleri,
(Yaynlanm Doktora Tezi), Ank., Ankara Üniversitesi lahiyat Fakültesi Yay., 1983, s. 56-57.
109 Haricilerin siyasi görülerinin itikadilemesi ile ilgili ayrntl bilgi için bkz: Ahmet Akbulut,
“Hariciliin Siyasi Görülerinin tikadilemesi”, AÜFD, Fakültenin Kuruluunun 40. Yl
Özel Says, C. XXXI, s. 339-345; Harun Yldz, “Harici Düüncesinin Geliimi”, OMÜFD,
No: 11, Samsun, 1999, s. 258-270. Ayrca Haricilerin Görüleri hakknda ayrntl bilgi için
bkz: Ebu’l-Hasan el-E’arî, “Haricilerin Temel Görüleri”, çev. Harun Yldz, OMÜFD, No:
9, Samsun, 1997, s. 351-356.
110 Orbay, a.g.e., s. 155; Taberî, a.g.e., s. 861-862; Mes’ûdî, II, s. 405; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s.
322.
99
sanlarn hakem olmasnn caiz olmadna; biatin ancak Allah Teâlâ’ya olacana;
doru yolun emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i a’ni’l-münker olduuna ve devlet idaresinin
ise ûrâ ile olmas gerektiine inanmaktayd. Ayrca yazar bu gruba Harici denmesini
Emiru’l-Müminine itaatten çkarak Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’ten ayrlm olmalarna
balamaktadr. 111
Haricilerin ayrlmas üzerine Hz. Ali, Harûra’ya giderek onlarla baz görü-
melerde bulunmutu. Yazarn naklettiine göre Hz. Ali burada onlarn reisleri konu-
munda olan Yezid b. Kays ve bn Kevvâ ile uzun uzun görümü112 ve sorularna
açk ve fasih bir ekilde cevap vermek suretiyle kafalarndaki soru iaretlerini gidere-
rek bir ksmn Kûfe’ye getirmitir.113
Hakemlerin Karar ve Haricilerin Tekrar Ayrlmas: Ancak kaynaklarda
nakledildiine göre Hz. Ali tahkimnamede belirtilen zaman geldiinde Ebû Musa’y
Dumetü’l-Cendel’e yollaynca114 Hariciler onu protesto ederek, verdikleri sözden
caym ve tekrar Nehrevan’a toplanmlard. Müellifin de eserde naklettii gibi, Ebû
Musa’nn gönderilmesinin akabinde, Harîcilerîn önde gelenleri Hz. Ali’ye gelerek,
hükmün ancak Allah’a ait olduunu, insanlar hakem klmann da günah olduunu,
hakem tayinini kabul ederek günah ilediini ve günahndan da tövbe edip bu imza-
ladklar anlamay feshetmesini istemitir. Ancak Hz. Ali onlara bu anlamaya bo-
yun emeleri gerektiini yine belirtmitir.115 Hakemler hicretin 37. senesinde, bir
araya gelmi ve imam olabilecek ahslar üzerinde tek tek düünüp tartmt. Yaza-
rn naklettiine göre Amr b. el-Âs, Ebû Musa’ya fevkalade bir tazim ve hürmette bu-
lunmu ondan evvel asla söze balamamt. Uzun tartmalar neticesinde hakemler
Ali b. Ebî Tâlib’in de Muaviye b. Ebî Süfyân’n da hal’ine ve seçimin ûrâya bra-
klmasna karar vermiti. Bunun üzerine, üzerinde anlam olduklar bu hususu halka
duyurmak için halkn huzuruna çkm ve ksa bir konuma yapmlard. Ebû Musa
bir adm öne çkarak öyle demitir:
111 Orbay, a.g.e., s. 157. Ayrca benzer görüler için bkz: Taberî, a.g.e., s. 862.
112 Orbay, a.g.e., s. 158-159; Taberî, a.g.e., s. 865; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 327-328.
113 Orbay, a.g.e., s. 159; Taberî, a.g.e., s. 865. Ayrca bu görümeler hakknda ayrntl bilgiler için
bkz: Taberî, a.g.e., s. 864-865; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 326-329;
114 Orbay, a.g.e., s. 160; Taberî, a.g.e., s. 865; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 453.
115 Orbay, a.g.e., s. 159-160; Taberî, a.g.e., s. 867; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 457-458.
100
“Ey insanlar! Amr ile beraber bu ümmetin iine baktk ve en salih gördüümüz
re’y üzerine ittifak ettik. O re’y de ‘Ali ile Muaviye’yi hal’ etmek ve halka iste-
diini seçtirmektir.’ te ben bu karar mucibince Ali’yi ve Muaviye’yi hal ettim.
Siz kendi iinize baknz ve evla gördüünüzü intihap ediniz.”116
Bunun üzerine Amr b. el-Âs öyle buyurmutur:
“Ey insanlar! Ebû Musa’nn dediini iittiniz. Ali’yi hal’ etti ben de Ali’yi hal’
ettim. Muaviye’yi de makamnda sabit kldm. Zira o, Osman’n velisidir ve ka-
nnn tâlibidir. Onun makamna herkesten daha çok layktr.”117
Ebû Musa ve beraberindekiler bu sözleri duyunca Amr’n onlar hile yaptn
anlamt. Bu srada nakledildiine göre aralarnda bir takm tartmalar ve kavgalar
vuku bulmu,118 ancak netice deimemi, Muaviye b. Ebî Süftyân Amr’n hilesi ile
halifelik makamn elde etmitir.
Haricilerin Ayaklanmalar ve Nehrevan Sava: Amr’n hilesiyle
Muaviye’nin halifelie intihab haberi Hz. Ali’ye ulanca bir hutbe irad ederek hem
Hakemleri hem de Kûfelileri eletirmiti.119 Ayrca Nehrevan’da bulunan Haricilere
bir mektup yazarak onlarla anlamak istemi, fakat onlar yazdklar cevapta kendileri
evvela tahkimi kabul etmekle kâfir olduklarn fakat daha sonra tövbe ettiklerini, Hz.
Ali’nin de tahkimi kabul etmekle kâfir olduunu120, ancak tövbe ederse Hz. Ali’nin
isteini deerlendirmeye alabileceklerini bildirmilerdi.121 Bunun üzerine Hz. Ali
Haricilerden ümidi keserek Muaviye’nin üzerine yürümeye karar vermiti. Ancak bu
srada Hz. Ali Nehrevan’daki Haricilerin, müslümanlar öldürmek ve mallarn ya-
malamak gibi çeitli sorunlar122 oluturduunu duyunca; am seferi için askerlerin
116 Orbay, a.g.e., s. 163; Minkarî, a.g.e., s. 545-546; Taberî, a.g.e., s. 866; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s.
332; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 455-456.
117 Orbay, a.g.e., s. 163; Minkarî, a.g.e., s. 546; Taberî, a.g.e., s. 866-867; bnü’l-Esîr, a.g.e., III,
s. 332; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 456.
118 Bu tartmalar ve kavgalar hakknda ayrntl bilgi için bkz: Orbay, a.g.e., s. 164-165; Taberî,
a.g.e., s. 867; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 456.
119 Orbay, a.g.e., s. 164-165; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 338.
120 Ebu’l-Huseyin Muhammed b. Ahmed b. Abdurrahman Malatî (377/987), et-Tenbih ve’r-
Redd alâ Ehli’l-Hevâ ve’l-Bid’a, Nr ve lv: M. Zahid el-Kevserî, Beyrut, Mektebetu’l-
Maârif, 1968, s. 50.
121 Orbay, a.g.e., s. 166; Taberî, a.g.e., s. 869; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 338-339.
122 Hariciler Hakem Olayndan sonra devlete ba kaldrmaya ve kendisi gibi düünmeyen Müslü-
manlar öldürmeye balamt. Dier müslümanlarn canlarn ve mallarn kendilerine helal
klmlard. Bunun en tipik örnei slam Tarihi klasiklerinde nakledilen bir rivayettir. Bu riva-
yete göre Basra Haricileri Nehrevan yaknlarna geldiklerinde yolda sahabi Habbab b. Eret’in
olu Abdullah’a ve hamile olan eine rastlamlard. Abdullah b. Habbab’a baz sorular sora-
rak, onun siyasi ve dini olaylarla ilgili fikrini örenmilerdi. Fakat onlar, Abdullah b.
101
ehirden ayrlmalar durumunda geride kalan korunmasz halkn Haricilere hedef
olabileceini düünerek, evvelâ onlarn üzerine yürümeye karar vermiti. Bunun üze-
rine hicretin 37. senesinde, Nehrevan’a giderek Haricilerle Nehrevan savan ger-
çekletirmiti. Bu savata onlarn bir ksm kaçm, bir ksm ise halife ile savaarak
ölmütü.123
1.4. Hz. Ali’nin ehit Edilmesi ve Frkalamadaki Rolü
Savatan kaçarak cann zor kurtaran Hariciler Hz. Ali’nin bu büyük darbe-
sinden sonra, Nehrevan’da tekrar eskisi gibi tekilatl bir biçimde toplanamasa da
küçük gruplar halinde bir araya gelip çeitli faaliyetler124 icra etmi ve Hz. Ali’ye
‘kendilerinden birçok önemli ahs öldürdüü için’ daha çok kinlenerek öç alma
duygularyla hareket etmeye balamt.125 Bu faaliyetlerin en önemlisi ise Hz. Ali,
Muaviye ve Amr b. el-Âs’a kar giriilen e zamanl suikasttr. Kemaleddin ük-
rü’nün naklettii bilgilere göre bn Mülcem el-Himyerî, Berk b. Abdullah et-Temîmî
ve Amr b. Bekr adnda üç Harici bir araya gelerek; halk ifsat ettikleri iddiasyla, s-
rayla Ali b. Ebî Tâlib, Muaviye b. Ebî Süfyân ve Amr b. el-Âs’a e zamanl olarak
suikast düzenleyip onlar öldürme karar almlard.126 Bu karara muvafk olarak bn
Mülcem, ebîb ve Verdân’n adnda iki Haricinin de desteini alp, hicretin 40. y-
lnda Ramazan aynda, sabah namaz esnasnda, “Ya Ali! Hüküm ancak Allah’ndr.
Senin ve ashabnn deildir.” diyerek zehirli klcyla Hz. Ali’ye saldrm ve onu
Habbab’n fikrilerini beenmeyince, ikisinin de ellerini balayarak esir almlard. Bir müddet
ilerledikten sonra hamile olan einin huzurunda önce Abdullah b. Habbâb’n boazn keserek
öldürmüler, ardndan ise bütün yalvarmalarna ve yakarmalarna ramen önce Abdullah’n
eini ve sonra karnn yararak karnndaki bebeini kesip öldürmülerdi. Bu olaydan hemen son-
ra onlar, Kays Kabilesine mensup üç kadn daha hunharca katletmilerdi. Bunun üzerine Hz.
Ali onlardan haber getirmesi için Haris b. Mürre el-Abdî adnda bir elçiyi Nehrevan’a doru
göndermi ancak onlar bu elçiyi de yakalayarak katletmiti. Taberî, a.g.e., s. 870-871; bnü’l-
Esîr, a.g.e., III, s. 341-342.
123 Orbay, a.g.e., s. 166-167; Ayrca bu savan ayrntlar hakknda ayrntl bilgiiçin bkz: Taberi,
a.g.e., s. 870-875; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 343-348; bn Kesîr, a.g.e., VII, s. 462-465.
124 Kaynaklada zikredildiine göre Hariciler Nehrevan savandan sonra yine küçük gruplar halin-
de bir araya gelerek Hz. Ali taraftarlaryla sk sk çarpmaya devam etmitir. Ancak
Kemaleddin ükrü Orbay bu faaliyetlerine deinmemitir. Bu hususta ayrntl bilgi için bkz:
bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 372-373.
125 Kaynaklarda belirtildiine göre Hariciler, Emevîler zamannda bile çeitli faailyetlere girimi-
tir. Emevîlerde Muaviye iktidar boyunca tam 16 kere devlete isyan giriiminde bulunmular
ancak bu isyanlarda baarsz olmulard. Ayrntl bilgi için bkz: Belâzürî, a.g.e., IV, s. 163-
168; rfan Aycan, “Emevîler Dönemi ç Siyasi Gelimeleri (41-132/661-750)”, AÜFD, C.
XXXIX, 1999, s. 150.
126 Orbay, a.g.e., s. 171; Taberî, a.g.e., s. 894-895; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 388; bn Kesîr, a.g.e.,
VII, s. 511-512.
102
ar bir ekilde yaralamt. Hz. Ali, bu ar yaradan kurtulamayp, olaydan birkaç
gün sonra vefat etmiti.127
Hiç üphesiz îa’nn douunda rol oynayan en önemli olaylardan biri de Hz.
Ali’nin ölümü olmutur. Hz. Ali’nin ölümü Hariciler için büyük bir zafer olsa da îa
için büyük bir hezimetti. Çünkü Hz. Ali imamlarn ilkiydi. Onun ehadeti onlar Ehl-i
Beyt taraftarlnda daha da ileri götürmü,128 imam olarak Hz. Hasan’ belirlemele-
rine neden olmutu.
1.5. lk Dönem htilaflar Çerçevesinde îa’nn Douu
1.5.1. îa ve Douu
îa, bir kimsenin taraftar olmak, bir kimsenin peinden gitmek, ayrlmak ve
frkalamak gibi anlamlara sahip olan -Y-A kökünden türeyen bir isimdir. Terimsel
olarak ise Hz. Peygamber’den sonra Ali b. Ebî Tâlib’in nass ve tayinle halife oldu-
una inanan, mâmetin Hz. Ali’nin soyundan devam edeceini ve imamlarn masum
olduunu iddia eden toplulua verilen isimdir.129 Mezhepler Tarihi Klasiklerinde îa
benzer ekillerde tanmlanmaktadr. E’arî bu gruba, Hz. Ali’yi dost edinip onu Hz.
Peygamber’in dier ashabndan üstün tuttuklar için îa denildiini nakletmekte-
dir.130 ehristânî’ye göre ise îa, mâmetin ancak Hz. Ali’nin soyundan devam ede-
bileceine, bunun tarihte vuku bulmamas kendilerinin zulme uradnn ve takiyye
yaptklarnn delili olduuna inanan, imamlarn masum olduunu iddia eden Hz.
Ali’nin taraftardr.131 Nevbahtî, îa’nn Hz. Ali’nin taraftarlar olup onun mâmetine
inanan ve ümmet arasnda ortaya çkan ilk frka olduunu nakletmektedir.132 Ayrca
o, Hz. Peygamber’den sonra Hz. Ali’nin mâmetini arzulayan bir kitlenin varlndan
bahsederek, bu sahabilerin ilk defa teeyyu ismiyle anldn zikretmektedir.133 bn
127 Orbay, a.g.e., s. 174-176; Taberî, a.g.e., s. 895-896; bnü’l-Esîr, a.g.e., III, s. 389-393; bn
Kesîr, a.g.e., VII, s. 513-516.
128 Mehmet Dalklç, “Îa, Havariç ve Ehl-i Sünnette Takyye”, (Baslmam Yüksek Lisans
Tezi), Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, stanbul, 1992, s. 23.
129 Onat, a.g.e., s. 15; Hasan Onat, “iîliin Douu Meselesi”, s. 81,
130 E’arî, a.g.e., s. 35.
131 ehristânî, a.g.e., s. 135.
132 Kummî-Nevbahtî, a.g.e., s. 51, 87; Adem Özkurt, a.g.e., s. 10-11.
133 Kummî-Nevbahtî, a.g.e., s. 87-88; Özkurt, a.g.e., s. 11; Ayrca îi kaynaklarda îa’nn tanm
hakknda ayrntl bilgi için bkz: Ethem Ruhi Flal, “iîliin Douu ve Gelimesi”, Milletle-
raras Tarihte ve Günümüzde iîlik Sempozyumu, 1. Bsk., stanbul, SAV lmî Neriyat,
1993, s. 33-34.
103
Hazm ise Hz. Ali’nin Hz. Peygamber’den sonra en üstün olan ve halifelie en layk
kii olduuna inanan, mâmetin Hz. Ali’nin soyundan devam etmesi gerektiine ina-
nan herkesi iî saymaktadr.134 Kemaleddin ükrü ise eserinde îa’dan bahsetme-
mekte ve tamn yapmamaktadr.
îa’nn aslnn nereye dayand hususunda kaynaklarda farkl görüler mev-
cuttur. Bazlar onun ran,135 bazlar Yahudi,136 bazlar Yahudi-Hristiyan,137 bazla-
r ise Arap asll olduunu138 öne sürmektedir. îa’nn douu hakknda da çeitli gö-
rüler mevcuttur. Baz aratrmaclar douunu Hz. Peygamber dönemine dayandr-
maktadr.139 Baz aratrmaclar Rasûlullah’n vefatndan sonra ortaya çktn öne
sürmektedir.140 Fakat bazlar Hz. Osman’n halifeliinde bn Sebe’nin aleyhtarlk
çalmalaryla ortaya çktn öne sürmektedir.141 Bu görülerin haricinde Hz.
Ali’nin halifeliinde,142 Hz. Hüseyin’in ahadetinden sonra,143 Hicrî birinci asrn
sonlarnda,144 Emevîler zamannda145 ve Hicrî ikinci asrda146 ortaya çktna dair
134 bn Hazm, a.g.e., II, s. 113. Ayrca ulemann îa tanm hakknda ayrntl bilgi için bkz: Ah-
met Vehbi Ecer, “îa ve Douu”, Erciyes Üniversiesi lahiyat Fakültesi Dergisi, No: 1,
Kayseri, 1983, s. 131-132.
135 Reinhart Pieter Anne Dozy (1300/1883), Târih-i slâmiyet, çev: Abdullah Cevdet Karlda,
Kahire, Matbaa-i ctihâd, 1908, I, s. 281; Bu görüü savunanlar ve eletirenlerle ilgili bkz: rfan
Abdülhamid, slâm’da tikâdî Mezhepler ve Akâid Esaslar, trc: M. Saim Yeprem, st., Ma-
rifet Yay., 1981, s. 26-31.
136 Julius Wellhausen (1336/1918), slamiyetin lk Devrinde Dinî-Siyasî Muhalefet Partileri,
çev: Fikret Iltan, II. Bsk., Ankara, TTK Yay., 1989, s. 149-150.
137 Ignaz Goldziher (1339/1921), el-Akîdetu ve’-erîatu fi’l-slâm Arapçaya çev: M. Yûsuf
Mûsa-A. Hasan Abdulkâdir-A. Abdulhak, Kahire, Dâru’l-Kitabi’l-Msrî, 1946, s. 214.
138 Bernard Lewis, Tarihte Araplar çev: Hakk Dursun Yldz, st., stanbul Üniversitesi Edebiyat
Fakültesi Yaynlar, 1979, s. 83-84.
139 Örnein bkz: Ali eraiti (1398/1977) Ali îas Safevi îas, çev: Feyzullah Artinli, st., Yöne-
li Yay., 1990, s. 198.
140 Hasan Onat, “iîlik ve Günümüz iîliinde Baz Yeni Yaklamlar Üzerine”, slâmî Aratr-
malar Dergisi, C. III, No: 3, 1989, s. 123.
141 Hasan, a.g.e., I, s. 322; De Lacy O’leary, slâm Düüncesi ve Tarihteki Yeri, çev: Hüseyin
Yurdaydn-Yaar Kutluay, Ankara, AÜF Yay., 1971, s. 65.
142 Muhammed Hatîb Accâc, Usûlu’l-Hadîs Ulûmuhû ve Mustalâhuhû, Beyrut, Dâru’l-Fikr,
1989, s. 418.
143 Cemal Sofuolu “îa’nn Hadis Anlay” (Baslmam Doktora Tezi), Ankara Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ank., 1977, s. 22.
144 Abdülhamid, a.g.e., s. 19.
145 E. Ruhi Flal, “lk iî Olaylar”, AÜFD, C. XXVI, 1983, s. 336.
146 Onat, “iîlik ve Günümüz iîliinde Baz Yeni Yaklamlar Üzerine”, s. 138.
104
birçok farkl görü mevcuttur.147 Kemaleddin ükrü ise bu hususla ilgili eserinde
herhangi bir fikir beyannda bulunmamtr.
Bu hususta her ne kadar farkl düünceler olsa da îa’nn çkn belli bir ta-
rihe veya olaya balamaktan öte, bir sürece yaymak daha olumlu bir yaklam ola-
caktr. Baz aratrmaclarmzn da ifade ettii gibi îa uzun bir sürecin ürünüdür.148
Bu sürecin kökleri ise Hz. Peygamber’e kadar uzanmaktadr. îa, Hz. Peygamber
zamanndan beri zuhur eden ihtilaflardan adeta kendisine pay çkarm ve özellikle
Emevîler zamannda bu olaylara binaen görülerini oluturmaya balamtr. Fakat
îa’da bir krlma noktas belirlenecek olursa bu noktann Sffîn sava olduunu söy-
lemek mümkündür. Zira aratrmamzn kinci Bölümünde aktardmz ilk üç hali-
fenin de seçiminde Hz. Ali’nin halife olmasn arzulayan bir takm kiilerin varln-
dan söz etmitik. Onlarn bu istei Hz. Ali’nin halifelik makamna geçmesiyle gide-
rilmi ancak Sffîn Vakasndan evvel, Muaviye’nin Hz. Ali’den Hz. Osman’n kann
talep etme bahanesiyle, onun halifeliinin geçersiz olduunu ve yerine Osman’n ve-
lisi olarak kendisinin geçmesi gerektiini149 ileri sürmesiyle yeniden canlanmtr.
Öyle ki kaynaklarda nakledildiine göre, Muaviye bu iddiasn dini zemine kaydr-
mak için “…Haksz yere öldürülenin velisine bir yetki tandk…”150 ayetini delil ola-
rak ileri sürmütür.151 Muaviye’nin bu tutumu ve Sffîn Sava Hz. Ali’nin mâmetini
destekleyenleri daha da kkrtmt. Özellikle Tahkim olay ve Hz. Ali’nin öldürül-
mesinden sonra meydann tamamen Muaviye b. Ebî Süfyân’a kalmas bu durumu
daha da körüklemitir. îa’nn görüleri, Muaviye zamanndaki Siyasi îa’yla ba-
lantl olarak, kabile asabiyetinin de etkisiyle152 daha sonraki dönemlerde Hucr b.
Adiyy ve Tevvabûn hareketi gibi olaylarn153 ardndan olumaya balamtr.154 Bu
147 îa’nn douu hakkndaki görülerle ilgili ayrntl bilgi için bkz: Onat a.g.e., s. 148-150;
Ecer, a.g.m., s. 36-41.
148 aban Öz, “îa’nn Asl ve Douu Üzerine Görüler”, e-Makâlât Mezhep Aratrmalar, C.
I, No: 2, 2008, s. 37.
149 Flal, bâdyye’nin Douu ve Görüleri, s. 40; Onat, a.g.e., s. 38.
150 srâ Sûresi 33.
151 Minkârî, a.g.e., s. 32-21; Onat, a.g.e., s. 38-39.
152 îa’nn douunda ve fikirlerinde kabile asabiyetinin rolü ile ilgili ayrntl bilgi için bkz: Er-
gin, a.g.e., s. 136-161.
153 Bu hareketlerle ilgili ayrntl bilgi için bkz: Onat, a.g.e., s. 43-114.
154 Öz, a.g.m., s. 37. Ayrca ilk iî fikirlerin oluumu ile ilgili ayrntl bilgi için bkz: Onat, a.g.e.,
s. 115-121.
105
sebeple olsa gerektir ki; Kemaleddin ükrü sadece Hz. Ali Dönemini ele ald için
eserinde îa’nn douundan hiç bahsetmemektedir.
1.5.2. lk Dönem htilaflarn îa’nn Douuna Etkisi
Yukarda da bahsettiimiz gibi îa’ya karakteristik rengini ve özelliini ka-
zandran görü, mâmet prensibidir. Yaplan tanmlardan da anlalaca üzere îa
tamamen Hz. Ali’nin mâmeti prensibi üzerine dayanmaktadr. Aslnda çalmamzn
bandan beri her ihtilafn hangi mezhebin olumasna etki ettiine deinirken,
îa’nn domasna ve iî zihniyetin olumasna etki eden ihtilaflar da zikrettik. An-
cak burada bu meseleleri daha genel bir tarzda ele alacak olursak unu söyleyebiliriz
ki; îa kendisini Hz. Ali’nin mâmetine götürebilecek slam tarihinde vuku bulan her
türlü olay frkann olumas için malzeme yapm ve tartmtr. Hz. Peygamber’in
ölümü srasnda vuku bulan Krtas olay, Üsâme Ordusu Meselesi, Benî Saîde
Sâkifesi, Fedek Arazisi meselesi, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer ve Hz Osman’n hali-
felie seçimleri, Cemel ve Sffîn Savalar ve son olarak da Hz. Ali’nin öldürülmesi
hususlarnda zuhur eden bütün ihtilaflara “Hz. Ali’nin mâmeti” açsndan bakm ve
öyle deerlendirmitir. Dolaysyla îa’nn oluumunda bütün bu olaylar önemli rol
oynamtr.155
îa Hz. Peygamber’in hastal esnasnda vuku bulan ihtilaflar, birbirinin ta-
mamlaycs olarak saymaktadr. iîlere göre Rasûlullah ölecei srada evvela Üsâme
ordusunu Hz. Ali halifelie rahatça geçsin diye sefere yollayacakt ancak Hz. Ömer
ve dier baz sahabiler buna engel olmutur. Saniyen Rasûlullah hasta yatanda Hz.
Ali’nin mâmetini bir kâda yazdrmak için kât-kalem istemi ancak yine Hz.
Ömer ve Hz. Ebû Bekir buna engel olmutur.156 Hatta bu fikirlerine dayanak tekil
etsin diye, îi kaynaklarda bahsedilen157 Gadîr-i Hum vakas ile158 baz hadislerle ve
baz ayetlerin tevili ile temellendirmeye çalmaktadr. Çalmamzda yukarda de-
indiklerimizin haricindeki îa’nn dier delillerini ksaca ele alalm:
155 slam Tarihinde ilk dönem problemlerin îa’nn douuna etkileri ile ilgili ayrntl bilgi için
bkz: Ergin, a.g.e., s. 134-136.
156 Flal, Mezhepleri Douuna Tesir Eden Sebepler, s. 127.
157 Ebû Ali Emînuddîn el-Fazl b.el-Hasan b. Fazl et-Tabersî (548/1153), ’lâmu’l-Verâ bi’l-
A’lâmi’l-Hudâ, Beyrut, Dâru’l-Maârife, 1979, s. 138-139.
158 Sarkaya, a.g.e., s. 159. Ayrca Gadîr-i Hum Vaks ile ilgili ayrntl bilgi için bkz: Adnan
Demircan, Hz. Ali’nin Hilâfet Hakk Meselesinde Gadîr-i Hum Olay, st., Beyan Yay.
1996, s. 19-61; Ünalan, a.g.e., s. 75-76.
106
Gadîr Hum Vakas: iî müelliflerin nakline göre Hz. Peygamber Veda Hac-
c dönüünde Gadîr Hum denilen bir yerde “Ey Peygamber, Rabbinden sana indiri-
leni duyur; eer bunu yapmazsan, O'nun mesajn duyurmam olursun. Allah seni
insanlardan korur. Dorusu Allah, kâfirler toplumunu yola iletmez.”159 ayeti nazil
olunca konaklama emri vermi ve burada Hz. Ali’nin faziletiyle ilgili bir konuma
yaparak Hz. Ali’yi yanna çararak: “Ben kimin mevlas isem, Ali de onun
mevlasdr. Allah’m onu seveni sev. Dümanna düman ol. Ona yardm et. Onu hor-
layan hor haykr eyle. Nereye giderse Hakk onunla beraber kl.” demitir.160 Bu
olayn üzerine de “Bugün size dininizi tamamladm..”161 ayeti nazil olmutur.
Sakaleyn Hadisi: Rasûlullah öyle buyurmutur: “Size iki ar emanet bra-
kyorum. Onlara smsk sarldkça hiçbir zaman saptmazsnz. Bunlar, Allah’n Ki-
tab ve Itretimdir.”162
Ehli Beyt Hadisi: iî müellifler Hz. Peygamber’in öyle dediini nakleder-
ler: “Benim Ehl-i Beyt’im szilerin arasnda Nuh’un gemisine benzer. Kim ona biner-
se kurtulur. Kim ondan yüz çevirirse boulur.”163
Menzile Hadisi: Hz. Peygamber’in Tebûk gazvesine giderken Ali b. Ebî
Tâlib’e söyledii, “Senin benim yanmdaki konumum (menzile), Harun’un Mûsa’nn
yanndaki konumu gibidir.”164 sözünü îa Hz. Ali’nin mâmetine yormaktadr.165 iî
müellifler bu hadisi delil göstererek Hz. Ali’nin dier sahabilerden üstün olduunu
öne sürmekte ve onlar kötülemektedirler.166
Vâsi Hadisi: Yine iî müelliflerden el-Muzaffer Hz. Peygamber’in Hz. Ali’yi
göstererek öyle dediini nakleder: “Bu benim kardeim, vâsim ve halifemdir. Onu
dinleyiniz ve itaat ediniz.”167 Modern dönem müelliflerinden Hasan Onat, Vâsi hadi-
sine öyle bir eletiri getirmektedir:
159 Mâide Suresi 5/67.
160 el-Muzaffer, îa nançlar, s. 74-75.
161 Mâide 5/3.
162 Müslim, Fedâilu’s-Sahabe 35.
163 el-Muzaffer, îa nançlar, s. 70-71.
164 Buhârî, Megâzî 78; Müslim, Fedâilu’s-Sahabe 4.
165 Ar, mamiye îas Kaynaklarna Göre lk Üç Halife Dönemi, s. 49.
166 Meclisî, a.g.e., XXXXVII, s. 273.
167 el-Muzaffer, îa nançlar, s. 75.
107
“Hz. Peygamber’in “Ben kimin mevlas isem, Ali de onun mevlasdr.” dedii
doru olsa bile, bunun hilafet eklinde anlaldn ileri sürebilmek hemen he-
men hiç mümkün deildir. Çünkü böyle anlalm olsayd, en azndan sâkife
toplantsnda veya daha sonraki siyasîi hadiselerle birlikte bu hususun gündeme
gelmi olmas gerekirdi. Nitekim Ali b. Ebî Tâlib’in torunlarndan Hasan b. Ha-
san da Hz. Peygamber’in “Ben kimin mevlas isem Ali de onun mevlasdr.” sö-
züyle emirlik ve hilafeti kastetmi olsayd, namaz, zekât, oruç ve hacla ilgili hü-
kümleri açkça belirttii gibi bunu da belirtir ve “Ey nsanlar, bu benden sonra
sizin halifenizdir.” derdi, diyerek, bunun hilafetle hiçbir alakasnn mevcut ol-
madn ifade etmitir.”168
Bu hadislerle beraber ehristânî’nin naklettii “Sizin en iyi hükmedeniniz
Ali’dir.”169 hadisini de zikretmemizde fayda vardr. Zira ehristânî, îa’nn bu hadisi
Hz. Ali’nin mâmetine delil olarak kullandn öne sürmektedir.170
îa bütün bu hadislerden ve Krtas olayndan ve Üsâme ordusunu olayndan
yola çkarak, birçok ayeti de tevil ederek Ali b. Ebî Tâlib’in nass ve tayinle halife ol-
duuna inanmakta ve dört halifenin mâmet esnasndaki bütün olaylar bu görüleri
etrafnda deerlendirmektedir. Örnein, çalmamzn birinci bölümünde de ele ald-
mz gibi, Fedek Arazisi meselesinde, Ehl-i Beyt’ten olduu için Hz. Fatma’y ma-
sum saymakta ve istediini yapmad için Hz. Ebû Bekir’i lanetlemektedirler. Yine
yukarda deindiimiz gibi, Hz. Ali’nin halifeliine engel olduklar için ve ona hak-
szlk ettikleri için ilk üç halifeyi, Hz. Ali’yle savat için Talha, Zübeyr ve Hz.
Âie’yi de tekfir etmektedirler. Öte yandan Emevîler zamannda iîlere uygulanan
bir takm bask ve yldrma politikalar neticesinde îa Takiyye prensibini benimse-
mise171 de, Hz. Ali’nin ilk üç halifeye de biat etmesinin ve kendisini tahrik etmeye
çalanlar azarlamasnn îa’nn bu prensibi kabullenmelerinde az da olsa etkisi var-
dr.
Sffîn Vakas’na gelecek olursak, îa, bu savata Hz. Ali’nin kâfirlerle sava-
t gibi amllarla savatn, savata ölen Ali taraftarlarnn Adn cennetleri ile mü-
kâfatlandrlacan iddia ederek172 bu fikirlerini “Saldrya urayan mü’minlere sa-
va izni verildi.”173 ayetine dayandrmaktadrlar.174 Bu rivayetlerden anlalaca
168 Onat, a.g.e.,, s. 24.
169 Buhârî, Tefsîru Sureti’l-Bakara 7; bn Mâce, Mukaddime, 2; bn Hanbel, V, 112.
170 ehristânî, a.g.e., s. 148.
171 Konuyla ilgili ayrntl bilgi için bkz: Dalklç, a.g.e., s. 23-26.
172 Kuleynî, a.g.e., V, s. 39-40.
173 Hacc Suresi 22/39.
108
üzere, îa Muaviye taraftarlarn kâfir/mürik saymaktayd. Hatta Meclisî, naklettii
bir hadiste tarafsz kalanlar bile eletirmekteydi.175 Tahkim olaynn kabulünde ise
îa ihtilaf halindedir. Bir ksm tahkimi kabul etmekle Hz. Ali’nin isabetli davrand-
n öne sürerken, dier bir ksm ise Hz. Ali’nin tahkim olaynda ölümle tehdit edil-
dii için Takiyye yaparak tahkime raz olduunu iddia etmektedir.176 Sffîn Sava
sonrasnda Ali b. Ebî Tâlib ile Muaviye arasnda yaanan mâmet mücadelesi îa’da
tevellî-teberrî kavramlarnn olumasna neden olmutu. Metin Bozan eserinde bunu
öyle açklamaktadr:
“Ali b. Ebî Tâlib ile Muaviye arasndaki mücadelede kimin hakl/merû hali-
fe/imam olduu hususu zamanla Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’i de içine alacak
ekilde genilemi; iî çevrelerinde bu iki halifenin de Hz. Ali’nin hakk olan
mâmeti gasp ettii düüncesi gelimitir. te bu düünce zamanla Hz. Ali’yi
dost/velî/lider edinme anlamna gelen tevellî ve dümanlarndan/muhaliflerinden
uzak/beri olma anlamna gelen teberrî kavramlarn ortaya çkarmtr.”177
te görüldüü gibi Hz. Peygamber’in ölümünden Hz. Ali’nin ölümüne kadar
ümmet arasnda vuku bulan baz ihtilaflar îa’nn douunda ve kelamî fikirlerini
oluturmalarnda önemli rol oynamtr.
1.6. Ana Kitle: Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat
“Bir yere, kültüre, davran ekline, düünceye ait olma” gibi anlamlara ge-
len “Ehl” sözcüü ile “yol, gidi ve adet” anlamlarna gelen “Sünnet” sözcüünün
bir araya gelmesiyle olumutur.178 Bu kavram, müstakil olarak deil de Ehl-i Sünnet
ve’l-Cemaat olarak kullanlmaktadr. Kaynaklarda nakledildiine göre, slâm Dinini
anlamada Rasûlullah ile onun ashabnn takip ettii yolu benimseyenler179 anlamnda
kullanlan bu kavram yaklak dört asrda olumutur180 ve ilk defa Hicrî 4. asrda
Ebu’l-Leys es-Semerkandî bu kitleden “Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat” adyla bahsetmi
174 Kummî, a.g.e., II, s. 84.
175 Meclisî, a.g.e., XXVIII, 16-17.
176 Adgüzel, a.g.m., s. 106-107.
177 Bozan, a.g.e., s. 49-50.
178 Râgb el-sfahânî, Müfredâtü Elfâzi’l-Kur’ân, Dmek, Dâru’l-Kalem, 2002, s. 96, 429-430.
179 A. Saim Klavuz, slam Akaidi ve Kelam’a Giri, stanbul, Ensar Nesriyat, 1998, s. 297;
Henry Laoust, slam’da Ayrlkç Görüler, çev. E. Ruhi Fglal-Sabri Hizmetli, stanbul, P-
nar yay., 1999, s. 98.
180 Mehmet Zahit Ünver, “Son Dönem Bir Osmanl Âlimi M. Zahid Kevserî’nin Ehl-i Sünnet
Algs ve Mezheplere Bak” (Baslmam Yüksek Lisans Tezi), Sakarya Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü, Sakarya, 2011, s. 35; Sarkaya, a.g.e., s. 58.
109
ve daha sonra bu isim kullanlagelmitir.181 Bu grubu tekil eden alt gruplar ise Selef
ve Halef olmak üzere ikiye ayrlmaktadr. Selef, Ashâb- Rey ve Ashâb Hadis’ten;
Halef ise E’arîler ve Maturîdiler’den olumaktadr.182
Douu ve Tarihsel Süreci: Hulefâ-i Raidîn dönemindeki iç dini-politik ça-
tmalar bedevî eilime yakn olan Hariciler ile Ehl-i Beyt’i yüceltip ve Ali evladna
nass ve tayinle mâmet yolunu açan îa frkalarnn ortaya çkmasna neden olmutu.
Birbirine zt konumda olan bu iki frkann zihniyetlerinin oluumuna etki eden olay-
lar, Hz. Osman’n Hariciler tarafndan katledilmesi ve özellikle Haricililerin tekfir
hususunda arya gitmesi Mürcîe’nin douuna neden olmutu. Mürcie bir nevi bu
iki frkaya karlk doan bir mezhepti. Öte yandan Hz. Peygamber zamanndaki ni-
fak hareketleriyle ilk nüveleri oluan ve sonraki dönemlerde ortaya çkan birtakm ih-
tilaflar neticesinde “insann fiilleri” hususunun tartlmas “insann kaderin tutsa-
nda bir robot olduunu söyleyen Cebriyeci düünce ile insann fiillerinde Allah’n
hiçbir müdahalesi olmadn söyleyen Kaderiyye”nin183 domasna neden olmutu.
Sonraki asrlarda ise yine dört halife dönemindeki ihtilaflardan referansla ortaya ç-
kan “büyük günah” kelamî meselesi Vasl b. Ata’nn ilk admyla “el-Menzile Bey-
ne’l-Menzileteyn” görüüne sahip olan Mu’tezile frkas olumutu.184 te bu tarihî
süreç içerisinde Müslümanlar arasnda vuku bulan bütün ihtilaflarda, bütün itikadî
meselelerin tartlmasnda, Rasûlullah’n çizdii snrlar içinde yaamaya çalan,
siyasete karmayp tarafgirlikten öte tarafszln korumak için uraan, ilim ve ir-
fanla itigal eden bir takm sahabilerin ve tabiinin oluturduu “ana bünye” diye ta-
rif edebileceimiz bir kitlenin varlndan bahsetmek mümkündür.185 Modern dönem
aratrmaclarndan Nadim Macit bu kitleyi öyle tarif etmektedir:
“Müslümanlar frkalara ayrma yerine birlie, Hz. Peygamber’in ashabnn yo-
luna davet eden Abdullah b. Ömer (ö. 74/693), bnrahim en-Nehâi (ö. 96/714),
e-abi (ö. 104/722) ve Hasan el-Basrî (ö. 110/728) ve benzerlerinin öncülük et-
tikleri ve orta yol olarak adlandrdklar mutedil grup sünnete ball ve ümme-
181 Sarkaya, a.g.e., s. 62.
182 Sarkaya, a.g.e., s. 74 v.d.
183 Nadim Macit, “Sünnî Ekolün lk Öncüleri ve Görüleri” (Yaynlanmam Çalma), Van,
y.y., 1993, s. 13.
184 Ebû Mansur Abdülkahir b. Tahir b. Muhammed Temimi Abdülkahir Badadî (429/1037-
1038), Mezhepler Arasndaki Farklar: el-Fark beyne’l-Firak, trc. Ethem Ruhi Flal, Ank.
TDV Yay., 1991, s. 83.
185 Bkz: Câbirî, a.g.e. s. 477-479.
110
tin birliini korumay hedeflemilerdir. Onlarn takndklar tavr, bunu açkça
göstermektedir. Birlii ve gelenei temsil eden bu ana bünyenin, ekol olarak do-
uunu kesin çizgilerle belirtmek güç olmasna karn, mutedil olarak tanmlanan
bu anlayn slâm’n neetiyle beraber neet edip ve bu bünyenin kendisinden
ayrlanlarla mücadele ettiini söylemek mümkün görünmektedir.”186
Bu kitlenin douunda Hz. Peygamber zamannda meydana gelen anlamaz-
lklar, Hulefâ-i Raidîn dönemindeki ihtilaflarn ve özellikle Hz. Osman’n öldürül-
mesiyle beraber balayan siyasi kargaalarn büyük etkisi vardr. Çünkü meydana ge-
len her ihtilaf Müslümanlar fikren hep birkaç gruba ayrm ancak bu gruplarn biri
mutlaka ana çizgiden ayrlmamtr. Siyasî olaylarda tarafszln ilan etmi ihtilaflar
hakknda görü beyan etmemitir.187 Öte yandan bütün bu kargaalarn neticesinde
ana kitleden ayrlarak oluan Havariç, Mürcie, îa, Mu’tezile, Kaderiyye gibi frkala-
rn varl ana bünyenin de kendini göstermesine neden olmutur.188 Kemaleddin
ükrü eserinde Ehl-i Sünnetin tanmndan veya oluum sürecinden bahsetmemitir
ancak olaylar karsnda tarafszln koruyan bir kitlenin varlna zaman zaman
deinmitir.189
Ehl-i Sünnet anlay Hz. Peygamber’in nübüvvetinden beri geçen süre içeri-
sinde vuku bulan ihtilaflarla zaman içerisinde geliip olusa da Modern dönem ara-
trmaclarn naklettiine göre, bu ekol belirgin bir ekilde, sonraki devirlerde ortaya
çkmtr. Bu husus Nadim Macit tarafndan öyle dile getirilmektedir:
“Ehl-i Sünnet h. III. yüzylda itikadî bir ekol olarak olutuu, baka deyile ehl-i
bidatn zuhurundan sonra muhafazakâr çounluun anlmaya baland bir ad-
landrma olarak görülmektedir. slam’n büyük mirasn vurgulayan ve kendileri-
ni onunla özdeletiren ve iftihar tavr gelitiren bir oluumun görüntüsünü yan-
stmaktadr. Ancak bilinmesi gereken ve merak edilen sünnî kavramnn ban-
dan geçen semantik serüven deil bu mefhum ve kelimenin dinî bir anlay ola-
rak hangi nedenlerle ortaya çkt ve bu balamda tad özgül anlamdr. Han-
gi nedenlerle ortaya çkt sorusunun temelinde siyasi bir ihtilaf olarak ortaya
çkan hadiselerin kargaaya dönümesi ve bu olaylarn dini esaslar açsndan ye-
rini tayin etme yatmaktadr. Ortaya çkan olaylar karsnda kendilerini belli du-
rulu konumlandran frkalarn dini anlama biçimleri ikinci bir neden olarak gö-
186 Macit, a.g.e., s. 13-14.
187 Ayrntl bilgi için bkz: Sarkaya, a.g.e., s. 59-63. Ayrca bu gruba örnek olarak bkz: Câbîrî,
a.g.e., s. 473-477.
188 Macit, a.g.e., s. 17.
189 Orbay, a.g.e., s. 103-104, 117-121.
111
rülmektedir. Öyleyse bu ekolün ehl-i bidatten sonra kendisini gösterdii sözünü
hatrmzda tutmamz gerekmektedir.”190
Baz htilaflar Hakknda Görüleri: Hz. Peygamber zamanndaki ihtilaflar-
da bu grup daima Rasûlullah’tan taraf olmutur. mâmet hususunda, Hz. Ebû Be-
kir’in ümmetin icmasyla halifelie geçtii ve Hz. Peygamber’den sonra fazilet ba-
kmndan onun efdal olduu191 düüncesine sahip olmutur. Ehl-i Sünnet’e göre Hz.
Ömer halifelie Hz. Ebû Bekir’in tayini ile gelmitir, zaten halifeliin Hz. Ömer’in
hakkdr. Çünkü Hz. Ebû Bekir’den sonra ashabn en efdali odur.192 Onlara göre, Hz.
Osman ûrâ ile Hz. Ali ise icmâ ile halifelik makamna geçtiini ve fazilet sralama-
snn da böyle olduunu, kendi halifeliindeki bütün icraatlarnda isabetli onun oldu-
unu, katillerin onu zulüm ve dümanlk duygularyla haksz yere öldürdüklerini
inanç olarak benimsemitir.193 Cemel ve Sffîn savalarnda ise siyasete karmayp
kendi ileriyle megul olduklarn kaynaklar nakletmektedir.194
Görüldüü gibi, Hz. Peygamber’in salndan beri vuku bulan bütün ihtilaf-
lardan bir ekilde kendini soyutlamay baaran bu grup ana kitleyi tekil etmekteydi.
Kaynaklarda nakledildiine göre Ehl-i Sünnet’in oluumu yaklak dört asrlk bir
zaman diliminde vuku bulmutur ve ilk defa Hicrî 4. asrda Ebu’l-Leys es-
Semerkandî bu kitleden Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat adyla bahsetmi ve daha sonra bu
isim kullanlagelmitir.195
190 Macit, a.g.e., s. 15.
191 Ebu’l-Abbâs ehabeddin Ahmed b. Hacer el-Heytemî (974/1566), Savâiku’l-Muhrika fi’r-
Reddi ala Ehl-i Bida’ ve’z-Zendeka, thk. Abdülvahhab Abdüllatif, Kahire, Mektebetü’l-
Kahire, t.y. s. 55; Ayrca Ehl-i Sünnet’in mâmet Görüü hakknda ayrntl bilgi için bkz:
Ünalan, a.g.e., s. 89-94.
192 Heytemî, a.g.e., s. 55.
193 E’arî, a.g.e., s. 29.
194 Sarkaya, a.g.e., s. 63.
195 Sarkaya, a.g.e., s. 62. Ayrca Ehl-i Sünnet’in öncüleri saylabilecek önemli ahisyetler hakkn-
da ayrntl bilgi için bkz: Ebû Mansur Abdülkahir b. Tahir b. Muhammed Temimi Abdülkahir
Badadî (429/1037-1038), Mezhepler Arasndaki Farklar: el-Fark beyne’l-Firak, trc.
Ethem Ruhi Flal, Ank. TDV Yay., 1991, s. 246-248, 289-292; Mehmet Zeki can “Ehl-i
Sünnet’in Oluumunda Öncü ahsiyetler”, Tarihte ve Günümüzde Ehl-i Sünnet, stanbul,
Ensar Yay., 2006, s. 66-96.
112
SONUÇ
lk dönem slam corafyasnda Hz. Peygamber'in vefatyla birlikte Asr- Saa-
det'ten zaman ve mekân boyutlu uzaklaldkça ve bilhassa hilafetin saltanata dö-
nümesi hengâmnda güncel veya geçmiteki olaylar referans gösterilmek suretiyle
bir takm frkalarn zuhur ettii aikârdr. Bu frkalarn bazlar, zamanla siyasî mese-
leler, kiisel çkarlar, cehalet veya art niyetli kiiler yüzünden dalâlet yoluna sapm-
lardr. Nitekim bunun en bâriz örneklerini Havaric, Mürcie, Mu’tezile ve iî mezhep-
leri içinde oluan birtakm frkalarda görmek mümkündür.
slam Tarihinde Mezheplerin ve alt kollarnn ortaya çknn/douunun se-
bepleri söz konusu edildiinde varlacak kan bu oluumlarn bir tarihsel süreç içeri-
sinde vuku bulduudur. Bu süreç ise Hz. Peygamber’in risaletine, hatta Cahiliye dev-
ri kabileler aras mücadelelere ve asabiyet düüncesine kadar dayanmaktadr. Hz.
Peygamber risaletle beraber, asabiyet duygular, kabilevî inançlar ve cahiliye anlay-
lar etrafnda yetien mürikleri, slam dairesi içerisine toplam ve onlarn görüleri-
ni, inançlarn ve deerlerini deitirmitir. Ancak onun zamannda baz münafkla-
rn, müriklerin ve Yahudilerin nifak hareketleri Müslümanlar arasndaki ilk ihtilafla-
r oluturmutur. Hatta henüz tam olarak kalplerine iman yerlememi olan baz mü-
minlerin de bu nifak hareketlerinden olumsuz etkilendii söylenebilir. Asr Saadette
meydana gelen bütün görü ayrlklarnn dorudan mezheplemeye etki ettiini söy-
lemenin pek mümkün olmad hatrlatlmaldr. Ancak ashab arasnda meydana ge-
len bir takm ihtilaflar vardr ki bunlarn frkalamalara dorudan etki ettiinde he-
men bütün bilginler görü birlii halindedir.
Hz. Peygamber’in ölüm döeinde iken zuhur eden ihtilaflar salih duygular
içerisinde olmalarna ramen sahabileri ikiye bölmü ve ilk iî ayrmann temelleri-
ni oluturmutur. Üsâme Ordusu Meselesi ve Krtas Olay buna örnek olarak zikredi-
lebilir. Ancak bu ihtilaflar Rasûlullah’n vefatyla birlikte giderek daha da artmtr.
Çünkü Ashab Allah Rasûlü hayatta iken karlat problemleri Ona sorarak zihinle-
rindeki sorunlarn rahatlkla gidermekte, toplumsal ve dinî problemlere çözüm bula-
bilmekteydiler. Rasûlullah’n olmay hem bu sorunlarn çözümünün zorlamasna
113
sebebiyet vermi hem de baz nifakçlara toplum yapsn gruplara bölmek suretiyle
bozma imkân vermitir.
Hz. Peygamber’in ölümünden hemen sonra en büyük ihtilaf mâmet mesele-
sine yaanm, sahabe çeitli görüler etrafnda toplanmtr. Hz. Ebû Bekir’in halife
olarak seçilmesi bu görü ayrlklarn geçici olarak arka plana itse de ayrlklar zi-
hinlerde hep kalmtr. Hz. Ebû Bekir döneminde, Hz. Fatma, Rasûlullah’n miras
hususunda Halife ile anlamazla dümü ve bu ihtilaf Hz. Fatma’nn istei dorul-
tusunda çözülmeyince bu mesele îa’nn ayrlk malzemesi haline gelmitir. Öte
yandan Hz. Peygamber’in vefatn frsat bilen birçok nifakç ve bozguncularn irtidat
ederek, zekât vermeyeceklerini ilan etmeleri de Hz. Ebû Bekir devrinde önemli bir
mesele haline gelmitir. Dier ihtilaflarda olduu gibi bu ihtilafta da ashab görü ay-
rlna düerek ikiye bölünmütür. Hz. Ömer’in halifeliinde de bir takm Fkhî me-
selelerle ve ûrâ olay ile ilgili çeitli ihtilaflar ortaya çkmtr. ûrâ olaynda Hz.
Ebû Bekir dönemindeki mâmet sorunu yeniden gündeme gelmi ve iî düüncenin
zuhuruna zemin hazrlamtr. Hz. Osman’n halifeliinde ise, uygulad bir takm
siyasi, dini ve ekonomik politikalar sadece kendisinin sonu olmam, hem Harici dü-
üncenin domasna, hem de Hz. Ali dönemindeki problemlerin de sebebi olmutur.
Öte yandan Hz. Osman’n ölümü Harici zihniyetine kar Mürcie’nin douunun
önemli sebeplerinden biri olmutur. Hz. Ali dönemindeki ihtilaflar ise önceki ihtilaf-
lardan bamsz deildir. Hz. Osman’n ehit edilmesi ve görünüte katillerin yaka-
lanmas Hz. Ali’nin halifeliindeki sorunlarn ana sebebidir. Hz. Osman’n halifeli-
inde ortaya çkan problemler de aslnda önceki dönemlerden bamsz deildir. Hz.
Osman’n katillerini isteyen Hz. Aie, Talha ve Zübeyr taraftarlaryla yaplan Cemel
Sava, hem Hz. Osman’n kann talep eden hem de Hz. Ali’nin halifeliine raz ol-
mayan Muaviye b. Ebî Süfyan ve taraftarlaryla yaplan Sffîn Sava problemlerin
hiçbirini çözüme kavuturmam, bilâkis çözümünü imkânsz hale getirmitir.
te bütün bu ihtilaflar, temelde Havaric, Mürcie, Kaderiye, îa ve Ehl-i Sün-
net olmak üzere be ana mezhebin zuhur etmesini bizzat zemin hazrlamtr.
Tahkimnameyi tanmayan, Hakem olayn kabul etmeyen, Hz. Ali’nin tahkimi kabul
ile kâfir olduunu ileri süren, kendisi gibi düünmeyen dier Müslümanlara sava
açan, onlarn kanlarn ve mallarn helal sayan, reislerinden biri de Hz. Peygamber
114
zamannda ona itiraz eden Zu’l-Huveysra et-Temîmî’nin olduu Hariciler’in zuhuru
Hz. Ali’nin sonu olmu ve Hariciler tarafndan ehit edilmitir. Haricilerin zuhurun-
dan sonra, onlara muhalif olarak, Hz. Osman’n öldürülmesinin de etkisiyle, siyaset-
ten uzak bir yaam tarzn benimseyen, siyasi ve dinî ihtilaflarda tarafszln ilan
eden Mürcie frkas domutur.
Öte yandan Cemel, Sffîn ve Nehrevan savalarnda her daim Hz. Ali’nin ya-
nnda olan; lk htilaflardan da olumsuz etkilenip Krtas olayn kendi lehlerinde yo-
rumlayan; Hz. Ali’nin ve oullarnn mâmetini nass ve tayinle hak sayan; dier hali-
felerin mâmetine zulüm gözüyle bakan ve îa diye isimlendirilen bir baka oluum
daha domutur. Ayrca bütün bu olaylar kaderle ilikilendirme eiliminde olan bir
baka grubun da temelleri atlmaya balamt. Bu düünceyi benimseyenler daha
sonra Kaderiye ve Mu’tezile olarak isimlendirildiler. Bu dört oluumun haricinde ta
Hz. Peygamber’in vefatndan beri hiçbir siyasi olaya karmayan, siyasî ve dini me-
selelerden uzak, dini ve tasavvufi hayat tercih eden, ilimle itigal eden, ana kitleden
ayrlmayp cemaate önem veren Rasûlullah’n çizdii snrlar içerisinde, sünnete uya-
rak yaamaya çalan bir baka mezhep daha domutur. Hz. Osman’n politikalarn-
da hakl olduuna ve mazlum olarak katlediline, halifelerin halifelik sralarnn ayn
zamanda üstünlük sras olduuna inanmakta olan bu grup sonraki yllarda Ehl-i
Sünnet ve’l-Cemaat olarak adlandrlmtr. Bu mezheplerin douunu baz tarihçiler
tek bir olaya balam, bazlar ise zamana yaymtr. Ancak tek bir olaya bal olsa
bile mezhebin siyasî ve dinî fikirlerinin olumas ve bir harekete dönümesi açsn-
dan deerlendirildiinde bunun uzun bir sürece ve birden çok nedene bal olduu
görülecektir. Bu süreci ise Hz. Peygamber’in risaleti ile balatmak mümkündür.
Çalmamzda Mezheplemede etkili olan ilk ihtilaflar ve Kemaleddin ükrü
Orbay’n, slam Tarihinde Nifak: Ali eseri çerçevesinde, Hz. Ali devri olaylarn ta-
rihsel arka plann da geniçe ele alarak aratrdk. Zira yazarn ele ald Hz. Ali dö-
nemi iç ihtilaflar; bir takm dinî, siyasî ve ekonomik çalkantlarn yaand dier dö-
nemlerin bir sonucudur. Dolaysyla Hz. Peygamber ve dier üç halife dönemlerini
ele almadan, Hz. Ali dönemini anlatmak hem Mezheplemeye götüren sebepleri k-
stl klacak hem de tarihi arka plan göz önüne alnmad için eksik kalacakt.
115
Cumhuriyet dönemi yazarlarndan olan Kemaleddin ükrü Orbay’n, mezkûr
eserinde, Hz. Ali Dönemini dinî-siyasî ihtilaflar ekseninde, Temel slam Tarihi eser-
lerinden de faydalanarak, geniçe ele alp aktarmas, Mezheplerin douunda etkili
olan fikir ayrlklarnn anlalmasnda kolaylk salamtr. Ancak eserin slam
Mezhepleri tarihi açsndan orijinal saylabilecek niteliklere sahip olmad görül-
mütür. Çünkü çalmamzn giri ksmnda da belirttiimiz gibi müellif eserini daha
çok tarihsel bir üslupta ele alm ve Hariciliin haricindeki dier mezheplere dein-
memitir.
Bunun yan sra müellif eserinde konu edindii olaylar yorumlarken geni bir
perspektif ile deerlendirmemi ve zaman zaman Ehl-i Sünnet çizgisinden uzak bir
takm yorumlamalara gitmitir. Cemel Sava’nda Hz. Aie ve taraftarlarn nifakç-
lkla suçlam, Sffîn savanda ise Muaviye b. Ebî Süfyan ile Amr b. el-Âs’tan me-
lun olarak bahsetmitir. Buna mukabil olarak Hz. Ali’nin her icraatnda isabetli oldu-
unu sk sk vurgulamtr. Müellifin olaylar hakkndaki bu tutum ve düünceleri yu-
karda da belirttiimiz gibi iî düünceye oldukça yakndr. Hatta müellifin eserinde
Haricilerden ve siyasi faaliyetlerinden geniçe bahsetmesine ramen îa’ya hiç de-
inmemesi “onu ana kitle olarak gördüü/kabul ettii” düüncesini de aklmza ge-
tirmektedir.
116
KAYNAKÇA
Abdurrezzak, Bekr Abdurrezzâk b. Hemmam es-San'ani (211/827): el-
Musannef, thk. Habîburrahman el-A’zamî, 12 c., 1. Bsk., Beyrut, Mektebu’l-slâmî,
1972.
Abdülhamid, rfan: slâm’da tikâdî Mezhepler ve Akâid Esaslar, trc: M.
Saim Yeprem, st., Marifet Yay., 1981.
Accâc, Muhammed Hatîb: Usûlu’l-Hadîs Ulûmuhû ve Mustalâhuhû, Bey-
rut, Dâru’l-Fikr, 1989.
Adgüzel, Abdülcabbar: “Erken Dönem Politik htilaflarn iî-mâmî Ekolde-
ki Teolojik zdüümleri”, e-Makalât Mezhep Aratrmalar, C. IV, No: 2, Güz–
2011, s. 63-122.
Arakça, Ahmed: Hz. Ebû Bekir Devri slam Tarihi, st., Buruc Yay.,
1998.
Akbulut, Ahmet: “Hariciliin Siyasi Görülerinin tikadilemesi”, AÜFD,
Fakültenin Kuruluunun 40. Yl Özel Says C. XXXI, s. 331-348.
Akbulut, Ahmet: Sahabe Dönemi ktidar Kavgas, Ank., Pozitif Matbaac-
lk, 2001.
Akçay, Mustafa: “Hz. Ali’nin Hayat ve Kiilii”, Anadoluda Alevîliin
Dünü ve Bugünü, ed. Halil brahim Bulut, 1. Bsk., Sakarya, Sakarya Üniversitesi
Yaynlar, 2010, s. 175-214.
Algül, Hüseyin: “Fedek”, DA, stanbul, TDV, 1995, C. XII, s. 294-295.
Algül, Hüseyin: “Hz. Ebû Bekir’in Hicretten Vefatna Kadar Olan Dönemde-
ki Faaliyetlerine Genel Bir Bak”, stem, C. III, No: 6, 2005, s. 105-120.
Apak, Adem: “Hz. Osman Dönemi Fetihleri”, Uluda Üniversitesi lahiyat
Fakültesi Dergisi, C. IX, No: 9, Bursa, 2000, s. 437-446.
Apak, Adem: “Hz. Osman’n Döneminde Meydana Gelen Siyasi Problemler
ve Sebepleri Üzerine Baz Deerlendirmeler”, Usûl slam Aratrmalar, No: 4,
Temmuz-Aralk 2005, s. 157-170.
Apak, Adem: “Hz. Osman’n Hilafeti Döneminde Umeyyeoullar’nn Devlet
daresindeki Yeri”, Uluda Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, C. VII, No: 7,
Bursa, 1998, s. 487-522.
Apak, Adem: slam Siyaset Geleneinde Amr b. el-As, Ank., Ankara Okulu
Yay., 2001.
117
Ar, M. Salih: Hz. Ebû Bekir ve Ridde Savalar, st., Beyan Yay., 1996.
Ar, M. Salih: mamiye îas Kaynaklarna Göre lk Üç Halife Dönemi,
stanbul, Düün Yaynclk, 2011.
el-Askerî, Allâme Murtaza: Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri –mâmet
ve Sahabe, çev. Cafer Bendiderya – smail Bendiderya, stanbul, Kevser Yay., t.y.
Atalan, Mehmet: “Hz. Muhammed’in Vefatndan Sonraki Hilafet Tartmala-
r”, Frat Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, C. IX, No: 2, Elaz, 2004, s. 55-
68.
Atçeken, smail Hakk: “Hz. Osman Dönemi ç Olaylarnda Mervan b. Ha-
kem’in Rolü”, Selçuk Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, No: 9, Konya, 2000,
s. 315-348.
Ay, Mahmut: Mu’tezile ve Siyaset, 1. Bs., stanbul, Pnar Yay., 2002.
Ayar, Kenan: “Hz. Ebû Bekir Dönemi Olaylarnda Kur’an’n Referans Olarak
Kullanlmas”, OMÜFD, No: 24-25, Samsun, 2007, s. 151-175.
Aycan, rfan: “Emevîler Dönemi ç Siyasi Gelimeleri (41-132/661-750)”,
AÜFD, C. XXXIX, 1999, s. 147-174.
Aycan, rfan: “Mervân I”, DA, Ankara, TDV, 2004, C. XXIX, s. 225-227.
Aycan, rfan: Saltanata Giden Yolda Muaviye b. Ebî Süfyan, Ank., Ankara
Okulu Yay., 2010.
Aydnl, Abdullah: “Ebû Zer el-Gfârî”, DA, stanbul, TDV, 1994, C. X, s.
266-269.
el-Badadî, Ebû Mansur Abdülkahir b. Tahir b. Muhammed Temimi
Abdülkahir (429/1037–1038): Mezhepler Arasndaki Farklar: el-Fark beyne’l-
Firak, trc. Ethem Ruhi Flal, Ank. TDV Yay., 1991.
Bâkllânî, Ebû Bekr Muhammed b. et-Tayyib (403/1013): Kitâbu Temhîdi’l-
Evâil ve Telhîsi’d-Delâil, thk. mâduddin Ahmed Haydar, 3. Bsk., Beyrut, 1993.
Bakkal, Ali: “Ebû Bekir’in Halife Seçilmesinde mamlar Kurey’tendir Hadi-
sinin Rolü Üzerine”, stem, C. III, No: 6, 2005, s. 87-104.
Balc, srafil: “Bir Yalnz Sahabi Ebû Zer el-Gfârî”, OMÜFD, No: 10,
Samsun, 1998, s. 351-386.
Balc, srafil: “Diplomat ve Devlet Adam Yönüyle Hz. Ömer”, OMÜFD,
No: 16, Samsun, 2003, s. 185-204.
Baaran, Selman: “Hakem b. Ebu’l-Âs”, DA, stanbul, TDV, 1997, C. XV,
s. 175-176.
118
Belâzürî, Ebu’l-Abbas Ahmed b. Yahyâ b. Câbir (279/892): Ensâbu’l-Erâf,
thk. Suheyl Zekkâr-Riyad Zirikli, 13 c., Beyrut, Dâru’l-Fikr, 1996.
Boyacolu, Ramazan: “Hz. Muhammed’in Hastal Srasnda Hz. Ömer’in
Tavr ve Halife Seçimi”, Cumhuriyet Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, C.
VI, No: 1, Sivas, 2002, s. 85-92.
Bozan, Metin: mâmiyye’nin mâmet Nazariyesinin Teekkül Süreci, s-
tanbul, SAM Yay., 2009.
Buhârî, Ebû Abdullah Muhammed b. smail (256/870): Sahihu’l-Buharî,
Riyad, Mektebetü Dâru’s-Selam, 1999.
Bursal, M. Necati: Hz. Ömer, st., Çelik Yay., 2010.
Cabiri, Muhammed Abid: slamda Siyasal Akl, trc. Vecdi Akyüz, st.,
Kitabevi Yay., 1997.
Cerraholu, smail: “Abdullah b. Mes’ûd”, DA, stanbul, TDV, 1988, C. I, s.
114-117.
Cevdet Paa, Ahmed (1312/1895): Ksâs- Enbiyâ, haz. Mahir z, II. Bsk.,
Ank., Kültür ve Turizm Bakanl Yay., 1985.
Çakr, Zehra: “Dört Halife Döneminde Talha b. Ubeydullah” stem, C. IV,
No: 7, 2006, s. 175-202.
Çelik, Mehmet: “slam Tarihinde Dinin Politikaya Alet Edilmesinin lk Ör-
nekleri”, Frat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C. X, No: 1, Elaz, 2000, s.
29-49.
Çiçek, Mustafa: “Hz. Peygamber ve Hulefâ-i Râidîn Döneminde Zübeyr b.
el-Avvâm”, stem, C. IV, No: 7, 2006, s. 135-158.
ed-Dabî, Seyf b. Ömer el-Esedî (200/816): el-Fitne ve Vak’atu’l-Cemel, der.
ve tsnf. Râtib Armu, Ahmet, 1. Bsk., Beyrut, Dâru’n-Nefâis, 1971.
Dalklç, Mehmet: “îa, Havariç ve Ehl-i Sünnette Takiyye”, (Baslmam
Yüksek Lisans Tezi), Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, stanbul,
1992.
Demir, Halis: “Meruiyet Açsndan Hz. Osman’n Öldürülmesinin ncelen-
mesi”, KSÜFD, C. VI, No: 11, 2008, s. 77-119.
Demircan, Adnan: “Rasûlullah’n Münafklarla likileri”, slam’da nsan
Modeli ve Hz. Peygamber Örnei (Kutlu Doum Haftas Sempozyumu 1993),
Ank., TDV Yay., 1995, s. 141-154.
119
Demircan, Adnan: “Üçüncü Halife Osman’a Yöneltilen Eletirilere
Bakllânî’nin Cevaplar”, slam-Sanat-Tarih-Edebiyat ve Musiki Dergisi, C. IV,
No: 8, 2006, s. 9-20.
Demircan, Adnan: Ali-Muaviye Kavgas, 2. Bsk., stanbul, Beyan Yay.,
2010.
Demircan, Adnan: Haricilerin Siyasi Faaliyetleri, stanbul, Beyan Yay.,
1996.
Demircan, Adnan: Hz. Ali Dönemi ve Ehl-i Beyt, stanbul, Beyan Yay.
2008.
Demircan, Adnan: Hz. Ali’nin Hilâfet Hakk Meselesinde Gadîr-i Hum
Olay, st., Beyan Yay. 1996.
Demirci, Mustafa: “Hz. Osman Devri Fitne Olaylarnn Sosyoekonomik Bo-
yutlar”, slâmiyât Dergisi, C. VII, No: 1, 2004, s. 155-170.
Doutan Günümüze Büyük slam Tarihi, ed. Kenan Seyithanolu, Red.
Hakk Dursun Yldz, stanbul, Ça Yay., 1992.
Dozy, Reinhart Pieter Anne (1300/1883): Târih-i slâmiyet, çev: Abdullah
Cevdet Karlda, 2 c., Kahire, Matbaâ-i ctihâd, 1908.
Dölek, Adem: “el-Velid b. Ukbe’nin Hayat ve Sahabe Adaleti Açsndan
Deerlendirilmesi”, Cumhuriyet Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, C. VI,
No: 1, Sivas, 2002, s. 93-110.
Ebû Davud, Süleyman b. E’as b. shak el-Ezdi es-Sicitânî (275/889):
Kitabu’s-Sünen: Sünen-i Ebû Davud, 1. Bsk., Riyad, Darü’s-Selâm, 1999.
Ebû Zehra, Muhammed (1394/1974): slam’da Siyasî tikadî ve Fkhî Mez-
hepler Tarihi, trc. Hasan Karakaya-Kerim Aytekin-Abdülkadir ener, stanbul, Hi-
sar Yaynevi, 1983.
Ebû Zehra, Muhammed: slam'da Siyasî ve tikadî Mezhepler Tarihi, çev.
Ethem Ruhi Flal-Osman Eskiciolu, 1. Bsk., stanbul, Yamur Yay., 1970.
Ecer, Ahmet Vehbi: “îa ve Douu”, Erciyes Üniversiesi lahiyat Fakülte-
si Dergisi, No: 1, Kayseri, 1983, s. 131-142.
Ergin, Murat: “Siyasî ve tikadî Mezheplerin Douunda Kabile Asabiye-
tinin Rolü” (Baslmam Doktora Tezi), Harran Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-
tüsü, anlurfa, 2000.
Erten, Hayri: “Hz. Ömer Döneminde Toplumsal Deime”, Selçuk Üniversi-
tesi lahiyat Fakültesi Dergisi, No: 6, 1996, s. 297-308.
120
el-E’arî, Ebu’l-Hasen bn Ebû Bir Ali b. smail b. shak (324/936): “Harici-
lerin Temel Görüleri”, çev. Harun Yldz, OMÜFD, No: 9, Samsun, 1997, s. 351-
356.
el-E’arî, Ebu’l-Hasen bn Ebû Bir Ali b. smail b. shak (324/936): lk Dö-
nem slam Mezhepleri: Makâlâtü’l-slâmiyyîn ve htilâfu’l-Musallîn, çev. Meh-
met Dalklç-Ömer Aydn, 1. Bs., stanbul, Kabalc Yaynevi, 2005.
Fayda, Mustafa: “Abdullah b. Amir”, DA, stanbul, TDV, 1988, C. I, s. 84-
85.
Fayda, Mustafa: “Abdullah b. Sa’d b. Ebû Serh”, DA, stanbul, TDV, 1988,
C.I, s. 130-131.
Fayda, Mustafa: “Ridde Olaylar”, DA, stanbul, TDV, 2008, Ankara, TDV,
2002, C. XXXV, s. 91-93.
Flal, E. Ruhi: “lk iî Olaylar”, AÜFD, C. XXVI, 1983, s. 335-352
Flal, Ethem Ruhi: “Abdullah b. Sebe”, DA, stanbul, TDV, 1988, C. I, s.
133-134.
Flal, Ethem Ruhi: “Hariciliin Douu ve Frkalara Ayrl”, AÜFD, C.
XXII, Ankara, 1978, s. 245-275.
Flal, Ethem Ruhi: “Mezheplerin Douuna Tesir Eden Sebepler”, slam
limleri Enstitüsü Dergisi, A.Ü..F. No: 4, Ank., 1980, s. 115-131.
Flal, Ethem Ruhi: “Sakife Olay veya Hz. Ebû Bekir’in Halife Seçimi”, s-
lam Medeniyeti Mecmuas, C. V, No: 3, stanbul, 1982, s. 7-27.
Flal, Ethem Ruhi: “iîliin Douu ve Gelimesi”, Milletleraras Tarihte
ve Günümüzde iîlik Sempozyumu, 1. Bsk., stanbul, SAV lmî Neriyat, 1993, s.
33-46.
Flal, Ethem Ruhi: bâdiyye’nin Douu ve Görüleri, (Yaynlanm Dok-
tora Tezi) Ank., Ankara Üniversitesi lahiyat Fakültesi Yay., 1983.
Goldziher, Ignaz (1339/1921): el-Akîdetu ve’-erîatu fi’l-slâm Arapçaya
çev: M. Yûsuf Mûsa-A. Hasan Abdulkâdir-A. Abdulhak, Kahire, Dâru’l-Kitabi’l-
Msrî, 1946.
Hamidullah, Muhammed: lk slam Devleti, st., Beyan Yay., 1992.
Hasan, Hasan brahim: Siyasî-Dinî-Kültürel-Sosyal slam Tarihi, çev. s-
mail Yiit-Sadrettin Gümü, stanbul, Kayhan Yaynevi, 1987.
Hatibolu, M. Saîd: “Hz. Peygamber’in Vefatndan Emevîlerin Sonuna Kadar
Siyasi-çtimai Hadiselerle Hadis Münasebetleri” (Yaynlanmam Doçentlik Tezi),
Ankara 1967.
121
Hatibolu, M. Saîd: “slam’da lk Siyasi Kavmiyetçilik: Hilâfetin
Kureylilii”, AÜFD, No: 23, Ank., 1978, s. 121-213.
Hemedânî, Ebû Bekr Ahmed b. Muhammed b. shak el-Hemedânî bnu’l-
Fâkih (289/902): Muhtasar Kitabu’l-Buldan, thk. M. J. de Goeje, Leiden, 1885.
Heytemî, Ebu’l-Abbâs ehabeddin Ahmed b. Hacer (974/1566): Savâiku’l-
Muhrika fi’r-Reddi ala Ehl-i Bida’ ve’z-Zendeka, thk. Abdülvahhab Abdüllatif,
Kahire, Mektebetü’l-Kahire, t.y.
el-Hillî, bn Mutahhar Cemaleddin Hasan b. Yusuf (726/1335): Nehcu’l-
Hakk ve Kefu’s-Sdk, nr. Aynullah el-Hasenî el-Urmevî, Kum, y.y., 1986,
el-Hilli, bnü'l-Mutahhar Cemaleddin Hasan b. Yusuf b. Ali (726/1325):
Kefu’l-Murad fî erhi Tecridi'l-’tikad, Kum, y.y. 1988.
Hitti, Philip: Siyasi ve Kültürel slam Tarihi, çev. Salih Tu, st., y.y., 1980.
Hizmetli, Sabri: “Tarihi Rivayetlere Göre Hz. Osman’n Öldürülmesi”,
AÜFD, C. XXVII, Ank., 1985.
Hurç, Ramazan: “Hz. Ebû Bekir Döneminde Bamszlk Hareketleri”, Frat
Ümiversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, No: 8, Elaz, 1998, s. 33-66.
Huseynî, Cemaleddin Ataullah: Ravzatü’l-Ahbâb, trc. Magnisavi
Benlizade, 2. Bsk., st., Matbaa-i Âmire, 1871.
Hüseyin, Taha: “Fitne Döneminde bn Sebe’nin Rolü Hakknda Bir Deer-
lendirme”, trc. Adem Apak, Uluda Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, C. VI,
No: 6, 1994, s. 421-424.
bn Abd Rabbihî, Ebû Ömer Ahmed b. Muhammed el-Endelusî (327/939):
Kitabu’l-kdü’l-Ferîd, rh ve tsh. Ahmed Emin, 4 c., Kahire, y.y., 1948.
bn Abdülber en-Nemerî, Ebû Ömer Cemaleddin Yusuf b. Abdullah b. Mu-
hammed Kurtubî (463/1071): el-stîâb fî-Ma’rifeti’l-Ashab, thk. Ali Muhammed
Bicavî, 12 c., Kahire, Dâr-u Nehdati Msr, t.y.
bn Arabî, Muhammed b. Abdillah b. Muhammed el-Endelusî (543/1148):
el-Avâsm mine’l-Kavasm, thk. Muhîbuddîn El-Hatîb, Kahire, 1979.
bn Asâkîr, Ebî'l-Kâsm Ali b. el-Hasen b. Hibetüllah b. Abdillah e-âfi'î
(571/1175): Târîh-u Medîneti Dmak, thk. Sekîne e-ihâbî, Dmek, y.y., 1954.
bn Deyba, Ebû Muhammed Vecihüddin Abdurrahman b. Ali (944/1537):
Teysiru’l-Vüsûl ilâ Câmii’l-Usûl: Kütüb-i Sitte Hadis Ansiklopedisi, çev. ve haz.
brahim Canan, st., Zaman Gazetesi Akça Yaynevi, t.y.
122
bn Ebi’l-Hadîd, Ebû Hamîd zzuddîn Abdülhamîd b. Hibetullah el-Medâinî
(656/1258): erh-u Nehci’l-Belâa, thk. M. Ebu’l-Fazl brahim, 20 c., Kum, y.y.,
1959.
bn Hacer el-Askalânî, Ebu’l-Fazl ehabeddin Ahmed (852/1449): Fethu’l-
Bârî, thk. Muhammed Fuad Abdulbakî-Muhîbuddîn el-Hatîb, 13 c., Beyrut, Dâru’l-
Maârif, 1988.
bn Haldun, Ebû Zeyd Veliyyuddin Abdurrahman b. Muhammed (808/1406):
Tarihu bn Haldun Kitabu’l-ber ve Divânu’l-Mübtede ve’l-Haber fî Eyyâmi’l-
Arab ve’l-Acem ve’l-Berber ve men Asârahum min Zevi’s-Sultâni’l-Ekber, 8 c.,
Beyrut, Daru’l-Fikr, 2000.
bn Hanbel, Ebû Abdullah Ahmed b. Muhammed e-eybanî Ahmed
(241/855): el-Müsned, thk. Muhammed Abdülkadir Ata, Beyrut, Daru’l-Kütübi’l-
lmiyye, 2008.
bn Hazm, Ebû Muhammed b. Ali b. Ahmed b. Saîd ez-Zâhirî (456/1064):
Cevâmiu’s-Sîre: Siyerin Özü, çev. M. Salih Ar, st., Çra Yay., 2004.
bn Hiâm, Ebû Muhammed Cemaleddin Abdülmelik (213/828): es-Sîretu’n-
Nebeviyye, thk. Mustafa es-Sakkâ, trc. Hasan Ege, 4 c., st., Kahraman Yay., 1985.
bn shak, Ebû Abdullah Muhammed b. shak b. Yesar (150/767): Sîret-i
bn shak, thk. Muhammed Hamidullah, 2. Bsk., Konya, Hayra Hizmet Vakf Ne-
riyat, 1981.
bn Kesîr, Ebü'l-Fida madüddin smail b. Ömer (774/1373): el-Bidâye ve’n-
Nihâye, çev. Mehmet Keskin, 14 c., st., Çar Yay., 1994.
bn Kudame, Ebû Muhammed Muvaffakuddîn Abdullah b. Ahmed
(620/1223): el-Mugnî, Riyâd, Mektebetü’r-Riyadi’l-Hadise, t.y.
bn Kuteybe, Ebû Muhammed Abdullah b. Müslim (276/889): el-Maârif,
thk. Servet Ukkâe, 4. Bsk., Kahire, Dâru’l-Maârif, t.y.
bn Kuteybe, Ebû Muhammed Abdullah b. Müslim(276/889): el-mâme ve’s-
Siyâse, thk. Üstaz Ali eyrî, 2 c., Beyrut, Dâru’l-Edva, 1990.
bn Mâce, Ebû Abdullah Muhammed b. Yezid er-Rebei el-Kazvini
(273/887): Sünen-i bn Mâce, thk. B. A. Ma’rûf, 6 c., Beyrut, Dâru’l-Cîyl, 1998.
bn Manzur, Ebu'l-Fazl Muhammed b. Mükerrem b. Ali el-Ensârî (711/1311):
Lisânu’l-Arab, 3. Bsk., Beyrut, Dâru hyâi’t-Turâsi’l-Arabî, 1999.
bn Rüd, Ebu’l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed Kurtubî
(595/1198): Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetu’l-Muktesd: Mezhepleraras Mu-
123
kayeseli slam Hukuku, red. Vecdi Akyüz, trc. Ahmed Meylani, st., Beyan Yay.,
1991.
bn Sa'd, Ebû Abdullah Muhammed b. Sa'd b. Meni' ez-Zühri (230/844): et-
Tabakâtü’l-Kübrâ, 9 c., Beyrut, Dâru’s-Sadrt, 1968.
bn âzân, Fadl b. âzân el-Ezdî: el-Îzâh, thk. Es-Seyyid Cemaluddin el-
Huseynî el-Urmevî el-Muhaddis, Tahran, Müessesetu ntiarât, 1363/1944
bn ebbe, Ebû Zeyd Ömer b. ebbe b. Abide en-Nemeri (262/876):
Târihu’l-Medîneti’l-Münevvera, thk. Fehim Muhammed eltut, 4 c., y.y., t.y.
bnü’l-Esîr, Ebu'l-Hasan zzeddin Ali b. Muhammed b. Abdülkerim
(630/1233): el-Kâmil fi’t-Tarih, 13 c. Beyrut, Dâru’s-Sadr, 1979.
bnü'l-Murtaza, Ahmed b. Yahyâ b. Murtaza Mehdi Lidinillah (840/1437):
Tabakâtü’l-Mu’tezile, thk. Susana Dwald Wlzer, Beyrut, Dâru’l-Mektebeti’l-
Hayat, 1961.
mam- Malik, Ebû Abdullah el-Asbahi el-Himyeri Malik b. Enes (179/795):
el-Muvatta, Kahire, Daru’r-Riyâni li’l-Terât, 1988.
el-sfahânî, Râgb: Müfredâtü Elfâzi’l-Kur’ân, Dmek, Daru’l-Kalem,
2002.
can, Mehmet Zeki: “Ehl-i Sünnet’in Oluumunda Öncü ahsiyetler”, Ta-
rihte ve Günümüzde Ehl-i Sünnet, stanbul, Ensar Yay., 2006, 63-96.
Klavuz, Ahmed Saim: slam Akaidi ve Kelam’a Giri, stanbul, Ensar
Nesriyat, 1998.
Klç, Ünal: “Hz. Ali’nin ehirlerin darecileriyle lgili Politikalar”, Cumhu-
riyet Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, C. XII No: 2, 2008, s. 121-140.
Klç, Ünal: “Hz. Ali’nin Vali Politikas ve Valileri”, Hz. Ali Sempozyum
Bildirileri (24-25 Ekim 2007), zmir, 2009, s. 317-335.
Korkmaz, Sddk: “bn Sebe Rivayetinin Tarih ve Makâlât Türü Eserlere
Yansmas”, Dinî Aratrmalar Dergisi, C. X, No: 29, Eylül-Aralk 2007, s. 129-
144.
Köse, Saffet: “Hz. Ömer’in Baz Uygulamalar Balamnda Ahkâmn Dei-
mesi Tartmalarna Bir Bak”, slam Hukuku Aratrmalar Dergisi, No: 7, Nisan
2006, s. 13-50.
Kubat, Mehmet: “Hariciliin Douunda Münafklarn Rolü”, Din Bilimleri
Akademik Aratrma Dergisi, C. VI, No: 4, 2006, s. 115-151.
Kuleynî, Ebû Cafer Muhammed b. Ya’kûb b. shak (329/941): el-Kâfî, thk.
Ali Ekber el-Gfârî, 5. Bs. Tahran, Dâru’l-Kütübü’l-slâmî, 1971.
124
el-Kummî, Ebû Halef (301/913)/en-Nevbahtî, Ebû Muhammed Hasan b.
Mûsa b. Hasan (310/922): iî Frkalar: Kitabu’l-Makâlât ve’l-Firak ve Firaku’-
îa, çev. Hasan Onat v.di., Ank., Ankara Okulu Yay., 2004.
el-Kummî, Ebu’l-Hasan Ali b. brahim (301/913): Tefsîru’l-Kummî, tsh. es-
Seyyid Tayyib el-Musevî el-Cezâirî, Kum, Dâru’l-Kitâb,1984.
Kutlu, Sönmez: “Mürcie Mezhebi: Douu, Fikirleri, Edebiyat ve slam Dü-
üncesine Katklar”, Gazi Üniversitesi Çorum lahiyat Fakültesi Dergisi, C. I,
No: 1, 2002/1, s. 168-210.
Kutlu, Sönmez: Türklerin slamlama Sürecinde Mürcie ve Tesirleri, An-
kara, TDV Yay., 2000.
Kutlu, Sönmez: “Ehl-i Beyt Sembolik Kapitalinin Tarihi Süreç çinde
Semerelendirilmesi”, slamiyat Dergisi, C. III, No: 3, 2000, s. 99-120.
Kutlu, Sönmez: Mezhepler Tarihine Giri, 1. Bs., st., Deerler Eitimi
Merkezi Yay., 2008.
Kutluay, Cihat: “Haricilikte Hurûç, Ku’ûd ve Hicret”, (Yaynlanmam
Yüksek Lisans Tezi), Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü-
sü, Çanakkale, 2007.
Kutluay, Yaar: slam ve Yahudi Mezhepleri, Ank., AÜF Yay. 1965.
Laoust, Henry: slam’da Ayrlkç Görüler, çev. E. Ruhi Fglal-Sabri
Hizmetli, stanbul, Pnar yay., 1999.
Lewis, Bernard: Tarihte Araplar, çev: Hakk Dursun Yldz, st., stanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yay., 1979.
Lings, Martin: Hz. Muhammed’in Hayat, çev. Nazife iman, st., nsan
Yay., 2006.
Macit, Nadim: “Sünnî Ekolün lk Öncüleri ve Görüleri” (Yaynlanmam
Çalma), Van, y.y., 1993.
Makrizî, Ebü'l-Abbas Takyyüddin Ahmed b. Ali b. Abdülkadir (845/1442):
en-Niza ve’t-Tehâsum fî mâ beyne Benî Umeyye ve Benî Hâim, thk. Huseyn
Mu’nis, Kahire, Daru’l-Maârif, 1988.
el-Malatî, Ebu’l-Huseyin Muhammed b. Ahmed b. Abdurrahman (377/987):
et-Tenbih ve’r-Redd alâ Ehli’l-Hevâ ve’l-Bid’a, Nr ve lv: M. Zahid el-Kevserî,
Beyrut, Mektebetu’l-Maârif, 1968.
el-Meclisi, Muhammed Bakr b. Muhammed Taki b. Maksud Ali
(1110/1698): Biharü'l-Envari’l-Câmia li-Düreri Ahbari’l-Eimmeti'l-Ethar: el-
125
Akl ve’l-Cehl, thk. Muhammed el-Bâkr el-Behbûdî, 111 c., II. Bs. Beyrut, Dâru
hyâ, 1983.
Mes’ûdî, Ebü'l-Hasan Ali b. Hüseyin b. Ali (345/956): Murûcu’z-Zeheb ve
Ma’âdinü’l-Cevher, thk. Muhammed Muhyiddin Abdülhamid, 2 c., Beyrut, Daru’l-
Fikr, t.y.
Minkârî, Ebü'l-Fazl et-Temîmî Nasr b. Müzahim (212/827): Vak’atü Sffîn,
thk. Abdüsselâm Muhammed Hârûn, 3. Bsk., Kahire, el-Müessesetü’l Arabiyeti’l-
Hadîse, 1981.
el-Muzaffer, Muhammed Rza: îa nançlar: Akâidu’l-mamiyye, terc.
Abdülbaki Gölpnarl, stanbul, Zaman Yay., 1978.
el-Muzaffer, Muhammed Rza: es-Sakîfe, Necef, y.y., 1980.
Nai el-Ekber, Abdullah b. Muhammed Ebu’l-Abbas (293/906): Mesâilu’l-
mâme, thk. Josef van Ess, Beyrut, y.y., 1971.
en-Nesâî, Ebû Abdurrahman Ahmed b. Ali b. uayb (303/915): es-Sünenü’l-
Kübrâ, 1. Bsk., Beyrut, Müessesetü’r-Risâle, 2001.
en-Nisaburi, Ebu'l-Hüseyin el-Kueyri en-Nisaburi Müslim b. el-Haccâc
(261/875): Sahîh-i Müslim, Riyad, Mektebetü Dârü’s-Selam, 2000.
Nu’aymî, Selim: “Haricilerin Douu” çev. Harun Yldz, OMÜFD, No: 10,
Samsun, 1998, s. 513–536.
O’leary, De Lacy: slâm Düüncesi ve Tarihteki Yeri, çev: Hüseyin
Yurdaydn-Yaar Kutluay, Ankara, AÜF Yay., 1971.
Onat, Hasan: “iîliin Douu Meselesi”, AÜFD, C. XXXVI, 1997, s. 79-
118.
Onat, Hasan: “iîlik ve Günümüz iîliinde Baz Yeni Yaklamlar Üzerine”,
slâmî Aratrmalar Dergisi, C. III, No: 3, 1989, s. 122-138.
Onat, Hasan: Emevîler Devri iî Hareketleri ve Günümüz iîlii, Ank.,
TDV Yay. 1993.
Orbay, Kemaleddin ükrü Kalelizâde: slam Tarihinde Nifak: Ali, Necm-i
stikbal Matbaas, stanbul 1928.
Öz, Mustafa ve lhan, Avni: “mâmet”, DA, stanbul, TDV, 2000, C. XXII,
s. 201-203.
Öz, aban: “îa’nn Asl ve Douu Üzerine Görüler”, e-Makâlât Mezhep
Aratrmalar, C. I, No: 2, 2008, s. 29-47.
Özkan, Mustafa: “Siyasi-Sosyal Gelimeler Karsnda Hz. Aie’nin Duruu
Üzerine”, Diyanet lmî Dergi, C. XXXXV, No: 1, Ocak-ubat-Mart 2009, s. 57-74.
126
Özkurt, Adem: “Nevbahtî’nin Firaku’-îa’s nda!iî!Mezheplere!Yakla m ”!
(Bas lmam !Yüksek! Lisans! Tezi),!Ondokuz Mays Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü,!Samsun,!2009.!
er-R zvânî,!Üstad!Ali!Asker:!Kur’an ve Sünnet Inda Ehl-i Beyt Mekte-
bi,!çev.!Ebulfez!Kocada,!y.y.,!Kevser!Yay.,!t.y.!
Sallabî,!Muhammed!Ali:!I. Halife Hz. Ebû Bekir Hayat ahsiyeti ve Dö-
nemi,!trc.!erafettin!enaslan-Faruk!Akta,!st.,!Ravza!Yay.!2009.!
Sallabî,!Muhammed!Ali:!II. Halife Hz. Ömer Hayat ahsiyeti ve Dönemi,
trc.!Mehmet!Akba,!st.,!Ravza!Yay.,!2008.!
Sar c k,! Murat:! Bütün Yönleriyle Dört Halife Dönemi,! st.,! Nesil! Yay.,!
2010.!
Sar kaya,! Mehmet! Saffet:! slam Düünce Tarihinde Mezhepler,! Isparta,!
Tura!Matbaas ,!2001.!
Seyyid!Kutub,!Seyyid!b.!Kutub!b.! brâhim!! (1386/1966):!Fî Zilâli’l-Kur’ân,
Trc.!B.!Karl ga-.!H.!engüler-Emin!Saraç,!16!c.,!stanbul,!Hikmet!Yay nlar ,!1970.!
Sezikli,! Ahmed:! Hz. Peygamber Devrinde Nifak Hareketleri,! Ankara,!
TDV!Yay.,!2001.!
Sofuolu,!Cemal:!“îa’nn Hadis Anlay” (Bas lmam !Doktora!Tezi),!An-
kara!Üniversitesi!Sosyal!Bilimler!Enstitüsü,!Ank.,!1977.!
ehristânî,! Ebu'l-Feth! Taceddin!Muhammed! b.!Abdülkerim! (548/1153):! el-
Milel ve’n-Nihal: Dinler Mezhepler ve Felsefi Sistemler Tarihi,!çev.!Mustafa!Öz,!
ed.!Mehmet!Dalk l ç,!st.,!Litera!Yay.,!2008.!
eriati,!Ali! (1398/1977): Ali îas Safevi îas,!çev:!Feyzullah!Artinli,! st.,!
Yöneli!Yay.,!1990.!
erif!el-Murtazâ,!Ali!b.!Hüseyin!el-Musevî:!e-âfî fi’l-mâme,!Müessesetu!
smâiliyyât,!II.!Bsk,!Kum,!1989.!
eyh!Mufîd, Muhammed!b.!Muhammed! el-Badâdî:! el-Cemel ve’n- Nusre
li-Seyyidi’l-tre fî Harbi’l-Basra,!Kum,!el-Mektebetu’d-Dâvirî,!!t.y.!
Taberî,! Ebû! Ca’fer! bn! Cerîr! Muhammed! b.! Cerîr! b.! Yezid! (310/923):!
Tarihu’t-Taberî: Tarihu’l-Umem ve’l-Mülûk,! thk.!Muhammed! Ebu’l-Fazl! bra-
him,!Amman,!Beytu’l-Efkâru’d-Devliyye,!t.y.!
Tabersî,!Ebû!Ali!Emînuddîn!el-Fazl!b.el-Hasan!b.!Fazl!(548/1153):!’lâmu’l-
Verâ bi’l-A’lâmi’l-Hudâ,!Beyrut,!Dâru’l-Maârife,!1979.!
Tabtabâî,!Allâme! Seyyid!Muhammed!Hüseyin! b.!Muhammed! (1402/1981):!
slam’da îa,!çev.!Kadir!Akaras-Abbas!Kazimli,!y.y.,!Kevser!Yay.,!ty.!
127
Timurolu, Vecihi: “1923–1940 Yllar Arasnda Ekinimizin ve Yaznmzn
Kaynaklar”, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyat Sempozyumu, Yayna Haz.
Hüseyin Ataba-Aydn imek-Devrim Dirlikyapan, Ankara, Edebiyatçlar Dernei
Yay., 1998, s. 25-75.
Tirmîzi, Ebû sa Muhamed b. sa b. Sevre es-Sülemî (279/892): Sünenü’t-
Tirmîzî, thk. Ahmed Muhammed akir, y.y., t.y.
Tural, Rahim: “Kur’an’n Cem’i ve stinsahnda Üç Önemli Nokta”, Diya-
net Degisi, C. 26, No: 1, Ocak-ubat-Mart 1990, s. 89-101.
Turhan, Kasm: Kelâm ve Felsefe Açsndan nsan Fiilleri: Âmirî’nin Ka-
der Risalesi ve Tercümesi, ed. Hüseyin Kader, 2. Bs., st., Marmara Üniversitesi
lahiyat Fakültesi Vakf Yay., 2003.
Urve, Ebû Abdullah el-Esedi el-Kurei b. Zübeyr b. Avvâm (93/712):
Meazî Rasûlillah, thk. Muhammed Mustafa A’zâmî, Riyad, Mektebetü’t-
Terbiyeti’l-Arabî, 1981.
Üçok, Bahriye: “Ridde”, AÜFD, C. VI, 1958–1959, s. 97–113.
Üçok, Bahriye: slâm’dan Dönenler ve Yalanc Peygamberler Hicrî 7. -
11. Yllar, Ank., AÜF Yay., 1967.
Ünalan, Abdullah: “Ehl-i Sünnet ve îa’nn mâmette Dayand Hadisler”
(Baslmam Doktora Tezi), Harran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, anl-
urfa, 1998.
Ünver, Mehmet Zahit: “Son Dönem Bir Osmanl Âlimi M. Zahid
Kevserî’nin Ehl-i Sünnet Algs ve Mezheplere Bak” (Baslmam Yüksek Li-
sans Tezi), Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sakarya, 2011.
Vâkdî, Muhammed b. Ömer b. Vakd el-Eslemî (207/823): Kitâbu’l-
Megâzi, thk. Marsden Jones, 3 c., Beyrut, Â’lemu’l-Kütüb, 1966.
Vatanda, Celaleddin: Hz. Muhammed’in Hayat ve slâm Daveti Medine
Dönemi, 4. Bsk., st., Pnar Yay., 2007.
Wellhausen, Julius (1336/1918): Arap Devleti ve Sükûtu, trc. Fikret Iltan,
Ankara, A.Ü..F. Yay., 1963.
Wellhausen, Julius (1336/1918): slamiyetin lk Devrinde Dinî-Siyasî Mu-
halefet Partileri”, çev: Fikret Iltan, II. Bsk., Ankara, TTK Yay., 1989.
Ya'kubi, bn Vazh Ahmed b. shak b. Ca'fer (292/905): Tarih-i Ya’kûbî, 2
c., Beyrut, Dâru’s-Sadr, t.y.
Yldz, Harun: “Harici Düüncesinin Geliimi”, OMÜFD, No: 11, Samsun,
1999, s. 257-270.
128
Yldz, Harun: “Haricilerin Douunda Kurrâ’nn Rolü”, EKEV Akademi
Dergisi, C. VIII, No: 18, K-2004, s. 263-282.
Yiit, smail: “Osman”, DA, stanbul, TDV, 2007, C. XXXIII, s. 438-443.
Zehebî, Ebû Abdullah emseddin Muhammed b. Ahmed b. Osman
(748/1348): Tarihu’l-slâm ve Vefeyâtü’l Meahir ve’l-A’lâm, thk. Ömer
Abdüsselam Tedmürî, 25 c., Beyrut, Daru’l-Kitabi’l-Arabî, t.y.
Zehebî, Ebû Abdullah emseddin Muhammed b. Ahmed b. Osman
(748/1348): Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, thk. uayn el-Arnaût, 25 c., Beyrut,
Müessesetü’r-Risâle, 1996.
Zuhayli, Vehbe: slam Fkh Ansiklopedisi, red. Hamdi Arslan, trc. Ahmet
Efe v.di., 10 c., st., Zaman Gazetesi Feza Yaynclk, 1994.
Sayfalar
- ANA SAYFA
- HAKKIMIZDA
- İLETİŞİM
- GALERİ
- YAZARLAR
- BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ
- ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ
- SELÇUKLU TARİHİ
- SELÇUKLU TEŞKİLATI
- SELÇUKLU MİMARİ
- SELÇUKLU KÜLTÜRÜ
- SELÇUKLULARDA EDEBİYAT
- TOPLUM VE EĞİTİM
- SELÇUKLU BİLİM
- SELÇUKLU EKONOMİSİ
- TEZLER VE KİTAPLAR
- SELÇUKLU KRONOLOJİSİ
- KAYNAKLAR
- SELÇUKLU HARİTALARI
- HUN İMPARATORLUĞU
- OSMANLI İMPARATORLUĞU
- GÖKTÜRKLER
- ÖZ TÜRÇE KIZ İSİMLERİ
- ÖZ TÜRKÇE ERKEK İSİMLERİ
- MÜZELERİMİZ
- GÖKTÜRKÇE
- SELÇUKLU FİLMLERİ
- SELÇUKLU DİZİLERİ
- KÜTÜPHANELERİMİZ
14 Eylül 2024 Cumartesi
553
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder